(5271 S. K. m. 307, 308) (5252 S. K. m. 9) (765 S. K. m. 59, 81, 342, 345) (1412 S. K. m. 326) (5237 S. K. m. 62, 66, 67, 204)
Dava: Sanık B. Y'nin sahtecilik suçundan, 765 Sayılı T.C.K.nın 345 ve 81/1 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 6 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin, Düzce 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 30.12.1998 gün ve 113-739 Sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 17.5.1999 gün ve 3173-3142 sayı ile;
... Sanığa yüklenen Sağlık Ocağı Tabipliğince düzenlenmiş yeşil reçetede sahtecilik eyleminin sübutu halinde, T.C.K.nın 342/1 inci maddesinde yazılı suçu oluşturup oluşturmadığına dair delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait bulunduğu gözetilmeden, görevsizlik kararı yerine, duruşmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması...,
İsabetsizliğinden BOZULMASINA karar verilmiştir.
Düzce 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 16.12.1999 gün ve 113-739 Sayılı görevsizlik kararıyla dosyanın gönderildiği Düzce Ağır Ceza Mahkemesince 5.2.2002 gün ve 204-20 sayı ile; sanığın 765 Sayılı T.C.K.nın 342, 59 ve 1412 Sayılı CYUY'nın 326 nci maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş ve bu hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
5237 Sayılı T.C.K.nın yürürlüğe girmesi üzerine Düzce Ağır Ceza Mahkemesince yapılan uyarlama yargılaması sonucunda 20.6.2006 gün ve 115-189 sayı ile, sanığın 5237 Sayılı T.C.K.nın 204/1, 62, 1412 Sayılı CYUY'nın 326. ve 5271 Sayılı C.M.K.nın 307/4 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bu kararın hükümlü müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesince 5.11.2010 gün ve 5678-12652 sayı ile:
... 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. ve 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9 uncu maddeleri hükümleri karşısında; sanığa yüklenen resmi belgede sahtecilik suçunun, lehe olan 5237 Sayılı T.C.K.nın 204 üncü maddesindeki cezasının miktarına göre tabi olduğu aynı Kanunun 66/1-e ve 67/4 üncü maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının suçun işlendiği tarihten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeksizin hükmün 5320 Sayılı Kanunun 8/1 inci maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Kanunun 322 nci maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı sebebiyle 5237 Sayılı T.C.K.nın 66/1-e ve 67/4 üncü maddeleri uyarınca düşürülmesine... karar verilmiştir.
Yargıtay C.Başsavcılığı ise 22.6.2011 gün ve 153086 sayı ile:
... 5252 Sayılı Kanunun Lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul başlıklı 9 uncu maddesinin 4 üncü fıkrasındaki, Kesin hükümle sonuçlanmış olan davalarda, sonradan yürürlüğe giren bir kanunla ilgili olarak lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması amacıyla yapılan yargılama bakımından dava zamanaşımına dair hükümler uygulanmaz biçimindeki düzenleme karşısında; lehe yasa uygulaması amacıyla yapılacak uyarlama yargılamasında dava zamanaşımına dair kuralların uygulanma olanağı bulunmadığı gözetilmeden, suç tarihiyle temyiz incelemesinin yapıldığı tarihler arasında zamanaşımının gerçekleştiği kabul edilerek 5237 Sayılı T.C.K.nın 66/1-e ve 67/4 üncü maddeleri uyarınca açılan kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi sebebiyle Özel Dairenin anılan kararına karşı itiraz edilmesi gerektiği düşünülmüştür...,
Görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurarak, Özel Daire düşme kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün esastan incelenmesi için Özel Daireye gönderilmesine karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:
Karar: İnceleme, sanık hakkında sahtecilik suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daireyle Yargıtay C.Başsavcılığı arasında oluşan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; uyarlama yargılamasında dava zamanaşımının işleyip işlemeyeceğinin belirlenmesine dair ise de; hükümlü aleyhine yapılan itirazın süresinde olup olmadığı Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27 nci maddesi uyarınca öncelikle değerlendirilmiştir.
İncelenen dosya içeriğine göre;
Sanık hakkında sahtecilik suçundan 765 Sayılı T.C.K.hükümleri uyarınca kurulan mahkûmiyet hükmünün temyiz edilmeksizin kesinleştiği.
Yasa değişikliği sebebiyle yerel mahkemece yapılan uyarlama yargılaması sonucunda, sonradan yürürlüğe giren 5237 Sayılı T.C.K.nın lehe hükümler içerdiği kabul edilerek sanığın belirtilen Yasa hükümleri uyarınca mahkûmiyetine karar verildiği,
Uyarlama hükmünün temyiz incelemesi sonucunda Özel Dairece kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı sebebiyle düşmesine karar verildiği, Özel Dairenin bu kararının 29.11.2010 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 22.6.2011 tarihinde itiraz yasa yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi, 5271 Sayılı Ceza Yargılaması Yasasının olağanüstü yasa yollarının yeraldığı Altıncı Kitap, Üçüncü Kısım Birinci Bölüm"de 308 inci maddede düzenlenmiştir. Anılan maddede, Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, ilamın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz hükmüne yer verilmiştir.
Bu düzenleme ile, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının ilamın kendisine verildiği tarihten itibaren 30 gün içinde ceza daireleri kararlarına karşı itiraz yasa yoluna başvurabileceği öngörülmüş, ancak ayrıksı bir hüküm getirilmek suretiyle sanık lehine itirazlarda süre aranmayacağı kuralı benimsenmiştir Buna göre, sanık aleyhine sonuç doğuracak şekilde belirlenen aykırılıklarla ilgili olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tanınan ve olağanüstü bir yasa yolu olan itiraz 30 günlük bir süreyle sınırlandırılmış olup, bu süre Daire kararının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına verildiği tarihten itibaren başlayacaktır. Süre geçtikten sonra sanık aleyhine itiraz yoluna gidilemeyecektir.
Konuya dair bu yasal düzenlemenin açıklığı karşısında, hükümlü lehine farklı bir uygulamaya vurgu yapılmadığı sürece, maddede öngörülen 30 günlük sürenin Yargıtay ceza dairelerinin uyarlama yargılamalarının temyiz incelemesi sonucunda verdikleri kararlara yönelik itirazlar yönünden de geçerli olduğu kabul edilmelidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunca öncelikle itirazın süresinde yapılıp yapılmadığı değerlendirilecek, ön inceleme sonucunda itirazın süresinde olduğunun saptanması halinde esasa girilip daire kararının hukuka uygun olup olmadığı saptanacak, sürenin geçtiğinin belirlenmesi durumunda ise başvuru reddedilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Yerel mahkemece uyarlama yargılaması sonucunda kurulan mahkûmiyet hükmünün temyiz incelemesi sırasında Özel Dairece zamanaşımı gerçekleştiğinden bahisle kamu davasının düşmesine karar verilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca uyarlama yargılamasında zamanaşımına dair hükümlerin uygulanmayacağı görüşüyle düşme kararının kaldırılması istemiyle itiraz yasa yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır. İleri sürülen ve hükümlü aleyhine olduğunda kuşku bulunmayan bu aykırılıkla ilgili itirazın 5271 Sayılı C.M.K.nın 308 inci maddesi uyarınca 30 günlük süreye tabi olduğu, dosya içeriğine göre 30.11.2010 tarihinde başlayan itiraz süresi 29.12.2010 tarihinde sona erdiği halde, itiraz yasa yoluna Özel Daire ilamının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiinden 6 ay 23 gün sonra olacak şekilde 22.6.2011 tarihinde başvurulduğu görülmektedir. Bu sebeple 30 günlük yasal süreden sonra yapılan hükümlü aleyhindeki itirazın Ceza Genel Kurulunca görüşülmesi olanaklı değildir.
Bu itibarla, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının Kanunun öngördüğü 30 günlük süre içinde yapılmaması sebebiyle reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Genel Kurul Üyesi; uyarlama yargılamalarıyla ilgili itirazlarda hükümlü aleyhine de olsa 30 günlük sürenin aranmayacağı, dolayısıyla Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının esastan incelenmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1) Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının süre yönünden reddine,
2) Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 20.09.2011 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy