(3167 S. K. m. 16) (765 S. K. m. 102, 104, 108) (5237 S. K. m. 73) (1412 S. K. m. 40, 225) (5271 S. K. m. 39, 195) (7201 S. K. m. 35)
Dava ve Karar: Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanıklar A. M. S.ve L. Ü.'ın 4814 Sayılı Yasayla değişik 3167 Sayılı Kanunun 16/1 inci maddesi uyarınca 62.960.256.000 TL ağır para cezasıyla cezalandırılmalarına ve bir sene süreyle bankalarda çek hesabı açmaktan yasaklanmalarına ilişkin, Şişli 7. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 31.12.2003 gün ve 385-1742 Sayılı hüküm, sanıklar tarafından temyiz edilmekle, dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 3.7.2007 gün ve 16791-8355 sayı ile;
... Sanıkların yokluklarında verilen kararın, usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği anlaşılmakla, temyiz talebinin süresinde yapıldığı kabul edilerek yapılan incelemede;
1- 3167 Sayılı Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, şikayet süresinin ibraz tarihinden itibaren başlayacağı gözönünde bulundurularak, 17.1.2003 tarihinde ibraz edilen suça konu çekle ilgili şikayet dilekçesinin, T.C.K.nın 108. (5237 Sayılı T.C.K.nın 73.) maddesinde öngörülen ve 1412 Sayılı C.M.U.K.nın 40. (5271 Sayılı C.M.K.nın 39) maddesi hükmüne göre hesaplanan 6 aylık süre geçtikten sonra, 18.7.2003 tarihinde verildiği anlaşılmakla, 765 Sayılı T.C.K.nın 108. (5237 Sayılı T.C.K.nın 73.) maddesi uyarınca kamu davasının düşürülmesine karar vermek gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması,
2- Kabule göre;
Sanıklar için C.M.U.K.nın 225. (C.M.K.nın 195.) maddesi gereğince düzenlenecek uyarılı davetiyenin; öncelikle bilinen son adreslerine (sanıkların mahkemeye bildirdiği veya daha önce kendilerine geçerli bir tebligat yapılmış olan, ya da Tebligat Kanunu'nun 35/son maddesinde sayılan kurum ve kuruluşlara sanıklar tarafından bildirilmiş bulunan adrese) gönderilmesi; tebligat memurunca, sanıkların adreslerini değiştirmesi ve yeni adreslerinin belirlenememesi sebebiyle davetiyenin tebliğ edilemeyerek iade edilmesi durumunda, bu kez Tebligat Kanunu'nun 35 inci maddesine göre tebliğ edilmesi gerektiği gözetilmeden; imza sirkülerinde belirtilen ve daha önce usulüne uygun davetiye tebliğ edilmemiş olan adrese sözü edilen 35 inci maddeye göre yapılan usulsüz tebligata dayanılarak sanıkların savunma hakkının kısıtlanması...,
İsabetsizliklerinden bozulmuştur.
Şişli 7. Asliye Ceza Mahkemesince 16.5.2008 gün ve 923-754 sayı ile;
... Sanığın müştekiye karşılıksız çek keşide ettiği iddiasıyla cezalandırılması için mahkememize kamu davası açılmıştır.
Sanık kendisine yapılan ihtarlı davetiye tebliğine rağmen duruşmaya gelmemiştir.
Müşteki vekilinin talebine istinaden müştekinin davaya katılan olarak kabulüne karar verilmiş, katılan vekili sanığın cezalandırılmasını istemiştir.
Sanık tarafından keşide edilen çekin süresi içinde bankaya ibrazında karşılığının bulunmadığı sanığın süresi için düzeltme hakkını da kullanmayarak karşılıksız çek keşide etmek suçunu işlediği iddia, çek örneğiyle banka cevabi yazıları ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığından sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi gerekmiştir...,
Şeklindeki gerekçeyle önceki hükümde direnilmiştir.
Bu hükmün de sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının "zamanaşımı sebebiyle düşme" istemli, 22.10.2010 gün ve 113583 Sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:
Sanıkların karşılıksız çek keşide etmek suçundan mahkûmiyetlerine karar verilen somut olayda, Özel Daireyle yerel mahkeme arasında oluşan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, karşılıksız çek keşide etmek suçunda, şikayet hakkının süresinde kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesine dair ise de; zamanaşımının dolup dolmadığı hususunun öncelikle değerlendirilmesi gerekmektedir.
Sanıklara atılı karşılıksız çek keşide etmek suçuna, 3167 Sayılı Kanunun 16/1 inci maddesinde yaptırım olarak, çek bedeli kadar adli para cezası öngörülmüştür.
Sanıkların 17.1.2003 tarihinde işledikleri iddia olunan bu suç için öngörülen ceza itibariyle 765 Sayılı T.C.K.nın 102/4 üncü maddesi uyarınca 5 yıllık dava zamanaşımına tabi olup, kesen nedenlerin varlığı halinde bu süre, en fazla yarı oranında artarak 7 yıl 6 aya uzamaktadır. Suç tarihi itibariyle de bu süre, 17.07.2010 tarihinde, dosya henüz Ceza Genel Kuruluna gelmeden dolmuştur.
Bu itibarla; zamanaşımının gerçekleşmesi sebebiyle yerel mahkeme direnme hükmünün bozulmasına, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden sanıklar hakkındaki kamu davasının, 5320 Sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 Sayılı CYUY'nın 322 nci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 765 Sayılı T.C.K.nın 102/4, 104/2 ve 5271 Sayılı C.M.K.nın 223/8 inci maddeleri uyarınca düşmesine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1- Şişli 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 16.5.2008 gün ve 923-754 Sayılı hükmünün, gerçekleşen zamanaşımı sebebiyle BOZULMASINA,
Yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda, 5320 Sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 Sayılı CYUY'nın 322 nci maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davasının, 765 Sayılı T.C.K.nın 102/4, 104/2 ve 5271 Sayılı C.M.K.nın 223/8 inci maddeleri uyarınca düşmesine,
2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 07.06.2011 tarihinde yapılan müzakerede tebliğnamedeki isteme uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy