(5237 S. K. m. 160) (5271 S. K. m. 2, 160, 170, 171, 172, 173, 309) (5353 S. K. m. 26) (YCGK. 04.12.2007 T. 2007/2-247 E. 2007/257 K.)
Dava: Isparta C. Başsavcılığınca 15.01.2007 gün ve 178-103 sayı ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara vaki itiraz, Burdur Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca 23.03.2007 gün ve 223 Müt. sayı ile kabul edilerek, 5237 sayılı Yasanın 160. maddesindeki suçun unsurlarının tespiti yönünden soruşturma yapılmak üzere kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bu karara karşı Adalet Bakanlığınca yasa yararına bozma isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesince 25.11.2008 gün ve 15208-22125 sayı ile;
... 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Cumhuriyet Savcısının kararına itiraz başlıklı 173. maddesinin üçüncü fıkrasındaki Başkan, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer sulh ceza hakimini görevlendirebilir. şeklindeki düzenleme karşısında; mahkemesince, karar verilmesi için soruşturmanın genişletilmesine gerek görüldüğü takdirde, o yer sulh ceza hakiminin görevlendirilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK. nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulmasına ilişkin istem yerinden görüldüğünden, kabulü ile Burdur Ağır Ceza Mahkemesince verilip kesinleşen 23.03.2007 tarih ve 2007/223 değişik iş sayılı kararın 5271 sayılı CMK. nun 309. maddesi gereğince bozulmasına... karar verilmiştir.
Yargıtay C. Başsavcılığınca 04.02.2009 gün ve 101071 sayı ile;
... Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 4.12.2007 gün ve 2007/2-247-257 sayılı kararı doğrultusunda itiraz yasa yoluna başvurularak, müştekinin, dilekçesi üzerine ifadesinin alınması dışında herhangi bir araştırma yapılmadan verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın, yapılan itiraz sonucu en yakın ağır ceza mahkemesi başkanınca kaldırılarak soruşturmanın tamamlanması için dosyanın aynı Cumhuriyet Başsavcılığına iadesinde bir isabetsizlik bulunmadığı... gerekçeleriyle Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 25.11.2008 gün ve 15208-22125 sayılı kararının kaldırılarak, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmesi, talep olunmuştur.
Karar: Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Cep telefonunun kaybedildiğine ilişkin dilekçe üzerine, şikayetçinin beyanının alınması ile yetinilerek başkaca hiçbir soruşturma işlemi yapılmadan Isparta Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın vaki itiraz üzerine Burdur Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca kaldırılmasına karar verilmesi şeklinde gerçekleşen maddi olayda, Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara itiraz edilmesi ve incelemeyi yapan en yakın ağır ceza mahkemesi başkanının itirazı soruşturmanın yetersiz yapıldığı için yerinde görmesi halinde, tamamlanması gereken soruşturmanın CYY'nın 172/3 maddesi uyarınca kendisi veya o yer sulh ceza hakimince mi yoksa kararı veren Cumhuriyet Savcılığınca mı yapılması gerekeceğine ilişkindir.
5271 sayılı CYY'nın 173. maddesinde, kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin itiraz yöntemi ve sonuçları düzenlenmiş olup, anılan maddenin 3. fıkrasında; Başkan, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer sulh ceza hakimini görevlendirebilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder hükmüne yer verilmiş olup, 4. fıkrasında ise, Başkanın istemi yerinde görmesi halinde Cumhuriyet savcısının iddianame düzenleyerek mahkemesine vereceği belirtilmiştir.
Bu hükümler birlikte incelendiğinde, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı inceleyen ağır ceza mahkemesi başkanının yetkilerinin üç grupta toplandığı söylenebilir.
Bunlar;
1- Kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemin gerekçeli olarak reddi,
2- İstemi yerinde bulması halinde, Cumhuriyet savcısınca iddianame düzenlenerek mahkemeye verilmesi,
3- Başkan, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise, gerekli soruşturma işlemlerinin bizzat yapılması veya bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer sulh ceza hakiminin bu işle görevlendirilmesidir.
Fıkralardaki bu düzenlemelerden, ağır ceza mahkemesi başkanının itirazı kabul ederek eksik gördüğü soruşturmayı tamamlaması için dosyayı Cumhuriyet savcısına iade etme yetkisinin bulunmadığı sonucuna ulaşmak olanaklıdır. Gerçekten de maddenin lafzında soruşturmanın tamamlanması için dosyanın Cumhuriyet Savcılığına iadesine ilişkin bir açıklık bulunmamaktadır. Ayrıca kendisine göre gerekli gördüğü soruşturmayı yapıp işten el çekerek görüşünü kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı verme yönünde kullanmış olan bir Cumhuriyet savcısına aynı konuda soruşturma yaptırılmasının yararlı olmayacağı da düşünülebilir. Ancak sorunun CYY'nın soruşturma evresine ilişkin diğer maddeleri de göz önüne alınarak çözümlenmesi daha isabetli olacaktır.
5271 sayılı CYY'nın 2/e maddesinde kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evre olarak tanımlanan soruşturma safhasında asıl görevli ve yetkili makam Cumhuriyet savcısıdır.
CYY'nın Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi başlıklı 160. maddesinde;
(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
(2) Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür. denildikten sonra 161. maddesinde Cumhuriyet savcısının görev ve yetkileri ayrıntılı olarak düzenlenmiş, 164/2 ve 165. maddelerinde ise soruşturma işlemlerinin, Cumhuriyet savcısının emir ve talimatları doğrultusunda öncelikle adli kolluğa, gerektiğinde veya Cumhuriyet savcısının talebi halinde, diğer kolluk birimlerine yaptırılacağına ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.
Yukarıda yazılı maddelere göre yapılacak soruşturma safhasının sonunda kamu davasını açma görevinin Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği CYY'nın 170. maddesinde, cezayı kaldıran şahsi sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren koşulların ya da şahsi cezasızlık sebebinin varlığı halinde kovuşturmaya yer olmadığı kararının veya koşullarının varlığı kamu davasının açılmasının beş yıl süreyle ertelenmesine karar verme konusundaki takdir hakkının Cumhuriyet savcısı tarafından kullanılacağı 171. maddede düzenlendikten sonra hangi hallerde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verileceği 172. maddede gösterilmiştir;
(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
(2) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra yeni delil meydana çıkmadıkça, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.
İstisnai bir düzenleme olarak getirilen Soruşturmanın sulh ceza hakimi tarafından yapılması başlıklı 163. maddesinde;
(1) Suçüstü hali ile gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, Cumhuriyet savcısına erişilemiyorsa veya olay genişliği itibarıyla Cumhuriyet savcısının iş gücünü aşıyorsa, sulh ceza hakimi de bütün soruşturma işlemlerini yapabilir.
(2) Kolluk amir ve memurları, sulh ceza hakimi tarafından emredilen tedbirleri alır ve araştırmaları yerine getirirler. hükmüne yer verilmek suretiyle soruşturma evresinde temel yetkilinin Cumhuriyet savcısı olduğu dolaylı olarak bir kez daha ifade edilmiştir. Soruşturmanın sulh ceza hakimi tarafından yapılması halinde bile kamu davasının açılması, kamu davasının açılmasının ertelenmesi veya takipsizlik gibi soruşturma evresinin sonunda verilecek kararlar yine Cumhuriyet savcısı tarafından verilebilecektir.
Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır. Ancak soruşturma sırasında maddi gerçeğe ulaşmak için nasıl bir yol izleyeceğine ve hangi kanıtların toplanması gerektiğine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Aslında suçların çeşitliliği ve toplumsal yaşamın karmaşıklığı göz önüne alındığında böyle bir düzenlemenin çok ta isabetli olmayacağı kuşkusuzdur. Cumhuriyet savcısının maddi gerçeğin ortaya çıkartılması amacına yönelik olarak hangi tür olaylarda hangi yolları takip edeceğine ilişkin mevzuatta bir açıklık bulunmamakla birlikte bu husus tamamen bilinmeyen bir konu da değildir. Daha önce karşılaşılan benzer olaylardaki hareket tarzı yoluyla kazanılan ve mesleki birikim olarak isimlendirilebilecek tecrübe, yargısal kararlar ve öğreti, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için Cumhuriyet savcısının yolunu aydınlatmaktadır.
Somut olayda şikayet dilekçesi üzerine, müştekinin ifadesinin alınmasından sonra telefonun en son hangi sim kartı ile kullandığının saptanabilmesi için ilgili kayıtların getirtilerek incelenmesi ve sonucuna göre soruşturmanın yönlendirilmesi maddi gerçeğe ulaşma açısından zorunludur. Bunların yapılmaması durumunda soruşturma evresinin tamamlandığından söz edilemeyecektir. Cumhuriyet savcısınca, şikayetçinin ifadesinin alınmasıyla yetinilip, telefonun çalındığı hususunda delil bulunmadığı, düşürülüp kaybedildiği belirtildiğinden ve bu hali ile eylemin suç teşkil etmemesi nedeni ile olay hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına, gerekçesiyle verdiği kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının, maddi gerçeğe ulaşma yolunda gerekli soruşturmaya dayandırıldığı, başka bir deyişle CYY'nın istediği anlamda etkin bir soruşturmanın yapıldığı söylenemez. Bu nedenle yetersiz araştırmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın yerinde olmadığı tartışmasızdır. Burada çözülmesi gereken konu böyle bir karara yapılan ve yukarıda açıklandığı üzere kabul edilmesi gereken bir itiraz üzerine Cumhuriyet savcısının eksik bıraktığı soruşturmanın hangi makam tarafından tamamlanması gerektiği noktasında toplanmaktadır.
CYY'nın ilgili maddeleri ve somut olaydaki özellikler birlikte değerlendirildiğinde;
Cumhuriyet savcısının yeterli ve gerekli araştırmayı yapmasına karşın soruşturma evresinin sonunda kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde verdiği takipsizlik kararına itiraz halinde en yakın ağır ceza mahkemesi başkanının itiraz konusunda bir karar verebilmesi için Cumhuriyet savcısının yaptığı araştırmanın yanında ayrıca bazı yeni araştırmaların da yapılmasına gerek görmesi imkan dahilindedir. Böyle bir durumda itiraz konusunda karar verebilmek için, Cumhuriyet savcısının yaptığı soruşturma sonunda topladığı kanıtların dışında yapılması gerekli görülen ek araştırmanın bizzat başkan veya görevlendireceği sulh ceza hakimi tarafından yapılması gerekir. CYY'nın 173/3 maddesinin birinci cümlesinin düzenlemesi bu tür hallere yöneliktir. Ancak somut olayda olduğu gibi, Cumhuriyet savcısı tarafından ceza yargılamasının temel hedefi olan maddi gerçeğe ulaşma amacına yönelik olarak gerekli kanıtların toplanmadığı hatta buna teşebbüs bile edilmediği çok açık olarak anlaşılmakta, başka bir anlatımda soruşturma evresinin tamamlanmadığı net bir biçimde tespit edilmekteyse, soruşturma evresi Cumhuriyet savcısınca tamamlanmalıdır. Aksinin kabulü halinde, soruşturma safhasının asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı varken istisnai yetkili olan sulh ceza hakiminin soruşturmayı yapması sonucuna ulaşılır ki bu CYY'nın getirdiği sisteme ve yasanın amacına aykırıdır.
Bununla birlikte bu yolun sadece yapılması gerekli soruşturmanın Cumhuriyet savcısı tarafından hiç yapılmaması veya şeklen yapılanın olaya göre oldukça yetersiz ve yüzeysel kaldığının açıkça anlaşılması durumuna özgü olarak geçerli olabilecek istisnai bir durum olduğu da göz ardı edilmemelidir. Cumhuriyet savcısı, ağır ceza mahkemesi başkanının kararı üzerine soruşturma evresini tamamlayacak şekilde kanıtları toplayacak ve soruşturma evresinin sonuna geldiğinde kanıtları değerlendirerek kamu davası açabilecek veya kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde kovuşturmaya yer olmadığına veya kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verebilecektir. Hatta 171/1 maddesinde düzenlenen takdir hakkını kullanarak takipsizlik kararı verebilmesi de imkan dahilinde bulunacaktır. CYY'nın 172/1 maddesi uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi durumunda bu yeni karar da aynı Yasanın 173. madde kapsamında tekrar itiraza konu olabilecektir.
Bu itibarla, şikayetçinin kendisine ait olup kardeşinin kullandığı cep telefonunun kaybedildiğine ilişkin dilekçesi üzerine ifadesinin alınması dışında herhangi bir araştırma yapılmadan verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın, yapılan itiraz sonucu en yakın ağır ceza mahkemesi başkanınca kaldırılarak soruşturmanın tamamlanması için dosyanın aynı Cumhuriyet Başsavcılığına iadesinde bir isabetsizlik bulunmadığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüyle, Özel Dairenin bozma kararının kaldırılmasına ve yasa yararına bozma isteminin reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Kurul Üyesi Halim Aşaner;
Cep telefonunun kaybolduğundan bahisle yapılan bir başvuru üzerine, Isparta C.Başsavcılığınca telefonun çalındığı hususunda delil bulunmadığı, düşürülüp kaybedilmesinin de suç oluşturmayacağı gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş, itiraz üzerine bu karar Burdur Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca kaldırılmış, 5237 TCK.nun 160. maddesindeki suçun unsurlarının tespiti yönünden soruşturma yapılması için evrak Isparta Cumhuriyet Başsavcılığa gönderilmiş, bu karara yönelik yasa yararına bozma istemi de Yargıtay 6. Ceza Dairesince yerinde bulunarak, Ağır Ceza Mahkemesi başkanının kararının yasa yararına bozulmasına karar verilmiştir. Her ne kadar Özel Daire kararında müteakip işlemlerin nasıl yapılacağı konusunda bir karar verilmemesi suretiyle uyuşmazlık askıda bırakılmış ise de, itiraz konusu, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanının kararının isabetli olup, olmadığı noktasında toplandığından ve Yüksek Kurul çoğunluğunca da, itirazın kabulü yönünde oy kullanılmış bulunduğundan, uyuşmazlık konusuyla sınırlı bir biçimde görüşlerimi açıklayacağım,
5271 sayılı Yasanın 173. maddesinin ikinci fıkrasında, İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. hükmüne yer verilmiş, fıkra gerekçesinde bu hususların açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu aksi taktirde istemin reddedileceği vurgulanmıştır.
3. fıkranın yasalaşan ilk metni, Başkan, kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder. şeklinde iken, bu hüküm 25.5.2005 gün ve 5353 sayılı Yasanın 26. maddesi ile Başkan, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer sulh ceza hakimini görevlendirebilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder;... şeklinde değiştirilmiştir. Her iki hükmün doğru yorumlanabilmesi için maddenin yasalaşma sürecinin değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Anılan hüküm tasarıda, Başkan soruşturmanın genişletilmesini gerekli görürse, bu hususu açıkça belirterek, yerel sulh ceza hakimini de görevlendirebilir biçimindedir. Bu hüküm Adalet Komisyonunca Cumhuriyet Savcısı soruşturmanın tamamını yapmakla mükellef olduğundan eksiklik varsa sulh ceza hakimi aracılığıyla tamamlattırılması yerine takipsizlik kararının kaldırılması cihetine gidilmesinin daha doğru olacağı gerekçesiyle madde metninden çıkarılmış, ancak Yasa henüz yürürlüğe girmeden yeni yapılan bir değişiklikle, tasarıdaki metne dönülmüştür.
Ceza Genel Kurulunun 04.12.2007 gün ve 247-257 sayılı kararındaki görüşler doğrultusunda çoğunlukla varılan sonuç yasalaşmasına rağmen yürürlüğe girmeden değiştirilen ilk hükmün ruhuna ve konuluş amacına uygundur. Ancak bu hüküm henüz yürürlüğe girmeden, Başkan, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer sulh ceza hakimini de görevlendirebilir, şeklinde değiştirilmiştir. Burada soruşturmanın genişletilmesinin amacı, başkanın itiraza dair kararını vermesine yöneliktir, Başkanın verebileceği kararlar ise maddesinde de açıkça belirtildiği gibi, istemin yerinde bulunması halinde itirazın kabulüne karar verilerek, iddianame düzenlenmesi için dosyanın Cumhuriyet Savcılığına gönderilmesi, istemin yerinde bulunmaması halinde ise itirazın reddedilmesidir.
Dikkat edilecek olursa, kanun koyucunun iradesi itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesi halinde, kararına itiraz olunan Cumhuriyet Savcılığının soruşturmaya müdahale etmemesi yolundadır. Hatta karar vermek için böyle bir ihtiyaç duyan mahkeme başkanı da ya bizzat kendisi yahut görevlendirilebileceği Sulh hakimi vasıtasıyla soruşturmayı tamamlatıp ardından da itiraz konusunda bir karar vermek zorundadır. Açıklanan yasal düzenleme ile, kovuşturmama kararına yönelen ve itiraza konu olan uyuşmazlığın nihai biçimde çözüme kavuşturulması amaçlanmıştır.
Oysa, kovuşturmama kararının kaldırılması ve eksik soruşturmanın Cumhuriyet Savcılığınca tamamlanmasının kararlaştırılması halinde itiraz konusu çözüme bağlanmayıp, yeni bir soruşturma süreci başlatılmaktadır.
Bu nedenlerle, kovuşturmama kararına itiraz üzerine eksik soruşturmanın 5271 sayılı Yasanın 173/3. maddesindeki yönteme uygun olarak tamamlanmasını öngören Yüksek Daire kararı isabetli olup, anılan yasal düzenlemeye aykırı bir işlem öneren Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı görüşüyle, itirazın reddine karar verilmesi gerektiği kanaatindeyim. gerekçesiyle ve bu gerekçeye katılan bir Kurul Üyesi itirazın kabulü yönünde karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 25.11.2008 gün ve 15208-22125 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3- Adalet Bakanlığı'nın yasa yararına bozma isteminin REDDİNE,
4- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.04.2009 günü yapılan müzakerede oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy