(AİHS. m. 6) (5271 S. K. m. 196, 223) (5237 S. K. m. 53, 58, 62, 204, 247, 248)
Dava: Sanık S.N.'ın mühür bozma suçundan 5271 Sayılı C.M.K.nun 223/2-c maddesi uyarınca beraatına, resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 Sayılı T.C.K.nun 204/2, 62, 53/1-3, 58/6-7. maddeleri uyarınca iki yıl onbir ay zimmet suçundan ise aynı Kanunun 247/1-2, 248/1, 62, 53/1-3 ve 58/6-7. maddeleri uyarınca iki yıl altı ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ilişkin, Yargıtay 5. Ceza Dairesince verilen 28.3.2012 gün ve 3-3 Sayılı hüküm sanık müdafiyle katılan vekili tarafından temyiz edilmekle. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının onama istemli 6.7.2012 gün ve 3 Sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya. Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:
Karar: Katılan vekilinin, 09.05.2012 tarihli ve temyizden feragat yetki belgesi ekli dilekçesiyle temyiz isteminden vazgeçtiği anlaşıldığından, inceleme; sanık müdafinin temyiz ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, sanığın resmi belgede sahtecilik ve zimmet suçlarının sabit olup olmadığının belirlenmesine dair ise de, Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle, zimmet suçundan da yargılanan sanığın savunmasının talimatla alınmasının isabetli olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 196. maddesinin 1. fıkrasında; mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hallerde müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir.
Aynı maddenin 2. fıkrasının ilk cümlesinde de; sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere istinabe suretiyle sorguya çekilebilir hükmüne yer verilmiştir.
Anılan maddenin 1. fıkrasında, mahkemece sorgusu yapılmış olmak koşuluyla sanığın, kendisi veya bu hususta yetki verdiği hallerde müdafiinin istemiyle duruşmada hazır bulunmaktan vareste tutulabileceği, 2. fıkrasında ise; alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçtan yargılanan sanığın sorgusunun mutlaka esas mahkemesince yapılması gerektiği vurgulanmıştır.
Bu düzenlemeye göre, alt sınırı beş yıldan az hapis cezasını gerektiren bir suçtan yargılanan sanığa sorgusundan önce ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulacak ve talimat mahkemesi önünde savunma yapmayı kabul etmesi halinde istinabe suretiyle sorguya çekilebilecektir. Alt sının beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda ise; sanıkların sorgusunun mutlaka yargılamayı yapan mahkemesince gerçekleştirilmesi zorunlu kılınmıştır.
Sorgusundan önce sanığa, ifadesini yargılamayı yapan mahkeme huzurunda vermek isteyip istemediğinin sorulmaması veya sorulması üzerine duruşmadan bağışık tutulmak istemediğini belirtmesi ya da yargılamaya konu suçun cezasının alt sınırının beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektirmesine karşın, istinabe yoluyla alınan ifadesiyle yetinilmesi savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracağından, mutlak bir bozma nedenidir.
Tarafı bulunduğumuz ve onaylamakla iç hukuk mevzuatına dahil ettiğimiz Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmesinin Adil Yargılanma Hakkı başlıklı 6. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde de, sanığın en azından kendi kendisini savunma hakkı bulunduğu belirtilmekle, mahkeme huzurunda doğrudan savunma yapabilmesi için duruşmada hazır bulunma hakkının varlığı zımnen kabul edilmiştir. Sanığın duruşmada hazır bulunabilmesi, bir yükümlülük olmakla birlikte, öncelikle kendisi açısından bir hak olup, adil yargılanma hakkının temel unsurlarından birini oluşturmaktadır.
Somut olay bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde;
5237 Sayılı T.C.K.nun 247. maddesinin 1. fıkrasında Görevi sebebiyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçiren kamu görevlisi, beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır şeklinde düzenlenmiş olan ve alt sının beş yıl hapis cezasını gerektiren zimmet suçundan hakkında kamu davası açılmış bulunan sanığın sorgusu ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılamayı yapan Özel Dairece bizzat yapılmayarak talimat yoluyla alınmıştır. Özel Dairenin bu uygulaması 5271 Sayılı C.M.K.nun alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı sanığın sorgusunun mutlaka yargılamayı yapan mahkemece yapılması zorunluluğunu düzenleyen emredici nitelikteki 196/2. maddesine aykırıdır.
Bu itibarla, Özel Daire hükmünün, alt sınırı beş yıl hapis cezasını gerektiren suçtan sanığın sorgusunun talimat yoluyla yapılması sebebiyle sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına, karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1) Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 28.3.2012 gün ve 3-3 Sayılı hükmünün, alt sınırı beş yıl hapis cezasını gerektiren suçtan sanığın sorgusunun talimat yoluyla yapılması isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
2) Dosyanın Yargıtay 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 11.12.2012 tarihinde yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy