KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 10. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza
SAYISI : 673-86
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/1, 62, 53... . maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının ertelenmesine ilişkin Trabzon 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 23.02.2016 tarihli ve 673-86 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 21.09.2023 tarih ve 21799-8009 sayı ile;
"A...Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, bu suç tarihinden önce açılmış başka bir dava veya soruşturma olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra verilmiş olan bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının erteleme süresi zarfında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Cumhuriyet Başsavcılığından ve Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra;
1. Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir 'kamu davasının açılmasının ertelenmesi' kararının denetim süresi içinde işlemiş ise; 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen 'Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıca madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz' hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca 'davanın düşmesine' ve tedavi ve/veya denetimli serbestlik kararı veren ilgili mahkemeye ya da kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı veren ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulmasına karar verilmesi,
2. Sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir 'kamu davasının açılmasının ertelenmesi' kararının denetim süresi içinde işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir 'kamu davasının açılmasının ertelenmesi' kararının denetim süresi içinde işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise; bu suç nedeniyle 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olan sanık hakkında 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde gösterilen dava açma şartlarının gerçekleştiğinin sabit görülmesi halinde yargılamaya devam olunarak, suç tarihi itibarıyla 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi hükümleri çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,
B. 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararına yanlış anlam verilerek 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin uygulanmaması ve hükümden sonra 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesiyle yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
C. Adli Tıp Kurumu Trabzon Grup Başkanlığınca suç konusu uyuşturucu maddeden alınan şahit numunelerin müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
D. Suç tarihinin gerekçeli karar başlığında '20.04.2015' yerine hatalı olarak '16.10.2010' yazılması," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 03.11.2023 tarih ve 273294 sayı ile; "...Dava konusu suç, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçudur. Eylem 6545 sayılı Yasa değişikliği sonrası, 20.04.2015 tarihinde işlenmiştir. 6545 sayılı yasal değişiklik sonrasındaki, bu suça özgü araştırma, denetime imkân verecek şekilde yerel Cumhuriyet savcılığında yapılmıştır. Bu husus dosya kapsamından bellidir. Ayrıca UYAP entegrasyon ekranına göre, sanığın bu suçtan önce, sadece 09.02.2010 tarihinde bezer suçu işlediği gözükmektedir. 09.02.2010 tarihli suç sebebiyle, 13.04.2011 tarihinde tedavi ve denetimli serbestlik kararı kurulmuş, mahalli ile yapılan görüşme sonrasında, tedbire uyularak, 16.03.2012 tarihinde yerine getirme formu düzenlendiği öğrenilmiştir. Yani 20.04.2015 tarihli suç, daha önceki kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma sucunun verilen, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infaza sırasında işlenmemiştir. Dosyada eksiklik bulunmamaktadır. Esastan karar kurulabilecektir." düşüncesiyle itiraz yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 10. Ceza Dairesince 21.12.2023 tarih ve 18762-11555 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; sanığa isnat edilen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
IV. ÖN SORUNA İLİŞKİN OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
20.04.2015 tarihli olay tutanağına göre; Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerince, 20.04.2015 tarihinde saat 20.45 sıralarında, Bahçecik Mahallesinde gerçekleştirilen devriye görevi esnasında durumundan şüphelenilen sanığın durdurulduğu, üst yoklamasının yapılacağı belirtilen sanığın, montunun sol iç cebinden çıkardığı kâğıda sarılı hâldeki suç konusu uyuşturucu maddeyi görevlilere teslim ettiği, gerçekleştirilen işlemler hakkında bilgilendirilen Cumhuriyet savcısının talimatına istinaden, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapıldığı,
Adli Tıp Trabzon Grup Başkanlığının 17.06.2015 tarihli raporunda; ele geçirilen net 1,45 gram ağırlığındaki maddenin esrar olduğunun belirtildiği,
Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma neticesinde 28.08.2015 tarih ve 6210-131 sayı ile TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 5 yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve aynı maddenin 3. fıkrası gereğince 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği,
Söz konusu kararın itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, sanık hakkında Trabzon Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlandığı, tedbirin infazı sırasında sanığın 16.10.2015 tarihinde başka bir kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlemesi üzerine, Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığınca 09.11.2015 tarih ve 6210 sayı ile sanık hakkındaki kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kaldırılmasına karar verildiği, Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığınca gerçekleştirilen 2015/6210 sayılı soruşturma neticesinde, 10.11.2015 tarih ve 3789-3227 sayı ile; sanık hakkında 20.04.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan TCK'nın 191/1 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile dava açıldığı,
Trabzon 1. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 23.02.2016 tarih ve 673-86 sayı ile; sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan TCK'nın 191/1, 62, 53... . maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının ertelenmesine karar verildiği,
Anlaşılmaktadır.
V. GEREKÇE
A. İlgili Mevzuat ve Ön Soruna İlişkin Açıklamalar
TCK'nın "Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak" başlıklı 191. maddesinin suç tarihindeki hâli; "(1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır..." şeklinde düzenlenmiştir.
Öte yandan, TCK'nın 66. maddesinde, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça kamu davasının maddede yazılı sürelerin geçmesiyle ortadan kalkacağı düzenlenmiş, aynı maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda bu sürenin 8 yıl olacağı hüküm altına alınmıştır.
Zamanaşımını kesen sebepler ise TCK'nın 67/2. maddesinde sayılmıştır. Buna göre, bir suçla ilgili olarak;
a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi,
b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararı verilmesi,
c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi,
d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi,
Hâllerinde, dava zamanaşımı kesilecektir.
TCK'nın 67. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, kesen bir nedenin bulunması hâlinde zamanaşımı, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeye başlayacak, dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması hâlinde ise son kesme nedeninin gerçekleştiği tarih esas alınacak, dördüncü fıkrası uyarınca da kesilme hâlinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacaktır.
Ceza Genel Kurulunun süreklilik arz eden birçok kararında açıkça vurgulandığı üzere, yargılama yapılmasına engel olup davayı düşüren hâllerden biri olan zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi hâlinde Mahkeme ya da Yargıtay, resen zamanaşımı kuralını uygulayarak kamu davasının düşmesine karar verecektir.
B. Ön Soruna İlişkin Değerlendirme
Sanığa isnat edilen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun yaptırımı, TCK'nın 191. maddesinin birinci fıkrasına göre iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası olarak öngörülmüştür. TCK'nın 66. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereğince bu suçun asli dava zamanaşımı süresi sekiz yıl, 67. maddenin dördüncü fıkrası dikkate alındığında kesintili dava zamanaşımı süresi ise on iki yıldır. Sanık hakkında dava zamanaşımını kesen en son işlem 23.02.2016 tarihli mahkûmiyet hükmü olup bu tarihten sonra dava zamanaşımını kesen veya durduran başkaca bir neden olmadığı gözetildiğinde, TCK'nın 66/1-e maddesindeki sekiz yıllık asli dava zamanaşımı süresinin Ceza Genel Kurulunca incelemenin yapıldığı tarihten önce 23.02.2024 tarihinde dolduğu anlaşılmaktadır. Eylemin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen hâlin, başka bir deyişle, derhâl beraat kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmadığı ve daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturma ihtimali olmadığı da sabittir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne karar verilmelidir.
Ulaşılan sonuç karşısında esas uyuşmazlık konusu değerlendirilmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının DEĞİŞİK GEREKÇEYLE KABULÜNE,
2- Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 21.09.2023 tarihli ve 21799-8009 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
3- Trabzon 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.02.2016 tarihli ve 673-86 sayılı sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün, dava zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle BOZULMASINA,
Ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesine göre karar verilmesi mümkün bulunduğundan, TCK'nın 66/1-e ve CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının dava zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.03.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.