(1412 S. K. m. 254) (5846 S. K. m. 81) (765 S. K. m. 102) (5320 S. K. m. 8)
Dava: Bandrolsüz eser satmak suçundan sanık H. Ç.'ın hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5101 Sayılı Yasayla değişik 5846 Sayılı Kanunun 81/9-1-b ve 765 Sayılı T.C.K.nın 59. maddeleri uyarınca 41.666.666.000 YTL ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, ertelemeye ve emanete kayıtlı eşyaların zoralımına ilişkin, Ankara Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesince verilen 30.12.2004 gün ve 425-609 Sayılı hükmün, sanık tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 19.3.2007 gün ve 7953-1748 sayı ile;
... Sanığın işyerinde yapılan aramada 29 adet bandrolsüz cd ele geçmiştir.
Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun 29.11.2005 gün ve 144-150 Sayılı kararında da belirtildiği gibi soruşturma ve kovuşturma işlemleri gerçekleştirildikleri tarihte yürürlükte bulunan usul kurallarına uygun olmalıdır.
Olayımızda arama işleminin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1412 Sayılı CYUY'nın aramayla ilgili 97 nci maddesinde ... Aramaya karar vermek salahiyeti hakimindir. Ancak tehirinde mazarrat umulan hallerde Cumhuriyet müddeiumumileri ve müddeiumumilerin muavini sıfatıyla emirlerini icraya memur olan zabıta memurları arama yapabilirler. hükmü bulunmaktadır.
Bu yasal düzenlemeye göre arama esas itibariyle ancak hakim kararıyla mümkündür. Cumhuriyet savcılarıyla onun yardımcıları sıfatıyla emirlerini yerine getirmekle görevli kolluğun arama emri yetkisi istisnaidir. Bu yetkinin kullanılabilmesi için ön şart olarak, gecikmesinde sakınca bulunan halin gerçekleşmesi gerekmektedir.
Gecikmesinde sakınca bulunduğundan söz edebilmek için ise, ilgili merciin hakime başvurup, karar aldıktan sonra tedbiri (aramayı) uygulamak istemesi halinde, o tedbirin (aramanın) uygulanamaz duruma düşmesi ya da uygulanması halinde dahi beklenen faydanın elde edilememesi söz konusu olmalıdır.
Somut olayımızda ise, sanığın işyerinde arama yapılmadan önce hakim kararı alınmamıştır. Öte yandan kolluk tarafından düzenlenen tutanaklarda gecikmesinde sakınca bulunan bir halden de söz edilmemiştir.
Dolayısıyla Cumhuriyet savcısı ve kolluğun arama konusundaki istisnai yetkisinin doğabilmesi için yasal koşullar oluşmadan gerçekleştirilen bu arama işleminin hukuka aykırı olduğu anlaşılmaktadır.
Hukuka aykırı olarak yapılmış bir arama sonucu elde edilen deliller de, suç tarihinde yürürlükte bulunan 1412 Sayılı CYUY'nın 254 üncü maddesindeki ... soruşturma ve kovuşturma organlarının hukuka aykırı şekilde elde ettikleri deliller hükme esas alınamaz. hükmü gereğince mahkemece geçerli bir delil olarak gözetilemeyeceğinden ve sanık aleyhine mahkumiyeti gerektirecek başkaca da yasal delil bulunmadığından bu sebeplerle beraat kararı verilmesi gerekirken, usulsüz arama sonucu elde edilmiş delillere dayanılarak yazılı şekilde mahkumiyet hükmü tesisi...,
İsabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmadan sonra yargılama yapan Ankara Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesince 27.6.2007 gün ve 237-352 sayıyla direnilerek, ilk hükümdeki gibi karar verilmiştir.
Bu hükmün de sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay C.Başsavcılığının 25.5.2009 gün ve 278593 Sayılı bozma istemli tebliğnamesiyle, Özel Daireye, Özel Daire tarafından da 2.6.2011 gün ve 10420-7622 sayıyla direnme hükmü olduğundan bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:
Karar: Özel Daireyle yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın iş yerinde 2.5.2004 tarihinde yapılmış olan aramanın hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine dair ise de; dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği hususu öncelikle değerlendirilecektir.
İnceleme konusu somut olayda;
Sanığa yüklenen suçun cezası, 5846 Sayılı Kanunun 5101 Sayılı Kanunun 24. maddesiyle değişik ve hüküm tarihi itibariyle de yürürlükte bulunan 81. maddesinin 9. fıkrasının 1-b bendinde 2 yıldan 4 yıla kadar hapis veya ağır para cezası veya zararın ağırlığına göre her iki cezanın birlikte hükmolunması olarak saptanmıştır. Suç tarihinde yürürlükte bulunan ve zamanaşımı yönünden lehe olan 765 Sayılı T.C.K.nın 102/4 üncü maddesi uyarınca bu suçun asli zamanaşımı 5 yıl, 104/2 maddesi de göz önünde bulundurulduğunda kesintili zamanaşımı 7 yıl 6 ay olup, suçun işlendiği 2.5.2004 tarihiyle incelemenin yapıldığı 6.12.2011 tarihi arasında kesintili zamanaşımının dolduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün gerçekleşen dava zamanaşımı sebebiyle BOZULMASINA ve bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 1412 Sayılı CYUY'nın 5320 Sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 322 nci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak kamu davasının zamanaşımı sebebiyle düşmesine karar verilmelidir.
Emanette kayıtlı cd'ler hakkında yerel mahkeme tarafından her zaman bir karar verilmesi olanaklı görüldüğünden, Ceza Genel Kurulunda bu hususa dair bir değerlendirme yapılmamıştır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1) Ankara Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin 27.6.2007 gün ve 237-352 Sayılı direnme hükmünün gerçekleşen dava zamanaşımı sebebiyle BOZULMASINA,
2) Bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 1412 Sayılı CYUY'nın 5320 Sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 322 nci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık H. Ç. hakkında bandrolsüz eser satmak suçundan açılmış olan kamu davasının, 765 Sayılı T.C.K.nın 102/4, 104/2 ve 5271 Sayılı C.M.K.nın 223/8 inci maddeleri uyarınca düşmesine,
3) Dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 06.12.2011 tarihinde yapılan müzakerede tebliğnamedeki isteğe uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy