(5237 S. K. m. 51, 52, 53, 58, 62, 73, 74, 86, 106, 116, 125, 151) (5271 S. K. m. 223) (765 S. K. m. 51, 59, 191, 456)
Dava: 1- Konut dokunulmazlığının ihlali suçundan 5237 Sayılı T.C.K.nun 116/1-4 ve 62 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis,
2- Tehdit suçundan T.C.K.nun 106/1-1.cümlesi 62 ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis,
3- Hakaret suçundan T.C.K.nun 125/1, 43, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis,
4- Mala zarar verme suçundan T.C.K.nun 151/1, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 5 ay hapis,
5- Katılanları ayrı ayrı kasten yaralama suçundan T.C.K.nun 86/2, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 3 kez ayrı ayrı 5 ay hapis,
Cezasıyla cezalandırılmasına ve cezalarının ertelenmesine yer olmadığına ilişkin, Çankırı 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 26.6.2008 gün ve 195-287 Sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Ceza Dairesince 28.12.2011 gün ve 2789-42938 sayı ile;
"... Sanığa ait adli sicil kaydında yazılı olan Çankırı Sulh Ceza Mahkemesi'nin 25.10.2005 tarih 516-805 Sayılı mahkumiyet kararının tekerrüre esas olduğu gözetilerek, sanık hakkında 5237 Sayılı T.C.K.nun 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, dosya kapsamına göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanık hakkında konut dokunulmazlığını bozmak, kasten yaralama, tehdit, mala zarar vermek, hakaret suçlarından hükmolunan hapis cezalarının, 5237 Sayılı T.C.K.nun 51. maddesi uyarınca ertelenmesine yer olmadığına karar verilirken, daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilip edilmediğiyle suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemeye kanaat gelip gelmediği hususlarının değerlendirilmesi gerektiği, geçmişteki para cezasından ibaret sabıkalarının da ertelemeye engel teşkil etmediği gözetilmeden, 'sanığın sabıkalı geçmişi ve suç işleme eğilimi' şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle hükmolunan cezaların ertelenmesine yer olmadığına karar verilmesi...",
İsabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay C. Başsavcılığı ise 2.2.2012 gün ve 252553 sayı ile;
"... Sanığın her ne kadar adli sicil kayıtları ertelemeye engel teşkil etmemekte ise de mahkemece 'suç işleme eğilimi göz önünde bulundurularak tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkememizce kanaat oluşmadığından tayin olunan cezanın ertelenmesine takdiren yer olmadığına' denilerek T.C.K.nun 51/1-b, maddesine kapsar şeklindeki gerekçesi yasal ve yeterli görülmüştür.
Diğer taraftan Çankırı 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin dosyasının tetkikinde katılanların kimlik tesbiti yapılarak 6.9.2010 tarihinde dosyaya havale edilen ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.10.2010 tarihli yazısı ile 2. Ceza Dairesine gönderilip 2.11.2010 tarihli havaleyle dosyaya giren katılanların şikayetten feragat etiklerine dair dilekçenin Yargıtay 2. Dairesince karadan önce nazara alınmadığı görülmekle;
Sonuç ve İstem: Yukarıda izah edildiği üzere Çankırı 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin cezanın ertelenmemesine dair gerekçesi T.C.K.nun 51/1-b, maddesine uygun ve yeterli olmakla Yargıtay 2. Ceza Dairesinin bozma kararı kaldırılarak sanığın konut dokunulmazlığını bozma ve tehdit suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerinin onanmasına, şikayete bağlı kasten yaralama mala zarar verme ve hakaret suçlarından dolayı vazgeçmenin sanık tarafından kabul edilip edilmediği hususlarının sorulup neticesine göre T.C.K.nun 74/4 ve C.M.K.nun 223/8 maddelerine göre mahalli mahkemesince işlem yapılmak üzere yerel mahkeme kararının bu suçlar yönünden bozulmasına karar verilmesi...",
İsteminde bulunmuştur.
C.M.K.nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 2. Ceza Dairesince 1.11.2012 gün ve 23541-44835 sayı ile;
"
1- Katılanların hükümden sonra 6.9.2010 havale tarihli dilekçeyle şikayetlerinden vazgeçmeleri nedeniyle, soruşturması ve kovuşturması şikayete bağlı olan, kasten yaralama, hakaret ve mala zarar verme suçları yönünden, sanığın şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorularak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği hususunun da bozma nedeni yapılması gerektiğine dair Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne,
Dairemizin 28.12.2011 gün ve 2789-42938 Sayılı bozma ilamına 'sanığa atılı kasten yaralama, hakaret ve mala zarar verme suçlarının soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı bulunduğu ve katılanların hükümden sonra şikayetlerinden vazgeçtiklerine dair 6.9.2010 havale tarihli dilekçeyi sundukları anlaşılmakla, 5237 Sayılı T.C.K.nun 73. maddesi uyarınca yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu' hususunun (2) numaralı bozma nedeni olarak ilama eklenmesine karar verilmek suretiyle Dairemizin 7.2.2012 gün ve 2789-42938 Sayılı bozma ilamınını düzeltilmesine...",
Diğer itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden, bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:
Karar: Katılanların şikayetlerinden vazgeçmeleri sebebiyle takibi şikayete bağlı olan hakaret, mala zarar verme ve kasten yaralama suçlarına dair olarak Özel Daire tarafından itirazın kısmen kabulüne karar verilmiş olduğundan inceleme, şikayete bağlı olmayan geceleyin konut dokunulmazlığının ihlali ve tehdit suçlarıyla sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daireyle Yargıtay C. Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa hükmedilen cezaların ertelenmeme gerekçesinin yasal ve yeterli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
Sanığın katılanlardan N.'nın ablası diğer katılanların ise çocukları olan N. ile 11.5.1992 tarihinde evlenip 10.1.2007 tarihinde boşandığı, bu evlilikten üç çocuklarının olduğu,
Sanığın 21.3.2008 tarihinde alkollü olarak saat 01.00 sıralarında katılanların evine gidip zile bastığı, ardından tekmeyle kapıya zarar vererek içeriye girdiği, gürültüyü duyarak alt kata inen katılanların sanıkla karşılaştıkları, katılan Cemal'in sanığa eski eşi N.'in evde olmadığını söylediği, sanığın tekme ve tokatla vurarak her üç katılanı da basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek derecede yaraladığı, katılanlara sinkaflı sözlerle hakaret ettiği, katılan C.'in boğazına ayağıyla basıp "seni öldüreyim mi?" diyerek tehdit ettiği,
Sanığın tekerrüre esas olan ancak yerel mahkemece tekerrüre esas alınmayan ve Özel Daire tarafından eleştiri konusu yapılan Çankırı Sulh Ceza Mahkemesince 765 Sayılı T.C.K.nun 191/1, 647 Sayılı Kanunun 4. maddeleri uyarınca 25.10.2005 tarihinde verilen ve 29.5.2007 tarihinde kesinleşen 77 Lira adli para cezasından ibaret sabıkasının olduğu,
Yine aynı mahkemece eşi N.'i kasten yaralama eyleminden 5237 Sayılı T.C.K.nun 86/2, 3-a ve 52. maddeleri uyarınca 12.6.2007 tarihinde verilen 20.6.2007 tarihinde kesinleşen ve 13.7.2007 tarihinde infaz edilen 140 Lira adli para cezasından ibaret sabıkası bulunduğu,
Sabıka kaydında yer almamakla birlikte dosyaya ilam örneği konulan 765 Sayılı T.C.K.nun 456/2, 51/2, 59, 647 Sayılı Kanunun 4. maddeleri uygulamasıyla Çankırı Asliye Ceza Mahkemesince 10.2.2005 tarihinde verilen ve 21.4.2005 tarihinde kesinleşen erteli 2.311.400.000 Lira para cezasından ibaret geçmiş hükümlülüğünün olduğu,
Sanığın usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen 10.6.2008 tarihinde yapılan ilk celseye katılmadığı, bunun üzerine günsüz olarak zorla getirilmesine karar verildiği, 16.6.2008 tarihinde açılan celsede savunmasının alındığı, kararın verildiği bir sonraki 26.6.2008 tarihli oturuma da katıldığı, sanığın suçlamayı kabul etmediği, pişmanlığına dair bir beyanının olmadığı, duruşma tutanağına herhangi bir olumsuz davranışının yansımadığı,
Yerel mahkemece sanık hakkında tüm suçlardan kurulan hükümlerde; "Sanığın sabıkalı geçmişi ve suç işleme eğilimi göz önünde bulundurularak tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkememizce kanaat oluşmadığından sanığa tayin olunan cezanın ertelenmesine taktiren yer olmadığına," karar verildiği,
Anlaşılmaktadır.
5237 Sayılı T.C.K.nun "Hapis cezasının ertelenmesi" başlıklı 51. maddesinin 1. fıkrası;
"İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkum edilen kişinin cezası ertelenebilir, bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır, ancak erteleme kararının verilebilmesi için kişinin;
a-) Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olması,
b-) Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması, gerekir..."şeklinde düzenlenmiştir.
Buna göre, iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkum edilenlerin cezasının ertelenebileceği, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olanlar bakımından bu sürenin üst sınırının üç yıl olduğu belirtilmiş, ancak erteleme kararının verilebilmesi;
1- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olması,
2- Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması,
şartlarına bağlanmıştır.
Bu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmekle birlikte, daha önceden kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkumiyetin bulunması halinde kişinin suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması şartının ayrıca değerlendirilmesine gerek olmayacaktır. Birinci şartın gerçekleştiği hallerde ise, cezanın ertelenmesine karar verilebilmesi için kişinin suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması gerekmektedir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Yerel mahkemece, daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olan sanık hakkında geceleyin konut dokunulmazlığının ihlali suçundan hükmolunan 1 yıl 8 ay ve tehdit suçundan hükmolunan 10 ay hapis cezalarının ertelenmemesine dair olarak; "sanığın sabıkalı geçmişi ve suç işleme eğilimi göz önünde bulundurularak tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkememizce kanaat oluşmadığından sanığa tayin olunan cezanın ertelenmesine taktiren yer olmadığına," şeklinde gösterilen gerekçede, pişmanlık olgusuna açıkça yer verilmemiş olmakla birlikte, sanığın yargılama sürecinde pişmanlığını gösteren söz ve davranışının bulunmadığı göz önüne alındığında, tehdit ve kasten yaralama suçlarından verilmiş üç adet geçmiş hükümlülüğü bulunan ve ısrarlı bir şekilde suç işlemeye devam ettiği anlaşılan sanığı yargılama sürecinde bizzat gözlemleyen ve bir daha suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaate ulaşmayan yerel mahkemenin hapis cezasının ertelenmemesi yönünde gösterdiği gerekçenin "pişmanlık" kavramını da kapsayacak biçimde yasal, yeterli ve dosya içeriğiyle de uyumlu olduğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire bozma kararının geceleyin konut dokunulmazlığının ihlali ve tehdit suçlarına dair olarak kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün bu suçlar yönünden onanmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Genel Kurul Başkanı ve beş Genel Kurul Üyesi; "itirazın reddine karar verilmesi gerektiği" düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne,
2- Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 28.12.2011 gün ve 2789-42938 Sayılı bozma kararının geceleyin konut dokunulmazlığının ihlali ve tehdit suçlarına dair olarak kaldırılmasına,
3- Çankırı 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 26.6.2008 gün ve 195-287 Sayılı hükmünün geceleyin konut dokunulmazlığının ihlali ve tehdit suçları yönünden ONANMASINA,
4- Yerel mahkeme hükmünün, takibi şikayete bağlı olan hakaret, mala zarar verme ve kasten yaralama suçlarına dair olarak katılanların şikayetlerinden vazgeçmeleri hususunun T.C.K.nun 73. maddesi uyarınca değerlendirilmesi amacıyla itiraz üzerine Özel Dairece bozulduğu da göz önüne alındığında dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.11.2013 tarihinde yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy