(5237 S. K. m. 50, 62, 142, 168) (5271 S. K. m. 231) (1136 S. K. m. 164, 168) (YCGK 27.09.2011 T. 2011/3-167 E. 2011/194 K.) (YCGK 14.06.2005 T. 2005/1-66 E. 2005/65 K.)
Dava: Elektrik hırsızlığı suçundan sanık İ. Ö.'in 5237 Sayılı T.C.K.nın 142/1-f, 168, 62, 50 ve 52 nci maddeleri uyarınca 4.000 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve 450 Lira vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılan idareye verilmesine ilişkin, Kuşadası 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 29.11.2007 gün ve 366-569 Sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Ceza Dairesince 4.7.2011 gün ve 54218-15285 sayı ile;
... Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 Sayılı C.M.K.nın 231/6 ncı maddesinin (a) bendinde yazılı kasıtlı bir suçtan mahkum olmama koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceğinden tebliğnamedeki bozma düşüncesine katılınmamış, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Katılan kurum vekilinin duruşmalara katılmadığı ve sadece katılma istemini içeren dilekçeyi verdiği anlaşıldığından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince katılan kurum lehine dilekçe yazma ücreti yerine maktu vekalet ücreti ödenmesine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş sanık müdafilerinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 1412 Sayılı C.M.U.K.nın 321 inci maddesi gereğince istem gibi bozulmasına, ancak bu aykırılığın aynı Kanunun 322 nci maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan;
450 TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılan idareye verilmesine dair kısmın hükümden çıkarılmasına ve 120 TL dilekçe yazma ücretinin sanıktan alınarak katılan idareye ödenmesine karar verilmek suretiyle,
Diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün düzeltilerek onanmasına...,
Karar verilmiştir.
Yargıtay C.Başsavcılığı ise 26.8.2011 gün ve 53482 sayı ile;
... İtiraza konu Kuşadası 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 29.11.2007 gün, 2006/366 esas ve 2007/569 karar sayılı dosyası incelendiğinde;
Sanığın elektrik hırsızlığı suçuna dair olarak yargılandığı, mahkemece suçun sübutuna dair delillerin yasaya uygun biçimde toplandığı, sanığın ilgili suçu işlediği kanısına ulaşıldığı ve mahkumiyetlerine karar verildiği,
Katılan kurumun yakınma dilekçesini vekili aracılığıyla verdiği, yine vekil aracılığıyla katılma isteminde bulunduğu, kurum adına tebligatların da vekile yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Burada, katılan kurum adına davayı takip eden bir vekilin varlığı ile bu vekille ilgili olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre katılan lehine bir ücrete hükmedilmesi konusunda tartışma bulunmamaktadır. Ancak tartışılması gereken konu, katılan lehine takdir edilecek bu ücretin dilekçe yazma ücreti mi yoksa maktu vekalet ücreti mi olacağı noktasındadır.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda örneğin yaş küçüklüğü gibi özel bir nedenin varlığı durumları ayrık tutulmak kaydıyla, yakınan ya da katılan vekilinin duruşmalarda bizzat hazır bulunacağına dair zorlayıcı bir hüküm bulunmamaktadır. Bunun yanında katılan ya da yakınanın, vekilini duruşmalara girmeye zorlaması konusunda da mevzuatta herhangi bir hükme yer verilmemiştir.
Buna karşın; yargılamanın mahkumiyetle sonuçlanması durumunda, kamu davasına katılmış olan gerçek ya da tüzel kişiler lehine maktu vekalet ücretine hükmedilecektir. Bu ücret katılan vekilinin değil, doğrudan kendisini vekille temsil ettiren katılanın hak ettiği bir yargılama gideri olarak yasal düzenleme altına alınmıştır. Burada katılanın; zorlayıcı bir hüküm ya da başka geçerli bir yasal dayanak da bulunmadığı halde, vekilinin duruşmalara girmemesi gerekçe gösterilerek bu haktan mahrum bırakılması hukuken himaye edilemez. Bu sebeple katılan yararına maktu vekalet ücreti yerine dilekçe yazma ücretine hükmedilmesi gerektiğine dair görüş ve bu görüşe dayanılarak verilen bozma kararı hukuka aykırıdır...,
Görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurarak, Özel Daire düzelterek onama kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:
Karar: Yargıtay C.Başsavcılığıyla Özel Daire arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; vekili duruşmalara iştirak etmeyen katılan lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine mi, yoksa dilekçe yazım ücretine mi hükmedilmesi gerektiğinin belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya içeriğinden;
Av. Z. Ü.'ün 15.2.2006 tarihinde müşteki vekili olarak Kuşadası C.Başsavcılığına şikayet dilekçesi verdiği, kamu davasının açılmasından sonra duruşma gününün kendisine 18.5.2006 tarihinde tebliğ edildiği, 11.9.2006 tarihinde dilekçeyle davaya katılma isteminde bulunduğu, yargılama aşamasında yapılan oturumlara katılmadığı, yokluğunda verilen gerekçeli kararın da kendisine 25.12.2007 tarihinde tebliğ edildiği, ancak hükmü temyiz etmediği anlaşılmaktadır.
Avukatlık sözleşmesinden kaynaklanan avukatlık ücreti ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre karşı tarafa yüklenen avukatlık ücreti olarak ikiye ayrılan avukatlık ücreti, 1136 Sayılı Avukatlık Yasasının 164 üncü maddenin 1 inci fıkrasında; avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Hukuki yardımın ne şekilde yerine getirileceği maddede sayılmamış ve tarafların aralarında yapacakları anlaşmaya bırakılmıştır.
Avukatlık Yasasının 168 inci maddesi uyarınca hazırlanıp 13.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve yerel mahkemenin karar tarihinde geçerli olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin Ceza davalarında ücret başlıklı 13/1 inci maddesindeki; Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin 2. kısım 2. bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir şeklindeki hükmüne göre, sanığın mahkum olması halinde, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2. kısım 2. bölümüne göre vekalet ücreti ödenmesine karar verilmelidir. Katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmesi için ceza davasının mahkumiyetle sonuçlanması ve katılanın kendisini hukuki yardımından yararlandığı bir vekille temsil ettirmesi yeterli olup, ayrıca vekilin duruşmaları takip etmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Zira tarifeye göre hükmedilmesi gereken vekalet ücreti, katılana vekili tarafından sunulan hukuksal yardımın şekli ve kalitesiyle ilintili olmayıp, katılanın kendisini vekil temsil ettirmesinin bir sonucudur. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 27.09.2011gün 167-194 ile 14.6.2005 gün 66-65 Sayılı kararları da aynı doğrultudadır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Katılan, elektrik hırsızlığı suçundan sanığın mahkumiyetiyle sonuçlanan ceza davasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden, lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi zorunlu olup, yerel mahkemece katılan lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu sebeple Özel Dairece, katılan vekilinin duruşmaları takip etmediği gerekçesiyle yerel mahkeme hükmünün; 450 TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılan idareye verilmesine dair kısmın hükümden çıkarılmasına ve 120 TL dilekçe yazma ücretinin sanıktan alınarak katılan idareye ödenmesine karar verilmek suretiyle düzeltilerek onanmasına karar verilmesi yerinde değildir.
Bu itibarla, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire düzelterek onama kararının kaldırılmasına, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan yerel mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle,
1) Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulüne,
2) Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 4.7.2011 gün ve 54218-15285 Sayılı düzelterek onama kararının kaldırılmasına,
3) Usul ve yasaya uygun bulunan Kuşadası 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 29.11.2007 gün ve 366-569 Sayılı hükmünün ONANMASINA,
4) Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 20.12.2011 tarihinde yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy