-YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA Ceza İstinaf No.10/72
(Dava No. 5067/71)
M. Neceti Münir, Başkan ve Ahmet İzzet, Üye.
İstinaf eden: Erdem Yusuf
(Sanık)
- ile-
Aleyhi-ne istinaf edilen: Türk Emniyet Müdürlüğü
arasında.
İstinaf eden namına: Menteş Aziz.
Aleyhine istinaf edilen namına: Vedat Aziz.
Fasıl 154 Ceza Yasası - Yasa'nın 210. maddesine aykırı tedbir-
sizlik ve dik-katsizlik neticesi bir şahsın ölümüne neden
olma - Suçun iki unsuru: a) İhmalkârlık, b) Birisinin
ölümüne neden olma - Sanığın ihmalkârlığının tamamen veya
kısmen maktulün ölümüne neden olması.
Fasıl 332 Motorlu Uasıtalar ve Yol Tr-afik Yasası - Yasanın 5.
maddesine aykırı tehlikeli sürüş.
OLAY: Sanık, Fasıl 154 Ceza Yasası'nın 210. maddesine aykırı
olarak, dikkatsiz veya ihmalkârane sürüşle bir
bisikletlinin ölümüne neden olmakla itham edildi-.
Duruşma sonunda mahkûm olan Sanığa 7 ay hapis cezası
verildi ve Sanık 1 yıl süreyle sürüş ehliyeti bulundur-
maktan men edildi.
Sanık, mahkûmiyet ve ceza aleyhine istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, istinaf edenin -ihmalkârlığının sabit
olmasına rağmen, bu ihmalkârlığın ölüme neden olduğunun
isbatlanamaması nedeniyle mahkûmiyeti iptal etti.
İstinaf edenin fiili, Fasıl 332, madde 5 tahtında
tehlikeli sürüş oluşturduğundan 7 ay hap-is ve 1 yıl
süreyle sürüş ehliyeti bulundurmaktan men cezalarının
aynen kalmasına emir verdi.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
1. Rayas v. The Police 19 (C.L.R.) s.309
2. Tuncer Bahadır v. Başsavcılık Ceza İstinaf 34/71.
3-. R.v. Curphey 41 Cr. App. R. 78.
4. R.v. Gould 47 Cr. App. R. 241.
H Ü K Ü M
Sanık Fasıl 154, Ceza Kanununun 210. maddesine aykırı olarak tedbirsizlik ve dikkatsizlik neticesi bir şahsın ölümüne sebep olmaktan, yani -7 Eylül 1971 tarihinde Lefkoşa'da Asma Altı sokağında DV.637 plâka numaralı kamyonu sürerken, cezai suç teşkil edecek ihmal (culpable negligence) derecesine varmayan tedbirsizlik (want of precaution) veya dikkatsiz (careless) bir fiil neticesi, öldürm-e kastı olmaksızan, Lefkoşalı Özcan Mustafa Hamid'in ölümüne sebep olmakla itham edilmiş ve kabahatlı bulunarak Lefkoşa Kaza Mahkemesi tarafından 22 Mart 1972 tarihinde 7 ay hapse mahkûm edilmiştir. İlâveten Sanık 1 sene müddetle herhangi bir araç kullanma-ktan menedilmiştir. Sanık gerek mahkûmiyet gerekse ceza aleyhine istinaf etmiştir. İstinaf sebepleri şöyle özetlenebilir.
1) Bidayet Mahkemesi maktulün dengesizliğini bisiklete binme olarak telâkki edip bu hususta bulgu yapmakla hata etmiştir.
- 2) Bidayet Mahkemesinin kamyonun maktüle nasıl ve ne zaman çarptığına dair izhar ettiği şüpheden sonra Sanığı beraat ettirmemesi hatalıdır.
3) Bidayet Mahkemesinin Sanığın maktulü geçerken salim bir mesafeden geçmediğine dair bulg-usu hatalıdır.
4) Bidayet Mahkemesinin Sanığın sürati ile ilgili bulgusu ve süratin cezai ihmalkârlığa baliğ olduğuna dair bulgusu hatalıdır.
5) Bidayet Mahkemesi Sanığa inanmamakla hata etmiştir.
6) Umumiyet itibarıyle geçerli olarak - kabul edilen
şahadet ve bilhassa 2 numaralı şahidin şahadeti ışığında Mahkeme Sanığı itham edildiği suçtan mahkûm etmekle hataya düşmüştür.
7) Sanığa verilen 7 ay hapislik cezası alenen fahiştir.
Kaza 7 Eylül 1971 tarihinde Asma Altı -sokağında vukubulmuştur. Sanık sabah saat 11.00 raddelerinde DV.637 plâka numaralı kamyonunu Asma Altı sokağında Agâh Efendi sokağı kavşağı istikâmetinden Atatürk Meydanına doğru sürmekte idi. Sanık, Hürriyet ile İplik Pazarı sokaklarının kav-şağını geçtikten sonra takriben kavşaktan 30 ayak kadar ileride bisikleti ile gitmekte olan maktulün yanından geçerken kaza vukubulmuş ve maktül kamyonun sol arka tekerleği altında kalarak, aldığı yaralardan aynı gün saat 2.40 raddelerinde ölmüştür. Ma-ktul 13 yaşında idi.
Hürriyet ve İplik Pazarı sokaklarına gelmeden hemen önce Asma Altı sokağının genişliği 17'3"tir. Kavşağı geçtikten sonra yol 23 ayağa kadar genişlemekte ve kavşağın sonundan 66 ayak ileride tekrar 18'5"e daralmaktadır. Kamyonun -bisikletlinin üzerinden geçtiği nokta Atatürk meydanına doğru bakıldığında yolun sol tarafından 5'6" uzaklıktadır.
Kaza vukubulduğu saat yolda herhangi bir trafik veya yaya yoktu. Kaza yerinde herhangi bir tekerlek veya fren izi bulunmamıştır.- Yalnız kamyonun sol tarafında ve arka tekerleklere yakın olan yedek tekerleğin üzerinde ve arka tekerlek çamurluğunun üzerinde silinme izi bulunmuştur. Kazadan sonra polis tarafından muayene edilen kamyonun uzunluğu 25'9", genişliği ise 7'9"tir. Ön- kısmının yerden yüksekliği 7'10", kasa kısmının ise 6'3"dir. Yedek tekerleğin yerden yüksekliği 2'2"tir.
Şimdi de istinaf sebeplerini sıra ile ele alalım:
1) Kazanın nasıl vukubulduğuna dair en önemli şahit İddia Makamı tarafından çağırıla-n 2. şahit Muvaffak Yiğit'tir. Bu şahit kazadan önce Asma Altı sokağında yolun sol tarafında Atatürk Meydanına doğru yürümekte idi. Maktulü gördüğü anı şahit şöyle izah etmiştir:-
"Ben ani kenara çekildim, kamyon geçti. Tekrar isti-
- kametime gitmek için yolun az içine girer girmez ileri
baktığımda çocuğun bisiklete binmek üzere mi yoksa
dengesini kaybetti mi bilmiyorum bir dengesizlik hali
vardı, bunu bir an gördüm."
Şahit daha sonra istintakta ş-öyle demiştir:-
"Ben bir dengesizlik gördüm, biner veya düşer gibi bir
dengesizlikti ........ Bu dengesizlik kamyon çocuğa
gelmeden vukubulmuştu. Kamyon çocuğa varınca benim
görüş zaviyem kapandı ve görmedim."
- Bidayet Mahkemesi bu şahadeti şöyle değerlendirmiştir:-
"Polis şahidi No.2'nin maktulün vakadan önceki
bisiklet üzerindeki dengesizliği hususuna gelince,
bunu şahit No.10'nun şahadeti ile birlikte mütalâa
- ettiğimde yani maktulün vaka yerinin karşısında bulunan
Aksoylar'dan birşey almak için geldiğini ve muhtemelen
aldıktan sonra hareket etmiş olabileceğini göz
önünde tutarak maktulün bu dengesizliğini düşme olarak
- değil de bisiklete binme hali olarak değerlendiririm ki
bu husus şahit No.2 tarafından dengesizlik için ileri
sürülen ihtimallerden birisidir."
Kanaatımızca Bidayet Mahkemesinin dengesizlik hakkındaki bulgusu hatalıdır. Kazadan- hemen önce maktulün bisiklette gidişi hakkında başka hiçbir şahadet yoktur. Bisiklet üzerindeki dengesizlik bisiklete binme veya bisikletten inme veya bisikletten düşme neticesi olabileceğinden 2. şahidin bahsettiği dengesizliği bisiklete binme -diye telâkki etmek hatalıdır.
2) Bidayet Mahkemesi hakimi kamyonun bisiklete nasıl çarptığı hakkında şahadet olmadığını belirttikten sonra şöyle demektedir:-
" ... ve netice olarak izah edilmeyen bir
şekilde kamyon il-e maktul veya bisikleti temasa
gelerek maktul kamyonun tekerleri altında kalmıştır."
Müdafaa avukatının iddiasına göre madem ki kamyonun maktüle mi veya maktulün kamyona mı çarptığı hakkında şahadet yoktur ve Bidayet Mahk-emesi hakimi de çarpışmanın izah edilmeyen bir şekilde vukubulduğu kararına varmıştır, Sanığın Ceza Kanununun 210. maddesi tahtında getirilen davadan beraat etmesi gerekirdi. Kanaatımızca bu iddia doğru değildir. Kamyonun çocuğa çarptığı -hakkında şahadet olmasa bile, Bidayet Mahkemesi hakiminin davadaki diğer şahadet muvacehesinde Sanığın madde 210 veya diğer herhangi bir madde tahtında kabahatlı olup olmadığını araştırması gerekirdi. Bunu yapmakla Bidayet Mahkemesi doğru hareket etmişti-r.
3) Bu istinaf sebebi ile müdafaa avukatı Bidayet Mahkemesinin kamyonun maktulü geçerken salim bir mesafeden geçmediğine dair bulgusunun hatalı olduğunu iddia etmektedir. Kazadan hemen önce maktulün bisikleti ile giderken sol tar-aftaki duvardan ne kadar uzakta olduğuna dair hiçbir şahadet yoktur. Yalnız, Sanığın kazadan hemen sonra Polise gösterdiği gibi ve İddia Makamının da kabul ettiği gibi, kamyonun maktulün üzerinden geçtiği nokta sol taraftaki duvardan 5'6"tir. Bidaye-t Mahkemesinin işaret ettiği gibi, kamyonun sol arka tekerleklerinin maktulün üzerinden geçtiğini ve maktulün yaralandığı yerde kaldığını göz önünde tutarsak bu noktanın kamyonun sol arka tekerleklerinin geçtiği nokta olduğu kendiliğinden ortaya çıkar-. Fakat unutulmamalıdır ki bu nokta maktulün düştüğü yerdir, düşmeden önce bulunduğu yer değildir. Bidayet Mahkemesi kamyon ile duvar arasında bırakılan 5'6" bir mesafenin salim bir mesafe olmadığı kanaatına varmıştır. İddia Makamı tarafından çağırıl-an 8. şahit trafik eksperi Hakkı Behiç normal şartlar altında 5-6 ayak genişliğindeki bir yerde bisikletin sürülebileceğini ve kamyonun yol temiz ise ve karşıdan vasıta gelmiyorsa 5' veya 7 ½' mesafe bırakması gerektiğini söylemiştir. Bidayet Ma-hkemesi hakiminin bu husustaki bulguları şöyledir:-
"Keza önümüzdeki şahadetten vaka anında sanığın
o yere göre süratli olarak bisikletli yanından
geçmekte olduğu, bisikletliyi kamyonla duvar
ara-sında 5 ayak 6 inçlik bir mesafeye sıkıştırdığı
ve bu süratle bisikletliyi zor durumda bıraktığı ve
kazanın bunun neticesi olarak vukubulduğu ...... sabit
olmuştur. Her ne kadar da iddia makamı şahidi No.8, 5
aya-k 6 inçlik bir mesafe içerisinde normal şartlar
altında bir bisikletin sürülebileceğini işaret etmiş
ise de duvar ile süratli bir kamyon arasında 5 ayaklık
bir mesafenin sürüş için normal olamayacağı kanaatın-
dayım. -"X" noktası kamyonun sol arka tekerleğin geçtiği
nokta olarak kabul edildiğinde kamyon ile duvar
arasında sadece 5 ayak 6 inç mesafe bırakıldığı,
vaka anında bisiklet duvara dayalı olmayıp hareket
halinde- olduğuna göre bisikletin kamyon ile duvar
arasında bir noktada olduğunu, bisikletin dümen
kısmının genişliğinin 1 ayak 4 inç olduğu hesaba katıl-
dığında kamyon ile maktulün bisikleti arasında çok az
bir mesaf-e kaldığı kendiliğinden ortaya çıkar. Şahit
No.8'e Mahkeme vasıtası ile sorulan bir soruya verilen
cevaba göre bisikletli ve yayalar arasında bırakılabi-
lecek salim bir mesafe 5-7 1/2 ayak olduğu ifade
edilmekted-ir. İzah edildiği gibi vaka anında sanığın
kamyonu ile bisikletli maktul arasında mesafe 5 ayaktan
çok daha az kaldığı ve salim bir mesafe bırakılmadığı
sonucuna varırım."
Kanaatımızca Bidayet Mahkemesinin bu bulguları hat-alıdır. Trafik eksperinin de söylediği gibi bir bisikletliyi geçmek için bırakılan 5'6"lik mesafe, mesafe olarak kifayetlidir. Ancak bu mesafe içerisinde bisikletlinin seyrettiği yere göre kamyonun bu mesafeden geçmesi tehlikeli veya tehlikesiz olabilir. -Eğer bisikletli 5'6"lik mesafenin sol kenarında seyrediyorsa idi, kamyonun bisikletliyi geçerken bıraktığı bu mesafe tehlikeli olmayabilirdi. Aynı zamanda eğer bisikletli bu mesafenin sağ tarafına yakın bir yerde seyrediyarsa idi, o zaman kamyon bis-ikletliyi çok yakından geçmiş olabilirdi ve bisikletli ile kamyon arasında bırakılan mesafe salim bir mesafe olmayabilirdi. Bisikletlinin tam kazadan önce 5'6"lik bu mesafenin hangi kısmında seyrettiğine dair hiçbir şahadet olmadığı için bu hususta- bir bulguya varmak hatalıdır.
(4) Bu istinaf sebebi Sanığın sürdüğü kamyonun sürati ile ilgilidir. Sürat hakkında Bidayet Mahkemesinde Sanık da dahil 5 şahidin şahadeti mevcuttur. 2. şahit Muvaffak Yiğit kamyonun Asma Altı istikâmetinden Saray Önüne- doğru kuvvetli motor ve kasa sesi çıkararak geldiğini, süratinin 30 ile 40 mil arası olduğunu, Türkiye'de İnzibat Trafik Kontrol Subaylığı yaptığını ve sürat hakkında tecrübesi olduğunu söylemiştir. 3. şahit Ali Sıtkı kaza mahallinin hemen yanın-daki dükkânda iken boş bir kamyonun muazzam bir gürültü ile geldiğini duyduğunu, ve başını kaldırarak vitrin camından kamyonun geçtiğini gördüğünü, süratinin ne çok süratli ne çok yavaş olduğunu söylemiştir. istintakında ise kamyonun çıkardığı gürültü-nün anormal bir gürültü olduğunu, süratinin 25-30 mil olması gerektiğini fakat 20 mil de olabileceğini söylemiştir. 4. şahit Yılmaz Ahmet kamyonun süratle geldiğini gördüğünü, rakam olarak kaç mil geldiğini söylememekle beraber o yere göre süra-tli olduğunu ifade etmiştir. 5. şahit Mehmet Bayram ise karşıdan hızlı bir kamyonun kendine doğru geldiğini gördüğünü korkup kenara çekildiğini, hızlı gelmesinden korkarak kaldırımın üzerine çıktığını söylemiştir. 9. şahit Turhan Öztürk kamyon-un yanından gayet süratli geçtiğini, rakam olarak ne süratta gittiğini söyleyemediğini ancak o yola göre o saatta anormal derecede süratli olduğunu ifade etmiştir. Bu göz şahitlerinin şahadetine ilâveten polis eksperi 8. şahit Asma Altı sokağında -25 mil sürat tahdidi olduğunu ve bir kamyonu salim süratinin kalabalık yoksa 10-15, varsa 5-10 mil arası olması gerektiğini, yine ayni yolda 15-20 mil süratin yolda kimse olmasa dahi, emin bir sürat olmadığını ve 20 mil süratin bu yol için çok yüksek bir s-ürat olduğunu söylemiştir. Sanık ise kamyonu 10-15 mil süratla sürdüğünü, üçüncü vitesde gittiğini ve kamyonun üçüncü viteste 15 milden fazla sürat almadığını söylemiştir. Sürat hakkındaki şahadeti eleştiren Bidayet Mahkemesi hakimi kamyonun süratinin 30 -mil civarında olduğu kanaatına varmıştır. Bu husustaki bulgusunu Bidayet Mahkemesi hakimi şöyle izah etmiştir:-
"Sanığın bugünkü süratinin mili milin kat'i olarak ne
olduğu tesbit edilmemekle beraber 30 mil civarında bir
süratle seya-hat ettiği sabittir. Esasen şahit NO.4,5 ve 9
sürat hususunda bir noktada birleşerek bu kamyonun o
yere göre süratli olduğunu ifade etmektedirler."
Kanaatımızca Bidayet Mahkemesi hakiminin sürat hakkındaki bu bulguyu yapabilme-si için huzurunda kâfi derecede şahadet mevcuttu, ve sürat hakkındaki bulgusu hatalı olmadığından müdahaleyi gerektirmez.
5) Bidayet Mahkemesi Sanığa inanmadığını söylerken niçin inanmadığı hakkında sebepler vermiştir. Bu sebeplerin birisi de polis-e verdiği ifade ile Mahkemede verdiği şahadet arasında fark oluşudur. Müdafaa avukatı bunun aksini iddia etmiş ve eğer fark varsa bunun esasa müteallik olmadığını iddia etmiştir. Tutanaklar tetkik edildiği zaman Sanığın polise verdiği ifade ile Mahkemede -verdiği şahadet arasında farkların mevcut olduğu ve bunların mühim hususlarda olduğu bariz bir şekilde görülmektedir. Bu sebeple bu istinaf sebebini, üzerinde fazla durmayarak, reddederiz.
6) Müdafaa avukatı kamyonun bisikletliye çarptığı hakkı-nda şahadet olmadığı için ve bisikletliyi geçerken salim bir mesafe bırakarak geçtiği için Sanık aleyhine geriye kalan şahadetin yalnız sürat hakkındaki şahadetten ibaret olduğunu ve bu şahadetin Sanığı Ceza Kanununun 210. maddesi tahtında mahkûm e-tmeye kâfi gelmediğini iddia etmiştir. Ceza Kanununun 210. maddesi aynen şöyledir:-
"210. Any person who by want of precaution or by any
rash or careless act, not amounting to culpable negli-
gence, unintentionally causes the death- of another per-
son is guilty of a misdemeanour and is liable to
imprisonment for two years, or to a fine not exceeding
one hundred pounds."
Bu madde tahtında mahkûmiyeti sağlamak için isbat edilmesi gerekli- olan ihmalkârlığın (negligence) derecesi Rayas v. The Police (19 C.L.R. s.309) davasında eleştirilmiştir. s.309 ve 311'de şöyle denmektedir:-
"There are today three categories of negligence
in English Law: the very high degree o-f negligence
(sometimes designated as "recklessness") required in
cases of manslaughter; the high degree of negligence
required in other crimes which we shall refer to in this
judgment as "criminal negligence of -the second
degree" -in this category we do not include petty
statutory offences such as Regulation 56 of the Motor
Traffic Regulations, 1951, where it is apparent that
negligence at civil law is enough- a-nd lastly
negligence at civil law which has no degrees, for once a
plaintiff establishes that the defendant had a duty
to take care and that he injured the plaintiff in
such a way as an ordinary man might r-easonably
have foreseen, the degree of the defendant's
negligence does not affect either liability or damages."
..............
"The next question to consider is whether the act or
- omission pubishable under section (210) must be criminal
negligence of the second category or whether it also in-
cludes negligence at civil law. We are clearly of opin-
ion that only criminal negligence which amounts to more
t-han negligence at civil law is pubishable under section
(210)."
Yukarıda iktibas edilen Ceza Kanununun 210. ma-ddesi tetkik edildiği zaman görülecektir ki suçun iki unsuru vardır. (1) ihmalkârlık; (2) başka birisinin ölümüne sebebiyet vermek.
Birinci unsur kadar ikinci unsurun da İddia Makamı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir. Ancak mevzu bahis ihmalkâ-rlığın tamamıyle maktulün ölümüne sebebiyet verdiği ispat edilmese bile maktulün ölümüne büyük bir derecede katkıda bulunduğunu ispat etmek kâfidir. Bak: Tuncer Bahadır v. Başsavcılık (Ceza İstinaf 34/71), R.v. Curphey 41 Cr. App. R. 78 ve R.v. Go-uld 47 Cr. App. R. 241.
Şimdi Sanığın ihmalkârlığının tamamen veya kısmen maktulün ölümüne sebebiyet verip vermediğini araştıralım. Yukarıda 1. ve 2. istinaf sebeplerini eleştirirken söylediğimiz gibi, kazadan hemen önce maktulün bisiklete -binmek veya inmek üzere mi yoksa bisikletten düşmek üzere mi olduğuna dair ve keza kamyonun ne şekilde maktul veya bisikleti ile temasa geldiğine dair hiçbir şahadet olmadığından, kamyonun maktüle çarparak mı onu yere düşürdüğü yoksa makt-ulün dengesizlik esnasında kendiliğinden mi düşerek kamyonun altında kaldığı tespit edilememiştir. Bu durum muvacehesinde makûl şüpheden ari olarak maktulün kamyon tarafından düşürülüp öldürüldüğü söylenemez. Sanığın sürüşü ihmalkâr olsa bile,- ki bu noktaya biraz sonra temas edeceğiz, maktulün ölümü ile bu ihmalkârlık arasında bir irtibat yoktur kanaatındayız. Başka bir deyimle maktulün ölümü Sanığın ihmalkârlığına atfedilemez. 210. madde tahtında getirilen davanın suç unsurlarından -birisi eksik olduğu cihetle Sanığın 210. madde tahtında mahkûmiyeti kanaatımızca hatalıdır.
Şimdi de Sanığın sürüşünün bir suç teşkil edip etmediğini ve ederse hangi madde tahtında ettiğini araştırmak gerekir. Sanığin Asma Altı gibi dar bir s-okakta en ağır tonajlı ve en büyük bir kamyonu 30 mil civarında sürmesi, Hürriyet ve İplik Pazarı kavşaklarına geldiği zaman süratini azaltmaması, yoldaki bisikletliyi görmemesi veya görmüşse her ihtimale karşı süratini azaltmaması, maktü-le vurup vurmaması hariç, kendiliğinden tehlikeli bir sürüştür. Kanaatımızca Sanık Fasıl 332, Motorlu taşıt Araçları ve Yol Trafik Kanununun 5. maddesi tahtında bir suç işlemiştir.
Yukarıdaki sebeplerden dolayı Bidayet Mahkemesinin Ceza Kanununun - 210. maddesi tahtındaki mahkûmiyet kararını iptal eder ve Sanığı Fasıl 332, Motorlu Taşıt Araçları ve Yol trafik Kanununun 5. maddesi tahtında 7 Eylül 1971 tarihinde Lefkoşa'da Asma Altı sokağında DV.637 plâka numaralı kamyonu tehlikeli sürdüğünden- kabahatlı bulur ve mahkûm ederiz.
Sanığa verilecek cezaya gelince, Sanığın dikkatsiz araç sürme ve içki tesiri altında araba kullanma suçlarından dört tane mahkûmiyetini göz önünde tutarak Sanığı Bidayet Mahkemesi tarafından kesilen h-apislik cezasının başladığı tarih olan 22 Mart 1972 tarihinden itibaren 7 ay hapse mahkûm eder ve ayni tarihten itibaren 1 sene müddetle araç kullanmaktan menederiz.
Yüksek Mahkeme
5 Mayıs 1972.
Full & Egal Universal Law Academy