(5237 S. K. m. 39, 62, 81) (5271 S. K. m. 209, 215)
Dava: Sanık U. un kasten öldürme suçuna yardım etmekten beraatına ilişkin, Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 13.10.2009 gün ve 356-349 sayılı hükmün katılanlar vekilleri ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 08.12.2010 gün ve 2921-7847 sayı ile;
...B. Sanık U.un öldürmeye yardım ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçları yönünden,
a) Sanığın nüfus kaydının getirtilmesi, duruşmada okunup sanıktan diyeceğinin sorulması gerektiğinin düşünülmemesi suretiyle, CMKnun 209 ve 215. maddelerine aykırı davranılarak hükümler kurulması,
b) Dosya kapsamına göre, sanık A.in, sanık U.a, maktulün bulunduğu işyerine ateş edeceğini söyleyip, eylemini gerekçeleştirirken, kendisinin yanında bulunmasını teklif ettiği, sanık U.un da bu teklifi kabul ettiği, bunun üzerine her iki sanığın maktulün bulunduğu işyerinin yakınına birlikte geldikleri, sanık A.in yaklaşıp, içinde maktulün de bulunduğu işyerini hedef alarak, tabancasıyla en az yedi el ateş ettiği, iki adet isabet alan maktulün iç organ yaralanması sonucu öldüğü, bu sırada sanık U.un da, elli metre kadar olayı görebilecek şekilde arkada bekleyerek, A.in yanında yer aldığı, fiilin işlenmesinden sonra maktulün yanına yaklaşarak, ölüp ölmediğini kontrol ettiği, sanık A.le birlikte suç yerinden kaçtığı, suçta kullanılan silahı muhafaza ettiği olayda,
Sanık U.un, sanık A.'in işlediği kasten öldürme suçuna yardım etmek suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi yerine, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek, yazılı biçimde beraatına karar verilmesi isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkeme ise 09.06.2011 gün ve 4-337 sayı ile;
...Sanık U. hakkında öldürme suçuna katıldığı iddiasıyla dava açılmışsa da, bu sanığın A.'in arkadaşı olduğu, samimi bulunan ve aksine delil bulunmayan beyanlarına göre olay yerine gitmeden önce A.'in kendisine marangoza sıkacağını söylediği, ancak kendisinin katılmamasını istediği, olay sırasında da biraz uzakta beklediği, A. eylemi gerçekleştirip kaçtıktan sonra maktulün yanına yaklaşıp yaralı halde yere düştüğünü görünce A.'in maktule yönelik maksadını anladığı, yani başlangıçta A.'in dükkana ya da çevresine korkutmak amacıyla mı sıkacağı, tabancanın gerçek tabanca olup olmadığı hususlarını önceden bilmediği, olaydan sonra da onunla birlikte kaçmadığı, birkaç gün sonra onunla birkaç kez karşılaştığı ve son karşılaşmada yapılan teklifi kabul edip silahı üzerine aldığı, olay sırasında da biraz ilerde beklemesinin arkadaşının gerçek kastını bilmemesi nedeniyle merak saikiyle olduğunun anlaşıldığı, kaldı ki suçun işleniş şekli, yeri ve saatine göre gözcüye ihtiyaç bulunmadığı, A.'in doğrudan maktulün yakınına kadar varıp birçok kez ateş edip kaçıp gittiği hususları dikkate alındığında, bu sanığın suç kastıyla diğer sanığın yanında yer aldığı ya da gözcülük yaptığı veyahut da suçun işlenmesinden sonra kendisine yardım vaadinde bulunduğu hususunda zandan öte ve cezalandırılmasına yeterli delil bulunmadığı, A.'in kız arkadaşıyla yaptığı telefon görüşmesinde bu sanığın adı geçmekte ise de, bu konuşmalarında net ifadeler içermediği, U.'un da olay sırasında bulunduğunu açıklama niteliğinde olduğu, bu sanığın hazırlık ifadesinin katılan tarafça da samimi bulunduğu, bunun ifadeleri oluşa uygun bulunarak diğer sanıklar hakkında verilen karar doğru ve samimi bulunurken aynı ifadesinin kendisi yönünden inandırıcı bulunmamasının mümkün olmadığı, dolayısıyla bu sanığın suça katıldığı hususunda her türlü şüpheden uzak ve cezalandırılmasına yeterli somut ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesi ile direnerek ilk hükümdeki gibi karar vermiştir.
Bu hükmün de katılanlar vekilleri ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay C. Başsavcılığının onama istekli 15.02.2012 gün ve 349375 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar: İnceleme, sanık U. hakkında kasten öldürme suçuna yardım etmekten kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmış olup, Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın üzerine atılı kasten öldürme suçuna yardım etme fiilinin sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya içeriğinden;
Tanık A.in özetle, arkadaşı olan A.in eniştesinin husumeti olduğu bir kişiyi vurmasını istemesi üzerine yanına dürüm lakaplı U.u da alarak şahsın işyerine gittiğini, U.'un biraz ileride beklediğini, şahsa doğru 7-8 el ateş ederek olay yerinden kaçtığını kendisine anlattığını belirttiği,
İnceleme dışı olan ve kasten öldürme suçunu işlediği sabit olan sanık A.in özetle, olay günü arkadaşı U. ile birlikte ölenin bulunduğu marangoz dükkanının olduğu yere geldiğini, U.'un 100 metre ileride beklediğini, dükkana doğru 5-6 el ateş ettikten sonra olay yerinden kaçtığını, ertesi gün mahallede karşılaştığı U.'dan vurduğu kişinin yaralandığı, üç gün sonrada tekrar karşılaştığı U.'dan şahsın öldüğünü öğrendiğini, suçta kullandığı silahı yok etmesi için U.'a verdiğini söylediği,
Suçta kullanılan silahla birlikte olaydan on gün sonra 18.09.2007 tarihinde yakalanan, başlangıçta kolluk görevlilerine üzerindeki tabancayı A. isimli bir kişiye karşı kullandığını söyleyen sanık U.un savunmalarında özetle, arkadaşı A.in yanında olay yerine geldiğini, olay yerine 50 metre mesafede beklediğini, 7-8 el silah sesi duyduğunu, A.'in hiç bir şey söylemeden olay yerinden kaçtığını, merakla marangoz atölyesinin olduğu kısma doğru ilerlediğinde atölye önünde bir şahsın yerde yattığını gördüğünü, olayın olduğu anda A.'in talimatı üzerine yukarıda beklediğini, ancak gözcülük yapmadığını, sadece arkadaşlık icabı bekle demesi üzerine orada beklediğini ve olay yerinden kaçtığını ve A.'in teklifi üzerine suçta kullanılan silahı alıp üzerinde taşıdığını dile getirdiği,
18.09.2007 günlü tutanakta, M.in öldürülmesi olayında kullanılan silahın sanık U.'un üzerinden çıktığı ve sanığın bu tabancayı A. isimli bir kişiye karşı kullandığını söylediğinin belirtildiği,
Batın ve göğüs bölgesinden aldığı isabetler sonucu yaralanan M.in bir gün sonra tedavi gördüğü hastanede öldüğü,
İnceleme dışı olan sanık A.in M.i kasten öldürmekten 5237 sayılı TCK'nun 81/1 ve 62. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin yerel mahkeme hükmünün Özel Daire tarafından onanmak suretiyle kesinleştiği,
Anlaşılmaktadır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununda suça iştirakte, faillik ve şeriklik ayırımı öngörülmüş, azmettirme ve yardım etme şeriklik kavramı içinde değerlendirilmiştir. Azmettirme, belli bir suçu işleme hususunda henüz bir fikri olmayan kişide, bir başkası tarafından suç işleme kararının oluşmasının sağlanmasıdır. Aynı kanunun 39. maddesi kapsamındaki yardım ise, fiili birlikte gerçekleştirmenin dışında kalan, fakat suçun meydana gelmesi bakımından nedensellik değeri taşıyan hareketleri ifade eder. Burada fiil üzerinde hakimiyet kurulmamakta, sadece suçun icrası kolaylaştırılmaktadır. Yardım edenin hareketi fiili birlikte gerçekleştiren yani müşterek faillere nazaran, suçu oluşturan bir nitelik taşımayıp, destekleyici, hazırlayıcı veya kolaylaştırıcı bir durum arzettiğinden yardım eden ikincil bir konumda yer almaktadır.
Anılan kanunun Yardım etme başlıklı 39. maddesi; (1) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez.
(2) Aşağıdaki hallerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur:
a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek.
b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak.
c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak şeklinde olup, maddenin ikinci fıkrasındaki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır.
1- Maddi yardım: Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte maddede;
a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek,
b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak olarak sayılmıştır.
2- Manevi yardım ise;
a) Suç işlemeye teşvik etmek,
b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek,
c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek,
d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek,
Şeklinde belirtilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanık U.'un, kasten öldürme suçunu işleyen ve inceleme dışı olan sanık A. ile birlikte olay yerine gelmesi, olayın gerçekleştirildiği sırada yakın bir yerde beklemesi, sanık A.'in eylemine taraftar olmadığını gösterecek şekilde engelleyici bir söz söylememesi ve bu yönde herhangi bir davranışta bulunmaması, aksine sanık A.'in eylemi gerçekleştirdiği aşamada ve sonrasında olay yerinden ayrılmaması, sanık A.'in ateş etmesi sonrasında yaralanan M. in yanına gelerek durumuna bakması, olay sonrasında da sanık A.'e vurduğu kişinin durumuyla ilgili bilgi vermesi birlikte değerlendirildiğinde, olayın başından itibaren sanık A.'in isteği doğrultusunda olay yerinde bulunan sanık U.'un davranışları ile diğer sanık A.'in suç işleme kararını kuvvetlendirdiği, dolayısıyla sanık A.'in gerçekleştirdiği kasten öldürme suçuna yardım eden olarak katıldığının kabulü gerekmektedir.
Her ne kadar sanık U. sanık A.'in eylemine katılmadığını, sadece arkadaşı olduğu için sanık A. ile birlikte olay yerine geldiğini belirtmiş ise de, sanığın bu savunmaları kendisini suçtan ve cezadan kurtarmaya yöneliktir. Zira, hayatın olağan akışına göre, suça katılma kastıyla olay yerine gelmediğini belirtmiş olan ve olay tarihi itibariyle onsekiz yaşından küçük olan sanık U.'un sanık A.'in M.e ateş etmesi sonrasında hemen olay yerinden kaçması beklenirken, olayın başından sonuna kadar olay yerinden kaçmamış, hatta M.in durumunu öğrenerek bu konuda sanık A.'i bilgilendirmiş olup, bu durum sanık U.'un sanık A.'in suç işleme kararını kuvvetlendirmek amacıyla olay yerine geldiğini ve orada bulunduğunu göstermektedir.
Bu itibarla, Özel Daire bozma kararı isabetli olup, sanık U.'un yüklenen suçtan cezalandırılması yerine beraatına karar veren yerel mahkemenin direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1- Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.06.2011 gün ve 4-337 sayılı direnme hükmünün, sanık U. Kayanın yüklenen suçtan cezalandırılması yerine beraatına karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.12.2012 günü yapılan müzakerede tebliğnamedeki isteme aykırı olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy