(5237 S. K. m. 52, 61, 62, 203) (5271 S. K. m. 308) (1412 S. K. m. 322)
Dava: Mühür bozma suçundan sanık Ş. D.'un 5237 Sayılı T.C.K.nun 203/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 3.000 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin, İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 29.5.2009 gün ve 703-507 Sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince 9.10.2012 gün ve 399-10039 sayı ile;
... 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 Sayılı Kanun ile T.C.K.nun 61. maddesine 9. fıkra olarak eklenen düzenlemeye göre, adli para cezasının seçimlik ceza olarak öngörüldüğü suçlarda, bu cezaya dair gün biriminin alt sınırı, o suç tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az, üst sınırı da hapis cezasının üst sınırından fazla olamayacak ise de; bu düzenlemenin 19.12.2006 tarihinden itibaren işlenen suçlar için uygulanması mümkün olup suç tarihine göre cezaya dair gün biriminin alt sınırının 5 gün olduğu gözetilmeksizin sanık hakkında fazla ceza tayini...,
İsabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay C.Başsavcılığı ise 12.12.2012 gün ve 279911 sayı ile;
... Sanığın üzerine atılı 'mühür bozma' suçunu düzenlendiği T.C.K.nun 203. maddesinde seçimlik ceza öngörülmüştür. 5237 Sayılı T.C.K.nun kapsamında seçimlik ceza olarak öngörülen maddelerde 'hapis cezasının' alt ve üst hadleri belirtildiği halde, 'adli para cezası' yönünden herhangi bir alt ve üst had öngörülmediğinden, sanıkların lehine olacak şekilde T.C.K.nun 52/1. maddesinde adli gün para cezası için öngörülen hadler uygulanmak idi.
Ancak; 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 Sayılı Kanun ile T.C.K.nun 61. maddesine 9. fıkra olarak eklenen düzenlemeye göre, adli para cezasının seçimlik ceza olarak öngörüldüğü suçlarda, bu cezaya dair gün biriminin alt sınırı, o suç tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az, üst sınırı da hapis cezasının üst sınırından fazla olamaz hükmü getirilmiştir. Bu yasal düzenleme, alt sınırdan adli para cezası verilen sanıklar yönünden aleyhe bir düzenleme olduğundan, bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra işlenen suçlar yönünden uygulama alanı bulacaktır. Aslında bu hususta Yüksek Daireyle Yargıtay C. Başsavcılığı arasında herhangi bir görüş ayrılığı da yoktur.
Bu yasal düzenleme ışığında somut olaya bakıldığında; yerel mahkeme sanığın üzerine atılı suç bakımından seçimlik ceza olarak adli para cezasını tercih etmiş ve asgari hadden adli para cezası verilmesini kararlaştırmıştır. Yerel mahkeme yaptığı delil değerlendirmesi sonunda, suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunmayan T.C.K.nun 61/9. maddesi uyarınca maddede öngörülen hapis cezasının alt haddi olan 6 aylık (180 gün) süreyi nazara alarak sanığa fazla ceza vermiştir. Bu hatalı uygulama yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, Yüksek Dairenin sanık hakkında uygulanan adli gün para cezasını 5 güne çekerek sonuçta sanığın 80 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermesi yönünde karara itiraz edilmesi düşünülmüştür...,
Görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
5271 Sayılı C.M.K.nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesince itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:
Karar: Özel Daireyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Özel Daire tarafından, suç tarihine göre cezaya dair gün biriminin alt sınırının 5 gün olduğu gözetilmeksizin sanık hakkında fazla ceza tayini isabetsizliğinden bozulmasına karar verilen yerel mahkeme hükmünün, 1412 Sayılı C.M.U.K.nun 322. maddesi uyarınca düzeltilmek suretiyle onanmasına karar verilmesinin mümkün olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
Akhisar C. Başsavcılığınca sanık Ş. D. hakkında 6.3.2006 tarihinde işlediği mühür bozma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı,
Yerel mahkemece 5237 Sayılı T.C.K.nun 203/1. maddesi kapsamında kalan eylem için kanunda öngörülen seçimlik yaptırımlardan adli para cezası tercih edilerek uygulama yapıldığı,...suçun işleniş biçimine göre cezası asgari hadden tayinişeklinde gerekçe gösterilmek suretiyle temel gün biriminin 180 gün olarak tayin edildiği, sanığın 5237 Sayılı T.C.K.nun 203/1, 62 ve 52. maddeleri uyarınca sonuç olarak 3.000 Lira adli cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği,
Anlaşılmaktadır.
5237 Sayılı T.C.K.nun Mühür bozma başlıklı 203. maddesinde, Kanun veya yetkili makamların emri uyarınca bir şeyin saklanmasını veya varlığının aynen korunmasını sağlamak için konulan mührü kaldıran veya konuluş amacına aykırı hareket eden kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır hükmüne yer verilerek, tanımlanan suç için hürriyeti bağlayıcı ceza ve adli para cezası seçimlik yaptırım olarak öngörülmüş, ancak adli para cezası yönünden alt ve üst sınırlar gösterilmemiştir.
5237 Sayılı T.C.K.nunAdli para cezasıbaşlıklı 52. maddesinin 1. fıkrası; Adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktarla çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir şeklinde düzenlenmiş olup, bu düzenlemeye göre gün adli para cezasının alt sınırı 5 gündür.
19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 Sayılı Kanun ile T.C.K.nun 61. maddesine 9. fıkra olarak eklenen düzenlemeye göre ise, adli para cezasının seçimlik ceza olarak öngörüldüğü suçlarda, bu cezaya dair gün biriminin alt sınırı, o suç tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az, üst sınırı da hapis cezasının üst sınırından fazla olamayacaktır. Ancak bu düzenlemenin 19.12.2006 tarihinden sonra işlenen suçlar için uygulanması mümkündür.
İnceleme konusu olayda, suç tarihinin 19.12.2006'dan önce olması sebebiyle T.C.K.nun 61/9. maddesinin uygulanma imkanı bulunmadığından, T.C.K.nun 203. maddesinde öngörülen seçimlik yaptırımlardan adli para cezasının seçilmesi durumunda, para cezasının alt sınırı, anılan Kanunun 52/1. maddesi gereğince 5 gün olacaktır. Buna rağmen yerel mahkemece suç tarihinden sonra yürürlüğe giren T.C.K.nun 61. maddesinin 9. fıkrası gözetilerek, T.C.K.nun 203. maddesindeki ...6 aydan 3 yıla kadar hapis... hükmü uyarınca, adli para cezasına dair gün biriminin alt sınırı,6 aylıksürenin karşılığı olacak şekilde 180 gün olarak tayin edilmiştir.
Uyuşmazlığın çözümü açısından 1412 Sayılı C.M.U.K.nun 5320 Sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 322. maddesi üzerinde de durulmalıdır.
Temyiz makamı olan yargı tay ın hukuksal denetimini yaptığı davanın esasına karar vermesi ve davayı bu aşamada bitirmesi, 1412 Sayılı C.M.U.K.nun 322. maddesinde dokuz bent halinde sayılan hallerle sınırlı ve istisnai bir durumdur. Yargıtayın bu yetkisini kullanması, işi yeniden mahkemeye göndermeye gerek olmadığını gösteren iki temel şartın bulunmasına bağlıdır.
a- Maddi sorunun daha fazla aydınlatılması için bir araştırma gerekmemelidir.
b- Maddi sorun bakımından mahkemeye bırakılmış serbest değerlendirme yetkisi söz konusu olmamalıdır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.6.2004 gün ve 115-138 Sayılı kararında da belirtildiği üzere; bu düzenlemeyle temyiz aşamasında belirlenen hukuka aykırılıkların doğrudan Yargıtay'ca giderilmesi, yeni bir karar verilmek üzere dosyanın esas mahkemesine gönderilmesine ihtiyaç duyulmadığı durumlarda, yargılamanın gereksiz yere uzamasına engel olmayı ve işin temyiz denetimi aşamasında bitirilmesi amaçlanmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Özel Dairece sanık hakkında kurulan hükmün, suç tarihi itibariyle alt sınırın 5237 Sayılı T.C.K.nun 52/1. maddesi gereğince 5 gün olarak belirlenmesi gerekirken, suç tarihi itibariyle uygulanma ihtimali olmayan T.C.K.nun 61/9. maddesi gereğince alt sınırın belirlenmesi sebebiyle bozulmasına karar verilmiştir. Hakimin, takdire dayalı bir hususla ilgili olarak takdirini ne şekilde kullanacağını açıkça ifade ederek, alt sınırdan uygulama yapacağını belirtmiş olması karşısında, Özel Dairece bozma nedeni yapılan bu hukuka aykırılıktan ötürü, yeni bir karar verilebilmesi için bir araştırmaya gerek olmadığı gibi, mahkemeye bırakılmış serbest bir değerlendirme yetkisi de bulunmadığından, yerel mahkeme hükmünün bozulmasına gerek olmayıp, 1412 Sayılı C.M.U.K.nun 322. maddesinin amacı da dikkate alındığında, bozma nedeni sayılan bu hukuka aykırılığın Yargıtay'ca verilecek bir kararla düzeltilmesi mümkün ve gereklidir.
Bu itibarla, Yargıtay C.Başsavcılığının Özel Dairece bozma konusu yapılan aykırılığın düzeltilerek onanmasının mümkün olduğuna dair itirazının kabulüne, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün, adli para cezasına dair temel gün biriminin, alt sınır olan 5 gün yerine, belirtilen takdirin üzerinde olacak şekilde180 günolarak tayin edilmesi isabetsizliğinden bozulmasına, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 1412 Sayılı C.M.U.K.nun 5320 Sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 322. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Genel Kurul Başkanı ve on bir Genel Kurul Üyesi; 'Yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulüne,
2- Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 9.10.2012 gün ve 399-10039 Sayılı bozma kararının kaldırılmasına,
3- İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 29.5.2009 gün ve 703-507 Sayılı kararın, adli para cezasına dair temel gün biriminin, alt sınır olan 5 gün yerine, belirtilen takdirin üzerinde olacak şekilde 180 gün olarak tayin edilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, Ancak, bozma nedeni yeni bir yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 1412 Sayılı C.M.U.K.nun 5320 Sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca, halen yürürlükte bulunan 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak;
Sanık hakkında mühür bozma suçundan 5237 Sayılı T.C.K.nun 203/1 maddesi uyarınca adli para cezasıyla cezalandırılmasına esas olmak üzere gün adli para cezasının 5 gün olarak belirlenmesine, aynı kanunun 62/1. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılarak sonuçta 4 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, aynı Kanunun 52. maddesi uyarınca gün adli para cezasının günlüğü 20 TL'den adli para cezasına çevrilerek sanığın sonuç olarak 80 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hükmün diğer kısımlarının aynen bırakılmasına karar verilmek suretiyle hükmün düzeltilerek ONANMASINA,
4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.10.2013 günü yapılan 1. müzakerede gerekli çoğunluk sağlanamadığından, 05.11.2013 tarihinde yapılan 2. müzakerede oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy