(6831 S. K. m. 91, 108) (5237 S. K. m. 141)
Dava: Orman yasasına aykırı davranmak suçundan sanıklar Ali, Orhan ve Mehmet haklarında 26.12.2003 gün ve 3864-1334 sayılı iddianameye konu eylemleri nedeniyle, suç kasıtları bulunmadığından beraatlerine ilişkin Tuzla Sulh Ceza Mahkemesi'nce verilen 23.02.2005 gün ve 702-46 sayılı hüküm, katılan vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nce 04.05.2006 gün ve 11920-4072 sayı ile;
Bilirkişilerin raporuna göre suça konu K........Serisi.............Mevkii 1092 sayılı parselin Vakıflar Özel Ormanı olduğunun bildirilmesine, bu yerde Formula-1 pisti için inşaat çalışmaları sırasında çıkan orman emvallerinin sanıklar tarafından alınarak nakledildiği esnada yakalanmalarına, sanıkların geçerli bir nakliye tezkeresi ibraz edememelerine göre; suça konu yerde inşaat işini yapan firma ile özel orman sahibi arasında bu yerden çıkan orman emvaline ilişkin bir sözleşme hükmü bulunup bulunmadığı, buna göre ağaçların sahibinin tespiti ile orman idaresinden dava konusu yerde bulunan orman emvalinin kesimi ve nakliyesi konusunda izin verilip verilmediği de sorulduktan sonra, sanıkların eyleminin 6831 Sayılı Yasa hükümleri ile Ceza Yasası'ndaki hırsızlık suçuna ilişkin hükümlerine göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi, isabetsizliğinden bozulmuştur.
Tuzla Sulh Ceza Mahkemesi'nce 04.10.2006 gün ve 269-237 sayı ile;
Mahkememizce 562-315 sayılı dosyada sanık Abdullah hakkında Vakıflar Özel Ormanı olan 1092 parselden kamyoneti ile orman emvalini naklederken yakalandığından bahisle 6831 sayılı Orman Kanunu'na muhalefet suçundan açılan kamu davasında, aynı gerekçe ile verilen beraat kararı Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 16.03.2006 tarih 9542-1920 sayılı ilamı ile düzeltilerek onanmıştır.
Yine mahkememizin 2004/82-381 sayılı dosyasında sanık Asım hakkında Vakıflar Özel Ormanı olan 1092 parselden kamyoneti ile orman emvalini naklederken yakalandığından bahisle 6831 sayılı Orman Kanunu'na muhalefet suçundan açılan kamu davası sonucunda işbu davanın aynı gerekçesi ile sanığın beraatine karar verildiği ve bu kararın Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 26.04.2006 tarih 2005/11133 E. 2006/3695 K. sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiştir.
Tüm dosyaların konusu yeri ve zamanı aynıdır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi bir kararda onama, başka bir kararı olan işbu davada ise bozma kararı vermiştir. Bu durum kişiler üzerinde adalete olan güveni zedeleyecektir. Suç tarihi dikkate alındığında kış mevsimine girilen bir ayda Formula-1 (F-l) yarışları için gerekli yol ve binaların yapımı için ağaçların kesilip yol kenarlarına atıldığı mahkemece yapılan keşif sırasında gözlemlenmiş, bu emvallerin buradan geçen kişilerce kışın yakmak amacıyla alındığı, alan kişilerin hiçbirinde Orman Kanunu'na muhalefet veya hırsızlık kastının bulunmadığı gerekçeleriyle eksik araştırmaya yönelik bozma nedenine karşı önceki hükümde direnilmiştir.
Bu hükmün de Üst C.Savcısı ve katılan orman idaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay C.Başsavcılığı'nın bozma istekli 19.12.2008 gün ve 94499 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilen dosya, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel daire ile yerel mahkeme arasında çözümü gereken hukuki uyuşmazlık, sanıklar Ali, Orhan ve Mehmet kasıt yokluğundan beraatlerine karar verilen somut olayda, eylemlerinin hukuki niteliklerinin ve kasıtlarının belirlenebilmesi açısından, yeni araştırma yapılmasına gerek bulunup, bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
15.10.2003 günü Formula-1 inşaat alanında, devriye gezen jandarma görevlilerince durdurulan, 34 XXX XX plakalı Dodge marka kamyonette yapılan kontrolde, yaklaşık 5 kental meşe dal odunu elde edilmiş, orman işletmesine haber verilmesi üzerine gelen orman muhafaza memurlarınca emvalin nakliye teskeresiz olması nedeniyle araca el konulmuş ve tutanak düzenlenmiş, zapt edilen orman emvali ve nakil vasıtasının yediemin senedi ile orman deposuna teslim edilmiştir.
Olayla ilgili olarak beyanda bulunan sanıklar Ali, Orhan ve Mehmet, aşamalarda Formula-1 inşaat alanında kesilmiş bulunan dal ve çalılardan aldıklarını ve jandarma tarafından yakalandıklarını benzer şekilde savunmuşlardır. Mahallinde icra edilen keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporundan da dal ve köklerin büyük iş makinaları tarafından yerinden çıkarıldığı suça konu yerin Vakıflar Özel Ormanı sınırları içerisinde bulunan 1092 sayılı parsel olduğu ve bu orman üzerinde Formula-1 pisti inşasının sürdüğü, çalışmalar esnasında orman içerisinde yer alan meşe ağaçlarının büyük iş makinaları tarafından kökleri ile birlikte sökülerek temizlendiği, araçta yakalanın meşe dal odunlarının da bu yerdeki ağaçlarla aynı özellikte olduğu anlaşılmıştır.
Bu bilgi ve belgeler karşısında somut olay değerlendirildiğinde, sanıkların suça konu orman emvalini temin ettikleri yerin, K.......Serisi,..........Mevkii 1092 Parsel içinde yer alan Vakıflar Özel Ormanı olduğu, suç konusu yerin içinde bulunduğu alanın bilahare 28.04.2004 gün ve 2004/7214 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile, İstanbul Tuzla Akfırat Tepeören Turizm Merkezi olarak tespitine karar verildiği, suça konu orman emvalinin sanıklar tarafından kesilmediği ancak nakledildiği sabittir.
Yerel mahkemece sanıkların hırsızlık veya Orman Yasasına aykırılık suçlarını işleme kasıtlarının bulunmadığından bahisle beraat kararı verilmiş ise de, dosyadaki kanıtlar sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesine elverişli değildir.
Şöyle ki, kesme fiiline iştirak etmemiş olsa dahi orman emvalinin ormandan çıkarılması veya nakledilmesi 6831 Sayılı Yasanın 91/5 ve 108. maddelerinde, idarenin malvarlığına dâhil olan orman emvalinin izinsiz alınması ise 765 ve 5237 Sayılı Yasaların hırsızlığa ilişkin maddelerinde yaptırıma bağlanmıştır.
Suça konu yerin, olay tarihinden sonra 28.04.2004 gün ve 2004/7214 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile, İstanbul Tuzla Akfırat Tepeören Turizm Merkezi olarak tespit edilmesinin, bir yerin eylem tarihinden sonra idari bir tasarrufla orman dışına çıkarılmasının oluşan suçu ortadan kaldırmaya bir etkisi bulunmamakla birlikte, aslına uygunluğu onaylanmayan ve doğruluğu yönünde herhangi bir araştırma yapılmayan bu yazı içeriğine dayanılarak anılan yerin hukuki statüsünün saptanması da mümkün değildir. Belirtilen yerde karar tarihinden önce de büyük çaplı çalışmaların yapıldığı nazara alındığında, bu durumun araştırılması sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi açısından büyük bir önem ve zorunluluk arz etmektedir.
Görüldüğü gibi; dosyada yapılan araştırma, suça konu alanın hukuki statüsünün belirlenmesi, anılan yerde ağaç kesme işleminin hangi yasal veya idari tasarrufa dayalı olarak gerçekleştiğinin saptanması, suça konu yerde kesilen orman emvali üzerinde tasarruf yetkisinin kime ait olduğunun tespiti açısından yetersiz olduğundan, sanıkların hukuki durumları, tüm bu hususların hiçbir kuşkuya yer bırakmaksızın aydınlatılmasından sonra belirlenmelidir.
Bu itibarla isabetsiz bulunan yerel mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1- İsabetsiz olan yerel mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığı'na TEVDİİNE, tebliğnamedeki isteme uygun olarak, 20.01.2009 günü yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy