(765 S. K. m. 72, 102, 104, 191, 456, 482) (647 S. K. m. 4, 6) (1412 S. K. m. 305) (5271 S. K. m. 223, 231) (YCGK. 03.02.2009 T. 2008/11-250 E. 2009/13 K.) (YCGK. 23.01.2007 T. 2006/3-254 E. 2007/5 K.)
Dava: Sanık A. İ.'nin tehdit, kasten yaralama ve hakaret suçlarından 765 Sayılı Türk Ceza Kanununun 191/1, 456/4, 482/3, 72; 647 Sayılı Kanunun 4 ve 6. maddeleri uyarınca 1.440,67 TL ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ve ertelemeye ilişkin, Sütçüler Asliye Ceza Mahkemesince verilen 20.4.2005 gün ve 60-16 Sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 27.2.2006 gün ve 124180 sayı ile; 1.6.2005 tarihinde yeni kanunların yürürlüğe girmesi karşısında, lehe kanun değerlendirmesi yapılması için dosya yerel mahkemeye iade edilmiştir.
Sütçüler Asliye Ceza Mahkemesince yapılan değerlendirme sonucunda 26.4.2006 gün ve 37-65 sayıyla sanığın tehdit suçundan 765 Sayılı T.C.K.nun 191/1 ve 647 Sayılı Kanunun 4. maddeleri uyarınca 77 Lira, kasten yaralama suçundan 765 Sayılı Kanunun 456/4. maddesi gereğince 440 Lira, hakaret suçundan aynı kanunun 482/3 ve 647 Sayılı Kanunun 4. maddeleri uyarınca 770 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına, 765 Sayılı T.C.K.nun 72. maddesi uyarınca cezalarının içtimaına ve 647 Sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verilmiştir.
Hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Ceza Dairesince 17.3.2008 gün ve 19844-4872 sayı ile;
"... Sanık A. İ.'nin temyizinin kendisi hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
1- Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Kasten yaralama suçundan hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre, 21.7.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 Sayılı Kanunun 3. maddesiyle değişik 1412 Sayılı C.M.U.K.nun 305/1. maddesi gereğince hüküm tarihine göre temyizi mümkün olmadığından sanığın temyiz isteğinin aynı Kanunun 317. maddesi gereğince reddine,
2- Ölümle tehdit ve hakaret suçlarından kurulan hükmün temyiz incelemesinde; Dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir,
Ancak;
Sanığın kasten işlenen bir suçtan mahkumiyeti bulunmadığı anlaşılmakla, hükümden sonra 8.2.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 Sayılı Kanunun 562. maddesiyle değişik 5271 Sayılı C.M.K.nın 231. maddesi uyarınca, hükmolunan cezanın tür ve süresine göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması...",
Sebebiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Sütçüler Asliye Ceza Mahkemesince 18.6.2008 gün ve 21-30 sayı ile,sanığın 765 Sayılı T.C.K.nun 191/1, 482/3, 72, 647 Sayılı Kanunun 4 ve 6. maddeleri uyarınca 847,00 TL adli para cezasıyla mahkumiyetine, ertelemeye ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Bu hükmün de sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Ceza Dairesince 25.10.2011 gün ve 21947-37451 sayı ile;
"... Ceza Genel Kurulunun 3.2.2009 tarih ve 2008/11-250-13 Sayılı kararında kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde nazara alınacak zararın maddi zarar olduğu, manevi zararı kapsamadığı, dosyada katılanın belgeye dayalı maddi bir zararı bulunmadığı gözetilmeden soyut iddiasına dayanan zarar miktarı esas alınmak suretiyle zararının karşılanmadığı gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi...",
İsabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 1.12.2011 gün ve 203880 sayı ile;
"... Katılana karşı olumsuz tavrında ısrar eden sanığın suçundan dolayı pişman olduğu savunulamaz. Bu yönüyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilen sanıkla ilgili, yerel mahkemece yeniden değerlendirme yapılması gerektiğine dair bozma kararı yerinde değildir...",
Görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurarak, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
C.M.K.nun 308/1. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 2. Ceza Dairesince 1.11.2012 gün ve 23528-44840 sayı ile, itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:
Karar: İtirazın kapsamına göre inceleme, sanık hakkında hakaret ve tehdit suçlarından kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır.
Sanığın tehdit ve hakaret suçlarından cezalandırılmasına karar verilen somut olayda, Özel Daireyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözülmesi gereken uyuşmazlık; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken gösterilen gerekçenin isabetli olup olmadığına dair ise de, öncelikle Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi gerekmektedir.
Suç tarihi itibarıyla yürürlükte olan ve zamanaşımı bakımından lehe hükümler içeren 765 Sayılı Türk Ceza Kanununun 102. maddesinde, kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça kamu davasının, maddede yazılı sürelerin geçmesiyle ortadan kalkacağı düzenlenmiş, aynı maddenin 4. fıkrasında, beş seneden fazla olmamak üzere hapis ya da para cezalarını gerektiren suçlarda bu sürenin beş sene olacağı hüküm altına alınmıştır.
Kesen bir nedenin bulunması halinde dava zamanaşımı, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeye başlayacak, zamanaşımı süresi, ilgili suça dair olarak kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacaktır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.1.2007 gün ve 254-5 Sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararında vurgulandığı üzere, yargılama yapılmasına engel olup davayı düşüren nedenlerden olan zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi halinde, mahkeme ya da Yargıtay, resen zamanaşımı kuralını uygulayarak davanın düşmesine karar verecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:
Suç tarihinin 21.9.2004 olduğu olayda, sanığın işlediği iddia olunan ve 765 Sayılı T.C.K.nun 191/1. maddesinde düzenlenen tehdit suçuna "altı aya kadar hapis," hakaret suçuna 482/3. maddesinde: "altı aya kadar hapis ve yüzellibin liradan birmilyon beşyüzbin liraya kadar adli para cezası" öngörülmüş olup, aynı kanunun 102/4. maddesi uyarınca bu suçların asli dava zamanaşımı beş yıl, 104/2. maddesi göz önünde bulundurulduğunda kesintili dava zamanaşımı ise yedi yıl altı aydır.
Daha ağır yaptırımı gerektiren başka bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan ve 21.9.2004 tarihinde işlendiği iddia olunan eylemlerle ilgili olarak 765 Sayılı T.C.K.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen yedi yıl altı aylık kesintili dava zamanaşımı, dosya henüz Ceza Genel Kuruluna gelmeden önce 21.3.2012 tarihinde dolmuş bulunmaktadır.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne Özel Dairenin bozma kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün, gerçekleşen dava zamanaşımı sebebiyle bozulmasına, ancak yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda 1412 Sayılı C.M.U.K.nun, 5320 Sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 322. maddesi uyarınca karar verilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkında hakaret ve tehdit suçundan açılan kamu davalarının 765 Sayılı T.C.K.nun 102/4, 104/2 ve 5271 Sayılı C.M.K.nun 223. maddeleri uyarınca düşmesine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle:
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne,
2- Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 25.10.2011 gün ve 21947-37451 Sayılı bozma kararının kaldırılmasına,
3- Sütçüler Asliye Ceza Mahkemesi'nin 18.6.2008 gün ve 21-30 Sayılı hükmünün hakaret ve tehdit suçu yönünden gerçekleşen dava zamanaşımı sebebiyle BOZULMASINA,
4- Ancak yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda, 1412 Sayılı C.M.U.K.nun, 5320 Sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 322. maddesi uyarınca karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkında hakaret ve tehdit suçundan açılan kamu davalarının 765 Sayılı T.C.K.nun 102/4, 104/2 ve 5271 Sayılı C.M.K.nun 223. maddeleri gereğince düşmesine,
5- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.12.2013 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy