(5237 S. K. m. 29, 35, 53, 54, 62, 81) (1412 S. K. m. 322)
Dava: Kasten öldürme suçuna teşebbüsten sanık M. Ç.'ın 5237 Sayılı T.C.K.nun 81/1, 35, 29,62, 53 ve 54. maddeleri gereğince 5 yıl hapis; sanık A. Ç.'ın 81/1, 35, 39, 29, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve müsadereye ilişkin. Silifke Ağır Ceza Mahkemesince verilen 27.7.2011 gün ve 170-308 Sayılı hükmün sanıklar ve müdafiiyle Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 18.3.2013 gün ve 360-2200 sayı ile;
"... Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık M.'nın kasten öldürmeye teşebbüs, sanık A.'nin kasten öldürmeye teşebbüse yardım suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suçların nitelikleri tayin, tahrike ve takdire ilişen cezayı azaltıcı sebeplerin niteliği ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle değerlendirilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde eleştiri ve düzeltme nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar A. ve M.'la sanıklar müdafiinin eksik soruşturmaya, suç niteliğine, haksız tahrikte indirim oranına, sübuta vesaireye, Cumhuriyet savcısının suç niteliğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, 5320 Sayılı Kanunun 13/1. maddesi gereğince baro tarafından sanıklara atanan müdafiilere ödenen ücretin sanıklara yargılama gideri olarak yüklenmesi gerektiğinin gözetilmemesi yasaya aykırı ise de aykırılık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm fıkrasının ilgili bölümüne '5320 Sayılı Kanunun 13/1. maddesi gereğince baro tarafından sanıklara atanan müdafiilere ödenen 498 TL müdafii ücretinin sanıklar M. ve A.'den ayrı ayrı tahsil edilen hazine adına irat kaydına' ibaresinin eklenmesine karar verilmek suretiyle C.M.U.K.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak düzeltilen hükümlerin onanmasına",
Karar verilmiş. Daire üyeleri M. Şahin ve M. Üstüner; "Sanıklar M. ve A.'nin fail olarak 5237 Sayılı T.C.K.nun 37. maddesi yollamasıyla 'tasarlayarak öldürmeye teşebbüs1 suçundan cezalandırılmaları gerektiği" görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 25.4.2013 gün ve 133065 sayı ile;
"... Mağdur İ. ile şüphelilerden A.'nin evlendikleri ve 30.5.2006 tarihinde boşandıkları, mağdur İ.'nın, sanık A. ve ailesini ölümle tehdit ederek rahatsız etmeye devam ettiği, sanık A. ve kardeşi M.'nın, mağduru ortadan kaldırmaya karar verdikleri, aralarında yaptıkları plan uyarınca, A.'nin, mağdurla telefonla görüşerek, '29.8.2007 gecesi hazır olacağım, gel beni Topkaya Köyünden al' dediği, sanık A.'nin teklifini kabul eden mağdur İ., A.'yi götürmek için arkadaşları R. ve A.'le sanık A.'nin babası ve sanık R.'la oturduğu köye gittikten, mağdurun arkadaşları olan R. ve A.'in köyün dışında bekledikleri, mağdurun ise sanık A.'yi almak üzere kaldığı yere gittiği, A.'nin elinde çantayla dışarıya çıkıp sanık M.'nın beklediği yere yakın olmak için ve gerekmediği halde İ.'ya 'kapıya doğru yaklaş' diyerek mağduru hedefe doğru çağırdığı, bu sırada orada olay yerinde silahla hazır bekleyen sanık A.'nin kardeşi diğer sanık M. Ç.'ın av tüfeği ile 3-4 metre mesafeden 2 el ateş ederek İ.'yı yaraladığı, sanık A.'nin olaydan 1-1,5 ay kadar önce mağduru aradığı, tasarlamanın oluşması için, elverişli ve makul bir süre olduğu, olay gününe kadar da geçen bu süre içerisinde sebat ve ısrar gösterdikleri, planladıkları karardan dönmedikleri, sanıkların mağduru öldürme konusunda önceden verdikleri karar gereğince sanık M.'nın elinde av tüfeğiyle gece saat 10.00 sıralarında dışarda hazır olarak beklediği, sanık A.'nin mağduru kapıya çağırdığı, önceden verdikleri kararın kabul edilmemesi durumunda sanık M.'nın elinde av tüfeğiyle gece saat 10.00 sıralarında dışarda hazır olarak beklemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu anlaşıldığından, tasarlayarak öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılmaları gerektiği...",
Görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
C.M.K.nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 27.5.2013 gün ve 2168-3934 sayı ite, oyçokluğuyla itirazın yerinde görülmediğinden bahiste Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:
Karar: Sanıkların kasten öldürme suçundan mahkumiyetine karar verilen ve suçun sübutuna dair bir uyuşmazlık bulunmayan olayda, Özel Daire çoğunluğuyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık sanıkların kasten öldürme suçuna teşebbüs eylemlerini tasarlayarak gerçekleştirip gerçekleştirmediklerinin belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından:
6.3.2003 tarihinde evlenen ve müşterek bir çocukları olan sanık A.'le mağdur İ.'nın 2004 yılında ayrı yaşamaya başladıkları, babasının evine dönen A.'nin 8.2.2005 günü boşanma davası açtığı, Karaman Aile Mahkemesince 29.3.2006 tarihinde boşanmalarına karar verildiği ve ilamın 30.5.2006 günü kesinleştiği,
Boşanma davası derdest iken, sanık A.'nin ablasının eşi olan M. G.'e karşı İ.'nın 7.2.2005 tarihinde gerçekleştirdiği iddia olunan tehdit suçu sebebiyle hakkında kamu davası açıldığı, suç tarihinde derdest olan bu yargılama neticesinde Karaman Sulh Ceza Mahkemesince 19.10.2006 gün ve 418-657 sayıyla mahkumiyetine karar verildiği,
Mağdur İ.'nın 14.2.2005 tarihinde A.'nin ablası H. G.'e karşı gerçekleştirdiği iddia olunan silahla tehdit suçu sebebiyle de hakkında kamu davası açıldığı, Karaman 1. Aliye Ceza Mahkemesince 19.7.2006 gün ve 449-447 sayıyla mahkumiyetine karar verildiği ve temyiz edilmeksizin kesinleştiği,
Mağdur İ. K.'yla O. M. hakkında M. Ç.'a yönelik 31.5.2005 tarihinde gerçekleştirildiği iddia olunan silahla kasten yaralama ve bu suça azmettirmeden açılan kamu davasının yargılaması sonucunda ise, Karaman 2. Asliye Ceza Mahkemesince 30.6.2009 gün ve 244-384 sayıyla yeterli delil bulunmadığından bahisle beraat kararı verildiği, hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği,
Böylelikle suç tarihi itibarıyla mağdur i. ile eşi A.'nin boşandığı ve fakat A.'nin yakınları ile isa arasında soruşturma ve kovuşturmalara da konu olan çeşitli husumetlerin bulunduğu,
Sanık A.'nin boşandığı eşi olan İ.'ya telefonda, ailesiyle arasının açıldığını ve evine geri dönmek istediğini belirterek, 29.8.2006 günü kendisini Topkaya Köyünde bulunan babasının evinden almasını söylediği, olay tarihinde de İ.'nın Karaman'dan tanıdığı patronu R. ve onun arkadaşı A.'i alarak yola çıktığı, yolda A.'le telefon görüşmeleri yaptıkları, A.'nin "ne zaman geliyorsun, nerede kaldınız" şeklinde sorular sorduğu, köyün girişine geldiklerinde R. ve A.'in araçta kaldıkları, İ.'nın yürüyerek eve doğru ilerlediği, A.'yi elinde iki valizle bir iki kez kapının dışına çıkıp içeri girerken gördüğü, eve geldiğinde A.'nin "kapıya doğru yaklaş" demesi üzerine biraz daha ilerleyen mağdurun, sanık M.'nın kısa namlulu tek kırma av tüfeği ile 3-4 metre mesafeden iki el ateş etmesi neticesinde sol dirseğinden yaralandığı, ormanlık alana kaçıp birlikte geldiği R.'ı telefonla arayarak vurulduğunu söylediği, bir süre sonra köye geri döndüğü ve köy camisine yakın bir yerde yere kendinden geçtiği.
Köy girişinde bekleyen R. ve A.'in silah sesini duyduktan sonra hızla köyden ayrıldıkları, telefonla kendilerini arayan İ.'dan yaralandığını öğrenmeleri üzerine yolda araçlarını durduran kolluk görevlilerine durumu ilettikleri, köy muhtarından da silahla yaralama olayını haber alan görevlilerin köye giderek mağdurun hastaneye sevkini sağladıkları,
Olay yeri tespit tutanağına göre; 29.8.2006 günü saat 01.15 sıralarında Topkaya köyü muhtarının jandarma komutanını arayarak birkaç el silah sesi duyduğunu, ardından bir otomobilin hızla uzaklaştığını ve yaralı ya da ölü olabileceğini beyan etmesi üzerine köyden geldiği tahmin edilen 70 ...276 plakalı aracın durdurulduğu, içindeki R. ve A.'inisa Konya'yı Topkaya köyüne bırakıp ayrıldıklarını beyan etmeleri üzerine aynı araçla saat 02.00 sıralarında köye gelindiğinde, köy camisi yakınlarında yerde yatan mağdurun kanlar içinde görüldüğü ve hastaneye kaldırıldığı, H. Ç.'ın evinin terasında bir adet boş av tüfeği kartuşu ele geçtiği, mağdur İ. ile onunla birlikte köye geldiği anlaşılan R. ve A.'te silah ele geçmediği,
Sanık M.'nın aynı gün saat 19.00 da suçta kullandığı av tüfeğini getirerek teslim olduğu,
Adli Tıp Mersin Şube Müdürlüğünün 10.3.2010 tarihli raporuna göre, mağdurun sol dirseğinde meydana gelen yaralanmanın hayati tehlike oluşturduğu, basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek nitelikte olmadığı,
HTS raporlarına göre; mağdur İ.'nın sanıkların babası H.'e ait ev telefonunu 27.8.2006 tarihinde saat 10.07, 12.48 ve 13.37 sıralarında üç kez aradığı, aynı gün saat 13.42 ila 15.29 arasında altı kere sanık A.'nin ablası H. G.'ün telefonundan mağdurun arandığı, 28.8.2006 tarihinde de aynı telefondan saat 02.04, 02.21 ve 08.00 de olmak üzere üç kere mağdurun arandığı, aynı gün mağdurun ise H.'e ait ev telefonunu saat 08.17, 08.29, 13.45, 14.44. 15.01, 15.02, 16.18,17.16, 17.22, 22.23, 22.29, 23.51, 00.17, 00.35, 00.46, 00.54, 00.55 olmak üzere 17 kere aradığı,
27.8.2006 günü sanık M.'ya karşı gerçekleştirildiği iddia olunan eylemlerden dolayı R. A. ve İ. hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve tehdit suçlarından açılan kamu davasında Karaman 2. Asliye Ceza Mahkemesince 17.5.2012 gün ve 479 sayıyla beraat kararı verildiği ve temyiz edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmaktadır.
Mağdur İ.: ayrıldığı eşi A.'nin suç tarihinden bir buçuk ay önce kendisini aradığını, ailesiyle problemler yaşadığını ve geri dönmek istediğini söylediğini, olay günü de babasının evinden kendisini almasını istemesi üzerine arkadaşlarıyla birlikte köye gittiklerini. R. ve A.'in köyün dışında beklediklerini, eve doğru ilerlerken A.'yi elinde valizlerle gördüğünü, eve yaklaşınca A.'nin "kapıya doğru yaklaş" dediğini, ardından M. tarafından iki el ateş edildiğini, bu şekilde kendisinin pusuya düşürüldüğünü beyan etmiş,
Katılanlar A. Ç. ve R. K.; i.'nın boşandığı eşi A.'nin telefon açarak kendisini almasını istemesi üzerine İ. ile birlikte köye gitmek üzere yola çıktıklarını, yolda A.'nin arayarak nerede olduklarını sorduğunu, köye ulaşınca İ.'nın yürüyerek eve doğru ilerlediğini, kendilerinin araçta kaldıklarını, kısa bir süre sonra silah sesi duyunca jandarma görevlilerine müracaat ettiklerini dile getirmiş.
Sanık A.; ayrıldığı eşi İ. ile telefon görüşmesi yapmadığını, kardeşinin eyleminden de haberinin olmadığını, olay gecesi babasının evinde uyurken silah seslerini duyduktan sonra isa'nın kardeşi tarafından vurulduğunu öğrendiğini ifade etmiş,
Sanık M.; olaydan bir gün önce İ. ve yanındaki üç kişinin Karaman'da kendisini silah zoruyla arabaya bindirerek bir elma bahçesine götürdüklerini, A.'nin evine dönmesini istediklerini, olay gecesi de İ.'nın babasının evine geleceğinden şüphelendiği için av tüfeğiyle gece saat 01.00'e kadar beklediğini, İ., R. ve A.'in her biri silahlı olmak üzere köye gelmeleri sebebiyle kendini korumak için iki el ateş etmek zorunda kaldığını savunmuştur.
Savunmuşlardır.
5237 Sayılı T.C.K.nun "Nitelikli haller" başlıklı 82. maddesinde; "(1) Kasten öldürme suçunun; a) Tasarlayarak, ... işlenmesi halinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılır." şeklinde tasarlayarak öldürme, kasten öldürme suçunun nitelikli halleri arasında sayılmıştır.
Gerek madde metninde, gerekse gerekçesinde "tasarlama" kavramının tanımına yer verilmemiş, bu konunun açıklığa kavuşturulması, öğreti ve yargısal kararlara bırakılmıştır. Öğretide tasarlamayı açıklama bakımından "soğukkanlılık" ve "planlama teorisi" olarak iki görüş ileri sürülmüştür. Soğukkanlılık teorisine göre, tasarlayarak öldüren şahısta bir soğukkanlılık gözlenmektedir. Bu kişinin başkasını öldürürken hiç heyecan duymamış olması, ondaki ruhsal kötülüğü göstermektedir. Ayrıca fail, öldürme kararını önceden almış olmasına, araya zaman girmiş olmasına karşın, soğukkanlılığını korumuş ve bu karardan vazgeçmemiştir. Planlama teorisine göre ise, tasarlamayla işlenen öldürme suçlarında, suç, önceden kararlaştırılmış, hazırlanmış ve planlanmıştır. Bu hazırlık, pusu kurmak, mağduru ya da maktulü bulmak, hileyle öldüreceği yere getirmek şeklinde olabilecektir. Burada fail, önceden aldığı suç işleme kararını gerçekleştirmek için suçta kullanacağı araçları seçip, temin etmekte ve bu suçu nasıl işleyeceği konusunda plan yapmaktadır.
765 Sayılı T.C.K.nun yürürlükte olduğu dönemde, Ceza Genel Kurulunun 9.7.2002 gün ve 138-301 ile Ceza Genel Kurulunun 3.12.2002 gün ve 247-414 Sayılı kararlarıyla; "... Failin bir kimseye karşı bir suçu işlemeye sebatla ve koşulsuz olarak karar vermesi, suçu işlemeden önce soğukkanlı bir şekilde düşündükten sonra ulaştığı ruhsal sükunete rağmen kararından vazgeçmeyip ısrarla ve bu akış içerisinde fiilini icraya başlaması halinde tasarlamadan söz edilebilir. Tasarlama halinde fail, anında karar verip fiili işlememekte, suç işleme kararıyla fiilin icrası arasında bir süre geçmektedir. Fail bu süre içinde suçu işleyip işlememe konusunda düşünmekte, ancak tasarladığı suçu işlemekten vazgeçmemektedir. Failin suçu işlemekten vazgeçmesi fakat bir başka sebeple ve ani bir karana fiili işlemesinde tasarlamadan söz edilemez. Suç işleme kararının ne zaman alındığı ve eylemin ne zaman işlendiği mevcut kanıtlarla saptanmalı, suç kararıyla eylem arasında geçen zaman dilimi içerisinde ruhi sükunete ulaşılıp ulaşılamayacağı araştırılmalıdır." sonucuna ulaşılmıştır.
Yerleşik yargısal kararlarda kabul edildiği ve tereddütsüz bir şekilde uygulandığı üzere, tasarlamadan söz edilebilmesi için; "Failin, bir kimsenin vücut bütünlüğü veya yaşam hakkına karşı eylemde bulunmaya sebatla ve koşulsuz olarak karar vermiş olması, düşünüp planladığı suçu işlemeden önce makul bir süre geçmesine ve ulaştığı ruhi sükunete rağmen bu kararından vazgeçmeyip sebat ve ısrarla fiilini icraya başlaması ve gerçekleştirmeyi planladığı fiili, belirlenmiş kurgu dahilinde icra etmesi" gerekmektedir. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 16.4.2013 gün ve 3-144, Ceza Genel Kurulunun 26.6.2012 gün ve 67-258, Ceza Genel Kurulunun 12.6.2012 gün ve 2012/1-560-227, Ceza Genel Kurulunun 25.1.2011 gün ve 122-7, Ceza Genel Kurulunun 16.2.2010 gün ve 2009/1-251-25, Ceza Genel Kurulunun 2.2.2010 gün ve 2009/1-239-14, Ceza Genel Kurulunun 15.12.2009 gün ve 200-290, Ceza Genel Kurulunun 3.10.2006 gün ve 2006/1-30-210, Ceza Genel Kurulunun 13.11.2001 gün ve 239-247 ile Ceza Genel Kurulunun 28.4.1998 gün ve 117-155 Sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Tasarlama halinde fail, anında karar verip fiili işlememekte, suç işleme kararıyla fiilin icrası arasında sükunetle düşünebilmeye yetecek kadar bir süre geçmektedir. Fail bu süre içinde suçu işleyip işlememe konusunda düşünmekte ve suçu işlemekten vazgeçmemektedir. Failin suçu işlemekten vazgeçmesi ve fakat bir başka sebeple ve bir başka ani kararla fiili işlemesinde tasarlamadan söz edilemez. Suç işleme kararının hangi düzeydeki eylem için ve ne zaman alındığıyla eylemin şarta bağlı olmayan bu kararlılıktan ne kadar zaman geçtikten sonra işlendiği mevcut delillerle belirlenmeli, suç kararıyla eylem arasında geçen zaman dilimi içerisinde ruhi sükunete ulaşılıp ulaşılamayacağı değerlendirme konusu yapılmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanıklar M. ve A.'nin birkaç yıldır süregelen ve son zamanlarda gittikçe artan husumet sebebiyle mağdur İ.'yı öldürmeye karar verdikleri ve bu suçu icra etmek için bir plan yaparak uygulamaya koydukları sabit olan olayda: sadece plan yapıp uygulamaya koymak "tasarlama" nitelikli halinin uygulanması için yeterli olmayıp, sanıkların öldürme kararının ne zaman alındığı tespit edilerek kararın üzerinden makul süre geçtikten sonra ruhi sükunete ulaşmalarına rağmen sebat ve ısrarla öldürme eylemlerinin icrasına devam ettiklerinin tespit edilmesi gerektiğinden, mağdur İ.'yı öldürme planı yaparak bu plan dahilinde eylemlerini gerçekleştiren sanıkların öldürme kararını ne zaman aldıkları, bu kararın üzerinden makul süre geçip geçmediği, ruhi sükunete ulaştıktan sonra soğukkanlılıkla hareket edip etmedikleri hususu belirlenemeyip şüphede kaldığından, kasten öldürme suçunun tasarlayarak gerçekleştirilmediği kabul edilmelidir.
Sonuç: Bu itibarla, sanıkların kasten öldürme suçuna teşebbüsten mahkumiyetlerine dair hükmün düzeltilerek ONANMASINA dair Özel Daire kararı isabetli olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. Açıklanan nedenlerle:
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.03.2015 tarihinde yapılan müzakerede oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy