(AİHS m. 6) (2709 S. K. m. 36, 38, 174) (5237 S. K. m. 7, 52, 203) (5271 S. K. m. 223, 231) (5728 S. K. m. 562) (3713 S. K. m. 13) (1632 S. K. m. Ek. 10) (5395 S. K. m. 23)
Dava: Mühür bozma suçundan sanıklar M. B. ve İ. B.'ın, 5237 Sayılı T.C.K.nın 203 ve 52 nci maddeleri uyarınca 3.000'er lira adli para cezasıyla cezalandırılmalarına ve adli para cezalarının, aynı Kanunun 52/4 üncü maddesi uyarınca taksitlendirilmesine ilişkin, Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 11.11.2005 gün ve 651-940 Sayılı hüküm, sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 31.3.2008 gün ve 891-5054 sayı ile;
... Hükümlerden sonra 8.2.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve T.C.K.nın 7/2 nci madde ve fıkrası uyarınca, sanıklar yararına olan 5728 Sayılı Kanunun 562 nci maddesinin 1 inci fıkrası ile C.M.K.nın 231/5 inci madde ve fıkrasında öngörülen, hükmolunan cezanın geri bırakılması sınırının iki yıla çıkarılması ve söz konusu 562 nci maddenin 2 nci fıkrası ile de, C.M.K.nın 231/14 üncü madde ve fıkrasındaki suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olması koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılması zorunluluğu...,
İsabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmuştur.
Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesi ise 23.9.2008 gün ve 370-552 sayı ile;
... 5271 Sayılı C.M.K.nın 231 inci maddesinde değişiklik yapan 5728 Sayılı Kanun hükmü ile; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında cezanın üst sınırı iki yıl hapse kadar çıkartılmış, 5560 Sayılı Yasayla yapılan değişiklikteki takibin şikayete bağlı olma koşulu da kaldırılmıştır.
C.M.K.nın değişik 231/5 inci fıkrasında 'sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunun ceza iki yıl ve daha az süreli hapis veya adli para cezası ise' düzenlemesi bulunmaktadır.
Bu yasal düzenlemeye göre öncelikle sanığa yüklenen suçun sübut bulması, başka bir deyimle sübut konusunun kesinlikle çözüme kavuşturulması ve suçun sübutu halinde uygulanacak ceza miktarından sonra yine aynı yasa maddesinde düzenlenen üç adet koşulun varlığı halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi mümkün olacaktır.
Bu açıklama karşısında yargılamanın her aşamasında sübut olayının öncelikli olarak çözümlenmesi gerekir. Bu durumun Yüksek Mahkemece de nazara alınmasının gerektiği yasadaki düzenlemenin doğal soncudur.
Oysa ki Yargıtay 4. Ceza Dairesi, suçun sübut bulup bulmadığına bakmaksızın ve işin esasına girmeden, sadece C.M.K.nın 231 inci maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı yönünden dosyayı bozarak göndermiştir.
Bu durum, Yargıtay 4. Ceza Dairesi üyelerinden Sayın A. N. K.'nun da 7.7.2008 tarih ve 8186-15372 Sayılı kararıyla ilgili ileri sürdüğü karşı oy yazısında da haklı olarak açıkladığı gibi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın adil yargılama hakkıyla ilgili 36/1 ve 38/4 üncü maddeleri ile, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılama ilkesinin de tabii sonucudur.
Tüm bu sebeplerle Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesince suçun sübutu yönünden bir inceleme yapılmadan usul yönünden kararın bozularak iade edilmesi yolundaki bozma kararına karşı direnmek gerekmiştir...,
Biçimindeki gerekçeyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bozma istemli, 17.11.2010 gün ve 60760 Sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
Karar: Yargıtay Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5728 Sayılı Kanunun 562 nci maddesiyle değişik 5271 Sayılı C.M.K.nın 231 inci maddesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun, temyiz incelemesi sırasında, davanın esasına girilmeden öncelikle değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin belirlenmesine ilişkindir.
Ceza Genel Kurulunun yerleşik kararlarında da açıklandığı üzere; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, hukukumuzda ilk kez çocuklar hakkında 5395 Sayılı Çocuk Koruma Yasasının 23 üncü maddesi, büyükler hakkında ise 5271 Sayılı C.M.K.nın 231 inci maddesine 19.12.2006 gün ve 26381 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5560 Sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle eklenen 5 ila 14 üncü fıkralarıyla kabul edilmiş, aynı Kanunun 40. maddesiyle de 5395 Sayılı Kanunun 23 üncü maddesi değiştirilmek suretiyle, denetim süresindeki farklılık hariç olmak koşuluyla, çocuk suçlularla yetişkin suçlular, hükmün açıklanmasının geri bırakılması açısından aynı koşullara tabi kılınmıştır.
Başlangıçta yalnızca yetişkin sanıklar yönünden, şikayete bağlı suçlarla sınırlı olarak hükmolunan bir yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası için kabul edilen bu kurum, 8.2.2008 tarih ve 26781 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 Sayılı Kanunun 562 nci maddesiyle, 5271 Sayılı Kanunun 231 inci maddesinin 5 ve 14 üncü fıkralarında yapılan değişiklikle, hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezaları için de uygulanabilir hale getirilerek, Anayasa'nın 174 üncü maddesinde güvence altına alınan İnkılap Kanunlarında yer alan suçlar ayrık olmak üzere tüm suçları kapsayacak şekilde düzenlenmiş, 1.3.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5739 Sayılı Yasayla 3713 Sayılı Kanunun 13 üncü maddesinde yapılan değişiklik ve 1632 Sayılı Askeri Ceza Yasasına eklenen Ek 10. madde ile; 15 yaşından büyüklerin işledikleri terör suçlarıyla 1632 Sayılı Yasada yer alan suçlar yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsam dışına çıkarılarak kurumun uygulanma alanı tekrar daraltılmış, 25.7.2010 gün ve 27650 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6008 Sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle 231 inci maddenin 6 ncı fıkrasına eklenen cümle ile, sanığın kabul etmemesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği esası getirilmiş, 3713 Sayılı Kanunun 13 üncü maddesindeki onbeş yaşını tamamlamamış ibaresi yürürlükten kaldırılmak suretiyle bu kurumun terör suçu işleyen 15 yaşından büyük çocuklar yönünden de uygulanmasına olanak sağlanmıştır.
Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının, 5271 Sayılı C.M.K.nın 223 üncü maddesi uyarınca düşürülmesi sonucunu doğurması nedeniyle, sanıkla Devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturduğundan, bu kurumun değerlendirilip değerlendirilmediğinin temyiz incelemesi sırasında davanın esasına girilmeden önce ve öncelikli olarak gözetilmesi gerekmektedir.
İncelenen dosya içeriğinden;
Mühür bozma suçundan sonuç olarak 3.000'er lira adli para cezasıyla cezalandırılan ve adli sicil kaydı da bulunmayan sanıklar hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair objektif koşulların gerçekleştiği anlaşılmakla, Özel Daire bozma ilamı uyarınca, sübjektif koşulların oluşup oluşmadığı belirlenerek, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilemeyeceği yönünde bir değerlendirme yapılması yerine, ilk hükümde direnilmesi isabetsizdir.
Bu itibarla; diğer yönleri incelenmeyen yerel mahkeme direnme hükmünün; 5271 Sayılı C.M.K.nın 231 inci maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun sanık hakkında uygulanıp uygulanmayacağı hususunda değerlendirme yapılması amacıyla BOZULMASINA karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1) Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 23.9.2008 gün ve 370-552 Sayılı direnme hükmünün, diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
2) Dosyanın Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 05.04.2011 tarihinde yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy