(2709 S. K. m. 40) (765 S. K. m. 62, 81, 456, 457) (5237 S. K. m. 7, 35, 50, 52, 53, 62, 85, 86) (5252 S. K. m. 9) (1412 S. K. m. 305, 310, 317, 343) (5271 S. K. m. 34, 40, 231, 232, 264, 309, 310)
Dava: Korku, kaygı veya panik yaratabilecek biçimde silahla ateş etmek suçundan sanık M. U.'un yapılan yargılaması sonucunda, eylem silahla yaralamaya teşebbüs olarak kabul edilerek 765 Sayılı T.C.K.nın 456/4, 457/1, 62 ve 81/2-3 üncü maddeleri uyarınca 226.179.000 TL ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin, Bigadiç Asliye Ceza Mahkemesince verilen 2.4.2003 gün ve 276-97 Sayılı hüküm sanık tarafından temyiz edilmekle, dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 29.6.2005 gün ve 7286-6089 sayı ile;
... 5237 Sayılı Kanunun 7 ve 5252 Sayılı Kanunun 9 uncu maddeleri uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması... gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozmaya uyan yerel mahkemece, sanık müdafiinin hazır bulunduğu 13.9.2006 tarihli oturumda tefhim edilen kısa kararda; sanığın, 5237 Sayılı T.C.K.nın 86/2, 86/3-e, 35 ve 52/2 nci maddeleri uyarınca 60 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş, yasa yolu bildirimi; ... Sanık müdafiinin yüzüne karşı, sanığın yokluğunda, Cumhuriyet savcısı huzuruyla sanığa verilen cezanın nevi miktarı itibariyle kesin olmak üzere verilen karar, açıkça okundu, usulen anlatıldı... biçiminde gösterilmiştir.
Gerekçeli kararda ise; suçun nitelendirilmesi ve lehe yasa değerlendirmesi silahla yaralamaya teşebbüs suçu esas alınarak yapıldıktan sonra, hüküm fıkrasında sanığın taksirle ölüme sebep olma suçundan 5237 Sayılı Kanunun 85/1, 62, 50/1-a, 50/4 ve 52/2 nci maddeleri uyarınca 12.100 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve aynı Kanunun 53/6 ncı maddesi uyarınca sürücü belgesinin üç ay süreyle geçici olarak geri alınmasına karar verildiği belirtilmiş, yasa yolu bildirimi de ... dair sanığın ve sanık müdafiinin yüzlerine karşı, müdahillerin yokluğunda, Cumhuriyet savcısı huzuruyla tefhim tarihinden itibaren yedi gün içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ya da zabıt katibine yapılacak beyanla Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı... şeklinde yazılmıştır.
Cumhuriyet savcısıyla sanık müdafiinin temyizleri üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 20.9.2010 gün ve 19008-10409 sayı ile;
Sanık M. U. hakkında suç vasfına yönelik olmayan Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçesi içeriğine göre konunun yazılı emre konu olabileceği mümkün görülmüştür.
Hükmolunan para cezası miktarına göre hükmün, C.M.U.K.nun 305/1 inci madde ve fıkrası uyarınca temyizi olanaklı bulunmadığından, sanık müdafiinin temyiz isteğinin C.M.U.K.nun 305 ve 317 nci maddeleri uyarınca reddine... karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığının 30.1.2011 gün ve 6804 Sayılı istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 30.3.2011 gün ve 91307 sayı ile;
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında korku, kaygı veya panik yaratacak şekilde silahla ateş etmek suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda sanığın eyleminin müessir fiile teşebbüs olarak kabul edilip kısa kararda 5237 Sayılı T.C.K.nın 86/2-3-e, 35 ve 62 nci maddeleri uygulanmak suretiyle 60 YTL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği halde, gerekçeli kararda taksirle öldürme suçundan hüküm kurularak, kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratıldığı... görüşüyle yasa yararına bozma yasayoluna başvurulmuş, Yargıtay 8. Ceza Dairesince 23.5.2011 gün ve 5026-3619 sayı ile;
Dosya kapsamına göre, hükümlünün eylemi kısa kararda kasten yaralamaya tam teşebbüs olarak kabul edilerek 5237 Sayılı T.C.K.nın 86/2, 86/3-e, 35 ve 62 nci madde ve fıkraları uyarınca 60 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği halde gerekçeli kararda taksirle öldürme suçundan hüküm kurulmak suretiyle kararda çelişki yaratılması... isabetsizliğinden yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 17.6.2011 gün ve 91307 sayı ile;
5271 Sayılı C.M.K.nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenen ve olağanüstü bir yasa yolu olan kanun yararına bozma kurumu, hakim veya mahkemece verilip istinaf ya da temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde maddi hukuka veya yargılama hukukuna dair hukuka aykırılıkların giderilmesini sağlayan istisnai bir yasa yoludur.
Bu olağanüstü yasa yoluna başvurabilmenin ilk koşulu verilen hüküm ya da kararın temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş olmasıdır.
İncelemeye konu dosyada, kararın suç vasfı yönünden temyize hak ve yetkileri olan müdahillerin yokluğunda verildiği, kendilerine tebliğ olunan gerekçeli kararın sonuç kısmında ise yasa yolu süresinin müdahiller yönünden tebliğ ile başlayacağı gözetilmeden tefhim ile başlayacağının belirtilmesiyle yasa yolu süresinin ne zaman başlayacağı konusunda müdahillerin yanıltıldığı anlaşılmıştır.
Oluşan yanıltıcı tarzdaki yasa yolu açıklamasının düzeltilmiş şekliyle kararın müdahillere tebliğ edildiğine dair tebligat belgesine dosyada rastlanmadığından kesinleşmiş bir hükmün mevcudiyetinden bahsedilemez.
Bu durumda sadece kesinleşmiş hükümler için gidilebilen kanun yararına bozma yasa yoluna başvuru koşulları oluşmadığından Özel Dairece kanun yararına bozma isteminin reddi yerine kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Kabule göre; yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında kasten yaralama suçundan 5237 Sayılı Kanunun 86/2, 86/3-e, 35, 52/2 nci maddeleri gereğince 60 YTL adli para cezasına hükmedildiği halde, gerekçeli kararda taksirle ölüme sebep olma suçundan 5237 Sayılı Kanunun 85/1, 62, 50/1-a ve 52/2 nci maddeleri gereğince 12.100 YTL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve üç ay süreyle sürücü belgesinin geri alınmasına karar verildiği, temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararın bu sebeple kanun yararına bozulmasının istendiği anlaşılmaktadır.
Öncelikli sorun, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşması halinin olağanüstü bir yasa yolu olan kanun yararına bozma yasa yolu için aranan ciddi bir hukuka aykırılık nedeni oluşturup oluşturmayacağına ilişkindir.
5271 Sayılı Kanunun 309 uncu maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma yasa yolu hakim veya mahkemece verilip istinaf ya da temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, hukuka aykırılıklarla uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesini sağlayan olağanüstü bir yasa yoludur. Kanun yararına bozma yasa yoluna istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi sebebiyle bu yasa yolu dar kapsamlı olup her türlü hukuka aykırılığın incelenmesine elverişli bir denetim yolu değildir.
Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki aykırılık, hükmün infazında karışıklığa sebep olabileceğinden olağan yasa yollarına konu olabilecek ve bu yollarla bozulabilecek bir hukuka aykırılık bulunmakla beraber bu nedene dayalı olarak kanun yararına bozma istemi üzerine yapılacak bozma, kanun yararına bozma kurumunun amaçlarından hiç birine hizmet etmeyeceği gibi hiçbir eksiklik ve hukuka aykırılık içermeyen ve aynı zamanda tefhimle geçerli hale gelerek hükmün esasını oluşturan kısa kararın zedelenmesine yol açabilecektir.
Bu itibarla, kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratılması nedenine dayalı kanun yararına bozma isteminin reddi yerine kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu kanaatine varılmıştır...,
Görüşüyle itiraz yasayoluna başvurarak, Yargıtay 8. Ceza Dairesi bozma kararının kaldırılması ve yasa yararına bozma isteminin reddine karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:
Karar: Sanığın silahla kasten yaralamaya teşebbüs suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda, Özel Daireyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;
1) Katılanların yokluğunda verilen kararın yasa yolu bildiriminde yasa yoluna başvuru süresinin, hükmü temyize yetkileri olan katılanlara tebliğinden itibaren değil, tefhiminden itibaren başlayacağının belirtilmesinin yanılgıya sebep olup olmadığı, bu haliyle katılanlara tebliğ edilen hükmün kesinleşip kesinleşmediğinin ve buna bağlı olarak yasa yararına bozma yasa yoluna başvuru koşullarının oluşup oluşmadığının,
2) Hükmün kesinleştiğinin kabulü halinde ise, hükmün esasını oluşturan kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkinin yasa yararına bozmaya konu olup olamayacağının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya içeriğine göre;
Sanık M. U. hakkında korku, kaygı veya panik yaratabilecek şekilde silahla ateş etmek suçundan kamu davası açıldığı,
Yerel mahkemece yapılan yargılama sonucu sanığın eylemi silahla kasten yaralamaya teşebbüs olarak kabul edilip, ek savunma da verilmek suretiyle lehine olduğu değerlendirilen 5237 Sayılı T.C.K.nın 86/2, 86/3-e, 35, 62 ve 52/2 nci maddeleri uyarınca 60 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına yönelik hüküm kurulduğu, yasa yolu bildiriminde de hükmün kesin olduğunun belirtildiği;
Gerekçeli kararda ise; sanığın taksirle ölüme sebep olma suçundan 5237 Sayılı Kanunun 85/1, 62, 50/1-4, 52/2 ve 53/6 ncı maddeleri uyarınca 12.100 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin üç ay süreyle geri alınmasına karar verildiğinin yazıldığı, gerekçeli kararın yasa yolu bildiriminde de; sanığın ve sanık müdafiinin yüzüne karşı müdahillerin yokluğunda, Cumhuriyet savcısı huzuruyla tefhim tarihinden itibaren yedi gün içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ya da zabıt katibine yapılacak beyanla Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere... ibaresine yer verildiği ve gerekçeli kararın bu haliyle katılanlara tebliğ edildiği,
Cumhuriyet savcısıyla sanık müdafii tarafından hükmün, kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki bulunduğu görüşüyle temyiz edildiği ve temyiz dilekçelerinin de katılanlara tebliğ edildiği,
Özel Dairece, Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçesinin içeriğine göre suç vasfına yönelik olmayan istemin yazılı emre konu olabileceği belirtildikten sonra sanık müdafiinin temyizinin, 5320 Sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 Sayılı Kanunun 305 ve 317 nci maddeleri uyarınca reddine karar verildiği,
Yasa yararına bozma isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesince de; Dosya kapsamına göre eylem kısa kararda kasten yaralamaya tam teşebbüs olarak kabul edilip 5237 Sayılı T.C.K.nın 86/2-3-e, 35 ve 62 nci madde ve fıkraları uyarınca 60 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği halde gerekçeli kararda taksirle öldürme suçundan hüküm kurulmak suretiyle çelişki yaratılması isabetsizliğinden yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA karar verildiği,
Anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalardan sonra uyuşmazlık konularının sırasıyla değerlendirilmesi gerekmektedir.
1) Yasa yolu bildirimindeki eksiklik sebebiyle hükmün kesinleşip kesinleşmediği;
5320 Sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 Sayılı Kanunun 310. maddesinde; Temyiz talebi, hükmün tefhiminden bir hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine yapılacak beyanla olur, beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hakime tasdik ettirilir.
Hükmün tefhimi sanığın yokluğunda olmuşsa bu süre tebliğ tarihinden başlar.
Sulh mahkemelerinin temyizi kabil kararları, yargı çevresi içinde bulundukları asliye ve ağır ceza mahkemeleri nezdindeki Cumhuriyet savcıları tarafından tefhim tarihinden itibaren bir ay içinde temyiz edilebilir şeklindeki hükümle temyiz isteminin hangi süre içinde ve ne şekilde yapılacağı düzenlenmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 40/2 nci maddesinde; Devlet, işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır düzenlemesine paralel olarak 01 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 Sayılı C.M.K.nın 34/2 nci maddesinde kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir,
231/2 nci maddesinde; Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir,
232/6 ncı maddesinde de; Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir şeklindeki emredici hükümlere yer verilmiştir.
5271 Sayılı Kanunun 40. maddesinin 1 inci fıkrasında kusuru olmaksızın bir süreyi geçiren kişinin eski hale getirme isteminde bulunabileceği, 2 nci fıkrasında ise yasa yoluna başvuru hakkının kendisine bildirilmemesi halinde kişinin kusursuz sayılacağı belirtilmiştir.
Aynı Kanunun 264 üncü maddesinde, kabul edilebilir bir yasa yolu başvurusunda yasa yolu veya mercide yanılgının, başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağı, bu halde başvurunun yapıldığı merci tarafından başvurunun derhal görevli ve yetkili mercie gönderilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler uyarınca kural olarak temyiz istemi, süresinde verilen bir dilekçe veya zabıt katibine yapılacak beyanla hükmü veren mahkemeye yapılacak, süresinde olması koşuluyla, dilekçenin hükmü veren mahkeme dışındaki bir mahkemeye veya başka bir mercie verilmesi suretiyle istemde bulunulması, temyiz istemini geçersiz kılmayacaktır. Bu durum mercide yanılgı kapsamında değerlendirilebilecek, dilekçenin verildiği veya istemin yapıldığı merci tarafından mahkemesine gönderilecektir. Yasayolu bildiriminde, yasa yolu süresinin gösterilmemesi veya yanılgılı bildirilmesi halinde açıklamalı davetiye ile bu hususun ilgililere tebliğinden sonra süreler işlemeye başlayacak, yasa yolu bildirimi tam ve eksiksiz bir şekilde açıklamalı davetiyeyle tebliğ edilmek suretiyle olası hak kayıpları önlenecektir.
Bu yasal düzenlemeler ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Yasa yolu bildiriminin kısa kararda; sanık müdafiinin yüzüne karşı, sanığın yokluğunda, Cumhuriyet savcısı huzuruyla cezanın nevi miktarı itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı gerekçeli kararda ise sanığın ve müdafiinin yüzüne karşı, müdahillerin yokluğunda, Cumhuriyet savcısı huzuruyla tefhimden itibaren yedi gün içinde mahkememize verilecek dilekçe ya da zabıt katibine yapılacak beyanla Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı şeklinde gösterilmesi nedeniyle, sürenin yokluklarında hüküm kurulan katılanlar açısından tefhimden mi, yoksa tebliğden itibaren mi başlayacağı konusunda duraksamaya sebep olunduğu düşünülebilecek ise de, gerekçeli kararla birlikte, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin, gerekçeli kararla kısa karar arasında çelişki bulunduğu görüşüne dayalı temyiz dilekçelerinin de tebliğ edilmesine karşın katılanlarca, temyiz yasa yoluna başvurulacağına veya 5271 Sayılı Kanunun 40. maddesi uyarınca eski hale getirme isteminde bulunulacağına dair herhangi bir irade ortaya konulmamıştır.
Bu itibarla, katılanların hükmü temyize yönelik herhangi bir başvuruda bulunmaması sebebiyle yasa yoluna başvurulmayan hükmün kesinleştiği ve yasa yararına bozma yasa yoluna konu olabileceği yönünde duraksama bulunmamaktadır.
2) Hükmün kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişki sebebiyle yasa yararına bozma yasa yoluna konu olamayacağına yönelen itiraza gelince;
Uyuşmazlığın çözümü açısından yasa yararına bozma kurumu üzerinde durulması gerekmektedir.
Öğretide olağanüstü temyiz olarak da adlandırılan olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, 1412 Sayılı CYUY'nın 343 ve buna paralel olarak kanun yararına bozma adı altında 5271 Sayılı Kanunun 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiş ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen hüküm ve kararlardaki hukuka aykırılıkların, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesini ve uygulama birliğine ulaşılmasını sağlamak amacıyla olağanüstü bir denetim muhakemesi yolu olarak kabul edilmiştir.
Bu yasal düzenlemeler uyarınca hakim veya mahkemece verilip istinaf ya da temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna dair hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay tarafından bozulması istemini, yasal nedenlerini de açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecek; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ilgili ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay'ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Yasa yararına bozma kurumu, ülke genelinde uygulama birliğini sağlamak ve farklı uygulamalar sebebiyle oluşabilecek olan hak kayıplarını önlemek amacıyla kabul edilmiş olağanüstü bir yasa yolu olup bu yolla, hükümdeki hukuka aykırılığın kural olarak Yargıtay tarafından hiçbir yargılama yapılmaksızın, istisnai olarak da ilk derece mahkemesince yeniden yargılama yapılarak giderilmesi öngörülmüştür.
Bu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında somut olay ve uyuşmazlık incelendiğinde;
Korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etmek suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda yerel mahkemece sanığın eylemi silahla yaralamaya teşebbüs olarak kabul edilip, 5237 Sayılı T.C.K.nın 86/2, 86/3-e, 35, 62 ve 52/2 nci maddeleri uyarınca 60 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına yönelik hüküm kurulmasına karşın; taraflara tebliğ edilecek, infaza verilecek ve adli sicil kaydına işlenecek olan gerekçeli kararda sanığın taksirle ölüme sebep olma suçundan 5237 Sayılı Kanunun 85/1, 62, 50/1 ve 52/2 nci maddeleri uyarınca 12.100 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve aynı Kanunun 53/6 ncı maddesi uyarınca sürücü belgesinin üç ay süreyle geri alınmasına karar verildiği yazılmak suretiyle hükmün esasını oluşturan kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki doğmasına sebep olunmuştur.
Gerekçeli kararla kısa karar arasındaki bu çelişkinin, hükmün infazında karışıklığa sebep olabileceği kuşkusuzdur.
Nitekim hükmün bu haliyle kesinleşmesi üzerine yerel mahkemece de hangi kararın infaza verileceği hususunda duraksama yaşanmış ve Cumhuriyet savcılığından yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulması isteminde bulunulmuştur. Yerel mahkemenin bu yöndeki talebi kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkinin giderilmesi zorunluluğunu ortaya koymuştur. Anılan çelişkinin giderilmesi bakımından bu aşamada yasa yararına bozma yasa yolu dışında bir kurum da bulunmadığından kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulmak suretiyle meydana getirilen hukuka aykırılığın, yasa yararına bozmaya konu edilebileceğinin kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla, Özel Dairece anılan çelişkiye işaret eden yasa yararına bozma isteminin kabulüne ve yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine,
2) Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 04.10.2011 tarihinde yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy