(5237 S. K. m. 66, 67, 230)
Dava: Sanık A. B.'in evlenmenin resmi işlemi gerçekleştirilmeden dinsel tören yapmak suçundan lehe olan 5237 Sayılı T.C.K.nın 230/5, 62. ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin, Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 12.5.2006 gün ve 10-203 Sayılı hüküm sanık tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince 23.12.2010 gün ve 3899-9999 sayı ile;
... Hükümden sonra 8.2.2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve T.C.K.nun 7/2. maddesi uyarınca sanık yararına olan 5728 Sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrasıyla değişik C.M.K.nun 231/5. maddesinde hapis cezası için öngörülen sınırın 2 yıla çıkartılması ve anılan maddenin 2. fıkrası ile de 231/14 üncü maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece 6008 Sayılı Kanunun 7. maddesi de gözetilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması lüzumu...,
İsabetsizliğinden sair yönleri incelenmeksizin bozulmuştur.
Yargıtay C. Başsavcılığı ise 21.1.2011 gün ve 295133 sayı ile;
... Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, 5271 Sayılı C.M.K.nun 231. maddesinin, 8.2.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve 5728 Sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrasıyla değişik 14 üncü fıkrasına göre, 'Bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair hükümleri, Anayasanın 174 üncü maddesinde koruma altına alınan İnkılap Kanunlarında yer alan suçlarla ilgili olarak uygulanmaz' denmektedir. T.C.K.nun Anayasasının 174 üncü maddesinde ise '
Aşağıda gösterilen inkılap kanunlarının
4) 17 Şubat 1926 tarihli ve 743 Sayılı Türk Kanunun Medenisiyle kabul edilen, evlenme akdinin evlenme memuru önünde yapılacağına dair medeni nikah esasıyla aynı Kanunun 110. maddesi hükmü;
' hükümleri yer almaktadır.
İncelenen somut olayda, 4721 Sayılı Türk Medeni Yasasının 141. maddesinde öngörülen yönteme uygun bir evlenme olmaksızın dinsel törenle evlenme suçunu işleyen sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün C.M.K.nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yasal olanak bulunmadığından, bu hususun tartışılması lüzumuyla kararın sadece bu yönden bozulması yasaya aykırı olduğundan...,
Görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurarak, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün ONANMASINA karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:
Karar: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kapsamına göre; inceleme, sanık A. B. hakkında evlenmenin resmi işlemi gerçekleştirilmeden dinsel tören yapma suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daireyle Yargıtay C.Başsavcılığı arasında oluşan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; evlenmenin resmi işlemi gerçekleştirilmeden dinsel tören yapma suçundan mahkûm edilen sanık hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanıp uygulanamayacağının belirlenmesine dair ise de; dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca ön sorun olarak ele alınması gerekmektedir.
İnceleme konusu somut olayda;
Sanık A. B.'in bir başkasıyla evli olduğu halde 1.9.2003 tarihinde Ö. B.'le evlenmenin resmi işlemini gerçekleştirmeden dinsel tören yaptığı anlaşılmaktadır.
5237 Sayılı T.C.K.nın 230/5. maddesinin, düzenlenen resmi evlenme olmaksızın evlenmenin dinsel törenini yaptırma suçunun Anayasanın 174 üncü maddesi kapsamında bulunduğu ve bu suçtan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin de C.M.K.nın 231. maddesinin 5728 Sayılı Yasayla değişik 14 üncü fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına konu olamayacağında bir duraksama bulunmamaktadır.
5237 Sayılı T.C.K.nın lehe olduğu kabul edilerek uygulama yapılması nedeniyle, zamanaşımının da 5237 Sayılı Yasaya göre belirlenmesi gerektiği ileri sürülebilir ise de, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29.4.2008 gün ve 79/90 Sayılı kararında da vurgulandığı üzere, cezalandırma olanağının bulunduğu bir ahvalde, 5237 Sayılı T.C.K. hükümleri sanık lehine ise de, zamanaşımının 765 Sayılı T.C.K. hükümleri uyarınca gerçekleşmesi sebebiyle 765 Sayılı T.C.K. ükümleri uygulandığında sanığa ceza verilebilme olanağı büsbütün ortadan kalkacağından 765 Sayılı T.C.K. sanık lehine sonuç doğurabilme niteliğine kavuşmuştur.
Nitekim sanığa yüklenen evlenmenin resmi işlemi gerçekleştirilmeden dinsel tören yapma suçunun cezası, süre yönünden lehe olacak şekilde 5237 Sayılı T.C.K.nın 230. maddesinin 5. fıkrasında 2 aydan 6 aya kadar hapis olarak öngörülmüştür. Anılan Kanunun 66/1-e maddesi uyarınca bu suçun asli zamanaşımı 8 yıl, 67/3-4 üncü maddesine göre de kesintili zamanaşımı 12 yıl olup, 1.9.2003 olan suç tarihiyle inceleme tarihi olan 10.5.2011 tarihi arasında bu süre henüz dolmamıştır.
Sanığa yüklenen suça 765 Sayılı T.C.K.nın 237. maddesinin 5. fıkrasında 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. 765 Sayılı T.C.K.nın 102/4 üncü maddesi uyarınca bu suçun asli dava zamanaşımı 5 yıl, 104/2. maddesi de göz önünde bulundurulduğunda kesintili zamanaşımı 7 yıl 6 aydır. Evlenmenin resmi işlemi gerçekleştirilmeden dinsel tören yapma suçunun işlendiği 1.9.2003 tarihiyle incelemenin yapıldığı 10.5.2011 tarihi arasında kesintili zamanaşımı dolmuş bulunmaktadır.
Bu itibarla, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün gerçekleşen dava zamanaşımı sebebiyle BOZULMASINA ve bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 1412 Sayılı CYUY'nın 5320 Sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak kamu davasının zamanaşımı sebebiyle düşmesine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulüne,
2- Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 23.12.2010 gün ve 3899-9999 Sayılı kararının kaldırılmasına,
3- Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 12.5.2006 gün ve 10-203 Sayılı hükmünün gerçekleşen dava zamanaşımı sebebiyle bozulmasına,
Bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 1412 Sayılı CYUY'nın 5320 Sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık A. B. hakkında evlenmenin resmi işlemi gerçekleştirilmeden dinsel tören yapma suçundan açılmış olan kamu davasının, 765 Sayılı T.C.K.nın 102/4, 104/2 ve 5271 Sayılı C.M.K.nın 223/8. maddeleri uyarınca düşmesine,
4- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 10.05.2011 tarihinde yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy