(6831 S. K. m. 93, 113, 114) (5237 S. K. m. 50, 52, 58, 62) (5320 S. K. Geç. m. 1) (5275 S. K. m. 108) (1412 S. K. m. 322) (YCGK 07.02.2006 T. 2005/9-172 E. 2006/10 K.)
Dava: Sanık R. G.'nin 6831 Sayılı Kanunun 93/2, 5237 Sayılı T.C.K.nın 62/2, 50/1-a ve 52/1-2 nci maddeleri uyarınca 6.000 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına, 6831 Sayılı Kanunun 113. maddesi uyarınca 14 Lira tazminatla aynı Kanunun 114 üncü maddesi uyarınca 142 Lira ağaçlandırma giderinin sanıktan tahsiliyle katılan orman idaresine verilmesine, 5237 Sayılı T.C.K.nın 58/7 nci maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına ilişkin, Akkuş Sulh Ceza Mahkemesince verilen 29.5.2008 gün ve 161-114 Sayılı hükmün o yer C.Savcısınca sanık hakkında T.C.K.nın 58 inci maddesinin uygulanmaması gerektiği görüşüne dayalı olarak temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 14.7.2011 gün ve 3956-10955 sayı ile;
... 5347 Sayılı Kanunun 5320 Sayılı Yasayla değişik geçici 1 inci maddesi gereğince 1.6.2005 tarihinden sonra açılan davalarda şahsi hak talepleri bakımından görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, nisbivekalet ücreti ve nisbi harca hükmedilmemesi, temyiz edenin sıfatı itibariyle ve aleyhe temyiz istemi de olmadığından bozma nedeni yapılmamış ve sair itirazlar da yerinde görülmemiştir. Ancak;
Sanığın önceki sabıkası sebebiyle 5237 Sayılı T.C.K.nun 58/7 nci maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmiş ise de, 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 108 inci maddesinde sadece ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve hapis cezaları için düzenleme getirilmiş olup adli para cezasının infazı için hüküm içermediğinden sanık hakkında hükmedilen adli para cezası dolayısıyla tekerrür hükmünün uygulanamayacağının gözetilmemesi...,
İsabetsizliğinden bozulmuştur.
Yargıtay C.Başsavcılığı ise 26.8.2011 gün ve 14837 sayı ile;
... Önceki sabıkası sebebiyle sanık hakkında 5237 Sayılı T.C.K.nun 58/7 nci maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmiş ise de, 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 108 inci maddesinde sadece ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve hapis cezaları için düzenleme getirilmiş olup adli para cezasının infazı için hüküm içermediğinden sanık hakkında hükmedilen adli para cezası dolayısıyla tekerrür hükmünün uygulanmayacağı açıktır.
5320 Sayılı Yasayla değişik geçici 1 inci maddesi gereğince 1.6.2005 tarihinden sonra açılan davalarda şahsi hak talepleri bakımından görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilmemiştir. Temyiz Cumhuriyet savcısı tarafından sanık lehine yapılmış olup nisbivekalet ücretine hükmedilmemesi eleştiri konusu yapılabilirse de tazminat ve ağaçlandırma giderine hükmedilmesi sanık aleyhine olup bozma nedeni yapılmalıdır. Ancak bu eksiklikler yeniden yargılamayı gerektirmediğinden C.M.U.K.nun 322 nci maddesi gereğince tekerrür uygulamasına dair hükmün 10. fıkrası ve tazminat ve ağaçlandırma giderine dair 7 ve 8 inci fıkraların karar metninden çıkarılmak suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasının usule ve usul ekonomisine uygun olduğu...,
Görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurarak, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünden tekerrür uygulamasına, tazminat ve ağaçlandırma giderine hükmedilmesine dair bölümlerin çıkartılmak suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:
Karar: Sanığın 6831 Sayılı Kanunun 93/2, 5237 Sayılı T.C.K.nın 62/2, 50/1-a ve 52/1-2 nci maddeleri uyarınca 6.000 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına, 6831 Sayılı Kanunun 113 üncü maddesi uyarınca 14 Lira tazminat ve aynı Kanunun 114 üncü maddesi uyarınca 142 Lira ağaçlandırma giderinin sanıktan tahsiliyle katılan orman idaresine verilmesine, 5237 Sayılı T.C.K.nın 58/7 nci maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmiş, hükmün o yer C.Savcısının; sanık hakkında T.C.K.nın 58 inci maddesinin uygulanmaması gerektiği görüşüyle temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Özel Dairece; 5347 Sayılı Kanunun 5320 Sayılı Yasayla değişik geçici 1 inci maddesi gereğince 1.6.2005 tarihinden sonra açılan davalarda şahsi hak talepleri bakımından görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, nisbivekalet ücreti ve nisbi harca hükmedilmemesi, temyiz edenin sıfatı itibariyle ve aleyhe temyiz istemi de olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır şeklindeki eleştiri ve açıklamasıyla sanık hakkında hükmedilen sonuç cezanın adli para cezası olması sebebiyle tekerrürün uygulanamayacağı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay C.Başsavcılığı ise, o yer Cumhuriyet savcısının temyizinin sanık lehine olması sebebiyle nisbivekalet ücretine hükmedilmemesinin eleştiri konusu yapılabileceği, ancak tazminat ve ağaçlandırma giderine hükmedilmesinin sanık aleyhine olduğundan bozma nedeni yapılması gerektiği, sonuç olarak yerel mahkeme hükmünün tekerrür, tazminat ve ağaçlandırma giderine dair bölümlerinin hükümden çıkartılmak suretiyle düzeltilerek onanması gerektiği görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurmuştur.
Görüldüğü gibi Yargıtay C.Başsavcılığıyla Özel Daire arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;
1) Yerel Cumhuriyet savcısının sanık lehine yapmış olduğu temyiz üzerine Özel Dairece kişisel hakka dair bir konuda bozma yapılmasının olanaklı olup olmadığı ile,
2) Yerel mahkeme hükmünün, Özel Dairece; sonuç olarak yalnızca adli para cezasına mahkum edilen sanık hakkında T.C.K.nın 58 inci maddesinde düzenlenen mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi isabetsizliğinden bozulması halinde, 1412 Sayılı CYUY'nın 322 nci maddesi uyarınca bu hususun düzeltilmesi suretiyle hükmün onanmasına karar verilmesinin olanaklı olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
Uyuşmazlık konuları üzerinde sırasıyla durulmasında yarar bulunmaktadır.
1) Yerel mahkeme hükmündeki kişisel hakka dair hukuka aykırılığın Cumhuriyet savcısının temyizi üzerine bozma konusu yapılıp yapılamayacağı;
6831 Sayılı Orman Yasasının 113 üncü maddesinde tazminat, 114 üncü maddesinde ise ağaçlandırma giderine dair düzenlemeye yer verilmiş olup, gerek tazminatın ve gerekse ağaçlandırma giderinin kişisel hak niteliğinde olduğunda duraksama bulunmamaktadır.
Birçok yargısal kararla sürdürülen yerleşmiş uygulamaya göre, kişisel hakka dair yasaya aykırılıkların Yargıtay tarafından bozma konusu yapılabilmesi için, hükmün karşı hak sahibi tarafından temyiz edilmiş olması gerekir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 7.2.2006 gün 172-10 ile 1.12.1986 gün 347-556 Sayılı kararlarında da Cumhuriyet savcıları tarafından kişisel hakka dair hususların temyiz konusu yapılması olanaklı değildir.
Öte yandan, 5320 Sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesindeki; Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ceza mahkemelerinde açılmış bulunan davalardaki şahsi hak talepleri, görevsizlik kararı verilmeyerek bu mahkemelerce sonuçlandırılır şeklindeki düzenleme uyarınca, 01 Haziran 2005 tarihinden sonra ceza mahkemelerinde açılan kamu davalarında kişisel hakka hükmedilemeyeceği ve görevsizlik kararı verilmesi gerektiği, incelemeye konu dosyada da kamu davasının 7.5.2007 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu ele alındığında;
01 Haziran 2005 tarihinden sonra açılması nedeniyle, kişisel hak niteliğindeki 6831 Sayılı Orman Yasasının 113 ve 114 üncü maddelerinde düzenlenen tazminat ve ağaçlandırma giderine yerel mahkemece hükmedilemeyeceğinde duraksama yoktur. Ancak kişisel hakka dair bu konunun karşı hak sahibi tarafından temyiz edilmesi halinde temyiz incelemesi kapsamına alınabileceği, sanığın hükmü temyiz etmediği ve Cumhuriyet savcılarının kişisel hakka dair bir konuyu temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığı göz önüne alındığında, somut olayda bu hukuka aykırılığın Özel Dairece bozma konusu yapılmayıp eleştiri yapılmakla yetinilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Bu nedenle, Yargıtay C.Başsavcılığının bu hususa dair itirazının reddine karar verilmelidir.
Bu uyuşmazlık konusuna dair olarak çoğunluk görüşüne katılmayan bir Genel Kurul Üyesi; itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
2) Tekerrür uygulamasındaki hukuka aykırılığın düzelterek onama konusu yapılmasının olanaklı olup olmadığına dair uyuşmazlığa gelince:
Tekerrür, 765 Sayılı T.C.K.nda cezanın artırım nedeni olarak öngörülmüş iken, 01 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni sistemde koşullu salıverilme süresini de etkileyecek şekilde bir infaz rejimi kurumu olarak düzenlenmiştir.
5237 Sayılı T.C.K.nın tekerrürü düzenleyen 58 inci maddesinin 6 ncı fıkrasında, tekerrür halinde hükmolunacak cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirileceği, ayrıca cezanın infazından sonra da denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı belirtilmiştir. Mükerrirlere özgü infaz rejimi ise, 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 108 inci maddesinde düzenlenmiş ve bunlar hakkında koşullu salıverilme süresi, süreli hapis cezasında, cezanın dörtte üçü olarak belirtilmek suretiyle, infaz koşulları ağırlaştırılmıştır.
Tüm bu hususlar değerlendirildiğinde sonuç cezanın adli para cezası olarak belirlendiği hallerde tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilemeyecektir.
Uyuşmazlığın çözümü açısından 1412 Sayılı CYUY'nın 5320 Sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 322 nci maddesi üzerinde de durulmalıdır.
Temyiz makamı olan Yargıtayın hukuksal denetimini yaptığı davanın esasına karar vermesi ve davayı bu aşamada bitirmesi, 1412 Sayılı CYUY'nın 322 nci maddesinde dokuz bent halinde sayılan hallerle sınırlı ve istisnai bir durumdur. Yargıtayın bu yetkisini kullanması, işi yeniden mahkemeye göndermeye gerek olmadığını gösteren iki temel koşulun bulunmasına bağlıdır.
Buna göre:
a) Maddi sorunun daha fazla aydınlatılması için bir soruşturma gerekmemelidir.
b) Maddi sorun bakımından mahkemeye bırakılmış serbest değerlendirme yetkisi söz konusu olmamalıdır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.6.2004 gün ve 115-138 Sayılı kararında da belirtildiği üzere; bu düzenlemeyle temyiz aşamasında saptanan hukuka aykırılıkların doğrudan Yargıtay'ca giderilmesi, yeni bir karar verilmek üzere dosyanın esas mahkemesine gönderilmesine ihtiyaç duyulmadığı durumlarda, yargılamanın gereksiz yere uzamasına engel olmayı ve işin temyiz denetimi aşamasında bitirilmesi amaçlanmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Özel Dairece sanık hakkında hükmedilen sonuç cezanın yalnızca adli para cezası olması sebebiyle tekerrürün uygulanamayacağı ve 5237 Sayılı T.C.K.nın 58/7 nci maddesine hatalı olarak hükmedildiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Özel Dairece bozma nedeni yapılan bu hukuka aykırılıktan ötürü, yeni bir karar verilebilmesi için bir araştırmaya gerek olmadığı gibi, mahkemeye bırakılmış serbest bir değerlendirme yetkisi de bulunmadığından, yerel mahkeme hükmünün bozulmasına gerek olmayıp, 1412 Sayılı CYUY'nın 322 nci maddesinin amacı da dikkate alındığında, bozma nedeni sayılan bu hukuka aykırılığın Yargıtay'ca verilecek bir kararla düzeltilmesi olanaklı ve gereklidir.
Bu sebeple Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının bu hususa dair olarak kabulüne karar verilmelidir.
Bu itibarla sonuç olarak;
Yargıtay C.Başsavcılığının,
1) Yerel mahkemece kişisel hak niteliğindeki tazminat ve ağaçlandırma giderine hükmedilmesine dair hukuka aykırılığın yerel Cumhuriyet savcısının sanık lehine temyizi üzerine bozma konusu yapılarak hükümden çıkartılması gerektiği yönündeki itirazının reddine,
2) Özel Dairece bozma konusu yapılan tekerrüre dair hukuka aykırılığın düzeltilerek onanmasının olanaklı olduğuna dair itirazının ise kabulüne, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün, sonuç olarak adli para cezasına mahkûm edilen sanık hakkında T.C.K.nın 58 inci maddesinde düzenlenen mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 Sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan CYUY'nın 322 nci maddesi uyarınca, tekerrür uygulamasına dair bölümün çıkartılması suretiyle, Özel Dairece eleştiri konusu yapılan hususlar dışında usul ve yasaya uygun bulunan hükmün düzeltilerek ONANMASINA karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle,
1) Yargıtay C.Başsavcılığının;
a) Yerel mahkeme hükmündeki kişisel hakka dair hukuka aykırılığın yerel Cumhuriyet savcısının sanık lehine temyizi üzerine bozma konusu yapılarak hükümden çıkartılması gerektiği yönündeki itirazının reddine,
b) Özel Dairece bozma konusu yapılan tekerrürle ilgili hukuka aykırılığın düzeltilerek onanmasının olanaklı olduğuna dair itirazının kabulüne,
2) Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 14.7.2011 gün ve 3956-10955 Sayılı bozma kararının kaldırılmasına,
3) Akkuş Sulh Ceza Mahkemesi'nin 29.5.2008 gün ve 161-114 Sayılı hükmünün; sanık hakkında hükmedilen sonuç cezanın adli para cezası olması sebebiyle hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi, isabetsizliğinden BOZULMASINA,
Ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 1412 Sayılı CYUY'nın, 5320 Sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 322 nci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak yerel mahkeme hükmünün 10 numaralı bendindeki; Sanığın Akkuş Sulh Ceza Mahkemesi'nin 21.7.2005 tarih ve 2003/158 esas, 2005/184 karar sayılı ilamıyla 6831 Sayılı Yasaya Muhalefet suçundan 6831 Sayılı Orman Kanunun 91/1, 91/3, 647 Sayılı Kanunun 4, C.K. 59, 51 inci maddeleri gereğince 430,00 YTL para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın 16.9.2005 tarihinde kesinleştiği, sanığın verilen cezasının infaz tarihinden itibaren, 5237 Sayılı T.C.K.nun 58/2-b maddesi gereğince 3 yıl içerisinde tekrar suç işlediği ve mükerrir olduğu anlaşıldığından, sanık hakkında 5237 Sayılı T.C.K.nun 58/7 nci maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına bölümünün çıkartılması suretiyle, Özel Dairece eleştiri konusu yapılan hususlar dışında usul ve yasaya uygun bulunan hükmün düzeltilerek ONANMASINA,
4) Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 27.12.2011 günü yapılan müzakerede (1) numaralı uyuşmazlık yönünden oyçokluğu, (2) numaralı uyuşmazlık yönünden ise oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy