(765 S. K. m. 497/2, 55/3, 59/2)
Yağma suçu sanıklarından S. Balta'nın beraatına, sanık N. Balta'nın TCY. nın 64/1. maddesi delaletiyle 497/2, 55/3, ve 59/2. maddeleri uyarınca 11 yıl 8 ay ağır hapis; sanıklar H. Çelik, M. Çelik ve B. Çelik'in ise 64/1. maddesi delaletiyle 497/2 ve 59/2. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 17 yıl 6 ay ağır hapis ve fer'i cezayla cezalandırılmalarına ilişkin Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesince 05.02.2002 gün ve 306-30 sayı ile verilen kararın kısmen kendiliğinden temyize tabi olması ve cezalandırılmalarına karar verilen sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 19.06.2003 gün ve 1249-4405 sayı ile;
"Sanık N. Balta'nın, sonradan kabul etmediği ve yakınan babasının etkisi altında kalarak verdiği anlaşılan 10.10.2000 tarihli dilekçesinin ve 16.10.2000 günlü kabullenme içerikli savunmasının, yakınan M. Balta'nın anlatımları ile de çelişkili olması, dosya içeriğinden akraba oldukları anlaşılan yakınanlar ile bir kısım sanıklar arasında husumet bulunduğunun anlaşılması karşısında, sanıkların atılı suçu işlediklerine ilişkin kesin kanıtlar, karar yerinde inandırıcı bir şekilde gösterilip tartışılmadan, adı geçen sanık ve yakınanın birbiriyle çelişkili anlatımları, bu kişilere açıklattırılıp giderilmeden yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 02.12.2003 gün ve 336-407 sayı ile; olay adliyeye intikal ettikten sonra sanıklar kendilerini suçtan ve cezadan kurtarmak için inkar yoluna gitmişler buna göre beyanda bulunmuşlardır.
Mağdurenin sanıklara iftira atması için hiçbir sebep yoktur. Mağdure olay sırasında dövülmüş, 10 gün iş ve güçten kalır derecede yaralanmıştır. Buna dair Mihalıççık Merkez Sağlık Ocağının raporu dosyada mevcuttur. Mağdure gasp olayından hemen sonra komşularının kapısını çalmış, komşularından yardım istemiş ve polise telefon edilmesini sağlamış ve derhal durum polise bildirilmiştir. Tüm bu hususlar mağdurenin beyanlarının doğru olduğunu açıkça göstermektedir. Sanıklardan N.'in beyanının, mağdure M. Balta'nın beyanı ile çelişkili olması, neticeye etkili olamayacaktır. Sanık N. Balta bir beyanında suçlamayı kabul etmiş, son tahkikatta ise suçlamayı reddetmiştir. Esasen sanıklardan suçu ikrarları beklenemez, bu nedenle sanık savunması ile mağdure beyanı arasında çelişkiden söz edilemez. Sanıklar ayrıntılı ifade vermeye de zorlanamaz. Zira sanıklar son tahkikat aşamasında suçlamaları kabul etmemişlerdir. Mağdurenin beyanları ayrıntılı olup, tüm aşamalarda aynı doğrultudadır, mağdurenin beyanı da rapor ve tanık beyanları ile desteklenmektedir. Bu deliller sanıkların mahkûmiyeti için yeterlidir. Kaldı ki, mağdure tüm aşamalarda 210 milyon lirasının alındığını belirtmiş, başka bir rakamdan bahsetmemiştir. Yalan söylemesi için hiçbir sebep yoktur. Mağdure darp edilmiştir. Mağdurenin olaydan sonraki hali yeminli tanıklar tarafından görülmüştür. Eli dahi tanık tarafından çözülmüştür. Tüm bu nedenlerle sanıkların isnat edilen suçu işledikleri kesin olarak anlaşılmış, mahkûmiyetlerine karar vermek gerekmiştir. gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu kararın da kısmen kendiliğinden temyize tabi olması ve sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istekli 27.12.2004 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle okunup, konu müzakere edilmiş ve açıklanan karara varılmıştır.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Ceza Yargılamaları Usulü Yasasında, Ceza Genel Kurulunda incelemenin duruşmalı yapılabileceğine ilişkin bir hüküm yer almadığından, sanıklar müdafiinin, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteminin CYUY'nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verildikten sonra dosya üzerinden yapılan incelemede;
Sanıkların yağma suçundan cezalandırılmalarına karar verilen somut olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, yakınan M. ile sanıklardan N.'in anlatımları arasındaki çelişkinin, bu kişilere açıklattırılarak giderilmesi suretiyle soruşturmanın genişletilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
İncelenen dosya içeriğine göre;
03.07.2000 tarihinde düzenlenen ihbar tutanağında, saat 04.30 sıralarında 155 nolu polis imdat telefonunu arayan ve adını vermeyen bir kişinin, komşuları M. Balta'nın evinden kavga sesleri ve kadın çığlığı duyduğunu bildirmesi üzerine, araştırma için olay yerine gidildiği belirtilmiştir.
Yakınan M. Balta, kolluk tarafından alınan ifadesinde; akşam saat 22.00 sıralarında uyuduğunu, tahminen gece saat 03.00 sıralarında kapının çalmasına uyandığını, kapıyı açtığında kaynının oğlu N. Balta'yı ve yanındaki H. Çelik, M. Çelik ve B. Çelik ile adının S. olduğunu duyduğu bir kişinin geldiklerini gördüğünü, kapıyı N. Balta'ya güvendiği için açtığını, bir şey söylemeden zorla içeriye girdiklerini, gelenlerin kendimize ait eşyaları götüreceğiz dediklerini, polise şikayet edeceğini söylediğinde N.'in boğazını sıkarak kendisini içerideki odaya götürdüğünü, elinde çift namlulu bir tüfek bulunan H. Çelik'in, silahın dipçiği ile kafasına vurduğunu, daha sonra elinde tabanca bulunan M.'in silahı kafasına dayayarak, bizi polise şikayet edersen seni kıra götüreceğim, dağa kaldıracağım, orada sana işkence yaparım ve seni öldürürüm, kimsenin de haberi olmaz, kocan da seni kurtaramaz, o da cezaevinde dediğini, B.'nin, elini kolunu iple ve bağırmaması için ağzını başındaki yazma ile bağladığını, o esnada N.'in kendisini tutarken B.'nin, cebinden çıkarttığı büyük bir çakıyla yavaş yavaş işkence yaptığını, her iki kolunu kestiğini, bu sana bir uyarıdır, eğer gidip polise şikayet edersen yine gelip daha ağır işkence yapıp seni öldürürüz sözleriyle tehdit ettiğini, bu olanlar sırasında bayılıp kalmış olduğunu, kendine geldiğinde ellerinin ve kollarının hala bağlı olduğunu, o şekilde komşuları R. Dinek'in evine gittiğini, o ve eşinin kollarını çözdüklerini ve Ramazan'ın durumu telefonla polise bildirdiğini, polislerin gelerek kendisini sağlık ocağına götürdüklerini, daha sonra televizyonun üzerinde bulunan 210 milyon lira parasının alındığını fark ettiğini, ayrıca tespitini yapamadığı bir çok eşyasını almış olduklarını bildirmiş, adını verdiği kişilerden şikayetçi olduğunu beyan etmiş, duruşmada da bu ifadesini benzer şekilde tekrarlamıştır.
Yakınan Nuri Balta ise 10.10.2000 tarihinde C.Savcılığına sunduğu dilekçede; oğlu N. Balta'nın bildirdiğine göre sanıklar M., H., B. ve N. Çelik tarafından çalınan 1 adet teyp, 1 adet ütü, 1 adet elektrik süpürgesi, 9 adet halı ve 1 adet renkli televizyonun, halen sanıkların elinde olduğunu, çalınan mallarının iadesini ve sanıkların cezalandırılmalarını talep ettiğini bildirmiş ve alınan ifadesinde, dilekçesini tekrar ettiğini, olayın olduğu sırada cezaevinde olduğunu, yakınan M.'in evinden götürülen eşyaların kendisine ait olduğunu, sanıklardan oğlu N.'in söylediğine göre sanıkların bilahare bu malları kendi aralarında paylaştıklarını, ancak oğluna herhangi bir şey vermediklerini, oğlu tehdit altında olduğundan, kendisi cezaevinden çıkınca gelip olayları anlattığını, oğlunun bu suçla bir ilgisi olmadığından eşyaları çalanların diğer sanıklardan şikayetçi olduğunu beyan etmiştir.
Son soruşturma aşamasında 29.11.2000 tarihinde talimat yoluyla Mihalıççık Asliye Ceza Mahkemesince alınan ifadesinde; önceki ifadesini tekrar ettiğini belirtmiş, ayrıca, eşinin akrabaları olan diğer sanıkların oğlu N.'e içki içirerek kandırmış olduklarını, eşini dövmesinden dolayı kendisinden intikam almak için oğlunu kullanarak yengesi M.'in kaldığı eve gitmek suretiyle olayı gerçekleştirdiklerini ve kendisine ait olan 9 adet halı, 1 televizyon, 1 ütü, elektrik süpürgesi ve 1 adet teybi almış olduklarını, oğlunun korktuğu ve annesinin akrabaları olması nedeniyle onlara yardım ettiğini, cezaevinden çıktıktan sonra yanına gelerek olayı anlatıp kendisine sığındığını, oğlu hariç diğer sanıklardan şikayetçi olduğunu söylemiştir.
Sanık N. Balta;
1) 19.07.2000 tarihinde müdafii huzuruyla C.Savcılığınca alınan ifadesinde; yakınan M.'in, amcası H. Balta'nın eşi olduğunu ve Mihalıççık ilçe merkezinde oturduğunu, kendisinin ise 03.07.2000 tarihinde ikamet etmekte olduğu Çayırhan kasabasında olduğunu ve iddia olunan eylemlere katılmadığını bu eylemlerden haberi de olmadığını, suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.
2) 10.10.2000 tarihinde C.Savcılığına sunduğu dilekçede kısmen ikrarda bulunarak; olay nedeniyle H.nda halen soruşturmanın sürdüğünü, Çayırhan kasabasında alkol aldıktan sonra M. Çelik'e ait taksi ile H., B. ve Niyazi Çelik'le birlikte ilçe merkezinde bulunan babası Nuri Balta'nın evine gittiklerini, kapıyı çaldıklarını, yengesi M. kapıyı açınca M.'in, elinde bulunan tabancanın kabzasıyla kafasına, B.'nin de bıçakla vücudunun çeşitli yerlerine vurduğunu, Niyazi'nin elinde eski bir av tüfeği, H.'nın elinde ise otomatik av tüfeği bulunduğunu, hepsinin birlikte yakınan M.'e vurduklarını, kendisinin karışmadığını, daha sonra yakınan M.'in elini, kollarını ve ağzını bağladıklarını, sesini çıkarırsa öldüreceklerini söylediklerini, sonra da babasına ait olan 9 adet halı, 1 adet renkli televizyon ve televizyonun üzerinde bulunan 210 milyon lira para, 1 adet teyp, 1 adet ütü ve 1 adet elektrik süpürgesini aldıklarını, yakınan M.'i kaçırmalarına kendisinin engel olduğunu, Çayırhan'a döndüklerinde diğer sanıkların parayı paylaştıklarını, ancak kendisine vermediklerini, işlenen suçla ilgisinin olmadığını, çünkü alkol almış olduğundan ne yaptığını bilemediğini, daha sonra diğer sanıkların devamlı surette kendisini ölümle tehdit ettiklerini, babası Nuri Balta'nın cezaevinden çıktığını duyunca diğer sanıkların ellinden kaçıp babasının yanına giderek olayı anlattığını belirtmiştir.
3) 16.10.2000 tarihinde verdiği dilekçe nedeniyle yeniden C.Savcısı tarafından müdafii huzurunda alınan ifadesinde ise; dilekçe içeriğini tekrar ettiğini, olay günü M. Çelik'in kullandığı araçla, H., B. ve N. Çelik'le birlikte Mihalıççık'a gittiklerini, yanlarında S. Balta'nın olmadığını, yengesi M.'in, Niyazi Çelik'i tanımadığı için S. diye adını yazdırmış olduğunu, sabaha karşı yengesi M.'in yalnız olarak kaldığı evin kapısını çaldıklarını, kapıyı açtığında M.'in elindeki tabancanın kabzası ile M.'in kafasına vurduğunu ve yengesinin bayıldığını, daha sonra diğerlerinin de saldırdıklarını, Niyazi ve H.'nın ellerinde tüfek, B.'nin elinde ise bıçak bulunduğunu, ancak tüfek veya bıçakla vurup vurmadıklarını sarhoş olduğu ve kapı ağzında durduğu için göremediğini, daha sonra yengesi M.'in kollarını ve ağzını bağladıklarını, ardından da cebinden parasını aldıklarını, yolda bu paranın 210 milyon lira olduğunu söylediklerini, ayrıca evden babasına ait eşyaları aldıklarını, arabayla oradan uzaklaştıklarını, Çayırhan'a vardıklarında bu malzemeleri paylaştıklarını, diğerlerinin kendisine bir şey vermediklerini ve olaydan kimseye söz etmemesi için tehdit ettiklerini, ilk ifadesinde bu nedenle olayı kabul etmediğini, babası cezaevinden çıkınca onun yanına gittiğini, şimdi olayın doğrusunu anlattığını, kendisinin suç teşkil edecek bir eylemde bulunmadığını, diğer sanıkların kendisi gibi yengesi M.'i de tehdit ettiklerini söylemiştir.
4) Son soruşturma aşamasında, Mihalıççık Asliye Ceza Mahkemesince talimat yoluyla ve müdafiinin de katılımıyla 02.04.2001, 11.05.2001 ve 25.12.2001 tarihlerinde alınan savunmaları ve TCY. nın 497/2. maddesi uygulanması olasılığı nedeniyle alınmış olan ek savunmasında; suçlamaları kabul etmediğini, hazırlık aşamasında olayı kabul eder şekildeki ifadenin de doğru olmadığını, dedesi H. Çelik tarafından babası ile barışması için ilçe merkezine gönderildiğinde, okuma yazması olmadığı için babasının avukatı tarafından hazırlanan dilekçeyi imzaladığını belirtmiştir.
Diğer sanıklar ise aşamalardaki ifadelerinde yüklenen suçu işlemediklerini beyan etmişlerdir.
Sanıklar müdafii de dilekçelerinde; müvekkillerinin yüklenen suçu işlemediklerini, yakınan Nuri'nin, sanıklardan H.'nın damadı, N.'in babası, diğer sanıkların da eniştesi olduğunu, yakınan Nuri'nin, yaklaşık 25 yıl önce H.'nın kızı N.'ı kaçırarak evlendiğini, yakınan Nuri ile diğer yakınan M.'in eşinin kardeş olup, hırsızlık yaptıklarını ve çocuklarını da bu işe zorlamalarına dayanamayan N.'ın durumu kolluğa ihbar ettiğini, buna çok kızan Nuri'nin onu çok feci şekilde dövdüğünü ve N.'ın da babasının yanına sığındığını, yakınan Nuri'nin ise kardeşi ile birlikte tutuklandıklarını, bu nedenle sanıklara husumet duyduğu için bu iftirayı attığını, ancak Mahkemece yakınan M.'in ve sanık N.'in iddiayı destekleyen beyanı arasındaki çelişkiler giderilmeden, savunmalar araştırılmadan karar verildiğini, çalındığı söylenen eşyaların büyük parçalar da olması karşısında birlikte beş kişinin de aynı arabaya binmelerinin olanaksız olduğunun nazara alınmadığını, kaldı ki kabule göre sanıkların eylemlerinin kendiliğinden hak alma suçunu oluşturabileceğini belirtmiş, ayrıca Park Teknik firmasından, sanıklardan B. Çelik'in olay gecesi 24.00-08.00 vardiyasında görevli olduğuna ilişkin yazıyı ve ekinde işinin başında olduğuna ilişkin puantaj cetvelini sunmuştur.
Tanık Ramazan Dinek, 03.07.2000 tarihinde kolluk tarafından alınan ifadesinde; gece 04.00-04.30 sıralarında kapının çalması üzerine uyanıp kapıyı açtığında, gelenin şahsen tanıdığı Hakverdi Balta'nın eşi olduğunu gördüğünü, abi benim evimi bastılar, beni dövdüler, bıçakladılar dediğini, ellerinin bağlı olduğunu görünce çözdüğünü ve polise haber verdiklerini, bu arada kadının kendisine, N. Balta ile birlikte beş kişinin evi bastıklarını söylediğini, ancak kendisinin olayı görmediğini beyan etmiş, duruşmada da benzer şekilde anlatımda bulunmuş, bu tanığın eşi olan diğer tanık Hülya Dinek de olayı benzer şekilde anlatmıştır.
Yakınan M. Balta H.nda Mihalıççık Merkez Sağlık Ocağı tarafından düzenlenen 03.07.2000 günlü raporda; saçlı deride üst tarafta sağlı sollu, ceviz büyüklüğünde iki şişlik, sol gözünün dış kısmında darba bağlı morluk, boynunun alt kısımlarında parmak izi ile uyumlu ekimotik alanlar bulunduğu, kafadaki şişliklerin muhtemelen künt bir cisimle vurmaya bağlı oluştuğunu, ayrıca kollarında yüzeysel hafif kanamalı, muhtemelen kesici aletle meydana gelmiş sıyrıklar olduğu, 10 gün iş ve gücünden kalacağı belirtilmiştir.
Bütün bu bilgi ve belgeler birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde;
Sanıkların, olay gecesi binek bir otomobille şehirlerarası yoldan gelerek, yakınanın evinden 9 adet halı, 1 televizyon, 1 ütü, elektrik süpürgesi ve 1 adet teyp aldıkları ve olay yerinden ayrılarak tekrar, ikamet etmekte oldukları beldeye döndükleri iddia edilmektedir. Ancak, beş kişinin sayılan eşyaları da binek otomobile yerleştirip birlikte sığmaları, hayatın olağan akışına aykırı düşmektedir. Kaldı ki, yakınan M. aşamalardaki ifadelerinde, evinden alınan eşyaların neler olduğunu belirtmemiş, diğer yakınan Nuri ise, olay yerinde olmadığı halde aradan süre de geçmesine rağmen evden hangi eşyaların alındığını tek tek saymıştır. Aile içinde sanıklar ile yakınanlar arasında husumet bulunduğu nazara alındığında, sanık N.'in, babası Nuri'nin baskı ve telkini altında geliştirilmesi muhtemel anlatımlarına itibarla eşyaların gasp edildiği iddiasına inanmak ve anılan suçun sübuta erdiğini kabullenmek olanaksızdır. Dosya içeriğinde, sanıkların yağma suçunu işlediklerini kabule yeterli başkaca kanıt da bulunmamakta, soruşturmayı genişletmek suretiyle yağma suçunun varlığına ulaşmak da olanaklı görülmemektedir.
Bu itibarla Yerel Mahkemece sanıkların yağma suçundan beraatları yerine, dosya kapsamına uymayan yetersiz bazı gerekçeler ve kabulle cezalandırılmalarına direnme suretiyle hükmedilmesi dosya içeriği itibariyle yasaya aykırı olup, hükmün bu gerekçeyle bozulmasına karar verilmelidir.
Ancak, Ceza Genel Kurulunda uyuşmazlık konusunun birinci müzakeresi sırasında, sanıkların yağma suçundan beraatlarına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmakla beraber, yakınan M. Balta'nın 10 gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaralandığı doktor raporuyla saptanmış olması karşısında, sanıkların etkili eylem suçundan cezalandırılmalarına karar verilmesinin olanaklı olup olmadığı hususu ileri sürülmüştür. Bu konunun çözümünde birinci müzakerede 2/3 yasal çoğunluk sağlanamadığından, yapılan ikinci müzakerede yasal çoğunlukla aşağıdaki sonuca varılmıştır;
Yakınan M.'in darp edildiği doktor raporu ile sabittir. Yakınanın, kesici alet ile yaralandığına ilişkin anlatımları da bu raporlarla doğrulanmaktadır. Öte yandan mağdurenin el ve ayaklarının bağlanması gerçeği tanıklar R. ve H. Dinek'in yeminli şahadetleriyle kanıtlanmış durumdadır. Yaralama eyleminin iddianameye konu edilen gaspın unsuru mahiyetinde düşünüldüğü bu itibarla gaspın sübuta ermediği sonucuna ulaşılsa dahi, bağımsız bir suça dönüşme olasılığı nedeniyle değerlendirmeye konu edilmesi gerektiği açıktır. Diğer sanıklar safahattaki tüm savunmalarında tüm suçlamaları reddetmiş, hatta böyle bir eyleme katılmadıklarını belirtmiş, sanık N. de ilk ve sonuncu savunmasında inkara yönelmiş ise de bu sanığın gerek 10.10.2000 tarihinde C.Savcılığına sunduğu dilekçesinde gerekse bu dilekçeye istinatla 16.10.2000 tarihinde C.Savcılığınca alınan beyanında darp eylemlerine katıldığına ve diğer bir kısım sanığın da bu fiilde yer aldığına ilişkin ikrarı söz konusudur. Bu nedenle, yakınan M.'i doktor raporunda belirtilen şekilde yaralayan kişi ya da kişilerin kimler olduğunun belirlenmesi ve bu bağlamda yakınan ile sanıkların ve olay sonrası yakınana yardım eden tanıkların yeniden dinlenilerek hasıl olacak kanıt bütünlüğü itibariyle yaralama fail ya da faillerinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu zorunluluk hükmün anılan gerekçeyle de bozulmasını gerekli kılmaktadır.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Kurul Üyeleri ise, yakınan M.'in ve sanık N.'in anlatımlarına itibar edilememesi karşısında, bu anlatımların bölünerek kısmen kabul edilmesinin olanaksız olması, sanıkların yüklenen suçları işledikleri konusunda, dosya kapsamında cezalandırılmalarına yetecek kanıt bulunmadığı nazara alındığında, yalnızca doktor raporuna dayalı olarak etkili eylem suçundan sanıkların cezalandırılmalarına da yasal olanak bulunmadığından bahisle karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün;
1- Sanıkların yağma suçundan cezalandırılmalarına yeterli kanıt bulunmaması karşısında beraatları yerine cezalandırılmalarına karar verilmesi isabetsizliğinden,
2- Yakınan M.'e etkili eylemde bulunma suçundan soruşturmanın genişletilmesinin gerekliliğinden BOZULMASINA,
2- Dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 19.04.2005 günü yapılan birinci müzakerede 1 numaralı neden yönünden oybirliği ile; 10.05.2005 günü yapılan ikinci müzakerede 2 numaralı neden yönünden yasal oyçokluğu ile tebliğnamedeki isteme kısmen uygun olarak karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy