(2709 S. K. m. 141) (3628 S. K. m. 4, 13, 14, 15) (765 S. K. m. 62, 102, 104) (5271 S. K. m. 34, 230, 289) (1412 S. K. m. 308) (YCGK 15.03.2005 T. 2005/4-13 E. 2005/26 K.)
Dava: Sanığın haksız mal edinme suçundan, 3628 Sayılı Yasanın 13. maddesi uyarınca 3 yıl hapis ve 1.000.-YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 14. madde uyarınca haksız edinilen malların karşılığı olan bedelin Hazine'ye ödenmesine, bir adet evin zoralımına ve aynı yasanın 15. maddesi uyarınca müebbeten kamu hizmetlerinden yasaklanmasına ilişkin, Tekirdağ 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 29.05.2007 gün ve 314-263 sayılı hükmün, sanık müdafii ile katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nce 16.07.2009 gün ve 15466-8706 sayı ile;
3628 Sayılı Yasanın 4. maddesinde Kanuna veya genel ahlaka uygun olarak sağlandığı ispat edilmeyen mallar veya ilgilinin sosyal yaşantısı bakımından geliriyle uygun olduğu kabul edilemeyecek harcamalar şeklinde ortaya çıkan artışlar, bu kanunun uygulanmasında haksız mal edinme sayılır denilmektedir.
Ceza Genel Kurulu'nun dairemizce de benimsenen 03.02.1998 gün ve 7/288-11 sayılı kararında da belirtildiği üzere haksız mal edinme suçlan ani suç niteliğinde olduklarından, suç tarihi mal veya paranın edinim tarihi olup, buna göre kooperatif hisselerinde kooperatife son ödeme tarihinin suç tarihi olduğu da gözetilerek, sanığın kendisi, eşi ve çocukları adına tüm mallarının araştırılıp sanığın kooperatiflere üye olduğu tarihler itibariyle ve üyeliklerinin devamı süresinde yaptığı ödemeler ve edinim tarihleri belirlenerek suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanığın lehine olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen zamanaşımı kapsamında olmayan mallar yönünden yeniden hukukçu, emlakçı ve muhasebeci olmak üzere konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetine incelettirilerek, sanığın savunmaları da değerlendirilip, yasal ve genel ahlaka uygun gelirleri ile giderleri denetime imkan verecek şekilde karşılaştırılarak edinimlerinin tamamının veya bir kısmının haksız mal edinme niteliğinde olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporlan ve eksik soruşturmaya dayanılarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Tekirdağ 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nce 07.12.2009 gün ve 298-857 sayı ile;
Tekirdağ C.Başsavcılığı'nın 2004/1081 esas sayılı iddianamesi ile haksız mal edinme, gizleme suçundan sanık hakkında kamu davası açılmış olup, sanığın 3628 Sayılı Yasanın 13, 14, 15. maddeleri uyarınca cezalandırılması talep olunmuştur.
Yapılan önceki yargılama sırasında sanık savunmasında; atılı suçlamayı kabul etmediğini, gümrük ve muhafaza müdürlüğünde muamele memuru olarak görev yaptığını, mesai dışında ticaretle uğraştığını, Malkara'da hayvancılık ve tarım işi ile uğraştığını, mazbut bir yaşantısının olduğunu gece hayatı ve kötü alışkanlıklarının olmadığını, görevi gereği mesaileri ve ikramiyelerinin olduğunu, tespit edilen mallarını bu şekilde kazandığını, her dönem düzenli olarak mal beyanında bulunduğunu, yalnız Barbaros Beldesindeki yazlığının beyanını 2000 yılındaki beyannamede ve 1996 yılındaki beyannamelerinde beyan etmesi gerekirken 1992 yılında beyan ettiğini, bunun dışında kasten gizlediği herhangi bir gelirinin olmadığını, bunu da sehven yaptığını beyan etmiştir.
Dinlenen tanıklar E., N. ve Y. yeminli beyanlarında sanığın gümrük muhafaza müdürlüğünde muamele memuru olarak çalıştığını, çalışma süresi içinde zaman zaman memuriyetinin dışında Malkara'da ailesi ile birlikte çiftçilik ve hayvancılık da yaptığını, arsa, ev araba alım satım işlerini de yaptığını beyan etmişlerdir.
Bilirkişi C.'nin 19.09.2005 tarihli raporunda sanığın çiftçilik ve hayvancılık gibi bir takım işlerden ek gelir elde ettiğinin kabulü halinde bu gelirlerin belgeye dayalı olmaması ve bu nedenle miktarının tespit edilememesi ayrıca asıl geçim kaynağı olan yasal memuriyet maaş, mesai benzeri gelirleri ile söz konusu miktar ve değerdeki malvarlığının edinebilmesinin imkan dahilinde olmadığı, sanığın haksız mal edinmek, gizlemek suçunun yasal unsurlarının oluştuğu bildirilmiştir. Toplanan deliller çerçevesinde mahkememiz 2004/314 Esas, 2007/263 Karar sayılı 29.05.2007 karar tarihli kararı ile sanığın mahkumiyetine haksız elde edildiği tespit olunan menkul ve gayrimenkullerin de zoralımına ve sanığın 3628 Sayılı Kanunun 15. maddesi uyarınca müebbeten kamu hizmetlerinden yasaklanmasına karar vermiştir.
Sanık ve müdafiinin söz konusu kararı temyizi sonucu dosya Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nce suç tarihinin mal veya paranın edinim tarihi olduğu buna göre kooperatif hisselerinde kooperatife son ödeme tarihinin suç tarihi olduğu da gözetilerek sanığın kendisi, eşi ve çocuklan adına tüm mallarının araştırılıp sanığın kooperatiflere üye olduğu tarihler itibarıyla ve üyeliklerinin devamı süresinde yaptığı ödemeler ve edinim tarihleri belirlenerek, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanığın lehine olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen zamanaşımı kapsamında olmayan mallar yönünden yeniden hukukçu, emlakçı ve muhasebeci olmak üzere konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi heyetine incelettirilerek sanığın savunmaları da değerlendirilip yasal ve genel ahlaka uygun gelirleri ile giderleri denetime imkan verecek şekilde karşılaştırılarak edinimlerinin tamamının veya bir kısmının haksız mal edinme niteliğinde olup olmadığının tespiti gerekir gerekçesi ile mahkememiz kararının bozulması üzerine yeniden yargılamaya devam olunmuştur.
Cumhuriyet Savcısı esas hakkındaki mütalaasında; mahkememizin önceki kararında direnilmesini talep etmiştir.
Toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin bozma ilamında sanığın kendisi, eşi ve çocukları adına tüm mallarının araştırılmadığı ve kooperatife üye olduğu tarihler itibarıyla üyeliklerinin devamı süresinde yaptığı ödemelerin tespit edilmediğinden bahisle önceki kararımız bozulmuş ise de, dosya içeriğine göre sanığın kendisi, hanımının ziynet eşyaları, oğlunun arabası yapılan araştırmalar sonucu tespit edilmiş ve sanığın S.S............Konut Yapı Kooperatifi ile yine S.S. B..........Konut Yapı Kooperatiflerine üyeliklerinin devamı süresince yaptığı ödemelerin liste halinde dosyaya getirtildiği ve dosya üzerinde Sayıştay emekli uzman denetçisi C.H. ile Tekirdağ Vergi Dairesi Başkanlığı'nda vergi denetmeni olan C.A. ile M.Ö. tarafından ayrı ayrı düzenlenen bilirkişi raporlarında sanığın yasal ve genel ahlaka uygun gelirleri ile giderlerinin denetime tabi tutulması sonucu edinimlerinin büyük bir kısmının haksız mal edinme niteliğinde olduğunu bildirmişlerdir. Bu nedenlerle Yargıtay 7. Dairesi'nin bozma ilamı karşısında önceki kararda aşağıdaki şekilde direnilerek hüküm kurulmuştur gerekçesiyle; sanığın, eylemine uyan 3628 Sayılı Kanunun 13. maddesi uyarınca 3 yıl hapis ve 1.000.-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki tutum ve davranışına göre hakkında TCK 62. maddenin uygulanmasına takdiren yer olmadığına, haksız olarak elde ettiği tespit olunan ancak temin edilmesi mümkün bulunmayan Tekirdağ.......mevkindeki 7892 metrekarelik arsanın 1/4 hisse karşılığı olan 10.04.2004 tarihli resmi satış senedindeki satış bedeline göre 5.500.-TL'nin, 10.000 Alman Markının suç tarihindeki kura göre değeri olan 2.789. 00.-TL.nin, 2.000 ABD Dolarının suç tarihindeki kura göre değeri olan 1.000.00.-TL nin, 70.000.000.-TL.lik ziynet eşyasının suç tarihindeki karşılığı olan 1.238.00.-TL'nin, 208.000.000.-TL'lik alacağın suç tarihindeki karşılığı olan 3.677.00.-TL'nin, 1998 model........marka otonun suç tarihindeki değeri olan 3.500.00.-TL'nin, Tekirdağ Y......Mah. B......Y... mevkindeki 82 pafta, 1.818 ada, 9 parseldeki 10 nolu bağımsız dubleks meskenin (dünürü İ.E.'ye satılmış olarak gösterilen) suç tarihindeki değeri olan 30.000.00.-TL.nin, 3628 Sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca ayrı ayrı Hazine'ye ödenmesine ve bu konuda Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanmasına, Tekirdağ ......... beldesi....... mevkiinde 12 pafta, 4526 parseldeki dubleks dairenin 3628 Sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca zoralımına, 3628 Sayılı Kanunun 15. maddesi uyarınca müebbeten kamu hizmetlerinden yasaklanmasına, vekalet ücretine, yargılama giderine... hükmedilmek suretiyle, önceki hükümde direnilmiştir.
Bu hükmün de sanık müdafii ile katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bozma istekli 10.08.2010 gün ve 169526 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulu'nca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
Karar: Tekirdağ Gümrük Muhafaza Müdürlüğü'nde muamele memuru olarak görev yapmakta olan sanık K'nin, 01.01.2000 tarihinde verdiği mal beyannamesinden yola çıkılarak yapılan araştırma sonucunda haksız mal edindiğinin saptandığından bahisle cezalandırılmasına karar verilen olayda; özel daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık, kararın eksik soruşturmaya dayalı olarak verilip verilmediği hususuna ilişkin ise de; verilen hükmün yasaya uygun ve yeterli gerekçeyi taşıyıp taşımadığı hususunun Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle çözüme kavuşturulması gerekmiştir.
Ceza Genel Kurulu'nun 15.03.2005 gün ve 13-26 sayılı karan başta olmak üzere konuyla ilgili tüm diğer yargısal kararlarda da duraksamasız olarak vurgulandığı üzere, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141 ve 5271 sayılı CYY'nın 34. maddeleri uyarınca bütün mahkeme kararlarının, karşı oy da dahil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Hükmün gerekçesinde ise CYY'nın 230. maddesi uyarınca, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, bunun nitelendirmesinin yapılması, Ceza Yasasında öngörülen sıra ve esaslara göre cezanın ve ayrıca cezaya mahkûmiyet yerine veya yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine ya da ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususa ilişkin istemlerin kabul veya reddine dair dayanakların gösterilmesi gerekmektedir. Hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi ise, 1412 Sayılı Yasanın 308/7 ve 5271 sayılı CYY'nın 289/1-g bendi uyarınca hukuka kesin aykırılık halini oluşturacaktır. Hükmün dayanaklarının, akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun şekilde açıklanması biçiminde tanımlanan gerekçede, hükme esas alınan veya reddedilen bilgi ve belgelerin belirtilmesi ve bunun dayanaklarının gösterilmesi, bu dayanakların da, geçerli, yeterli ve yasal olması gerekir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime olanak sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır.
Somut olayda, yerel mahkemenin 07.12.2009 gün ve 298-857 sayılı direnme kararında, gerekçenin altı paragraftan ibaret olduğu, ilk paragrafta, hangi suçtan ve hangi yasa maddeleri uyarınca dava açıldığının özetlendiği, daha sonra sırasıyla; ikinci paragrafta sanık savunmasının, üçüncü paragrafta tanık ifadelerinin, üçüncü paragrafta bilirkişi raporunun, dördüncü paragrafta ise Yargıtay bozma kararına yer verildiği, bunun ardından çok kısa olarak Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki savunmasından bahsedildikten sonra, son paragrafta niçin direnildiğinin belirtildiği, buna karşılık 5271 sayılı CYY'nın 230. maddesinin 1/c bendine uygun şekilde ulaşılan kanaat ve sanıkların suç oluşturduğu kabul edilen fiillerine açıkça yer verilmediği, delillerin birbiri ardı sıra dizilmesi dışında, deliller ile varılan sonuç arasındaki dosya kapsamına uygun, mantıksal ve hukuksal bağın da kurulmadığı görülmektedir.
Bu nedenle, T.C. Anayasası, 5271 sayılı CYY ve Ceza Genel Kurulu kararları ile ortaya konulmuş bulunan ilkeler uyarınca, aralarında bağlantı kurulmaksızın, sırf delillerin arka arkaya sıralanması ile oluşturulmuş olan metnin, yeterli ve geçerli bir gerekçe niteliğini taşıdığı söylenemeyeceğinden, yasal bir gerekçeyi içermeyen hükmün bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1- Yerel mahkeme direnme hükmünün, sair yönleri incelenmeksizin öncelikle saptanan usule aykırılık nedeniyle bozulmasına,
2- Dosyanın, Tekirdağ 2. Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, tebliğnameden farklı düşünce ile 25.01.2011 günü yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy