(765 S. K. m. 59, 71, 72, 102, 104, 266, 272) (5237 S. K. m. 7, 64) (5252 S. K. m. 9) (5271 S. K. m. 223, 231)
Dava: Hakaret suçundan sanık Ö. S.'nin 765 Sayılı T.C.K.nın 266/3, 59, 71 ve 72. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 363.504.000 TL ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanunun 272. maddesi uyarınca ıskatına ilişkin, Pendik 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 2.6.2003 gün ve 720-277 Sayılı hükmün, katılanlar tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 7.11.2005 gün ve 6454-18347 sayı ile;
... 5237 Sayılı Yasasının 7 ve 5252 Sayılı Yasasının 9/3. maddeleri ve 5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Yasası uyarınca sanığın hukuki durumunun 5237 Sayılı Türk Ceza Yasası hükümleri de gözetilerek yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması...,
isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan yerel mahkemece yapılan lehe yasa değerlendirmesi sonucu 14.4.2006 gün ve 8-119 sayı ile, aynı Yasa maddelerinin uygulanmasına ve cezanın ıskatına karar verilmiş, katılan N. Ş. B. vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 15.10.2008 gün ve 13622-18567 sayı ile;
... Hükümden sonra 8.2.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve T.C.K.nın 7/2. madde ve fıkrası uyarınca sanık yararına olan 5728 Sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile C.M.K.nın 231/5. madde ve fıkrasında öngörülen, hükmolunan cezanın geri bırakılması sınırının iki yıla çıkarılması ve söz konusu 562. maddesinin 2. fıkrası ile de C.M.K.nın 231/14. madde ve fıkrasındaki, suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olması koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılması zorunluluğu...,
Gerekçesiyle hüküm başkaca yönler incelenmeksizin oyçokluğuyla bozulmuştur.
Pendik 2. Asliye Ceza Mahkemesi ise 23.3.2009 gün ve 914-224 sayıyla önceki hükümde direnilmesine karar vermiştir.
Bu hükmün de katılan İ. B. ve katılan N. Ş.B. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay C.Başsavcılığının 23.11.2011 gün ve 210883 Sayılı zamanaşımı sebebiyle düşme istekli tebliğnamesiyle Yargıtay 2. Ceza Dairesine, Özel Dairece de 16.1.2012 gün ve 37652-189 Sayılı tevdi kararıyla Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:
Karar: Özel Daireyle yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; 765 Sayılı T.C.K.nın 272. maddesi uyarınca verilen ıskat kararının hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına konu olup olamayacağının belirlenmesine dair ise de; öncelikle sanığın temyiz aşamasında ölmesi hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
İncelenen dosya içeriğinden;
UYAP sistemi kullanılarak çıkartılan nüfus kaydına göre yerel mahkeme direnme hükmünden sonra sanığın 30.1.2012 tarihinde öldüğü, tebliğnamenin tebliği için çıkarılan tebligat parçasının da sanığın öldüğünden bahisle iade edildiği anlaşılmaktadır.
1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı T.C.K.nın 64. maddesindeki;
(1) Sanığın ölümü halinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir. Ancak, niteliği itibarıyla müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir.
(2) Hükümlünün ölümü, hapis ve henüz infaz edilmemiş adli para cezalarını ortadan kaldırır. Ancak, müsadereye ve yargılama giderlerine dair olup ölümden önce kesinleşmiş bulunan hüküm, infaz olunur şeklindeki düzenlemeyle sanığın ölümü halinde kamu davasının düşürüleceği, sadece niteliği itibariyle müsadereye tabi eşya ve yararlar hakkında yargılamaya devam edileceği, hükümlünün ölümü halinde ise, cezanın ortadan kaldırılmasına karar verilmekle birlikte, müsadere ve yargılama giderlerine dair hükmün infaz edileceği belirtilmek suretiyle, sanık ve hükümlünün ölümüne farklı sonuçlar yüklenmiştir.
Buna göre somut olay değerlendirildiğinde;
UYAP sistemi kullanılarak çıkartılan nüfus kaydında, sanığın yerel mahkeme direnme kararından sonra 30.1.2012 tarihinde öldüğünün belirtilmesi ve bu hususun tebliğnamenin tebliği için çıkarılan tebligatın sanığın öldüğünden bahisle iade edilmesiyle de doğrulanması karşısında, yerel mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA ve sanık hakkındaki kamu davasının T.C.K.nın 64 ile 5271 Sayılı Kanunun 223. maddeleri uyarınca düşmesine karar verilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, 765 Sayılı T.C.K.nın 102/4 ve 104/2. maddeleri uyarınca suç tarihi olan 5.7.2002 tarihinden itibaren 7 yıl 6 aylık olağanüstü zamanaşımının yerel mahkeme direnme kararından sonra ancak dosyanın Ceza Genel Kuruluna intikalinden önce 5.1.2010 tarihinde dolmuş olması sebebiyle sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımından düşmesine karar verilmesi gerektiği ileri sürülebilecek ise de; ölüm halinde, sanığın cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasına, niteliği itibarıyla müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler dışında hiçbir şekilde devam olunamayacağından ve bu kapsamda zamanaşımına dair değerlendirme de yapılamayacağından kamu davasının ölüm sebebiyle düşmesine karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle,
1) Pendik 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 23.3.2009 gün ve 914-224 Sayılı direnme hükmünün sanığın ölmüş olması sebebiyle BOZULMASINA,
Ancak, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu konuda, zoralımına karar verilmesi gereken bir eşya ya da maddi menfaatin bulunmadığı da göz önüne alındığında, 1412 Sayılı C.Y.U.Y.'nın 5320 Sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi olanaklı bulunduğundan sanık hakkındaki kamu davasının T.C.K.nın 64 ile 5271 Sayılı Kanunun 223. maddeleri uyarınca düşmesine,
2) Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 18.09.2012 tarihinde yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy