(765 S. K. 52, 65, 448) (5237 S. K. m. 21, 29, 39, 53, 62, 81)
Dava: Zeynep Yıldız'ın 05.03.2004 tarihinde Sivas Merkez ilçeye bağlı Günören Köyü'nde öldürülmesi olayı ile ilgili olarak sanıklar Mehmet Yıldız ve Nurullah Yıldız hakkında yapılan yargılama sırasında; Sivas Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık Mehmet Yıldız hakkında 765 sayılı Yasanın 52. ve 448. maddeleri uyarınca kasten adam öldürme, sanık Nurullah Yıldız hakkında da 765 sayılı Yasanın 52, 448 ve 65/3. maddeleri uyarınca kasten adam öldürmeye fer'i iştirak suçundan açılan kamu davaları sonunda, Sivas 1. Ağır Ceza Mahkemesince 30.01.2006 gün ve 81-14 sayı ile;
... Olay günü Cuma namazını müteakip, sanıklar Mehmet ve Nurullah'ın kar sularının tahliyesi amacıyla araları arazi ihtilafı nedeniyle açık olan amcaları Osman Yıldız'a ait yerin kenarındaki taş duvarın dibini eşelemeye başlamaları ve kendilerini gören Osman'ın kendisine has üslubuyla bir takım sözler sarfetmesi şeklinde başlayan olayda ... sanık Mehmet Yıldız'ın amcası Osman Yıldız'ı hedefleyerek tabanca ile yaptığı atış sonunda (hedefte sapma sonucu) yengesi Zeynep Yıldız'ı tek mermi isabeti ile öldürdüğü, diğer sanık Nurullah'ın taş veya sair atış desteği ile kendisine atışları sırasında icrai destek sağladığı, Nurullah'ın eyleme katılımının taş atma, elinde var olduğu ileri sürülen ancak ele geçirilemeyen silah ile kardeşine destek sağlama, kardeşinin atışı sırasında karşı yanda sayısal çokluk yaratma ve müzaharet ve muavenet ile suçun icrasını kolaylaştırma, ona destek olma noktasında kalmıştır... biçimindeki kabulle; sanık Mehmet Yıldız'ın Zeynep Yıldız'ı kasten öldürme suçundan daha lehe olduğu değerlendirilen 5237 sayılı TCY. nın 81, 29. ve 62. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak mahrumiyetine, mahsuba, tutukluluk halinin devamına, zoralıma, avukatlık ücretine, yargılama giderine; sanık Nurullah Yıldız'ın Zeynep Yıldız'ın öldürülmesi olayına iştirak etmesi nedeniyle; daha lehe olduğu değerlendirilen 5237 sayılı TCY. nın 81, 39/2-b-c delaletiyle 39/1, 29. ve 62. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak mahrumiyetine mahsuba, tutukluluk halinin devamına, avukatlık ücretine, yargılama giderine ve zoralıma... hükmedilmiştir.
Bu hükmün sanıklar Mehmet ve Nurullah müdafileri ile katılan Osman vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesince 13.12.2006 gün ve 5703-5658 sayı ile; Dosya kapsamına ve delillere göre; sanık Mehmet'in maktule ve ailesinin bulunduğu tarafa yönelik olarak ateş edip maktuleyi vurup öldürmesinin hedefte hata sonucu öldürdüğü yolundaki gerekçedeki yanlışlık uygulama karşısında sonuca etkili görülmediğinden bozma sebebi yapılmamıştır.
Sanık Mehmet hakkında 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan eksik para cezası tayini bu suça yönelik aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık Mehmet'in adam öldürme ve 6136 sayılı Yasaya muhalefet, sanık Nurullah'ın adam öldürmeye iştirak suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suçların niteliği tayin, takdire ilişkin cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanık Nermin hakkında açılan davada elde edilen delillerin mahkumiyetine yeter nitelik ve derecede bulunmadığı mahkemece kabul ve takdir kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma ve eleştiri sebebi dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık Mehmet ve Nurullah müdafiinin Mehmet yönünden sübuta, Nurullah yönünden suç vasfına, ağır tahrik bulunduğuna ve sair sebeplere, müdahil vekilinin Nermin yönünden sübuta, mahkum olan sanıklar yönünden suç vasfına, takdiri indirim maddesinin uygulanamayacağına yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, sanık Nermin'in beraatına dair hüküm ile sanık Mehmet hakkında 6136 sayılı Kanuna muhalefetten kurulan hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi onanmasına,
Sanıklar Mehmet ve Nurullah hakkındaki hükmün incelenmesinde;
1- Sanıkların, maktule ve müdahile ait duvarın dibini kazmaları ile tartışma ve olayın çıkmasına göre tahrikte dengenin sanıklar lehine bozulduğunun kabul edilemeyeceği gibi maktuleden kaynaklanan haksız tahrik teşkil eden söz ve hareket mevcut bulunmadığı halde sanıklar hakkında verilen cezaların tahrik sebebiyle indirime tabi tutularak eksik ceza tayini,
2- Yukarıda gösterilen bozma sebebine göre sanık Mehmet hakkında 5237 ve 765 sayılı TCK. nun ayrı ayrı uygulanarak lehe kanunun tesbitinden sonra sanığın hukuki durumunun tesbitinde zorunluluk bulunması... şeklinde onama ve bozma kararları verilmiştir.
Sanıklar Mehmet ve Nurullah hakkında adam öldürme suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine ilişkin bozma kararına Sivas 1. Ağır Ceza Mahkemesince 02.03.2007 gün ve 8-43 sayı ile direnilirken; ilk hükümdekine benzer gerekçe ile aynı cezalara hükmedilmiş olup, kısmen resen de temyize tabi olan bu hüküm sanık Mehmet müdafii tarafından sübutun bulunmadığına, vasfa, ağır tahrikin bulunduğuna, vs.ye; sanık Nurullah müdafii tarafından sübuta, ağır tahrikin bulunduğuna, vs.ye, katılan Osman vekili tarafından tahrikin bulunmadığına, vs. ye yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dosya, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bozma istekli, 17.12.2007 gün ve 108515 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup, düşünüldü:
Karar: Sanık müdafiinin hakkındaki hüküm kesinleşmiş bulunan sanık Nermin Yıldız'a vekaleten dile getirdiği temyiz istemiyle, Ceza Genel Kurulunda duruşma yapılamayacağından duruşmalı inceleme talebinin reddine karar verilmek suretiyle; inceleme, sanıklar Mehmet Yıldız ve Nurullah Yıldız hakkında adam öldürme ve adam öldürmeye yardım suçlarından verilen hükümlere hasren yapılmıştır.
Görüldüğü üzere, Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında ortaya çıkan ve Genel Kurulca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, sanıklar hakkında verilen cezalardan haksız tahrik nedeniyle indirim yapılması gerekip gerekmediğine ilişkindir.
Dosya incelendiğinde;
05.03.2004 tarihinde Sivas'ın Günören Köyü'nde meydana gelen olayda 1942 doğumlu Zeynep Yıldız'ın yakın akrabaları Mehmet Yıldız ve Nurullah Yıldız tarafından öldürüldüğü anlaşılmaktadır. Maktulenin eşi olan Osman Yıldız, her iki sanığın da öz amcasıdır. Bununla birlikte, Osman Yıldız ile sanıkların babası olan Ahmet Yıldız'ın arasında 30 yılı aşkın süredir miras kalan arazilerin paylaşımından kaynaklanan küskünlük mevcuttur. Dahası, bu küskünlük her iki ailenin diğer fertlerine de sirayet etmiştir. Bu nedenle, iki aile arasında bir seri olay meydana gelmiştir. Esas itibarıyla, dosyadaki olay da bu olaylardan bir tanesidir.
Olay günü hem sanıklar, hem de Osman Yıldız Cuma namazından çıktıktan sonra evlerine uğramışlar ve yeniden dışarı çıkmışlardır.
Bu sırada, sanıkların anlatımına göre; her iki sanık ahıra gitmekte iken Osman Yıldız ortaya çıkmış ve küfrederek onlara taş atmaya başlamıştır, Osman'ın karısı olan maktule Zeynep ile kızları da taş atmak suretiyle ona katılmışlardır, daha sonra Osman'ın tabanca ile ateş etmesi üzerine, Mehmet saklanmış, Nurullah ise eve koşarak tabanca alıp gelmiş ve Osman'ın olduğu tarafa doğru rastgele iki gel ateş etmiştir, bu atışlar sırasında Osman'a doğru gelmekte olan Zeynep vurulmuş ve ölmüştür Sanıklar dışında, sanıkların yengesi olan ve bu davada yargılandıktan sonra beraat eden Nermin Yıldız ile sanıkların kardeşi olan Kudret Yıldız'ın ifadeleri de bu şekildedir. Ayrıca sanıkların eniştesi olan Serdar Yıldız olay günü Nurullah'tan duydum diyerek bu şekilde bir anlatımda bulunmuştur. Buna karşılık; görgü tanığı olarak ifade veren Kudret Yıldız'ın, olay sırasında köyde olmadığı ve olayı görmediği mahkemece kabul edildiği gibi, Jandarma Komutanı Süleyman Karadağ ve Adem Pek'in ifadelerinden de açıkça anlaşılmaktadır.
Osman Yıldız'ın anlatımına göre ise; Cuma namazından geldikten sonra evlerine girip çıkan sanıklar, kendi mülklerine gelmesi muhtemel kar sularını tahliye etmek amacıyla, Osman'a ait yapının taş duvarının dibini eşmeye başlamışlardır. Bunun üzerine Osman tarafından uyarıldıklarında ise önce küfrederek ve taş atarak karşılık vermişler, ardından da Nermin'in evden getirdiği tabancaları ellerine almışlardır. Bu sırada Mehmet Yıldız iki el ateş etmek suretiyle olay yerine doğru gelen ve olayı yatıştırmak için çaba harcayan Zeynep Yıldız'ı vurmuş ve öldürmüştür. Osman'ın bu ifadesi; hem maktulenin kardeşinin oğlu olan, hem de daha önceden sanıkların babası Ahmet Yıldız tarafından babası Ömer'in vurulmuş olması nedeniyle sanıklarla husumeti bulunan Muhammet Erbaş, ölenin kızları olan Nuran Gülcan, Fadime Yıldız, ölenin torunu olduğu anlaşılan Mehmet Gülcan ve ölenin damadı olan Veysel Gülcan tarafından da desteklenmiştir.
Olayda tarafsız görgü tanığı bulunmamaktadır. Sanıklar tarafında kendisi de sanık olarak yargılanan Nermin Yıldız'dan ve dolaylı anlatımda bulunan Serdar Yıldız'dan başka tanık bulunmazken, maktule tarafındaki tanıkların tamamı, maktulenin yakın akrabasıdır.
Olayla ilgili olarak ifadelerine başvurulan diğer tanıklar ise, taraflar arasında uzun süredir husumet bulunduğunu belirtmişlerdir. Bazı tanıklar silah sesi duyduklarını ifade etmiş iseler de olayı görmemişlerdir. Silah sesi duyan tanıklardan bir kısmı bir el, bir kısmı ise iki el silah sesi duyduğunu söylemektedir. Bir başka deyişle, iki elden fazla silah sesi duyan yoktur.
Olaydan sonra, sanıkların babalarıyla birlikte oturdukları evin odunluğunda beze sarılmak suretiyle saklanmış bir adet tabanca bulunmuştur. Bulunan tabancanın kızağında mermi olmayıp, şarjöründe ise 8 merminin bulunması tabancayla olaydan sonra oynandığını göstermektedir. Dolayısıyla, tabanca üzerinden parmak izi vs. elde edilememiştir.
Ne sanıkların, ne de Osman Yıldız'ın evlerinde yapılan aramalarda başka tabanca bulunamamıştır.
Olay yerinde, olaydan hemen sonra yapılan araştırmalar sırasında kovan elde edilememiş olmasına rağmen, olaydan bir hafta sonra vaki olan ihbar üzerine yapılan araştırmada sanıklar tarafından atış yapılması durumunda kovanın düşme ihtimali olan bölgede bir adet 9 mm. kovan bulunmuştur. Ancak şaibeli şekilde ele geçirilen bu kovan, mahkemece de delil olarak önemsenmemiş ve bilirkişi incelemesine gönderilmemiştir.
Maktule göğüs bölgesinden tek mermi ile vurulmuş olup, vücuttan dışarı çıkmayan bu çekirdek otopsi sırasında bulunduğu yerden alınmıştır. Yapılan incelemede ise maktulenin vücudundan çıkartılan çekirdeğin, sanıklardan ele geçirilen tabanca ile atıldığı kesin olarak belirlenmiştir.
Olaydan sonra alınan svaplardan; hem Nurullah'ta, hem Mehmet'te hem de Osman'da atış artıklarına rastlanmıştır. Osman bu durumu, maktuleye dokunmuş olmakla açıklamıştır.
Tüm bu deliller karşısında varabileceğimiz kesin sonuç; maktulenin sanıklardan birinin kullandığı ve daha sonra ele geçirilen tabancadan atılan tek mermi ile vurulmuş ve ölmüş olduğudur. Bununla birlikte, sanıklardan hangisinin ateş ederek maktuleyi vurduğu, hangisinin ise ona yardımcı olduğu hususunda Osman Yıldız ve onun tarafında ifade verenlere itibar etmek gerekmiş, bu nedenle de Mehmet Yıldız'ın ateş ederek maktuleyi vurduğu, sanık Nurullah Yıldız'ın ise ona yardımcı olduğu kabul edilmiştir. Zaten Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasında bu hususa ilişen bir uyuşmazlık ta bulunmamaktadır.
Buna karşılık; maktulenin taş atmak veya küfür etmek suretiyle sanıklara karşı bir eyleminin olup olmadığı ve maktulenin eşi olan Osman Yıldız'da silah bulunup bulunmadığı, dahası Osman'ın silahla ateş edip etmediği hususları dosya kapsamından net olarak belirlenememektedir.
Öte yandan, Osman Yıldız'ın ifadesi ile Osman'ın ayakları üzerindeki yaralanmaları gösteren rapor birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların tabanca ile ateş etmeden önce Osman Yıldız'a taş attıklarının kabul edilmesi gerekir.
Sonuç olarak, her iki sanıkta Osman Yıldız'a taş atmışlardır, fakat bunlardan sadece Mehmet Yıldız o yöne ateş etmiş ve maktuleyi vurmuştur.
Bu aşamada çözümlenmesi gereken asıl problem, Yerel Mahkeme ile Yüksek Daire arasındaki uyuşmazlığın da esasını teşkil etmekte olan; tahrikin bulunup bulunmadığına ilişkin problemdir.
Tüm dosya ve delillerden de anlaşıldığı üzere asıl olay Mehmet ve Nurullah ile Osman arasında geçmiştir. Bunun dışında maktulenin, olaya sanıkların karşısında ve Osman'ın yanında yer alacak şekilde taş atma veya küfür etme şeklinde aktif olarak katıldığının delilleri dosyada bulunmamaktadır. Bir başka deyişle, maktule olaya katılmamış olmakla birlikte, olayı engellemek amacıyla yada merak saikiyle olay yerine gelerek, keşif sırasında düzenlenen krokide de gösterildiği gibi Osman Yıldız'a yaklaşmıştır. Bu durumda, Osman'ın yakınında yada onunla aynı yönde olduğunda kuşku bulunmayan maktulenin, o tarafa yönelik olarak ateş eden Mehmet tarafından vurulması eyleminde ne hedefte sapma, ne de olası kast oluşmaz. Zira, Mehmet Yıldız Osman'ı ve tam yanında olmasa bile o taraflarda gezinmekte olan maktuleyi görerek ve ateş etmesi halinde maktulenin vurulacağını bilip, bu sonucu isteyerek ateş etmiştir. Bu husus sanık tarafından açıkça ifade edilmese dahi oluştan anlaşılmaktadır. Nitekim hiçbir tanık Mehmet'in ateş ederken Osman'a yada belli bir hedefe yöneldiğini ifade etmemektedir. Bu durumda, ateş eden Mehmet açısından merminin Osman'a isabet etmesiyle, Zeynep'e isabet etmesi arasında fark olmadığı ve Mehmet'in kim vurulursa ona karşı öldürmeye yönelen doğrudan kastla hareket ettiği ortadadır.
Osman'a yönelik ikinci bir atışın yapıldığı ispat edilemediğinden, tebliğnamedeki düşüncenin aksine Osman'a karşı işlenmiş ikinci bir suçun bulunduğundan bahsedilemez.
Şu durumda, sanık Mehmet tarafından işlenmiş tek bir suç bulunmaktadır, o da Zeynep'e karşı işlenmiş bulunan kasten öldürme suçudur.
Bu nedenle; Osman Yıldız'dan kaynaklanan haksız hareketler nedeniyle Zeynep Yıldız'ın öldürülmesi olayında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Haksız tahrik nedeniyle indirim yapılabilmesi için, haksız hareketin bizzat maktulden gelmesi ve bizzat sanığa yönelmesi gereklidir. Olayımız açısından bakıldığında; eğer Zeynep'in tam bir eylem birliği içerisinde Osman'ın yanında hareket ettiği ve karşı tarafa yönelik taarruzda bulunduğu ispatlanabilse idi, o takdirde Osman'ın yada Zeynep'in içinde bulunduğu grubun toplu hareketleri nedeniyle sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması mümkün olabilirdi. Oysa dosya kapsamı, maktule Zeynep'in ne Osman'la birlikte, ne de müstakilen sanıklara karşı olay öncesinde veya olay sırasında haksız bir eylemde bulunduğunu kabule müsait değildir.
Bu itibarla, hedefte sapmadan söz edilemeyecek olan olayda, maktuleden kaynaklanan ve sanıklara yönelen her hangi bir haksız hareket tespit edilemediğinden, sanıklar Mehmet ve Nurullah hakkında haksız tahrik nedeniyle indirim yapılmaksızın 765 ve 5237 sayılı Türk Ceza Yasalarından en lehe sonuç doğuranı ile hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde uygulama yapılması hukuka aykırı bulunduğundan, temyiz itirazlarının kısmen red ve kısmen kabulüyle, direnme hükmünün bozulmasına kısmen tebliğnamedeki düşünce gibi karar verilmelidir.
Kabul ve uygulamaya göre ise, sanıklar hakkında hüküm verilirken, 5237 sayılı Yasanın 53. maddesi gereğince yapılan uygulama sırasında, 53. maddenin 1. fıkrasının c bendindeki kısıtlamanın cezanın infazı tamamlanıncaya kadar değil, koşullu salıvermeye kadar uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi yasaya aykırı görülmüştür.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle,
1- Sivas 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.03.2007 gün ve 8-43 sayılı hükmünün BOZULMASINA,
2- Dosyanın Sivas 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 04.03.2008 günü yapılan müzakerede, kısmen tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy