(765 S. K. m. 274) (5237 S. K. m. 203) (5271 S. K. m. 231)
Dava: Sanık Davut Ö.'in mühür bozma suçundan 765 sayılı TCY'nın 274/1. maddesi uyarınca 3 ay hapis ve 445 YTL adli para ceza ile cezalandırılmasına ilişkin, Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 06.07.2005 tarih ve 963-636 sayılı hüküm sanık müdafiince temyiz edilmekle, dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 11.04.2007 tarih ve 504-3411 sayı ile;
1- Mühürleme tutanağını düzenleyen görevliler tanık sıfatıyla dinlenerek eylem öncesi var olması gereken fiilen mühürleme önkoşulunun bulunup bulunmadığı sorulup belirlenerek sonucuna göre suçun oluşup oluşmadığının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Kabule göre, sanığın mühür bozma suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCY'nın 203. maddesinde seçimlik ceza öngörülmüş bulunması karşısında, lehe kanun belirlenirken bu husus da gözetilerek karşılaştırma yapılması yerine yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizliklerinden bozulmuştur.
Yerel mahkeme ise, 05.10.2007 tarih ve 552-721 sayı ile;
Sanık hakkında tutanak düzenlenen Bakırköy Şenlik Mahallesi Örnek Sokakta bulunan tapunun 580 ada ve 61 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki beş katlı binayı yüklenici firmanın müdürü sıfatıyla yaparak bitirdiğini kabul etmiş, ancak inşaatın mühürlenmediğini savunmuştur.
Fakat belediye görevlileri düzenlenen 02.03.2004 günlü birinci yapı tatil tutanağı 08.03. 2004 günlü ikinci yapı tatil tutanaklarında açıkça binanın mühürlenmiş olduğunu ve mührün bozularak inşaata devam edildiğini belirtmişlerdir. Tutanağı düzenleyen kişilerin gelip de tutanağın aksine beyanda bulunmaları düşünülemez ve hayatın olağan gerçekleri ile de bağdaşır bir durum değildir.
Bu sebeple Yargıtay 4. Ceza Dairesinin bozma kararındaki birinci madde mahkememizce usul ve kanuna uygun bulunamamıştır.
İkinci bozma gerekçesine gelince mahkememizce verilen kararda 765 sayılı TCY'nın 274/1. maddesindeki düzenlemenin 5237 sayılı Kanunun aynı suçu düzenleyen 203. maddesinde ön görülen özgürlüğü bağlayıcı ceza göz önüne alınarak karşılaştırma yapıldığında lehe olduğu açıkça görülmektedir.
Çünkü mahkememizce yapılan uygulamada sanığa verilen kısa süre özgürlüğü bağlayıcı ceza yerine paraya çevirme tedbiri uygulanmadığına göre 5237 sayılı TCY'nın 203. maddesinde seçenekli olarak düzenlenen para cezasının uygulanması da elbetteki düşünülemez, durum böyle olunca, 765 sayılı TCK'nun 274/1. maddesindeki düzenlemenin lehe olduğu açıktır. Çünkü 5237 sayılı Kanunun 203/1. maddesinde ön görülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın alt sınırı altı aydan başlamaktadır gerekçesiyle ilk hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay C. Başsavcılığının 09.03.2010 tarih ve 49073 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
Karar: Sanığın mühür bozma suçundan 765 sayılı TCY'nın 274/1. maddesi uyarınca 3 ay hapis ve 440 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilen somut olayda, Özel Daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanığa atılı mühür fekki suçunun oluşup oluşmadığının tespiti açısından eksik soruşturmanın bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Ancak, hükümden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile CYY'nın 231. maddesinin 5 ve 14. fıkralarında gerçekleştirilen değişiklikler sonucunda, bu maddede ön görülen objektif ve subjektif koşulların varlığı halinde uygulanması olanağı bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun tatbik alanı genişletilmiş ve somut olayda herhangi bir sabıkası bulunmayan sanık hakkında uygulanabilir hale gelmiştir.
Kurulan hükmün sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmamasına olanak sağlayan ve bu yönüyle sanık lehine sonuç doğurduğunda kuşku bulunmayan bu hukuksal kurumun, sanık hakkında uygulanıp uygulanmayacağının öncelikle yerel mahkemece ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, sair yönlerinin bu aşamada incelenmesine gerek bulunmayan yerel mahkeme hükmünün, öncelikle bu kanuni değişiklik doğrultusunda değerlendirilme yapılabilmesi için bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1- Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.10.2007 tarih ve 552-721 sayılı direnme hükmünün, sair yönleri incelenmeksizin öncelikle açıklanan kanun değişikliği sebebiyle BOZULMASINA,
2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.05.2010 günü yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy