(765 S. K. m. 59, 102, 104, 510, 522) (5237 S. K. m. 7, 52, 62, 155) (647 S. K. m. 4) (5271 S. K. m. 223, 231) (YCGK 23.01.2007 T. 2006/3-254 E. 2007/5 K.)
Dava: Hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçundan sanık T.M.'nin 765 Sayılı T.C.K.nın 510, 522, 59 ve 647 Sayılı Kanunun 4 üncü maddeleri uyarınca 1100 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin, Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 27.12.2007 gün ve 489-1158 Sayılı hükmün, sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 15.10.2008 gün ve 7956-10297 sayı ile:
... Hükümden sonra, 8.2.2008 tarihli 26781 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 Sayılı Kanunun 562 nci maddesiyle değişik 5271 Sayılı C.M.K.nın 231 ve T.C.K.nın 7/2. maddeleri gereğince, sanık hakkında 'hükmün açıklamasının geri bırakılmasına' karar verilip verilmeyeceğinin takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması... sebebiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkeme ise 13.5.2009 gün ve 41-356 sayı ile:
... Her ne kadar bozma ilamında 5728 Sayılı Yasayla değişik C.M.K.nın 231 inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu belirtilmiş ise de mahkememizce verilen 27.12.2007 tarihli kararda hükmün açıklanmasının geri bırakılması hususu gerekçenin son paragrafında tartışılmış olduğundan eski hükümde direnilmesine karar verilmiştir.
... İddia, savunma ve dosyadaki bilgi ve belgelere göre sanıklardan T.M.'nın U... Ltd. Şti'nin yetkilisi olduğu İ.A.'nın onun tali acentesi olduğu Ş... isimli şirket adına hareket ettikleri ve şikayetçinin aracının trafik sigorta poliçesini tanzim edip sanık İzzet'in tahsil ettiği primi bağlı bulunduğu T.M.'ye tevdii ettiği halde sanık T.'in primleri Ş... isimli şirkete iade etmediği anlaşılmıştır.
Böylece sanık T.M.'nin suçu sübut bulmuştur.
Sanık T.M.'nin eylemi 765 Sayılı Kanunun 510 ve 522 maddelerine, 5237 Sayılı Kanunun ise 155/1 inci maddesine temas etmektedir.
Sanık T.M.'nin şahsi ve sosyal durumu suçun işlenişindeki sebep ve özellikler suç konusunun önem ve değerinin azlığı nazara alınarak temel cezası alt sınır esas alınarak belirlenmiştir.
Alt sınır esas alındığında sanığın 5237 Sayılı Kanunun 155/1 inci maddesi uyarınca takdiren 1 yıl hapis ve samimi ikrarı içeren davranışları nazara alınarak aynı Kanunun 62 nci maddesi uyarınca cezasının 1/6 indirilerek 10 ay hapis ve sanığın şahsi, sosyal ve ekonomik durumu nazara alınarak aynı Kanunun 52 nci maddesi uyarınca bir tam gün karşılığı takdiren 20 YTL den hapis cezasının adli para cezasına çevrilerek 6000 YTL adli para cezasıyla cezalandırılması gerektiği.
Bu durumda 765 ve 647 Sayılı Kanun hükümleri uyarınca aşağıda belirlenen sonuç cezanın bu cezadan daha az olması sebebiyle sanık T. Manyaslı lehine 765 ve 647 Sayılı Kanun hükümleri uygulanmıştır. 5560 Sayılı Yasayla değişik C.M.K.nun 231 inci maddesinin 6. bendi uyarınca sanığın daha önce kasıtlı suçtan mahkum olması, mahkememizce sanığın kişilik özellikleriyle duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılmadığı gibi, suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmediğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına takdiren yer olmadığına karar vermek gerekmiştir ...,
gerekçesiyle ilk hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay C.Başsavcılığının zamanaşımı sebebiyle bozma ve düşme istekli 19.10.2011 gün ve 177188 Sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:
Karar: Özel Daireyle yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine dair ise de; zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27 nci maddesi uyarınca öncelikle değerlendirilmesi gerekmektedir.
İncelenen dosya içeriğine göre:
Ş... Sigorta A.Ş.'nin acentesi olan U... Limited Şirketinin sorumlu müdürü olan sanık hakkında, şirket adına tanzim edilen sigorta poliçeleriyle ilgili olarak ödenen sigorta primlerini asıl sigorta şirketine göndermediği iddiasıyla kamu davası açıldığı,
Yerel mahkemece 26.1.2004 tarihinde işlenen hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçundan sanığın mahkûmiyetine karar verildiği, Zamanaşımını kesen en son işlemin 13.5.2009 tarihli mahkûmiyet hükmü olduğu, zamanaşımını durduran bir sebep de bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan ve lehe hükümler içeren 765 Sayılı Türk Ceza Yasası'nın 510. maddesinde, Geçen iki maddede yazılı cürümler meslek ve sanat veya ticaret veya hizmet sebebiyle veya emanetçi sıfatıyla veyahut idare etmek için kendisine tevdi olunan veya teminat olarak teslim edilen şeyler üzerinde yapılırsa faili hakkında bir seneden beş seneye kadar hapis cezası tertip olunur ve şikayetname itasına hacet kalmaksızın takibat yapılır hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanunun 102 nci maddesinde, yasalarda aksine bir hüküm bulunmadıkça kamu davasının maddede yazılı sürelerin geçmesiyle ortadan kalkacağı düzenlenmiş, maddenin 4. fıkrasında da beş seneden fazla olmamak üzere hapis ya da para cezalarını gerektiren suçlarda bu sürenin beş sene olacağı hüküm altına alınmıştır.
Zamanaşımını kesen bir nedenin bulunması halinde zamanaşımı, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeye başlayacak ve zamanaşımı süresi ilgili suça dair olarak Yasada belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacaktır.
Ceza Genel Kurulunun 23.1.2007 gün ve 254-5 Sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, yargılama yapılmasına engel olup davayı düşüren hallerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi durumunda, yerel mahkeme ya da Yargıtay, re'sen zamanaşımı kuralını uygulayarak kamu davasının düşmesine karar verecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:
Sanığa yüklenen ve 765 Sayılı T.C.K.nın 510. maddesinde düzenlenen hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçuna 1 seneden 5 seneye kadar hapis cezası öngörülmüştür. 765 Sayılı T.C.K.nın 102/4 üncü maddesi uyarınca bu suçun asli dava zamanaşımı 5 yıl, 104/2 nci maddesi de göz önünde bulundurulduğunda kesintili zamanaşımı 7 yıl 6 aydır.
Hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçundan başka bir suçu oluşturma olasılığı bulunmayan ve 26.1.2004 tarihinde gerçekleştirilen eylemle ilgili olarak 765 Sayılı T.C.K.nın 102/4 ve 104/2 nci maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımı, yerel mahkemece direnme hükmünün verildiği 13.5.2009 tarihinden sonra, ancak dosyanın henüz Ceza Genel Kuruluna intikalinden önce Yargıtay C. Başsavcılığında bulunduğu aşamada dolmuş bulunmaktadır.
Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün gerçekleşen zamanaşımı sebebiyle BOZULMASINA, yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda, 5320 Sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 Sayılı CYUY'nın 322 nci maddesi uyarınca karar verilmesi olanaklı olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının 765 Sayılı T.C.K.nın 102/4, 104/2 ve 5271 Sayılı C.M.K.nın 223 üncü maddeleri uyarınca düşmesine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle:
1) Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 13.5.2009 gün ve 41-356 Sayılı direnme hükmünün dava zamanaşımının gerçekleşmesi sebebiyle BOZULMASINA,
Yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda, 5320 Sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 Sayılı CYUY'nın 322 nci maddesine göre karar verilmesi olanaklı bulunduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının 765 Sayılı T.C.K.nın 102/4, 104/2 ve 5271 Sayılı C.M.K.nın 223 üncü maddeleri uyarınca düşmesine,
2) Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 27.12.2011 tarihinde yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy