(2709 S. K. m. 174) (5237 S. K. m. 29, 52, 62, 86) (5271 S. K. m. 231) (5395 S. K. m. 23) (YCGK. 17.11.2009 T. 2009/11-193 E. 2009/268 K.)
Dava ve Karar: Kasten yaralama suçundan sanıklar S. A. ve M. A.'ın 5237 Sayılı T.C.K.nun 86/2, 86/3-a, 29/1, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 2.240 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmalarına, 5271 Sayılı C.M.K.nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı kanunun 231/8. maddesi uyarınca 5 yıl denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmalarına, 6 ay süre ile meslek ve sanat sahibi olmaları amacıyla bir eğitim programına devam etmelerine ilişkin, Tokat 1. Sulh Ceza Mahkemesince 3.4.2007 gün ve 75-235 sayı karar itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması için kararın gönderildiği Tokat Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğünce 24.7.2007 gün ve 38 sayı ile sanıkların denetimli serbestlik tedbirine dair yükümlülükleri yerine getirmediklerinin bildirilmesi üzerine Tokat 1. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 16.10.2007 gün ve 447-547 sayı ile, sanıkların T.C.K.nun 86/2, 86/3-a, 29/1, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 2.240 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına dair hükmün açıklanmasına karar verilmiş, açıklanan bu hükmün sanıklar tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Ceza Dairesince 2.2.2010 gün ve 39016-2304 sayı ile;
Hükümden sonra 8.2.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 Sayılı Kanunun 562. maddesiyle değişik 5271 Sayılı C.M.K.nun 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması isabetsizliğinden BOZULMASINA karar verilmiştir.
Yerel mahkeme ise 1.6.2010 gün ve 503-748 sayı ile;
...Eş olan mağdur sanıkların birbirlerini karşılıklı darp etmiş olduklarından nihayetinde adli para cezası verildiği ve bu cezanın da değerlendirme yapılarak C.M.K.nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı ve denetim süresi içerisinde bir kursa devam etmeleri yönünde yükümlülük getirildiği, mağdur sanıkların yükümlülüğü yerine getirmemeleri üzerine C.M.K.nun 231/11. maddesi uyarınca ihbarda bulunulmuş, mağdur sanıkların yeniden yargılama yapılmış ve eski hükümde olduğu gibi nihai olarak mağdur sanıklara adli para cezası verilmiştir.
C.M.K.nun 231. maddesinin incelenmesinde; 5560 Sayılı Kanun ile maddenin 14. fıkrası eski haliyle bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair hükümlerin soruşturulması ve kovuşturması şikayete bağlı suçlarla ilgili olarak uygulanabilir hükmünün daha sonra 5728 Sayılı Kanunun 562. maddesiyle bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkili hükümlerin Anayasanın 174. maddesinde koruma altına alınan inkılap kanunlarında yer alan suçlarla ilgili olarak uygulanmaz şeklinde hükme dönüştüğü ve dolayısıyla yapılan bu değişikle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanması için şikayete bağlı suç olma şartının ortadan kaldırıldığı görülmektedir.
Mahkememizce ilk kararımızda her ne kadar C.M.K.nun 231/14. eski haliyle davamıza konu suç şikayete bağlı değilse de, hagb kurumu mağdur sanıklar hakkında uygulanmış, kendilerine bir şans verilmiş, fakat kendileri denetim süresi içerisinde belirlenen yükümlülüğe uymamış olduklarından mahkememizce yeniden 2. kararla hükmün açıklanması yoluna gidilmiştir.
Dolayısıyla aynen önce hükmümüzde belirtmiş olduğumuz ve katıldığımız gerekçelerle; mağdur sanıkların suçlarının sübutu, daha önce haklarında C.M.K.nun 231. maddesinin uygulanması ve yükümlülüklerini yerine getirmiş olmamaları, bu sebeple yeniden yargılama yapılıp hükmün açıklanmasının nedenlerine dayalı olarak mahkememizin önceki kararı usul ve yasaya uygun bulunmaktadır gerekçesiyle direnmiş, önceki hüküm gibi karar vermiştir.
Bu hükmün de sanıklar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.6.2012 gün ve 299765 Sayılı onama istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURUL KARARI
Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; karar tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamında yer almayan suçtan açıklanması geri bırakılan hükmün, denetimli serbestlik tedbirine uyulmaması sebebiyle açıklandığı olayda, suçun hükümden sonra yürürlüğe giren kanununa göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamına alınması karşısında sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
İncelenen dosya içeriğinden;
Nüfus kayıt örneklerine göre evli olan sanıkların 23.1.2007 tarihinde birbirlerine karşı işledikleri kasten yaralama suçlarından ayrı ayrı 5237 Sayılı T.C.K.nun 86/2, 86/3-a, 29/1, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 2.240 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmalarına, 5271 Sayılı C.M.K.nun 231/5. maddesi uyarınca haklarındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı kanunun 231/8. maddesi uyarınca 5 yıl denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmalarına, 6 ay süre ile meslek ve sanat sahibi olmaları amacıyla bir eğitim programına devam etmelerine karar verildiği ve kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği,
Denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması için kararın Tokat Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğüne gönderildiği, Tokat Milli Eğitim Müdürlüğü ile yapılan koordine sonucu sanıkların Tokat Rehberlik ve Araştırma Merkezinde düzenlenen bilgisayar kursuna devam etmelerinin planlandığı, kursa dair bilgileri içeren davet mektubunun sanıklara tebliğ edildiği, sanıkların çağrıya uymadıkları, denetimli serbestlik şube müdürlüğünce keyfiyetin yerel mahkemeye bildirildiği, bu bildirim üzerine dosyayı ele alan yerel mahkemece 24.7.2007 tarihinde sanıklar hakkındaki hükmün açıklanmasına karar verildiği,
Anlaşılmaktadır.
5237 Sayılı T.C.K.nun Kasten yaralama başlıklı 86. maddesi; (1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin BOZULMASINA neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.
(3) Kasten yaralama suçunun;
a-) Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı,
b-) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
c-) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
d-) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
e-) Silahla,
İşlenmesi halinde, şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır şeklinde düzenlenmiştir.
Maddenin 1. fıkrasında kasten yaralama suçunun tanımı yapılmış, kişinin vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin BOZULMASINA neden olan her türlü davranışla kasten yaralama suçunun işlenebileceği kabul edilmiştir. Maddenin 2. fıkrasında, kasten yaralama eylemi sebebiyle mağdurda meydana gelen yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olması durumunda suçun şikayete tabi olduğu, ancak maddenin 3. fıkrasında sayılan hallerin bulunması durumunda şikayet şartının aranmayacağı belirtilmiştir.
İnceleme konusu olayda, evli olan sanıkların T.C.K.nun 86/2 ve 86/3-a maddelerinde düzenlenen eşe karşı kasten yaralama suçunu işledikleri iddia edilmekte olup, bu suçun takibi şikayete bağlı değildir.
Bu aşamada uyuşmazlığın sağlıklı bir çözüme kavuşturulabilmesi için hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun kronolojik olarak gelişim sürecinin incelenmesi gerekmektedir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, hukukumuzda ilk kez 15.7.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23. maddesiyle çocuklar hakkında kabul edilmiştir.
5271 Sayılı kanunun 231. maddesine, 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 Sayılı Kanunla; (5) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, bir yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya dair hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder.
(6) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;
a-) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması,
b-) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c-) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir....
(14) Bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair hükümleri, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlarla ilgili olarak uygulanabilir biçiminde eklenen 5-14. fıkralar ile bu kurum büyükler için de kabul edilmiş, aynı kanunun 40. maddesiyle 5395 Sayılı Kanunun 23. maddesi değiştirilmek suretiyle, denetim süresindeki farklılık hariç olmak üzere, çocuk suçlular ile yetişkin suçlular hükmün açıklanmasının geri bırakılması açısından aynı şartlara tabi kılınmıştır.
Yetişkin sanıklar yönünden, C.M.K.nun 231. maddesine 5560 Sayılı Kanunla eklenen 5-14. fıkralar ile, başlangıçta şikayete bağlı suçlarla sınırlı olarak, hükmolunan bir yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası için kabul edilen bu kurum, daha sonra 8.2.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 Sayılı Kanunun 562. maddesiyle, 5271 Sayılı Kanunun 231. maddesinin 5. fıkrasındaki bir yıl ibaresi iki yıl olarak, 14. fıkrası ise; Bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair hükümleri, Anayasanın 174. maddesinde koruma altına alınan inkılap kanunlarında yer alan suçlarla ilgili olarak uygulanmaz biçiminde değiştirilerek, hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezaları için uygulanabilir hale getirilmiş, böylece başlangıçta yetişkin sanıklar hakkında şikayete bağlı suçlarla sınırlı olarak uygulanan bu kurum Anayasanın 174. maddesinde güvence altına alınan İnkılap Kanunlarında yer alan suçlar hariç olmak üzere tüm suçları kapsayacak şekle dönüştürülmüştür.
Dolayısıyla 8.2.2008 tarihine kadarki süreçte T.C.K.nun 86/3. maddesi kapsamında yer alan kasten yaralama suçlarında sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanması mümkün olmazken, 5728 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle 8.2.2008 tarihinden itibaren bu suçlar için de diğer şartlarında bulunması durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu uygulanabilir hale gelmiştir.
Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde,
Sanıkların karşılıklı olarak işlemiş oldukları eşe karşı kasten yaralama suçu takibi şikayete bağlı suçlardan olmayıp, ilk hüküm tarihi olan 3.4.2007 günü itibariyle diğer şartların varlığı halinde yalnızca takibi şikayete bağlı suçlarla sınırlı olmak üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanması mümkün iken, yerel mahkeme tarafından sanıklar hakkında bu hükmün uygulanması usul ve yasaya aykırıdır. Zira Ceza Genel Kurulunun 17.11.2009 gün ve 193-268 Sayılı kararında vurgulandığı üzere ceza hakiminin görevi kanunu olduğu gibi uygulamaktır.
Yerel mahkeme direnme gerekçesinde, uygulanma imkanı bulunmadığı halde ilk kararda sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmak suretiyle sanıklara bir şans daha verildiği, ancak sanıkların denetim süresi içerisinde belirlenen yükümlülüğe uymadıklarından bahisle bu kez sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükmünün uygulanmadığı belirtilmiş ise de; ilk hüküm tarihi itibariyle uygulanması kanunen mümkün olmadığından, hukuki değerden yoksun olan bu uygulama gerekçe gösterilerek, sonradan yapılan kanun değişikliği ile şartların varlığı halinde sanıklar hakkında uygulanması mümkün hale gelen bu hükmün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması isabetsizdir.
Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan onbeş Genel Kurulu Üyesi; yerel mahkeme direnme hükmünün isabetli olduğu görüşüyle karşıoy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle,
1- Tokat 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 1.6.2010 gün ve 503-748 Sayılı direnme hükmünün BOZULMASINA,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 25.12.2012 günü yapılan 1. müzakerede yasal çoğunluk sağlanamadığından, 22.01.2013 günü yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy