(765 S. K. m. 36, 59, 72, 102, 104) (647 S. K. m. 4) (5271 S. K. m. 231)
Dava: Ruhsatsız silah taşıma suçundan sanık Ş. K.'ın 6136 Sayılı Kanunun 13/1, 765 Sayılı T.C.K.nın 59, 72, 36 ve 647 Sayılı Kanunun 4. maddeleri uyarınca 5.371.346.000 TL ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ve zoralıma ilişkin, İzmir 15. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 8.6.2004 gün ve 368-779 Sayılı hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmiş ise de, 5320 Sayılı Kanunun 8/2. maddesi uyarınca yürürlüğe giren yeni yasaların değerlendirilmesi amacıyla Yargıtay C.Başsavcılığınca 24.10.2005 gün ve 147533 sayıyla dosya mahalline iade edilmiştir.
Lehe yasa değerlendirmesi yapan İzmir 15. Asliye Ceza Mahkemesince 7.3.2006 gün 884-222 sayı ile, sanığın aynı yasa maddelerinin uygulanması suretiyle 5.371 YTL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş, sanık müdafiinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 5.5.2008 gün ve 5951-4898 sayı ile;
... Hükümden sonra yürürlüğe giren 5728 Sayılı Kanunun 562. maddesiyle değişik 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesindeki koşulların varlığı halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünde mahkemesince değerlendirme yapılması zorunluluğu...,
Gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
Bozmaya uyan İzmir 15. Asliye Ceza Mahkemesince 30.10.2008 gün 480-734 sayı ile; aynı yasa maddelerinin uygulanması suretiyle sanığın sonuç olarak 3.666 YTL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve 5271 Sayılı C.M.K.nın 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiş, sanık müdafiinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 28.2.2011 gün ve 15693-1631 sayı ile;
... Sanığın sabıka kaydındaki mahkûmiyetlerinin kasıtlı bir suça dair olmadığı gözetilmeden daha önceden işlemiş olduğu kasıtlı suçlar sebebiyle sabıka kaydının bulunduğu ve buna göre kişilik özellikleri itibari ile bir daha suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşmadığından denilmek suretiyle dosya içeriğine uymayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması...,
İsabetsizliğinden hüküm bozulmuştur.
Yerel mahkeme ise 20.6.2011 gün ve 288-452 sayı ile;
... Sabıka kaydında bulunan ve dosya içine konulan İzmir 5. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2003/721-662 Sayılı kararına konu suçun ihkak-ı hak niteliğinde olduğu ve bu suçun kasıtla işlenen suçlardan olduğu, bu suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda zamanaşımı sebebiyle kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verildiği, dolayısıyla Yargıtay bozma ilamının bu yönüyle dosyanın içeriğine uygun olmadığı kanaatine varılmıştır. Diğer taraftan, suçun işleniş biçimi, dosyaya yansıyan suçun gerçekleşme şekline göre sanığın mahkememizde oluşturduğu kişilik özelliklerine göre, suça karşılık gelen cezanın caydırıcılık özelliği, her olayda hükmedilen cezanın ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde cezanın caydırıcı özelliğini kaybetmesi ve olayın mağdurlarınca adalete olan inancın zayıflaması, erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin sanık yönünden kazanılmış olarak görülüp her olayda uygulanmasında zorunluluk bulunmaması, aksi halde uzun süren yargılama süreci, harcanan emek ve mesai ve suçun mağdurunca yaşanan üzüntü ve sıkıntıları bir hiç kabul edilecek şekilde verilen cezanın evrak üzerinde kalıp uygulamada hiç bir sonuç doğurmadığı kanaatinin yaygınlaşması hususları bir bütün halinde değerlendirilerek, kişilik özellikleri itibariyle sanığın ilerde bir daha suç işlemeyeceği yönünde mahkememizde kanaat oluşmadığı için hükmedilen ceza sebebiyle C.M.K. nun 231 ve erteleme hükümlerinin uygulanması yoluna gidilmemesinin de dosya içeriğine uymayan bir gerekçe olmadığı...,
Gerekçesiyle direnmiştir.
Bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay C. Başsavcılığının zamanaşımı sebebiyle bozma ve düşme istekli 28.5.2012 gün ve 326250 Sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:
Karar: Özel Daireyle yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık, yerel mahkemece sanık hakkında 5271 Sayılı C.M.K.nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmama gerekçesinin yasal ve yeterli olup olmadığının belirlenmesine dair ise de, dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle değerlendirilmesi gerekmektedir.
İncelenen dosya içeriğine göre, 5.3.2004 tarihinde kolluk görevlileri tarafından yapılan denetim sırasında bir kıraathanede sanığın üzerinde suça konu 9 mm çapındaki ruhsatsız yarı otomatik tabancayla buna ait 13 adet merminin ele geçirildiği, alınan rapordan ruhsatsız tabancanın atışa elverişli olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır.
765 Sayılı T.C.K.nın 102. maddesinde, yasalarda aksine bir hüküm bulunmadıkça kamu davasının maddede yazılı sürelerin geçmesiyle ortadan kalkacağı düzenlenmiş, maddenin 4. fıkrasında da beş seneden fazla olmamak üzere hapis ya da para cezalarını gerektiren suçlarda bu sürenin beş sene olacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanunun 104/2. maddesi uyarınca dava zamanaşımını kesen bir nedenin bulunması halinde zamanaşımı, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeye başlayacak ve kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça dair olarak Yasada belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacaktır.
Ceza Genel Kurulunun 26.6.2012 gün ve 978-250 ile 23.1.2007 gün ve 254-5 Sayılı kararları başta olmak üzere birçok kararında da açıkça vurgulandığı üzere, yargılama yapılmasına engel olup, davayı düşüren hallerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi durumunda, yerel mahkeme ya da Yargıtay, re'sen zamanaşımı kuralını uygulayarak kamu davasının düşmesine karar verecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığa atılı ruhsatsız silah taşıma suçuna 6136 Sayılı Kanunun 13/1. maddesinde bir seneden üç seneye kadar hapis ve adli para cezası öngörülmüştür. 765 Sayılı T.C.K.nın 102/4. maddesi uyarınca bu suçun asli dava zamanaşımı 5 yıl, 104/2. maddesi de göz önünde bulundurulduğunda kesintili dava zamanaşımı 7 yıl 6 aydır. Daha ağır başka bir suçu oluşturma olasılığı bulunmayan ve 5.3.2004 tarihinde gerçekleştirilen eylemle ilgili olarak 765 Sayılı T.C.K.nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık kesintili dava zamanaşımı, yerel mahkemece direnme hükmünün verildiği 20.6.2011 tarihinden sonra, ancak dosyanın henüz Ceza Genel Kuruluna intikalinden önce 5.9.2011 tarihinde dolmuş bulunmaktadır.
Diğer taraftan, 765 Sayılı T.C.K.nın 36/2. maddesindeki; Kullanılması, yapılması, taşınması, bulundurulması ve satılması cürüm veya kabahat teşkil eden eşya bir ceza mahkumiyeti olmasa ve faile ait bulunmasa bile mutlaka zabıt ve müsadere olunur hükmü uyarınca suç tarihinde sanıkta yakalanarak el konulan, ruhsatsız olarak taşınması ve bulundurulması suç teşkil eden adli emanete kayıtlı ruhsatsız tabanca, şarjör ve mermilerin zoralımına karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün gerçekleşen dava zamanaşımı sebebiyle BOZULMASINA, yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda 1412 Sayılı CYUY'nın 5320 Sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 322. maddesi uyarınca karar verilmesi olanaklı olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının 765 Sayılı T.C.K.nın 102/4, 104/2. ve 5271 Sayılı C.M.K.nın 223. maddeleri uyarınca düşmesine ve adli emanete kayıtlı olan ruhsatsız tabanca, şarjör ve mermilerin 765 Sayılı T.C.K.nın 36/2. maddesi uyarınca zoralımına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1) İzmir 15. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 20.6.2011 gün ve 288-452 Sayılı direnme hükmünün dava zamanaşımının gerçekleşmesi sebebiyle BOZULMASINA,
Ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda 1412 Sayılı CYUY'nın 5320 Sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 322. maddesine göre karar verilmesi olanaklı bulunduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının 765 Sayılı T.C.K.nın 102/4, 104/2 ve 5271 Sayılı C.M.K.nın 223. maddeleri uyarınca düşmesine,
2) Adli emanetin 2004/2160 sırasında kayıtlı 245 pz 47126 numaralı 9 mm çaplı ruhsatsız yarı otomatik tabanca ve şarjörüyle mermilerin 765 Sayılı T.C.K.nın 36/2. maddesi uyarınca zoralımına,
3) Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 02.10.2012 tarihinde yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy