(5237 S. K. m. 29, 37, 39, 62, 82) (6136 S. K. m. 13) (5271 S. K. m. 231)
Dava: Tasarlayarak öldürme suçundan sanık S.'un TCY'nın 82/1-a-son, 29 ve 62. maddeleri uyarınca 18 yıl 4 ay hapis, sanık A.'nin TCY'nın 82/1-a-son, 39, 29 ve 62. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis, sanık Y.'in TCY'nın 82/1-a-son, 29 ve 62. maddeleri uyarınca 16 yıl 8 ay hapis, 6136 Sayılı Yasaya aykırılık suçundan 6136 Sayılı Yasanın 13/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 375.-Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 12.07.2007 gün ve 437-219 sayı ile verilen sanıklar Y. ve S. hakkında kasten öldürme suçu yönünden re'sen temyize tabi olan hükmün katılanlar vekili ve sanıklar müdafîileri tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nce 10.02.2010 gün ve 1940-737 sayı ile;
...2- A) Sanık Y.'in kasten insan öldürme suçundan mahkumiyetine dair hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi onanmasına,
B) a) Sanıklar A. ve S. hakkında kasten insan öldürme suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
aa) Oluşa ve dosya içeriğine göre; sanık Y.'in, F. ile birlikte yaşamasına rağmen maktulle de arasında cinsel ilişki olduğu yönünde söylenti başladığı, bu durumu F.'in da arkadaşları A. ve S.'a anlattığı, olaydan bir gün önce sanık S.'un, arkadaşı olan maktulün işlettiği kahvehaneye giderek sakın unutma, yarın akşam telefon ile arayacağım sonra birlikte gideceğiz dediği, olay günü sabah saatlerinde sanık Y. ve F.'ın, sanık A.'nin evinin yanında olan dükkanına geldikleri, akşam üzeri saat 17.00 sıralarında F.'ın, sanık S.'un kendi aracı ile gitmesi halinde maktulün aracı tanıyacağından araca binmesini sağlamak için sanık A.'nin aracını vermesini istediği, onun da kabul ettiği, sanık S.'un, maktulün işyerine gittiği ve saat 22.00 sıralarında maktulü aldığı, bu sırada sanık A.'nin F. ve Y. ile birlikte F.'a ait aracın içerisinde bekledikleri, aracın içinde iken F.'ın, sanık Y.'e çantasının içindeki tabancayı çıkartarak içindeki fişekleri avucunun içinde ovalatarak şarjöre bastırdığı ve bu çamur senin çamurun, çamuru temizlemekte senin görevin dediği, saat 23.00 sıralarında sanık S. ile maktulün bulundukları araç ile sanık A.'nin kullanımında olan F. ve Y.'in bulunduğu aracın karşılaştıkları, sanık A.'nin diğer aracı takip ettiği, bir süre sonra önde giden sanık S.'un kullandığı aracın önüne geçerek aracı durdurduğu, araçtan inen F.'ın, maktulü sanık S.'un kullandığı araçtan alarak sanık A.'nin kullandığı araca bindirdiği, sanık A.'nin, kullandığı araç ile yaklaşık 8 km. sahil yolundan dağa doğru ilerlediği, aracı ıssız bir yerde park ettiği, maktulün araçtan inmesini müteakip sanık Y.'in de araçtan inerek maktulü tabancası ile vurarak öldürdüğü olayda;
Sanık A.'nin, maktulün getirilmesi için sanık S.'un kendi arabasını almasına izin vermesi, F.'a ait aracın içinde F. ve Y.'in konuşmalarına şahit olması, maktul araca bindikten sonra aracı olayın gerçekleştiği yere kadar kullanarak diğer sanıklarla eylem birliği içerisinde hareket etmesi, olay esnasında ve olaydan sonra yetkili merciilere olayı bildirmemesi dikkate alındığında, sanık A.'nin suça müşterek fail olarak katıldığının kabulü ile, 5237 sayılı TCK'nun 37/1. maddesi gözetilerek cezalandırılması yerine, suça yardım eden kabulü ile TCK'nun 39. maddesi uygulanarak eksik ceza tayini,
bb) Maktulün, sanık Y. ile ilişkisi olduğunu ilçede arkadaşlarına anlatarak söylenti çıkmasına neden olduğu olayda, maktulden kaynaklanan ve haksız tahrik oluşturan söz ve hareket bulunmadığı halde, haksız tahrik nedeniyle TCK'nun 29. maddesi gereğince indirim yapılması sonucu sanıklar hakkında eksik ceza tayini,
b) Sanık Y.'in 6136 Sayılı Yasaya aykırılık suçunda; hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5728 Sayılı Kanunun 562. maddesi ile değiştirilen 5271 sayılı CMK'nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında; ceza miktarının üst sınırının 2 yıla çıkartılması, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suçlarla ilgili sınırlandırmanın da kaldırılması nedeniyle, yerel mahkemece yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 15.07.2010 gün ve 57-154 sayı ile; sanık A.'nin suça müşterek fail olarak katıldığına ve sanık Y. hakkında 6136 Sayılı Yasaya aykırılık suçuna ilişkin bozma nedenlerine uyulmuş, sanıklar S. ve A. hakkında tahrik hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine ilişkin bozma nedenine ise;
Y.'in olaydan sonra intihar eden F. isimli şahısla İstanbul'dan Trabzon Çarşıbaşı İlçesine gelip burada ev tutarak birlikte karı koca hayatı yaşadıkları, gayri resmi olarak evlilik birliği kurup sürdürdükleri, bu arada F.'ın otomobil alım satımı ticareti yaptığı, diğer sanıklar A. ve S. ile arkadaş oldukları, samimi bulundukları, birbirlerine gelip gittikleri, maktul S.'ın küçük bir ilçe olan Çarşıbaşı'nda F.'ın gayri resmi eşi olan Y. ile cinsel ilişkide bulunduğunu hatta bu ilişkinin livata şeklinde de gerçekleştiğini etrafta konuşmaya başladığı, bunun küçük ilçede duyulduğu hatta bunu maktulün S.'a da açık şekilde söylediği, maktulden kaynaklanan bu sözlerin objektif olarak gerek Y. ve gerekse onun gayri resmi kocası olan F. üzerinde iradesine yoğun baskı yaptığı bir gerçektir. Türk Ceza Hukuku'nda tahriki teşkil eden fiilin veya sözün mutlak surette suç teşkil etmesi de gerekmemektedir. Haksız olması yeterlidir. Bu husus maddedeki haksız fiil terimi bir davranışın hukuk düzenince tasvip edilmediği anlamına gelmektedir (Madde gerekçesi). Fiil haklı olduğu takdirde ne failin bundan dolayı şiddet veya üzüntüye kapılması ne de haklı bir fiile karşı bir tepkide bulunması mazur görülemez. Fiilin haksız olup olmadığı belirli bir dönemde yine belirli bir toplulukta geçerli olan sosyal değer hükümlerine göre hakim tarafından takdir edilir. Fiilin haksız olması için suç teşkil etmesi veya borçlar hukuku manasında haksız bir fiil olması şart değildir.
Fiilin bir insan tarafından yapılması gerekir. Bu nedenle sözünü dinlemeyen bir hayvana pek kötü muamelede bulunan kişi hayvan tarafından tahrik edildiğini ileri süremez. Yargıtay da aynı görüştedir, isnat yeteneğine sahip olmayanlar tarafından yapılan hareketler de haksız tahrik oluşturabilir (Dönmezer-Erman, Cilt 2, sayfa 353-354-355).
Her ne kadar Y. ile ölen F. resmi olarak evli değil ise de, F.'ın olaydan kısa olmayan bir süre önce eşinden ayrıldığı, sanık Y. ile bir süre İstanbul'da birlikte oturdukları, daha sonra İstanbul'dan ayrılıp Trabzon ili Çarşıbaşı ilçesine gelip yerleştikleri, burada birlikte ev tuttukları, eylemli olarak birbirlerine destek verdikleri, fiilen evlilik birliği kurup yürüttükleri tartışmasızdır.
Türk Hukuk sisteminde yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu tür gayri resmi olan birlikteliklerde eşlerden birinin trafik kazası veya bir haksız fiil neticesi vefatı halinde diğer eşe destekten yoksunluk tazminatı verilmesini hüküm altına almıştır. Yüksek Mahkeme bu konuda İsviçre Federal Mahkeme'nin içtihatlarından ayrılarak Türkiye Cumhuriyetindeki Türk yurttaşlarının alışkanlıklarını, geleneksel hayat biçimini göz önünde tutarak bu sonuca varmıştır.
Kısaca yakın olarak tanıdıkları, arkadaş oldukları ve sık sık görüştükleri arkadaşları ölen F. ve onunla fiilen aynı çatı altında uzun süre karı koca hayatı yaşayan Y. hakkında maktulün Y. ile plajda, muhtelif yerlerde cinsel ilişkide bulunduğunu hatta ona livata yaptığını etrafta anlatan maktulün bu haksız hareketinden diğer sanıklar A. ve S.'un tahrike kapılmaları, öfke duymaları mahkememizce doğal kabul edilmiş her ne kadar Y.'in duyduğu yoğunlukta olmasa da makul oranda tahrik nedeniyle cezadan indirim yapılmasının hakkaniyete ve hukuka daha uygun olacağı gerekçesiyle direnilmiş, sanıklar S. ve A.'nin TCY'nın 82/1-a-son, 29 ve 62. maddeleri uyarınca 18 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
Re'sen temyize tabi olan hükmün sanıklar müdafiileri tarafından da temyiz edilmesi üzerine Yargıtay C. Başsavcılığı'nın bozma istemli 11.03.2011 gün ve 17121 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığı'na gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulu'nca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
Sanıkların tasarlayarak öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda; özel daire ve yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulu'nca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, sanıkların kasten öldürme suçunu haksız tahrik altında işleyip işlemediklerinin belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya içeriğinden;
Karar: İnceleme konusu olayın, soruşturma aşamasında intihar etmesi nedeniyle hakkında dava açılamayan F., haksız tahrik altında tasarlayarak öldürme suçundan hakkında verilen mahkumiyet kararı kesinleşen Y., sanıklar S. ve A. ile maktul S. arasında geçtiği, görgü tanığının bulunmadığı,
F.'in Trabzon Çarşıbaşı ilçesinde ailesi ile birlikte yaşarken, eşinden boşanıp İstanbul iline gittiği, burada sanık Y. ile tanıştığı, F. ve Y.'in birlikte yaşamaya başladıkları, İstanbul'da işlerinin bozulması üzerine
Çarşıbaşı ilçesine yerleştikleri, F.'in araç alım satımı ile geçimini temin ettiği, Y.'in de ilçe merkezinde bir kafeteryada çalıştığı, maktul S.'ın sanık Y.'in çalıştığı kafeteryaya sık sık uğradığı, zamanla maktul ile sanık Y. arasında duygusal ilişki başladığı, maktulün sanık Y. ile cinsel ilişkiye girdiğini arkadaşlarına anlattığı, bu yolla maktul ile sanık Y. arasındaki ilişkinin Çarşıbaşı'nda söylenti olarak konuşulmaya başladığı, maktulün arkadaşı olan sanık S.'un da konudan bu şekilde bilgi sahibi olduğu, söylentinin F.'a kadar ulaştığı, F.'ın sanık S.'tan konuyu araştırmasını istediği, sanık Y. ile maktulün ilişkilerini maktulden sorarak tekrar dinleyen sanık S.'un durumu F.'a anlattığı, bu bilgi üzerine F. ve sanıkların plan yaptıkları, bu plan dahilinde sanık S.'un olaydan bir gün önce arkadaşı olan maktulün işlettiği kahvehaneye giderek yarın akşam telefonla arayacağım, sonra birlikte kıza, aleme gideceğiz dediği, olay günü sanık S.'un, F.'ın aracı bulunmasına rağmen şüphe çekmemek için maktulün tanımadığı sanık A.'nin aracını alarak saat 22.00 sıralarında maktulün işyerine gittiği, maktule aleme gitme teklifini yinelediği, durumdan şüphelenmeyen maktulün araca bindiği, F. ve sanıklar Y. ile A.'nin maktulü getirecek olan sanık S.'u sahil yolunda beklemeye başladıkları, bu sırada sanık Y.'in tabancasının şarjörüne mermi yerleştirdiği, saat 23.00 sıralarında sanık S.'un kullandığı araçla sahil yolunda bekleyen sanıkların içinde bulunduğu araca işaret vererek geçtiği, sanık A.'nin öndeki aracı takibe başladığı, bir süre sonra da sanık S.'un kullandığı aracın önüne geçerek aracı durdurduğu, araçtan inen F.'ın, maktulü sanık S.'un kullandığı araçtan alarak sanık A.'nin kullandığı araca bindirdiği, sanık A.'nin kullandığı araçta maktul, F. ve sanık Y. olduğu halde sahil yolundan ayrılarak yaklaşık 8 km. köy yoluna doğru ilerledikleri, aracı ıssız bir yerde park edip, maktulü araçtan indirdikleri, sanık Y.'in tabanca ile ateş ederek maktulü öldürdüğü,
Maktulün sabah saatlerinde yol kenarında ölü olarak bulunduğu,
F. ve sanık Y.'in olaydan hemen sonra Çarşıbaşı'ndan ayrıldıkları, soruşturma aşamasında bir süre kaçtıktan sonra sanık Y.'in teslim olduğu, F.'ın yakalamalı olarak aranırken ilaç içmek suretiyle intihar ettiği,
Sanıklar S. ve A.'nin ise olaydan sonraki gün yakalandıkları,
Sanık S. savunmasında özetle; suçlamayı kabul etmediğini, maktulün çocukluk arkadaşı olduğunu, olaydan önce maktulün sanık Y. ile cinsel ilişkiye girdiğini öğrendiğini, F.'ın sorması üzerine durumu ona anlattığını, olay günü F. ve sanık Y.'in maktulü öldüreceğini bilmediğini, F.'ın maktul ile sanık Y.'i yüzleştirmek istemesi üzerine olaya dahil olduğunu ifade ettiği, aşamalarda maktulden kendisine yönelen haksız hareketten bahsetmediği,
Sanık A. savunmasında özetle; suçlamayı kabul etmediğini, maktulü tanımadığını, olay günü maktulün öldürüleceğini bilmediğini, hatta F.'tan maktule zarar vermeyeceği konusunda söz aldığını ifade ettiği, aşamalarda maktulden kendisine yönelen haksız hareketten bahsetmediği,
Sanıklar S. ve A.'nin gerek F., gerekse sanık Y. ile akrabalık ilişkilerinin bulunmadığı,
Anlaşılmaktadır.
Haksız tahrik 5237 sayılı TCY'nın 29. maddesinde; Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine on sekiz yıldan yirmi dört yıla ve müebbet hapis cezası yerine on iki yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir şeklinde ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak düzenlenmek suretiyle, kişiye haksız fiilin etkisi altında işlediği suçtan ötürü verilecek cezadan belli bir oranda indirim yapılması öngörülmüştür.
Ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak düzenlenen haksız tahrik, failin haksız bir tahrikin yarattığı hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında hareket ederek bir suç işlemesini ifade eder. Bu halde fail, haksız tahrikin doğurduğu öfke veya elemin, ruhsal yapısında yarattığı karışıklığın sonucu olarak suç işlemeye yönelmektedir.
5237 Sayılı Yasada, tahrikle ilgili olarak, 765 sayılı TCY'nda yer alan ağır tahrik-hafif tahrik ayırımına son verilmiş ve tahriki oluşturan fiilin, somut olayın özelliklerine göre hakim tarafından değerlendirilmesi yapılıp, sanığın iradesine olan etkisi göz önüne alınarak maddede gösterilen iki sınır arasında belirlenen oranda indirim yapılması şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiştir.
Haksız tahrik, haksız bir fiilden etkilenen failin ruhsal durumundan dolayı kusurunun azaldığı görüşüne dayanmaktadır. Buna göre, yalnızca şahsında bu koşullar gerçekleşen fail bakımından uygulanabilir. Başka bir deyişle haksız tahrik, kusuru azaltan kişisel bir nedendir. Haksız tahrikin suça iştirak edenlere (müşterek fail veya diğer şeriklere) de uygulanabilmesi için, tahrike ilişkin koşulların tüm şerikler hakkında geçerli olması zorunludur. Bu nedenle müşterek fail veya iştirak edenlerden bir kısmı hakkında tahrik koşulları gerçekleşmiş, diğerleri hakkında gerçekleşmemiş ise, 29. madde yalnızca haksız tahrik koşulları gerçekleşen kişiler hakkında uygulanabilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanık Y. ile cinsel ilişkiye girdiğini arkadaşlarına anlatarak halk arasında söylentiye neden olan maktul S.'ın, sanık Y. ile aralarındaki ilişkiyi açığa çıkarma şeklindeki davranışının sadece sanık Y. bakımından haksız tahrik oluşturduğu, Y. ile akrabalık bağı dahi bulunmayan sanıklar S. ve A. yönünden haksız tahrik oluşturmadığı gibi, somut olayda sanıklar S. ve A.'ye yönelik olarak maktulden kaynaklanan başkaca haksız hareke-tin de bulunmadığı gözetildiğinde, sanıklar hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasına karar veren yerel mahkemenin direnme hükmü usul ve yasaya aykırıdır.
Bu itibarla, sanıklar S. ve A. hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasına yönelik yerel mahkeme direnme hükmü isabetsizdir. Ancak re'sen temyize tabi olan direnme hükmünün sadece sanıklar müdafiileri tarafından temyiz edilmesi ve aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle haksız tahrik hükümlerinin uygulanması isabetsizliğinden bozulması olanaklı olmayıp, bu hususun eleştiri konusu yapılmasına, bununla birlikte yerel mahkemece bozma kararına uyulan kısımlar bulunduğundan, dosyanın bozmaya uyulan kısımlar yönünden incelenmesi için özel daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1-) Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 15.07.2010 gün ve 57-154 sayılı, sanıklar S. ve A. hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasına yönelik direnme hükmü isabetsiz ise de, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılamayacak bu hususun eleştiri konusu YAPILMASINA,
2-) Dosyanın, bozma ilamına uyulan kısımlar yönünden incelenmesi için Yargıtay 1. Ceza Dairesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.11.2011 günü yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy