(5237 S. K. m. 49, 51, 53, 62, 141) (5271 S. K. m. 309, 310)
Dava: Hırsızlık suçundan sanık A. A.'un, 5237 Sayılı T.C.K.nın 141/1 ve 62 nci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, aynı Kanunun 53 üncü maddesinde yazılı haklardan yoksun bırakılmasına ve verilen cezanın aynı Kanunun 51/1 inci maddesi uyarınca ertelenmesine ilişkin, Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 2.3.2009 gün ve 165-120 Sayılı hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Adalet Bakanlığınca 6.7.2009 gün ve 37098 sayı ile,
... 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma başlıklı 53 üncü maddesinde kişinin kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılacağına dair düzenlemeler getirildiği, anılan maddenin 3 üncü fıkrasında ise hapis cezaları ertelenen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksun bırakma kararı verilemeyeceği belirtilmesi karşısında, hapis cezası ertelenen hükümlü hakkında yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir...,
Görüşüyle yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay 6. Ceza Dairesince 23.2.2011 gün ve 18232-1726 sayı ile;
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görüldüğünden kabulüyle Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 2.3.2009 tarih ve 2008/165- 2009/120 Sayılı kararın 5271 Sayılı C.M.K.nun 309 uncu maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı Kanunun 309/4-d maddesi gözetilerek hüküm fıkrasından; 5237 Sayılı T.C.K.nın 53/1 inci maddesinin uygulanmasına dair bölüm çıkarılarak yerine Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkumiyetinin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 Sayılı T.C.K.nın 53/1 inci maddesinin (a), (b,)(c), (d), (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2 nci fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına tümcesinin eklenmesine, karardaki diğer yönlerin saklı tutulmasına..., karar verilmiştir.
Yargıtay C.Başsavcılığınca 24.3.2011 gün ve 176087 sayı ile;
İtirazın konusu olan uyuşmazlık; sanık hakkında tayin olunan 10 ay hapis cezasının 5237 Sayılı T.C.K.nın 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verilmesi karşısında; aynı Kanunun 53/1-a maddesinde sayılan hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmesinin yasal olarak olanaklı olup olmadığı ve kanun yararına bozma isteminde ileri sürülmeyen başkaca hukuka aykırılığın saptanması durumunda özel dairece ne şekilde davranılması gerektiği hususlarına ilişkindir.
5237 Sayılı T.C.K.nın 53 üncü maddesinin 4 üncü fıkrasında, Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında 1. fıkra hükmü uygulanmaz hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanunun 49/2 nci maddesinde ise 1 yıl veya daha az süreli hapis cezalarının kısa süreli hapis cezası olduğu belirtilmiştir.
Bu hükümler uyarınca, kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında mahkum oldukları cezaya bağlı olarak Kanunun 53/1 inci madde ve fıkrasında yazılı herhangi bir hak yoksunluğuna karar verilemeyecektir.
Somut olayda, sanık hakkında tayin olunan ve kısa süreli hapis cezası niteliğinde olduğu tartışılmaz bulunan 10 ay hapis cezasının, yerel mahkemece ertelenmesine karar verilmiş olması karşısında, 5237 Sayılı T.C.K.nın 53/4 üncü maddesi hükmüne aykırı olarak, aynı maddenin 1 inci fıkrasının (a) bendi uyarınca hak yoksunluğuna hükmedilmesi yasaya aykırı ve isabetsizdir.
Öğretide olağanüstü temyiz olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasayolunun koşulları ve sonuçları 5271 Sayılı C.M.K.nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 Sayılı Kanunun 309 uncu maddesi uyarınca, hakim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna dair hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay'ca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay'ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Yasa yararına bozmada geçerli olan istekle bağlılık kuralı gereği, isteme konu edilmeyen hukuka aykırılıklar yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, inceleme sırasında Adalet Bakanlığının istem yazısında ileri sürülmeyen ve sonuca etkili bulunan başkaca hukuka aykırılıkların saptanması halinde, bu yönlerden de başvuruda bulunulmasının sağlanması için Adalet Bakanlığına veya koşulları bulunmakta ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına ihbarda bulunulması suretiyle, bu hususlarda da başvuruda bulunulması halinde tüm hukuka aykırılıkların bir defada giderilmesi sağlanacaktır.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya dair karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Kanun yararına bozma istemi, T.C.K.nın 51/3 üncü maddesi gereğince hapis cezaları ertelenen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksun bırakma kararı verilemeyeceğine ilişkindir.
Özel Daire tarafından da istem yerinde görülerek yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, hükümden T.C.K.nın 53 üncü maddesinin uygulanmasıyla ilgili bölüm çıkartılarak yerine, sanığın, T.C.K.nın 53/1 inci maddesinin a, b, c, d, e bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2 nci fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına tümcesinin eklenmesine karar verilmiştir.
Yukarıda belirttiğimiz gibi sanık hakkındaki kısa süreli hapis cezası ertelendiğinde sanık hakkında T.C.K.nın 53/1 inci maddesinde öngörülen hiçbir hak yoksunluğuna hükmedilmemesi gerekmektedir. Saptanan bu hukuka aykırılık sebebiyle kanun yararına bozma yoluna başvurulmasının sağlanması için dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu...,
Görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurularak, Özel Daire kararının kaldırılması ve saptanan hukuka aykırılık sebebiyle yasa yararına bozma başvurusunun sağlanması için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmesi isteminde bulunulmuştur.
Dosya Yargıtay 1. Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:
Karar: Özel Daireyle Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, kısa süreli hapis cezasının ertelenmiş olması halinde, mahkum olunan cezaya bağlı olarak 5237 Sayılı T.C.K.nın 53/1 inci maddesinde yazılı herhangi bir hak yoksunluğuna karar verilip verilemeyeceğinin belirlenmesine dair ise de; öncelikle, Özel Dairece hükmün yasa yararına bozma istemi üzerine incelendiği sırada, yasa yararına bozma istemine konu edilmeyen başkaca hukuka aykırılık hallerinin saptanması halinde izlenecek yöntemin belirlenmesi gerekmektedir.
İncelenen dosya içeriğinden;
Sanık A. A.'un hırsızlık suçundan 5237 Sayılı T.C.K.nın 141/1 ve 62 nci maddeleri uyarınca, 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, 53 üncü maddede yazılı haklardan yoksun bırakılmasına ve verilen cezanın aynı Kanunun 51/1 inci maddesi uyarınca ertelenmesine dair mahkumiyet hükmünün temyiz edilmeksizin kesinleştiği,
Adalet Bakanlığınca, 5237 Sayılı T.C.K.nın 53 üncü maddesinin 3 üncü fıkrasına göre, hapis cezaları ertelenen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksun bırakma kararı verilemeyeceği görüşüyle yasa yararına bozma yoluna başvurulduğu,
Dosyanın gönderildiği Özel Dairece, yasa yararına bozma istemindeki düşünce yerinde görülerek, T.C.K.nın 53 üncü maddesiyle ilgili uygulama yönünden hükmün düzeltilerek ONANMASINA karar verildiği,
Anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkla ilgili olarak 5237 Sayılı Türk Ceza Yasası'nın süreli hapis cezası başlıklı 49 uncu maddesinde;
(1) Süreli hapis cezası, kanunda aksi belirtilmeyen hallerde bir aydan az, yirmi yıldan fazla olamaz.
(2) Hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, kısa süreli hapis cezasıdır.,
Aynı Kanunun Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma başlıklı 53 üncü maddesinde ise;
(1) Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak;
a-) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,
b-) Seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan,
c-) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan,
d-) Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan,
e-) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten, yoksun bırakılır.
(2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.
(3) Mahkum olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkum olduğu hapis cezası ertelenen hükümlü hakkında 1. fıkranın (e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir.
(4) Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında 1. fıkra hükmü uygulanmaz
şeklinde düzenlemeler bulunmaktadır.
Buna göre, kısa süreli hapis cezası ertelenmiş olan kişiler hakkında 5237 Sayılı T.C.K.nın 53 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası uyarınca, aynı maddenin 1. fıkra hükmünün uygulanması olanaklı değildir.
İnceleme konusu olayda, yerel mahkemece, sanık hakkında tayin olunan 10 aylık kısa süreli hapis cezası ertelendiği halde, sanığın T.C.K.nın 53 üncü maddesinde yazılı bulunan haklardan yoksun bırakılmasına karar verilmiş olup, saptanan bu hususun yukarıdaki açıklamalara göre hukuka aykırı olduğu konusunda kuşku bulunmamaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü açısından yasa yararına bozma kurumu üzerinde de durulması gerekmektedir.
Öğretide olağanüstü temyiz olarak adlandırılan bu olağanüstü yasayolunun koşulları ve sonuçları kanun yararına bozma adı ile 5271 Sayılı C.M.K.nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 Sayılı Kanunun 309 uncu maddesi uyarınca, hakim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna dair hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay'ca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay'ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya dair karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilecektir.
Ancak, hükümdeki her hukuka aykırılık, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 Sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasayolunun olağanüstü bir yasayolu olması sebebiyle yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hakimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar, bu yolla denetlenemeyecek, buna karşın kanıtların ya da hukuk kurallarının yanlış değerlendirilmelerinden kaynaklanan hukuki değerlendirme hataları yasa yararına bozma yasayoluna konu olabilecektir.
Bozma sonrası yapılacak işlemler ve bu işlemleri gerçekleştirecek mercilerle bozma kararının etkileri ise, bozulan hüküm veya kararın türü ve bozma nedenlerine göre ayrım yapılarak maddenin 4 üncü fıkrasında ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
Ceza Genel Kurulu'nun 14.7.2009 gün ve 163-202; 7.7.2009 gün ve 155-192; 17.7.2007 gün ve 145-172; 2.10.2007 gün ve 82-196 Sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere, yasa yararına bozmada geçerli olan istekle bağlılık kuralı gereği, isteme konu edilmeyen hukuka aykırılıklar yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, inceleme sırasında Adalet Bakanlığının istem yazısında ileri sürülmeyen ve sonuca etkili bulunan başkaca hukuka aykırılıkların saptanması halinde, bu yönlerden de başvuruda bulunulmasının sağlanması için Adalet Bakanlığına veya koşulları bulunmakta ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına ihbarda bulunulması suretiyle, bu hususlarda da başvuruda bulunulması halinde tüm hukuka aykırılıkların bir defada giderilmesi sağlanacaktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Adalet Bakanlığınca hapis cezası ertelenen sanık A. A. hakkında 5237 Sayılı T.C.K.nın 53/3 üncü maddesi uyarınca kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksun bırakma kararı verilemeyeceği hususuna dayanılarak yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulmuştur. Sanık hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezası 5237 Sayılı T.C.K.nın 51 inci maddesi uyarınca ertelenmiş olduğundan, aynı Kanunun 53 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası uyarınca aynı maddenin 1 inci fıkrasında yazılı bulunan haklardan yoksunluğa karar verilmesine yasal olanak bulunmamakta ise de, bu konu Adalet Bakanlığının yasa yararına bozma istem yazısında ileri sürülmemiştir.
Bu itibarla, haklı nedenlere dayanan Yargıtay C.Başsavcılığı itirazın kabulüne, Özel Daire kararının kaldırılmasına ve yasaya aykırı olduğu saptanan husus yönünden de yasa yararına bozma başvurusu sağlandıktan sonra, sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulüne,
2- Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 23.2.2011 gün ve 18232-1726 Sayılı kararının kaldırılmasına,
3- Saptanan hukuka aykırılığın yasa yararına bozma başvurusuna konu edilmesini sağlamak üzere dosyanın Yargıtay 6. Ceza Dairesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 10.05.2011 tarihinde yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy