(765 S. K. m. 51, 55, 59, 62, 81, 448, 456, 463) (5237 S. K. m. 29, 31, 35, 62, 81) (1412 S. K. m. 326) (5320 S. K. m. 8) (5271 S. K. m. 307)
Dava: Sanıklar Lokman, Turan ve İbrahim'in, 765 sayılı TCY'nın 456/3, 463, 51/1. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, sanık Lokman'ın cezasının 765 sayılı TCY'nın 55/3. maddesi uyarınca 1/3 oranında indirilerek 2 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, tüm sanıklar hakkında 59. maddesinin uygulanması suretiyle sanıklar İbrahim ve Turan'ın 2 yıl 6 ay hapis, sanık Lokman'ın ise 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, sanık Turan'ın mükerrir olması nedeniyle 765 Sayılı Yasanın 81/2. maddesi uyarınca cezasının 1/6 oranında arttırılarak 2 yıl 11 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, ilişkin Sivas 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen 11.04.2007 gün ve 71-75 sayılı hüküm;
Sanıklar Turan, Lokman ve İbrahim müdafiileri ile katılan-sanık Ahmet vekili tarafından temyiz edilmekle, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nce 06.02.2008 gün ve 6875-728 sayı ile;
... Sanıkların müdahil Ahmet'e sopayla vurmaları sonucu kafada sol fronto-parietalde açık çökme kırığı, pnömaselafıl, subaroknoid kanamaya, motor afazi, sesörinoral disfaziye ve organik beyin sendromuna neden olan, hayati tehlike geçirmesine, söz söyleme kabiliyetinin devamlı zaafına, organik beyin sendromunun devamlı akıl hastalığı niteliğinde olduğu Adli Tıp Kurumu İkinci İhtisas Kurulu raporu ile anlaşılmakla sanıkların eylemlerinin öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğu, gözetilerek, sanık İbrahim'in 765 sayılı TCK'nun 448, 62, 463, 51/1, 59 ve 5237 sayılı TCK'nun 81, 35, 29, 62. maddeleri, sanık Turan'ın 765 sayılı TCK'nun 448, 62, 463, 51/1, 59, 81/2 ve 5237 sayılı TCK'nun 81, 35, 29, 62. maddeleri, sanık Lokman'ın 765 sayılı TCK'nun 448, 62, 463, 51/1, 55/3, 59. maddeleri ve 5237 sayılı TCK'nun 81, 35, 29, 31/3, 62. maddeleri gereğince yapılan uygulama sonuçlarının birbirleriyle karşılaştırılması, lehe olan uygulamanın belirlenmesi ve ona göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiş,
Sivas 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, 22.04.2008 gün ve 33-75 sayı ile; sanıklar İbrahim, Turan ve Lokman'ın bozmaya karşı diyecekleri saptanmadan, eylemlerinin yaralama suçunu oluşturduğu gerekçesiyle ilk hükümde direnilmiştir.
Bu hükmün de sanıklar Turan, Lokman ve İbrahim müdafiileri ile katılan-sanık Ahmet vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay C. Başsavcılığı'nın bozma istekli 18.11.2008 gün ve 215154 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulu'nca incelenmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, suç niteliğinin belirlenmesine ilişkin ise de;
İncelenen dosyada;
Sanıklar Turan, Lokman ve İbrahim'in, katılan sanık Ahmet'e yönelik eylemlerinin, öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğu gerekçesiyle bozulması üzerine, Sivas 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, sanıkların bozmaya karşı diyeceklerinin saptanması için adlarına çıkarılan meşruhatlı davetiyelerin, adresten taşınmaları nedeniyle iade edilmesi üzerine, 22.04.2008 gün ve 33-75 sayı ile sanıklar İbrahim, Turan ve Lokman'ın aleyhe bozmaya karşı diyecekleri saptanmadan eylemlerinin yaralama suçunu oluşturduğu gerekçesiyle ilk hükümde direnilmiştir.
Hükmün aleyhe bozulması halinde davaya yeniden bakacak mahkemece, 5320 Sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CYUY'nın 326. maddesi gereğince sanıklardan bozmaya karşı diyeceklerinin sorulması zorunludur. Bu zorunluluk 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren ancak 5320 Sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca henüz uygulanma olanağına kavuşmayan 5271 Sayılı Yasanın 307/2. maddesinde de vurgulanmıştır. 1412 Sayılı Yasanın 326. maddesi uyarınca sanıklara, bozmada belirtilen ve aleyhlerinde sonuç doğuracak olan hususlarda beyanda bulunma, kendilerini savunma ve bu konudaki kanıtlarını sunma olanağı tanınmalıdır. Bu yasa hükmü, savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesine dayanan ve uyulmasında zorunluluk bulunan buyurucu kurallardandır.
Somut olayda, sanıklar aleyhine olduğu yönünde kuşku bulunmayan bozma kararına karşı, sanıklardan diyecekleri saptanmadan, yokluklarında karar verilmesi yasaya aykırıdır.
Bu itibarla diğer yönleri incelenmeyen direnme hükmünün öncelikle saptanan bu usul yanılgısı nedeniyle bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1- Yerel mahkeme direnme hükmünün, öncelikle saptanan bu usul yanılgısı nedeniyle BOZULMASINA,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığı'na TEVDİİNE, tebliğnamedeki istemden değişik gerekçeyle 27.01.2009 günü yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy