(5237 S. K. m. 51, 53, 89) (2918 S. K. m. 84) (YİBK. 07.06.1976 T. 1976/3-4 E. 1976/3 K.)
Dava: Taksirle yaralama suçundan sanık Y.D.'nın 5237 Sayılı T.C.K.nun 89/4 ve 53/6. maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve ehliyetinin geri alınmasına ilişkin, Sincan 3. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 7.5.2009 gün ve 39-300 Sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 19.10.2012 gün ve 11116-22447 sayı ile;
"... Adli sicil kaydı bulunmayan, tüm duruşmalara katılan ve tutanaklara yansıyan olumsuz bir davranışı bulunmayan sanık hakkında dosya içeriğiyle bağdaşmayacak şekilde 'sanığın suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda kanaat oluşmadığı' şeklindeki dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçeyle 5237 Sayılı T.C.K.nın 51. maddesinin uygulanmaması...",
İsabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiş,
Yargıtay C. Başsavcılığı ise 26.12.2012 gün ve 75788 sayı ile;
"...Yargılama sürecinde pişmanlığını gösteren ifadesi veya davranışı dosyaya yansımayan, kendisini yargılama aşamasında bizzat gözlemleyen yerel mahkemece, hapis cezasının ertelenmemesine dair olarak gösterilen 'sanığın suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede kanaat oluşmaması' şeklindeki gerekçenin dosya kapsamına uygun, denetime elverişli, yasal ve yeterli olduğunun kabulü gerekmektedir...",
Görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
5271 Sayılı C.M.K.nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 8.3.2013 gün ve 34139-5752 sayı ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:
Karar: Özel Daireyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının ertelenmeme gerekçesinin dosya içeriğine uygun ve yeterli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamına göre;
Sanık Y.D.'nın kullandığı 06 A.. ... plakalı araçla hakkında beraat kararı verilen katılan M. K. K.'nin kullandığı 06 M.. ... plakalı aracın çarpışması sonucunda, katılan M. K. K.'nin basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek nitelikte, aynı araçta bulunan katılan T. K.'nin 1. derecede kemik kırığı olacak nitelikte ve katılan M. K.'nin ise hayati tehlike geçirecek nitelikte yaralandıkları,
Trafik Kazası Tespit tutanağında; 06 A.. ... plakalı oto sürücüsünün karşı yoldan gelen trafiğin kullandığı yol bölümüne girerek, 2918 Sayılı Kanunun 84. maddesini ihlal ettiği, 06 M.. ... plakalı oto sürücüsünün kazada kural ihlali olmadığının belirtildiği,
Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığının 1.4.2009 tarihli raporunda; sürücü Y.D.'nın sevk ve idaresindeki kamyonetle gece vakti aydınlatmanın olmadığı caddeyi takiben seyir halinde iken yola gereken dikkatini vermediği, kendi seyir şeridini kullanmaya özen göstermediği, bu haliyle sevk ve idare hatasıyla karşı şeride geçerek karşı yönden gelen otomobille çarpışması neticesinde meydana gelen olaya sebebiyet verdiği, olayda dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı hareketleriyle tam kusurlu olduğu, sürücü M. K. K.'nin ise kusurunun olmadığı bilgilerine yer verildiği,
Adli sicil kaydı bulunmayan sanığın aşamalarda; üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini, karşı yönden gelen aracın uzun farlarını yakıp yolu ortalayarak gelmesi sebebiyle kazanın meydana geldiğini ve karşı taraftan şikayetçi olduğunu beyan ettiği,
Yargılama sonucunda yerel mahkemece sanığın 5237 Sayılı T.C.K.nun 89/4. maddesi gereğince bir yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği ve cezanın ertelenmemesine dair olarak "sanığın suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede kanaat oluşmadığı..." şeklinde gerekçe gösterildiği, sanığın dosyaya yansıyan, pişmanlık göstermediğine dair bir beyanıyla olumsuz bir davranışının bulunmadığı,
Anlaşılmaktadır.
Erteleme 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 51. maddesinde;
"İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkum edilen kişinin cezası ertelenebilir, bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır, ancak erteleme kararının verilebilmesi için
a-) Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olması,
b-) Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması, gerekir..." şeklinde düzenlenmiştir.
Buna göre, iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkum edilenlerin cezasının ertelenebileceği, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olanlar bakımından ise bu sürenin üst sınırının üç yıl olduğu belirtilmiş, ancak erteleme kararının
1-) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olması,
2-) Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması, şartlarına bağlanmıştır.
Bu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmekle birlikte, daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkumiyet, hapis cezasının ertelenmesine kanuni engel oluşturmaktadır. Bu durumda ayrıca kişinin suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması şartının değerlendirilmesine gerek olmayacaktır. Birinci şartın gerçekleştiği hallerde ise, cezanın ertelenmesine karar verilebilmesi için kişinin suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması gerekmektedir. Anılan kanun maddesi uyarınca, yalnızca hapis cezalarının ertelenmesi mümkün olup, hapis cezasından çevrilen veya doğrudan verilen adli para cezalarının ertelenmesi imkanı bulunmamaktadır.
7.6.1976 gün ve 4-3 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile bu karara uyum gösteren Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş kararlarında belirtildiği üzere, "erteleme" cezanın doğrudan doğruya sanığın kişiliğine uydurulmasını öngören bir şahsileştirme kurumudur. Cezanın ertelenmesine veya ertelenmesine yer olmadığına karar verilirken mahkemece gerekçe gösterilmeli ve bu gerekçe dosyada bulunan bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirildiğini gösterir biçimde kanuni ve yeterli olmalıdır. Gerekçenin bu niteliği keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek özelliklerini de taşır.
Zira kanuni, yeterli ve dosya kapsamıyla uyumlu bulunmayan bir gerekçeye dayanılarak erteleme talebinin reddine karar verilmesi kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, cezanın kişiselleştirilmesi ilkesine de aykırı olup, uygulamada keyfiliğe yol açabilecektir. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Geçmişte sabıkası olmayan ve tüm duruşmalara katılan sanığın, pişmanlık göstermediğine dair bir beyanının ya da dosyaya yansıyan başka bir olumsuz tavrının bulunmadığı anlaşılmakla, yerel mahkemece sanığın kişiliğiyle ilgili bilgi ve belgeler isabetle değerlendirilmeden, bir yıl hapis cezasının ertelenmemesine dair olarak kanun maddelerinde yer alan ifadeler tekrarlanmak suretiyle; "sanığın suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede kanaat oluşmadığı..." şeklinde gösterilen gerekçenin yeterli olmadığı ve dosya kapsamıyla örtüşmediği kabul edilmelidir.
Bu itibarla; yerel mahkeme hükmünün bozulmasına dair Özel Daire kararı isabetli olduğundan, itirazın reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Genel Kurul Başkanı ve ondört Genel Kurul Üyesi; "sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının ertelenmemesine dair olarak gösterilen gerekçenin yeterli ve dosya kapsamıyla uyumlu olduğundan itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği" düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1-) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine,
2-) Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 19.11.2003 günü yapılan 1. müzakerede gerekli çoğunluk sağlanamadığından, 26.11.2013 tarihinde yapılan 2. müzakerede oyçokluğu ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy