(5237 S. K. m. 29, 53, 62, 63, 81, 109)
Dava: Sanıklar H. ve A.'un kasten öldürme suçundan TCK'nun 81, 29 ve 62. maddeleri uyarınca onbeşer yıl hapis, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise aynı kanunun 109/2, 109/3, 29, 62, 53 ve 63. maddeleri gereğince iki yıl altı ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin, İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesince oy çokluğuyla verilen 31.05.2011 gün ve 346-162 sayılı kasten öldürme suçu yönünden resen temyize tabi bulunan hükmün sanıklar müdafii ile katılan vekili tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 21.06.2012 gün ve 1605-5091 sayı ile onanmasına oyçokluğuyla karar verilmiş;
Daire Üyeleri D. K. ve H. K. ise, sanıkların kasten öldürme suçundan beraatına karar verilmesi, bu nedenle yerel mahkeme hükmünün bozulması gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 26.09.2012 gün ve 31916 sayı ile;
Dosya kapsamına göre, dini bir yapılanmaya mensup olan maktulün, hitabet gücü ve liderlik vasıflarını kullanarak bu oluşum içinde etkin bir konuma geldiği, aynı oluşum içinde yer alan sanıkların maktulün düzenlediği toplantılara katıldıkları, konuşmalarından etkilenerek aşırı güven duygusu besledikleri, maktulün kendisine gösterilen bu teveccühü kötüye kullanarak bazı sanıkların eşlerinin de toplantıya katılmalarını sağladığı, bu durumdan istifade ederek T., K. ve H.'ın eşlerinin de aralarında bulunduğu, birçok kadına cinsel tacizde bulunduğu, bu durumu öğrenen sanıklar K., D., A., R., T., F., U., H., C., N., U., M. ve H.'ın bir bahane ile maktulü sanık T.'e ait işyerine çağırdıkları, çağrıya uyan ve durumu fark edip kaçmaya çalışan maktulü sandalyeye bağladıkları, taciz ettiği kadınlarla yüzleştirip sorguya çektikleri, bu süreç içinde darp ettikleri maktulün taciz olayını kabul etmesiyle birlikte, sanıklar C., N., K., U., M. ve H.'ın bir süre sonra olay yerinden ayrıldıkları; daha sonra A. ve H.'in olay yerinden ayrıldığı, sanıklar D., R., T., F., U. I.'ın baygın durumda bulunan maktulün başında bekledikleri, aralarında yaptıkları konuşmalar sonucunda mevcut yapılanma içindeki gücünden dolayı kendilerine zarar vermesinden korktukları maktulü hep birlikte öldürmeye karar verdikleri, ardından da alınan karar uyarınca maktulü boğarak öldürdükleri olayda;
A. ve H.'in maktulün öldürülmesi kararına katıldıklarına dair kesin, somut, her türlü kuşkudan uzak delil bulunmadığı, sanık F.'ın bu sanıklar aleyhine beyanlarının atfı cürüm kabul edilmesi gerektiği, maktulün sanıklar tarafından sandalyeye oturtulup ellerinin bağlanmasından sonra olay yerinde bulunan sanıklar tarafından darp edilmeye başlanması üzerine sanık H.'ın beyanlarına göre; A.'un engel olmaya çalıştığı hususları birlikte değerlendirildiğinde maktulü korumacı bir rol oynayan sanıkların maktulün öldürülmesi kararına katıldıklarının şüphede kaldığı, şüphe sanıklar lehlerine yorumlanarak kasten öldürme suçundan beraat kararı verilmesi gerektiği görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
Karar: CMK'nun 308/1. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 19.12.2012 gün ve 5102-9638 sayı ile, itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle, Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kapsamına göre inceleme, sanıklar H. ve A. hakkında kasten öldürme suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıkların kasten öldürme suçuna katılıp katılmadıklarının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya içeriğinden:
Haklarındaki hükümler incelemeye konu olmayan sanıklardan;
U.'un; çevresinde dini sohbet adı altında toplantılar yapan maktulü uzun süredir tanıdığını ve toplantılarına katıldığını, maktulün bayanlara sohbet yapmak üzere ev kiraladığını, bu eve genellikle toplantılara katılan erkeklerin eşlerinin geldiğini, maktulün bu bayanlara karşı cinsel davranışlarda bulunduğunu, bayanlardan birinin eşinin durumu sanık A.'a söylediğini, olayın bu şekilde ortaya çıktığını, olay günü T. veya A.'un telefonla araması üzerine R. ile birlikte T.'in dükkanına gittiklerini, dükkanda A., H., C., N., K., M., U., H., D. isimli arkadaşlarının bulunduğunu, T. ile maktulün de bir süre sonra birlikte aynı yere geldiklerini, maktulün içerideki kalabalığı görünce kaçmaya çalıştığını, T.'in maktulü içeriye doğru ittirdiğini, içeridekilerin de tutup sandalyeye oturttuklarını, A.'un maktule iddiaları anlattığını, maktulün kabul etmediğini, orada bulunanların maktule vurduklarını, maktulün bayanlarla yüzleşmek isteyip, ilişkide bulunduğu bayanların maktulle yüzleşince, maktulün iddiaları kabul etmek zorunda kaldığını, maktul ile yüzleşen bayanlar ayrıldıktan sonra A. ve H. ile birlikte kiralık ev bakmak için dükkandan ayrıldıklarını, geri döndükten sonra içeri girmediğini, A.'un R.'ı çağırdığını, iş yerlerini kapatmak için birlikte gittiklerini, kapattıktan sonra geri geldiğini, içeride maktul ile birlikte T., D. ve F.'ın bulunduğunu, gece saat 23.00 sıralarında A. ve H.'in dükkâna geldiklerini, maktule ne yapacaklarını konuştuklarını, maktulün tehlikeli biri olduğunu, eski hayatında gayri meşru işlerle uğraştığını, serbest bırakmaları halinde kendilerine ve ailelerine zarar vereceğini düşünerek öldürmeye karar verdiklerini, T. ile D.'ın maktulü yüzüstü yatırdıklarını, T. ile F.'ın ipi boğazına dolayıp sıktıklarını, A., R., F. ve H.'in herhangi bir müdahalede bulunmadıklarını, cesedi minibüsle T.'in evinin önüne götürdüklerini, orada T.'in aracına koyduklarını, T.'in cesedi gömdüğünü sonradan öğrendiğini,
F. ın; T.'ın bayanlara cinsel davranışlarda bulunduğunu, T.'in eşinin, maktulün kendisini telefonla taciz ettiğini, başkalarına da bu şekilde davrandığını anlatıp eşinin dikkatli olması gerektiğini söylediğini, olay tarihinde T.'in kendisini aradığını, öğleden sonra onun dükkanına gittiğini, N., H., R., C., K., U., U., M., D., A. ve H.'in de dükkanda bulunduğunu, yarım saat sonra maktul ile T.'in birlikte geldiklerini, maktulün kalabalığı görünce şaşırdığını ve kaçmaya çalıştığını, maktulü tutup sandalyeye oturttuklarını ve kaçmaması için ellerini iple bağladıklarını, bayanlara sarkıntılık ettiğini söylediklerini, maktulün inkar ettiğini ve bayanlarla yüzleşmek istediğini, gelen bayanların olayları doğruladıklarını, bunun üzerine maktulün de kabul ettiğini, maktule vurmaya başladıklarını, kendisinin de terzi cetveli ile vurduğunu, A. ve H.'in maktulü korumaya çalıştıklarını, akşam bir kısım sanıkların dükkandan ayrılıp gittiklerini, T., A., D., R., U. I. ve H. ile birlikte kaldıklarını, maktulün elleri ve ayaklarının bağlı olduğunu, ne yapacaklarını konuştuklarını, maktulü bırakırlarsa kendilerinin ve ailelerinin zarar göreceğini düşünerek öldürmeye karar verdiklerini, D. ve R. ile birlikte iple boğazını sıktıklarını, cesedin T.'in kiralamış olduğu tarlaya gömülmesine karar verdiklerini,
D.'ın; T.'ı beş altı yıldır tanıdığını ve dini sohbetlerine katıldığını, birlikte ticaret de yaptıklarını, bazı bayanlara sarkıntılık yaptığını en son kendisinin öğrendiğini, T.'in çağrısı üzerine olay günü öğlen saatlerinde dükkanına gittiğini, dükkanda A., C., K., U., F., R., H., H., N., M. ve U.'un da bulunduğunu, T. ile T.'ın ise yarım saat sonra birlikte geldiklerini, T.'ın kalabalığı görünce tedirgin olduğunu, kendisini sandalyeye oturtarak bayanlara sarkıntılık yaptığı ve taciz ettiğini söylediklerini, T.'ın inkar ettiğini, K. ve H.'ın T.'a tokat attıklarını, diğerlerinin de vurmak istediklerini ancak A.'un engellediğini, yüzleşmeye gelen bayanların olayları anlattıklarını, T.'ın; kimsenin yüzüne bakacak halim kalmadı, herkese rezil oldum dediğini, U. I., T., R., F., A., K. ve H. ile birlikte olay yerinde kaldıklarını, diğerlerinin gittiğini, gece saat 01.30 gibi A., H., R. ve U. ile birlikte olay yerinden ayrıldığını, bir daha olay yerine dönmediğini,
R.'ın; T.'ı on yıldır tanıdığını, her hafta biraraya gelip dini sohbet yaptıklarını, daha sonra sohbete gelenlerin eşlerine tacizde bulunduğunu öğrendiklerini, olay günü U. ile birlikte T.'in iş yerine gittiklerini, K., A., U., H., H., C., D., F. ve N.'ın da iş yerinde bulunduğunu, T. ve A.'un T.'a olayla ilgili sorular sorduklarını, T.'ın önce kabul etmediğini, bir kaç kişinin tekme tokat vurarak kendisini dövdüklerini, karşılık vermesi üzerine elini bağladıklarını, bir süre sonra tacizde bulunduğu söylenen bayanların geldiğini ve yüzleştiklerini, U. ile birlikte dükkanlarını kapatmak için ayrıldıklarını, dükkanı kapatıp geri döndüklerini, T.'ın halen dükkanda bulunduğunu, T., D., A., H. ve F.'ın da içeride olduğunu, T.'ın yüzünde hafif kızarıklıklar bulunduğunu, T.'ı serbest bıraktıklarını, onun da T. ve A. ile vedalaşıp dükkandan tek başına ayrılıp gittiğini, nereye gittiğini söylemediğini,
T.'in; maktulün ilişkilerini duyduktan sonra şok olduğunu, kendisini ağabey olarak bildiklerini, durumu eşine anlattığını, eşinin de olaydan iki ay önce maktulün kendisini çağırdığını, meyve suyu ikram edip uyuttuktan sonra tecavüz ettiğini söylediğini, bunu duyunca intihar etmeyi düşündüğünü, olay sabahı maktulü aradığını ancak görüşemediğini, öğle saatinde maktulün aradığını, maktulü iş yerine çağırdığını, diğer sanıklara da haber verdiğini, maktulün işyerindeki kalabalığı görünce geri dönmek istediğini, kendisini içeri doğru ittirdiğini, içeride bulunanlarla birlikte kendisini sandalyeye oturtturduklarını, A.'un; sen tecavüz olayı yaptın mı dediğini ancak isim vermediğini, K., H. ve birkaç kişinin eşlerine ahlaksız teklifte bulunduğu hususunu sorduklarını, dayanamayıp maktule birkaç tokat vurduğunu, K. ve H.'ın da tokat attıklarını, maktulün inkar ettiğini ve bayanlarla yüzleşmek istediğini, bir iki saat sonra eşi ile birkaç bayanın geldiklerini, İ. isimli bayanın; neden inkar ediyorsun, daha bu sabah birlikte olmadık mı dediğini, orada bulunanların maktule vurduklarını, birkaç kişinin ayırmaya çalıştığını, bu kişilerden birisinin A. olduğunu, N., M. ve C.'in işyerinden ayrıldıklarını, maktulün; Marmaris'te asker arkadaşım var, çocuklarımı ve eşimi alıp oraya gitmek istiyorum dediğini, bir süre sonra U., K. ve H.'ın gittiklerini, U., R., A., D., H., F. ile birlikte olay yerinde kaldıklarını, maktulün elini yüzünü yıkayıp yemek yediğini, aynada yüzünü gördüğünde; bana bunu nasıl yaparsınız, rezil herifler, bunlar yanınızda kalmayacak dediğini, kendisine; eşini yaptım, kız kardeşini de yapacaktım dediğini, F.'a; senin de eşini sinkaf ettim dediğini, ortamın karıştığını, o sırada şok geçirdiğini, kim olduğunu hatırlamadığı birinin ipi maktulün boğazına geçirdiğini, lavaboya gittiğini, geri geldiğinde öldüğünü gördüğünü, paniğe kapıldıklarını, olayın gazetelere çıkması ihtimalinden korkarak maktulü aracıyla götürüp tarlasına gömdüklerini,
H.'nın; T.'in yanında çalıştığını, maktulün eşini taciz ettiğini olay günü öğrendiğini, maktul işyerine geldiği sırada kendisine, sen karışma, dışarı çık dediklerini, kendisinin de dışarı çıktığını, bir süre sonra içeri girdiğinde maktulün yüzü kızarmış ve utanır bir halde olduğunu, bayanların gelip maktul ile yüzleştiklerini, bayanlardan birisinin; bu sabah ilişkiye girmedik mi dediğini, bayanlar ayrıldıktan sonra maktulün gitmek istediğini, konuşma sırasında maktulün eşine de iftira ettiğini duyduğunu, maktule tokat attığını, A.'un kimsenin vurmasına izin vermediğini ve kendisini dışarı çıkması konusunda uyardığını, o sırada bir kısım şahısların ayrılıp gittiğini, T.'in; sen git, biz maktulü göndereceğiz dediğini, K. ile birlikte işyerinden ayrılıp eve gittiğini, bir daha dönmediğini, maktulün öldürüldüğünden haberi olmadığını,
Beyan ettikleri;
Sanık A.'un soruşturma aşamasında; maktulü ondört yıldır tanıdığını ve sohbetlerine katıldığını, bazı arkadaşların eşlerine tacizde bulunduğu şeklinde iddialar çıktığını, olayı aydınlığa kavuşturmak için T.'in dükkânında buluştuklarını, kısa süre sonra T. ile maktulün geldiklerini, maktulün kalabalığı görünce kaçmaya çalıştığını, T.'in maktulü zorla dükkânın içerisine ittirdiğini, orada bulunanların kendisine hücum ettiklerini, T.'ın önce direndiğini ve karşı koyduğunu, ancak gücünün yetmediğini, mecburen sandalyeye oturduğunu, U.'un; A. Ağabey konuşsun diyerek kalabalığı sakinleştirmeye çalıştığını, kim olduğunu hatırlamadığı bir kişinin dükkânda bulunan bez benzeri bir şeyle ellerini sandalyenin sırt kısmına bağladığını, maktule hakkındaki iddiaları sorduğunu, maktulün hepsi yalan, iftira, isterseniz yüzleşelim dediğini, daha sonra U. ve H. ile birlikte kiralık daire bakmak için olay yerinden ayrıldıklarını, evi kiralayıp yemek yedikten sonra geri döndüklerini ve içeride üç dört bayan gördüklerini, bayanların iddiaları doğruladıklarını, arkadaşlarının galeyana gelip maktule hücum etmek istediklerini, maktule siper olup arkadaşlarını engellediğini, U. I. ve H.'in de kendisine yardım ettiklerini, saat 20.30-21.00 sıralarında T.'e; bırakın gitsin diyerek dükkândan ayrılıp eve gittiğini, 22.30 sıralarında T.'in aradığını ve geri çağırdığını, T.'ı bırakıp bırakmadıklarını sorduğunu, bırakmadıklarını öğrenince herhangi bir kötü olay olursa kendisine yardım etmesi için H.'i de alıp dükkâna gittiğini, dükkanda T., D., F., U. ve R.'ın bulunduğunu, maktulün minderde uyuduğunu, neden bırakmadıklarını sorduğunu, T.'in; gönderirsek başımıza iş açar, peşimizi bırakmaz, bizi rahatsız eder, zarar verir diye düşündük, onun için bırakmadık, siz gelmeden beşimiz ortadan kaldırmaya karar verdik dediğini, H. ile birlikte buna karşı çıktıklarını, T., F., D., R. ve U. I.'ın; eşlerinize böyle bir şey yapsaydı kararınız ne olurdu dediklerini, T.'in; burada yedi kişiyiz, oylama yapalım dediğini, T., R., D., F. ve U. I.'ın evet dediklerini, H. ile kendisinin hayır dediğini ve bırakma konusunda ısrar ettiklerini, U.'un, ben de kararsızım dediğini, T.'in; olay ortaya çıkar ve yakalanırsak suçu üzerime alırım diye söz verdiğini, R. ile D.'ın, T.'ı minderle birlikte ortaya doğru sürüklediklerini, bu sırada T.'ın uyandığını, R. ile D.'ın çamaşır ipini T.'ın boğazına dolayıp sıkıştırarak boğduklarını, T.'ın hiç bir tepki vermediğini ve kurtulmak için çaba sarf etmediğini, cesedi T. ve F.'ın götürüp gömdüklerini beyan ettiği, duruşmada ise; olay yerinden ayrıldıkları sırada içeride T. ve F.'ın kaldığını, T.'in de arkalarından geldiğini, T.'in T.'ı sabah serbest bırakacağını düşündüğünü, öldürme olayında yer almadığını savunduğu,
Sanık H.'ın; T.'ın sohbetlerine katıldığını, kendilerine aşırı güven verdiğini, bazı arkadaşlarının eşlerine tacizde bulunduğunu duyduğunu, olay sabahı T.'in aradığını ve dükkanına çağırdığını, öğle üzeri dükkâna gittiğini, dükkânda U., A., N., U., R., M., F., H., K., D., C.'in olduğunu, T. ile T.'ın bir süre sonra geldiklerini, T.'ın kalabalığı görünce kaçmak istediğini, içeride bulunanların el ve ayaklarını bağlayıp sandalyeye oturttuklarını, önce iddiaları reddettiğini ve yüzleşmek istediğini, A.'un baş ucunda beklediğini ve arkadaşların aşırı tepki göstermesine müsaade etmediğini, yüzleştirmeden sonra iddiaları kabullendiğini, bu konuşmadan sonra işleri olduğunu söyleyerek C., R., U., A. ve M. ile birlikte olay yerinden ayrıldıklarını, saat 23.30 sularında A.'un kendisini aldığını ve birlikte olay yerine gittiklerini, R., D., F., U. I. ve T.'in de olay yerinde bulunduğunu, ne yapabiliriz diye konuştuklarını, serbest bırakmaya karar verdiklerini, A. ile birlikte dükkandan ayrıldıklarını, T.'in; siz gidin, onu bırakacağım dediğini, bir daha olay yerine dönmediğini belirttiği,
Anlaşılmaktadır.
Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de, öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından gözönünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkan vermemeli, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.
Somut olay bu açıklamalar ışığında ve tüm dosya içeriği gözönünde bulundurularak değerlendirildiğinde;
Maktul T.'ın çevresinde dini bir yapılanma kurduğu ve önce sanıklarla, daha sonra çoğunluğu sanıkların eşlerinden oluşan bayanlarla dini sohbet adı altında toplantılar yaptığı, bu toplantılar sonucunda kendisine duyulan güveni kötüye kullanarak toplantılarına katılan bir kısım bayanlara karşı cinsel davranışlarda bulunduğu, bu bağlamda sanık T.'in eşi ile bir başka bayana karşı nitelikli, K. ve H.'ın eşlerine karşı ise basit cinsel saldırıda bulunduğu, durumun öğrenilmesi üzerine incelemeye konu olan sanıkların içerisinde bulunduğu kişiler tarafından sorgulanarak ilişkide bulunduğu bayanlarla yüzleştirildiği, o sırada bir kısım sanıkların maktule vurmak istedikleri, sanıklar A. ve H.'in engel oldukları, yüzleştirmenin ardından önce incelemeye konu olmayan sanıklar N. I, C., K., U., M. ve H.'ın, daha sonra da A. ve H.'in olay yerinden ayrıldıkları, sanıklar D., R., T., F. ve U. I.'ın ise baygın halde olan T.'ın başında bekledikleri, bir süre sonra kendilerine ya da ailelerine bir zarar vermesinden korkup T.'ı öldürmeye karar verdikleri, ardından sanık A.'u olay yerine geri çağırdıkları, sanık A.'un, adı geçen sanıkların T.'ı serbest bırakmadıklarını öğrenmesi üzerine kendisine kötü bir şey yapabileceklerinden endişe edip engel olmak amacıyla kendisine yardım etmesi için sanık H.'i de alarak olay yerine gittiği, sanık T.'in daha önce aldıkları öldürme kararını A. ve H.'e söylediği, A. ve H.'in ısrarla engel olmaya çalıştıkları, T., U., D., R. ve F.'ın ise; sizin eşlerinize de cinsel saldırıda bulunsaydı ne yaparsınız dedikleri, T.'in olayın ortaya çıkması durumunda suçu üzerine alacağını söylediği, ardından U., T., F., D. ve R.'ın T.'ı iple boğarak öldürdükleri, cesedini ertesi gün T.'in kiralamış olduğu tarlaya götürüp gömdükleri, cep telefonunu alıp kullandıkları, maktulün kayıp olduğunun kolluk görevlilerine bildirilmesi üzerine cep telefonu sinyal bilgileri ile maktulün yakınlarının beyanlarından hareketle yaklaşık iki yıl sonra maktulün cesedine ve sanıklara ulaşılan olayda; üzerlerine atılı kasten öldürme suçunu işledikleri hususunda her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunamayan, diğer sanıklar tarafından maktulün öldürülmesi yönünde alınan karara iştirak etmeyen ve başlangıçtan beri maktule herhangi bir zarar verilmesine engel olmaya çalışan sanıklar A. ve H.'in kasten öldürme suçundan beraatları yerine mahkumiyetlerine karar verilmesi isabetli bulunmayıp, yerel mahkeme hükmünün bu nedenle bozulması gerekmektedir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire onama kararının sanıklar A. ve H.'in kasten öldürme suçuna katıldıklarının sabit olmaması nedeniyle bu suçlar bakımından kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün adı geçen sanıkların kasten öldürme suçu yönünden bozulmasına ve sanıkların tahliyelerine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne,
2- Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 21.06.2012 gün ve 1605-5091 sayılı kararının sanıklar A. ve H.'in kasten öldürme suçu yönünden kaldırılmasına,
3- İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.05.2011 gün ve 346-162 sayılı hükmünün, sanıklar A. ve H.'in kasten öldürme suçuna katıldıklarının sabit olmaması nedeniyle adı geçen sanıkların kasten öldürme suçları yönünden bozulmasına,
4- Sanıklar A. ve H.'in başka bir suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse derhal serbest bırakılmalarına,
5- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 11.06.2013 günü yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy