(5237 S. K. m. 53, 81) (5271 S. K. m. 170, 176, 190)
Dava: Kasten öldürme suçundan sanık T. S.'ün 5237 Sayılı T.C.K.nın 81/1 ve 53 üncü maddeleri uyarınca müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin, Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 7.5.2009 gün ve 11-127 Sayılı resen temyize tabi olan hükmün, sanık müdafileri tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 23.8.2010 gün ve 2027-5752 sayı ile;
... Tutuklu sanığa duruşma gününden dört gün önce 15.2.2008 tarihinde iddianamenin tebliğ edildiği anlaşılmakla, bir haftalık süre geçmeden 19.2.2008 tarihli duruşmada iddianamenin okunmasından sonra duruşmaya ara verilmesini istemeye hakkı bulunduğu sorulmaksızın savunma hakkının kısıtlanması suretiyle C.M.K.nun 176, 190/2 nci maddelerine aykırı davranılması...,
İsabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA karar verilmiştir.
Yerel mahkeme ise 23.11.2010 gün ve 246-349 sayı ile;
Yargıtay 1. C.D.nce tutuklu sanığa duruşma gününden 4 gün önce 15.2.2008 tarihinde iddianamenin tebliğ edildiği, bir haftalık süre geçmeden 19.2.2008 tarihli duruşmada iddianamenin okunmasından sonra duruşmaya ara verilmesini istemeye hakkı bulunduğu sorulmaksızın savunma hakkının kısıtlanması sureti ile C.M.K.nun 176 ve 190/2 nci maddelerine aykırı davranılması gerekçesiyle mahkememizin kararı bozulmuş ise de mahkememizce söz konusu usulü eksiklik 28.8.2008 tarihli oturumda fark edilerek, sanığa eski kimliği tahtında yasal hakları hatırlatılıp savunmasının alındığı...,
Gerekçesiyle ilk hükümde direnmiştir.
Resen temyize tabi olan bu hükmün de sanık müdafileri tarafında da temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.5.2011 gün ve 115426 Sayılı onama istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:
Karar: Sanığın kasten öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verilen somut olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; 5271 Sayılı C.M.K.nın 176/4 ve 190/2 nci maddelerine aykırı davranılmak suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya içeriğinden;
Tutuklu olan sanığa cezaevinde 15.2.2008 tarihinde iddianame ve duruşma gününün tebliğ edildiği ve aradan bir haftalık süre geçmeden 19.12.2008 tarihinde mahkeme huzurunda savunmasının alındığı, savunması alınmadan önce C.M.K.nın 176/4 ve 190/2 nci maddeleri uyarınca duruşmaya ara verilmesini isteme hakkı olduğunun kendisine hatırlatılmadığı, ancak bu eksikliğin fark edilerek 28.8.2008 tarihli oturumda kendisine anılan maddelerdeki hakkı hatırlatılarak sorulduğunda, sanığın aynen; yasal haklarımı anladım, savunma için süre istemiyorum, mahkemenizde daha önce yaptığım savunmamı tekrar ederim şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır.
5271 Sayılı C.M.K.nın İddianamenin Sanığa Tebliği ve Sanığın Çağrılması başlıklı 176 ncı maddesinde yer alan;
(1) İddianame, çağrı kağıdıyla birlikte sanığa tebliğ olunur.
(2) Tutuklu olmayan sanığa tebliğ olunacak çağrı kağıdına mazereti olmaksızın gelmediğinde zorla getirileceği yazılır.
(3) Tutuklu sanığın çağrılması duruşma gününün tebliği suretiyle yapılır. Sanıktan duruşmada kendisini savunmak için bir istemde bulunup bulunmayacağı ve bulunacaksa sebep ibaret olduğunu bildirmesi istenir; müdafii de sanıkla birlikte davet olunur. Bu işlem, tutuklunun bulunduğu ceza infaz kurumunda cezaevi katibi veya bu işle görevlendirilen personel yanına getirilerek tutanak tutulmak suretiyle yapılır.
(4) Yukarıdaki fıkralar gereğince, çağrı kağıdının tebliğiyle duruşma günü arasında en az bir hafta süre bulunması gerekir şeklindeki hüküm uyarınca iddianame ve duruşmaya çağrı kağıdının sanığa tebliğiyle duruşma günü arasında en az bir haftalık süre bulunması yasal bir zorunluluktur.
İddianamenin kendisine tebliği üzerine duruşma gününe kadar sanığın savunmasını hazırlaması için yasakoyucu tarafından öngörülen bu asgari süreye uyulmaması halinde, savunmasının alınmasına geçilmeden önce C.M.K.nın 190/2 nci maddesindeki; 176 ncı maddede belirlenen süreye uyulmamış ise duruşmaya ara verilmesini istemeye hakkı olduğu sanığa hatırlatılır şeklindeki hüküm sebebiyle sanığa duruşmaya ara verilmesini isteme hakkının bulunduğunun hatırlatılması gerekmektedir. C.M.K.nın 170/4 ve 190/2 nci maddelerinde belirtilen usule uyulmaması halinde sanığın savunma hakkının kısıtlanması sözkonusu olacaktır. Sanığın savunma hakkının kısıtlanması ise, 5320 Sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 Sayılı cyuy'nın 308/8 inci maddesi kapsamında yasaya mutlak bir aykırılık halidir.
Bir haftalık süreye uyulmaksızın ve duruşmaya ara verilmesini isteme hakkı olduğu hatırlatılmaksızın sanığın savunmasının alındığı bir durumda, çağrı kağıdının tebliğinden itibaren en az bir hafta geçtikten sonra olması koşuluyla yapılacak başka bir oturumda bunun farkına varılarak, sanığın usulüne uygun olarak tekrar savunmasının alınması halinde ise bu aykırılık giderilmiş olacaktır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Yerel mahkemece sanığın ilk kez savunmasının alındığı 19.2.2008 tarihinde, iddianame ve duruşma gününün tebliğiyle duruşma günü arasında bir haftadan daha az bir sürenin geçmiş olmasına ve duruşmaya ara verilmesini isteme hakkının olduğu sanığa hatırlatılmadan savunması alınmak suretiyle C.M.K.nın 170/4 ve 190/2 nci maddelerine aykırı olarak savunma hakkı kısıtlanmış ise de, bu eksiklik, yerel mahkeme tarafından sonradan fark edilerek 28.8.2008 tarihli oturumda sanığın tekrar usulüne uygun olarak savunması alınmak suretiyle giderilmiştir.
Bu itibarla yerel mahkeme direnme hükmünün isabetli olduğuna ve dosyanın esasının incelenmesi için Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1- Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 23.11.2010 gün ve 246-349 Sayılı direnme hükmünün isabetli olduğuna,
2- Dosyanın esasının incelenmesi için Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere, Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 15.11.2011 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy