-YÜKEK MAHKEME HUZURUNDA Ceza İstinaf No:12/72
(Dava No. 59/72)
M.Necati Münir, Başkan, Ülfet Emin ve
Ahmmet İzzet, Üye.
İstinaf eden: İsmail Osman, Limasol
- (Sanık)
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: Türk Emniyet Müdürlüğü arasında.
İstinaf eden namıne: Ekrem Y. Avcıoğlu, Çağatay Ali.
Aleyhine istinaf edilen namına: Vedat Aziz.
Fasıl 224, Gayrimenkul Mal (Tasarruf, Kayıt ve Kıymet Ta-kdiri) Yasası-
Yasanın 2 ve 79(1) maddelerine aykırı Tapu Müdürünün görevini ifa
etmekten menedilmesi.
8/1969 Sayılı Türk Cemaatına Mensup Olmayan Şahıslara Ait Gayri Menkul
Malların Kontrolü (Geçici Hükümler) Kuralı - Kuralın 2(c)- ve 9.
maddeleri.
Fasıl 96 Yollar ve Binaları Düzenleme Yasası - Yasanın 3(1)(b) madde-
sine aykırı yetkili makamdan izin almadan inşaat yapma.
Fasıl 285 Polis Yasası - Yasanın 19. maddesine göre, herhangi bir
yasaya aykırı suç işlen-diği zaman Polisin dava açma yetkisi Fasıl
96 altında suç işlendiği zaman, polisin dava açabilmesi.
OLAY: Sanık, Limasol'da dere yatağı içinde hali arazide izinsiz inşaat
yapmakla itham edildi. Duruşma sonunde Sanık, aleyhine getirilen
-her iki davadan mahkûm oldu ve K.L.1.-er para cezasına
çarptırılerek 2 ay içinde izinsiz inşaatı yıkması emredildi.
Sanık, mahkûmiyet aleyhine istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme istinafı aşağıdaki nedenlerle kabul etti.
Fasıl 22-4'ün 79(1) maddesi Tapu Müdürünün görevden menedilmesi
ile ilgilidir, halbuki davada Tapu Müdürünün görevden
menedilmesi ile ilgili bir iddia yaktur.
Fasıl 96 altında işlenen bir suç nedeniyle Polis dava açabilir.
Polisin belli bir suç- nedeniyle dava açamaması için bu hususun
yasada sarahaten belirtilmesi gerekir. Ancak Mahkemeye sunulan
şahadette, dava konusu mahallin Belediye hudutları dahilinde
olduğu ve ithamnamede belirtilen tarihlerde inşaat yapıldı-ğı
hususunda şahadet yoktur.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
Giebler v. Manning (1906) 1 K.B. s.714.
The Queen v. Steward (1896) 1 Q.B. s.302.
Atıfta Bulunulan Bilimsel İçtihatlar:
Halsbury's Laws of England Vol:3. Baskı s.338.
Pal-ey on Summary Conviction 9th Edn. s.171.
H Ü K Ü M
M.Necati Münir, Başkan: Bu istinafta hükmü Sayın Üye Ülfet Emin okuyacaktır.
Ülfet Emin, Üye: İstinaf eden Limasol Kaza Mahkemesinde Limasol Emniyet Müdürü tarafından ikame ed-ilen 59/72 numaralı ceza davası tahtinde aşağıdaki iki suç ile itham edildi.
1. Sanık, 1 Şubat 1971 ve 28 Ocak 1972 tarihleri arasında, her iki tarih de dahil, Limasol'da Türk Cemaatının kontrolunda bulunan Türk Belediye hudutları dahilinde kâin, Mes-cit Caddesinde, hali arazi üzerinde olan "Garilli" deresi yatağındaki araziden bir yeri, Fasıl 224, Gayri Menkul Mal (Tasarruf, Kayıt ve Takdir) Kanununun 2 ve 79(1). maddelerine ve 8/1969 sayılı Türk Cemaatına mensup olmayan şahıslara ait Gayri Menkul Mal-ların Kontrolü Kuralının 2(c) ve 9. maddelerine aykırı olarak, zorla işgal etti.
2. Sanık, 1. davada zikrolunan tarih ve mahalde Türk Yönetimi İdaresinden izinsiz olarak Fasıl 96, Yol ve Binaları Düzenleme Kanununun 3(1) (a) (b), 20. maddelerine ve 8-/1969 sayılı Türk Cemaatına mensup olmayan şahıslara ait Gayri Menkul Malların Kontrolü Kuralının 3(1) ve 5. maddelerine aykırı bir oda inşa etti yani bir baraka yaptı.
16 Şubat 1972'de istinaf edene Mahkemede davalar okundu. İstinaf eden her iki dav-ayı da kabul etmedi. Davanın istimaı 21 Mart 1972'ye tayin olundu. İstima gününde istinaf edenin avukatı 1. davanın 8/69 sayılı Kural tahtinde getirildiğini, bu Kural tahtinde ceza davası getirilemiyeceğini, 2. dava ise Fasıl 96 ve 8/69 sayılı Kural tahtin-de getirildiğini, Fasıl 96'da öngörülen yetkili makamın (appropriate authority) polis makamı olmadığını, bundan dolayı polisin dava getiremeyeceğini ileri sürerek bir iptidai itirazda bulundu.
Bidayet Mahkemesi ise iptidai itirazları dava nihayetinde- karara bağlanacağını bildirerek İddia Makamı tarafından çağrılan şahitleri dinlemiştir.
Bidayet Mahkemesi istinaf eden aleyhine çağırılan 3 şahidi ve istinaf edenin yeminsiz olarak beyan ettiklerini dinledikten sonra istinaf edenin mezkûr dere içine- bir baraka inşa ettiğinin müsbet bir şekilde ispatlandığını ve polisin Fasıl 285, madde 19 ve 1960, Adalet Mahkemeleri Kanununun 23. maddesi ve Anayasanın 113(2) maddesi tahtinde herhangi bir suç işlendiği zaman mücrimin aleyhine dava ikame edeceği kanaat-ına vararak istinaf edeni, aleyhine getirilen her iki davadan kabahatlı bularak 16 Mayıs, 1972'de mahkûm etti ve her davada K.L.1.-er ceza kesti. Ayrıca istinaf edenin dava mevzuu barakaya mahkûmiyet tarihinden itibaren 2 ay zarfında yıkması emrolundu, meğ-er ki bu zaman zarfında gerekli merciden izin almış olsun.
İstinaf eden 1. davanın cezayı gerektirecek bir suç teşkil etmediğini, verilen şahadet ışığında istinaf eden aleyhine getirilen davalardan istinaf edenin mahkûm edilemeyeceğini ve ilgili mevz-uatlarda dava ikame yetkisi Türk Emniyet Müdürlüğüne verilmediğini iddia ederek Bidayet Mahkemesi kararının hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf eyledi.
İlk olarak 1. davanın bir suç teşkil etmediği hususundaki iddiayı ele alalım. Mahkeme huzurunda- 1. dava ile ilgili verilen şahadet istinaf edenin "Garilli" deresi yatağındaki araziden bir yeri zorla işgal ettiğidir. İşbu dava Fasıl 224, Gayri Menkul Mal (Tasarruf, Kayıt ve Takdir) Kanununun 2 ve 79(1). maddelerine ve 8/1969 sayılı Kuralın 2(c) ve 9.- maddelerine istinad etmektedir.
Fasıl 224, madde 79(1) aynen şöyledir:
"79. (1) Any person who wilfully obstructs the Director or
valuer in the exercise of his powers or performance of his
duties under this law shall- be guilty of an offence and shall be
liable to imprisonment not exceeding six months or to a fine not
exceeding fifty pounds or to both such imprisonment and fine."
8/69 Kuralının 2. maddesi diğer şeyler meyanında, gayri menkul malın t-efsiri ile ilgilidir ve "c" paragrafı gayri menkul malın tefsirinin bir kısmıdır. Bu Kuralın 9. maddesi ise aynen şöyledir:
"9. Herhangi bir gayri menkul malı işgal eden bir şahıs, işgal
etmekte olduğu mali veya tasarruf hakkını başkasına -devredemez
veya kısmen veya tamamen başkasının istifadesine tahsis edemez."
Görülüyor ki 8/69 Kuralı tahtinde İthamnamede ileri sürülen maddeler bir suç teşkil etmez. Yine görülüyor ki Fasıl 224, madde 79(1) tahtındaki suç Tapu Müdürünü g-örev ifa etmekten men etmektedir. 1. dava ve 1. dava ile ilgili tüm şahadet incelendiğinde istinaf edenin Tapu Müdürünü görevini ifa etmekten men ettiği hususunda herhangi bir iddia yapılmamış ve herhangi bir şahadet verilmemiştir. Bundan dolayı istinaf ed-en 1. davadan kabahatlı bulunup mahkûm edilemezdi.
Şimdi de istinaf edenin Polisin Fasıl 96 tahtinde dava ikame etmeye yetkisi olmadığı iddiasını ele alalım. Fasıl 96 Yol ve Binaları Düzenleme Kanununun 3(1)(b) maddesine göre herhangi bir şahıs yetki-li makamdan izin almadıkça herhangi bir bina inşa edemez. Ayni Kanunun 3(2) maddesinde yetkili makamın kimin olacağı gösterilmektedir. 3(2) maddesine göre inşaat belediye hudutları dahilinde yapılacaksa yetkili makam o bölgenin belediyesidir. Belediye hud-utları haricinde herhangi bir sahada bir inşaat yapılacaksa yetkili makam Kaza İdare Amiridir. Kanunun 20. maddesi ise Kanunun 3(1)(b) maddesi tahtinde izin almadan yapılan herhangi bir inşaatın bir suç olduğunu belirtmektedir.
Herhangi bir kanun tah-tinde herhangi bir ceza davasının ikame edilmesi Ceza Usulü Kanunu Fasıl 155, tahtinde yapılır. Ceza Usulü Kanununun 37. maddesine göre, başka herhangi bir Kanunda öngörülen hukuk kaidelerine tabi olmak şartı ile, herhangi bir ceza davası herhangi bir şahs-ın aleyhine Mahkemede bir ithamname getirmekle başlar. Ayni Kanunun 38. maddesine göre ise her ithamname, ithamnameyi getiren şahıs tarafından imza edilmesi gerekir. Ayni Kanunun 43. maddesine göre her ithamname, ithamnamenin getirildiği Mahkemenin bir hak-imine prezente edilir ve hakim ithamnameyi gözden geçirdikten sonra ithamnamenin dosyalanması veya dosyalanmaması için direktif verir. Ceza Usulü Kanununda seri usulü ile muhakeme edilebilen (offence triable summarily) suçlar için getirilecek olan ithamnam-elerin kimin tarafından getirileceği hususunda herhangi bir kaide veya madde yoktur ancak Ceza Usulü Kanununun 107. maddesi tahtinde seri usulü ile muhakeme edilemeyen suçlar (offences not triable summarily) için Baş Savcının dosyalayacağı bir iddianame (i-nformation) ile Ağır Ceza Mahkemesinde herhangi bir şahsın muhakeme edilebileceği öngörülmektedir. Ceza Usulü Kanununun 3. maddesine göre her Mahkeme ceza davalarında, Ceza Usulü Kanununda veya başka herhangi bir kanunda açık hüküm olmayan hallerde, İngilt-ere'de yürürlükte olan Ceza Usulü ile ilgili kanun veya nizamları uygulayacaktır.
Ceza davası ikame etmek hususunda İngiltere'deki usul hakkında Paley on Summary Convictions 9th edn. s.171'de şunlar yer almaktadır:-
"Any person can lay an in-formation for a public offence to
which a penalty is attached, unless the statute under which the
proceedings are taken limits the class of informants."
Keza Halsbury's Laws of England, 3rd Edn. s.338'de şunlar yer almaktadır:-
-
"In the absence of a statutory provisions to the contrary any
person may of his own initiative, and without any preliminary
consent, institute criminal proceedings with a view to an
indictment; but there are -some statutes which require that
certain criminal proceedings should be undertaken only by order
of a judge or by the direction or with the consent of the
Attorney-General, the Diector of Public Prosecutions, or some
- other official person or body."
Yukarıda yapılan iktibaslardan açıkça görülüyor ki men edici sarih kanuni hükümler olmayan hallerde herhangi bir şahıs kendi inisiyatifi ile herhangi bir şahsın aleyhine bir ceza davası ikame edebilir. Bu hususta Lo-rd Alverstone C.J. Giebler v. Manning (1906) 1 K.B. s.714'de şunları söyledi:-
"I therefore come back to the main question. Can a private
person institute proceedings under s.47, sub-s.2? Apart from
express provisions limitin-g the right, I should have thought the
point was too clear for argument .. ...... .. . . Having regard
to the object of the statute, the protection of the public
against the offering of diseased meat for sale, I think that if -
it had had been intended to limit the right to take proceedings
for the recovery of penalties to a limited class of persons,
such as medical officers and sanitary inspectors, words would
have been introduced into the s-ection taking away from private
persons the right to lay informations under the section."
Bu istinafta en mühim husus Polis makamlarının Fasıl 96 tahtinde herhangi bir ceza davasını ikame etmeye yetkisi olup olmadığı hususudur. Fasıl 285, Po-lis Kanununun 19. maddesine göre herhangi bir polis herhangi bir şahsın aleyhine Mahkemelerde herhangi bir suç için bir ceza davası (charge) getirebilir. Görülüyor ki Polis Kanunu tahtinde polisin herhangi bir kanun tahtinde herhangi bir suç işlenen haller-de genellikle dava getirmeye yetkisi vardır. Bazan polisin veya başka herhangi bir şahsın dava getirme yetkisi suçu meydana getiren Kanunun bazı hükümleri tarafından kısıtlanabilir. Nitekim daha evvel bahsettiğimiz gibi seri usulü ile muhakeme edilemeyen s-uçlar için ancak Fasıl 155, madde 107 tahtinde Baş Savcılık ceza davası getirebilir. Fasıl 287 Destebanlar Kanununun 34. maddesi tahtinde herhangi bir hayvanın ekilmiş bir tarlaya veya bahçeye tecavüz etmesi veya herhangi bir zarar etmesi halinde hayvanın -sahibi veya hayvanı idare eden şahıs bir suç işler. Ayni maddenin 2. fıkrasına göre ise böyle bir suçta zarar gören şahıs veya zarar gören şahıs tarafından yapılan şikâyet üzerine, destebanlar mes'ulü (superintendent) ceza davası ikame edebilir. Fasıl 354,- Sosyal Sigorta Kanununun 51. maddesi tahtinde Sosyal Sigorta Kanunu tahtinde herhangi bir suç için ceza davası ancak Sigorta Baş Müdürü tarafından veya onun müsaadesi ile ikame edilebilir.
Fasıl 96, Yol ve Binaları Düzenleme Kanununun 20(1)(a) madde-si tahtinde Kanunun 3. maddesine aykırı hareket edenler bir suç işler. kanunun 20. maddesinin 2. fıkrası ise Kanun tahtinde işlenen herhangi bir suç için, hangi şahısların aleyhine dava ikame edilebileceğini göstermektedir. Bu fıkrada veya Fasıl 96, Yol ve- Binaları Düzenleme Kanununun diğer herhangi bir hükmünde ceza davalarının kimin veya kimler tarafından getirilebileceği hususunda herhangi sarih bir hüküm mevcut değildir. Ancak Kanunun 21(1) maddesi yetkili makamın Kanun tahtinde görev ve/veya yetkilerin-i ifa etmemesi veye ceza davası ikame etmemesi hususunde Vali'ye (Anayasaya göre Bakanlar Kurulu) herhangi bir şikayet yapılması halinde valiye bazı yetkiler verilmektedir. İstinaf edenin avukatları Fasıl 96'nın 21(1) maddesine dayanarak Fasıl 96 tahtinde -herhangi bir suç için ancak Kanunda tarif edilen yetkili makam yeni Belediye veya Kaza İdare Amirinin dava getirebileceğini ileri sürdü. Hiç şüphe yoktur ki Fasıl 96 tahtinde yetkili makamlara geniş bazı yetkiler verilmiştir. Ancak Fasıl 96'de o kanun taht-inde işlenen herhangi bir suç için yalnız yetkili makamlar ceza davası ikame edebilir diye herhangi bir hüküm mevcut değildir. Herhangi bir şahsın ceza davası ikame eden yetkisinden mahrum olabilmesi için o kanunda sarih hüküm olması gerekir. Sarih hüküm o-lmayan hallerde bu hak yani ceza davası açma hakkı alınamaz. Bu hususte Lindley L.J. The Queen v. Steward (1896) 1 Q.B. s.302'de şunları söyledi:-
"Our judgment must be founded on the consideretion of the
sections of the Deseases of -Animals Act, 1894. Reliance is
placed on s.2: 'The local authorities in this Act describeds
shall execute and enforce this Act and every order of the Board
of Agriculture so far as the same are to be executed or enforced
- by local authorities'. In terms that section does not apply to
preferring informations at all. The local authority are by it
constituted the persons whose duty is to see that the Act is
complied with. I do not think that eith-er that section or the
words of the 30th clause of the Order of 1895, 'The provisions
of this Order, except where it is otherwise provided; shall be
executed and enforced by the local authority,' exclude the
ordinar-y right of any person to prefer an information. But
pasing on, we come to the sections of the Act which deal with
penalties. Reading those sections together, they in fact affirm
the right of any person to prefer an info-rmation in most
significant terms. Is there anything in the Act or the Order
which so clearly restricts that right that we ought to say that
in this case no one but the borough council had the right to
take proceedings?- I can find nothing of the kind;"
ve ayni davada Kay L.J. şunları söyledi:
"I am of the same opinion. Prima facie ther-e is no doubt that
anybody may take proceedings to recover a penalty. That is an
old rule and is well established. The Act now under
consideration in terms provides that penalties shall be imposed
for certa-in acts, and that those penalties shall be regarded as
though they were penalties incurred under the Summary
Jurisdiction Act. In order to prevent the application of the
general rule, it must be shewn that the Act -in plain terms
prevents any one, except certain specified persons, from
prosecuting for offences under the Act. I can find no such
provision. Sect.2, which has been cited, has nothing to do with
the question: it o-nly enacts that where the Act has to be
executed or enforced by local authorities, those local
authorities shall be the local authorities described in the Act.
Reliance is then placed on s.34, which provides that "wh-ere a
local authority fail to execute or enforce any of the provisions
of this Act, or of an order of the Board of Agriculture, the
Board mey by order empower a person therein named to execute and
enforce those provisions." -There is nothing, as it seems to me,
in that to indicate that the local authority is the only person
who has power to take proceedings for the recovery of penelties
under the Act."
Kanaatimizce F-asıl 96'nın 21. maddesinde yetkili makamların görevlerini ifa etmeyerek ceza davası ikame etmedikleri hallerde gerekenin yapılması için Vali'ye bazı yetki verilmekle beraber Fasıl 285'in 19. maddesi tahtinde ceza davaları ikame etmek için polise verilen ye-tki kısıtlanmış değildir. Dolayısıyle Polisin de Fasıl 96 tahtinde işlenen herhangi bir suç için ceza davası ikame etmeye yetkisi vardır.
Verilen şahadet ışığında istinaf edenin aleyhine getirilen davalardan mahkûm edilemeyeceği hususundaki istinaf s-ebebini ele alalım. İstinaf edenin itham olunduğu 2. dava 8/1969 sayılı Türk Cemaatına mensup olmayan şahıslara ait Gayri Menkul Malların Kontrolü Kuralının 3(1) ve (5). maddelerine ve Fasıl 96, Yol ve Binaları Düzenleme Kanununun 3(1)(a)(b) ve 20. maddele-rine istinad etmektedir. 8/1969 sayılı Kuralın 3(1) maddesi Kuralın hükümlerinin Kıbrıs'ta Türk Cemaatının Kontrolünde bulunan Türk Belediye hudutları dahilinde kâin gayri menkul mallara uygulandığını öngörmektedir. Kuralın 5. maddesi ise idareciye gayri m-enkul malı işgal eden veya etmek isteyenlerle ilgili mucir-müstecir münasebetlerini düzenleme yetkisi verir. Bu iki madde tahtinde Türk Yönetimi idaresinden izinsiz olarak bina inşa etmenin bir suç olduğuna dair herhangi bir hüküm mevcut değildir. Esasen 8-/69 sayılı Kural tüm olarak incelendiğinde Kuralın herhangi bir maddesi tahtinde herhangi bir suçun meydana getirildiğine dair hüküm mevcut değildir. Fasıl 96'nın 3(1)(a) maddesi sokak yapma ile ilgilidir. Bu davada herhangi bir sokak yapılması mevzuu bahi-s değildir. Ayni Kanunun 3(1)(b) maddesi ise herhangi bir binanın inşaatı ile ilgilidir. Bu maddeye göre herhangi bir şahıs yetkili makamdan izin almaksızın herhangi bir bina inşa edemez. Ayni Kanunun 20(1)(a) maddesine göre de kanunun 3. maddesine aykırı -hareket edenler bir suç işlemiş olur. Herhangi bir şahsın 20(1)(a) maddesine göre bir suç işlemesi için yetkili makamdan izin almaksızın bir binayı inşa etmesi gerekir. Kanunun 3(2) maddesi yetkili makamın kimin olduğunu göstermektedir. Bu maddeye göre yet-kili makam binanın inşa edildiği sahaya göre ya Belediye Meclisi veya Kaza İdare Amiri veya bazı hallerde İnşaat ve Plânlama Müdürüdür. Hiç şüphe yoktur ki Belediye Meclisi veya Kaza İdare Amiri veya İnşaat ve Plânlama Müdürü dendiğinde Türk Belediye Mecli-si veya Türk Kaza İdare Amiri veya Türk İnşaat ve Plânlama Müdürü demektir. Herhangi bir inşaat için Türk Yönetimi İdaresinden izin alması gerektiği hususunda herhangi bir hüküm mevcut değildir. Dolayısıyle Türk Yönetimi İdaresinden izinsiz inşaat yapmak F-asıl 96, Yol ve Binaları Düzenleme Kanunu tahtinde bir suç değildir. Ancak, hale göre, Türk Belediye Meclisinden veya Türk Kaza İdare Amirinden izinsiz inşaat yapmak Fasıl 96 tahtinde bir suçtur. Bidayet Mahkemesi Sanığın dere içinde bir baraka inşa ettiği-nin müsbet şekilde ispatlandığına kanaat getirmiştir. Sanığın aleyhine verilen tüm şahadeti inceledik. İşbu barakanın inşa edildiği yerin Belediye hudutları dahilinde olduğuna dair herhangi bir şahadet mevcut değildir. İddia Makamının 2. şahidi olan Beledi-ye Mühendisi Tandoğan Resmi'nin verdiği şahadet bu barakanın inşa edildiği yerin Türk kontrolü bölgesinde olduğu hususundadır. Limasol Kaza İdare Amiri Baş Kâtibi Şaban Ege'nin verdiği şahadet ise inşa edilen barakanın hali arazi üzerinde olduğudur ve Sanı-ğın Kaza İdare Amirliğinden hali araziyi işgal etmesi için müsaade veya izin almadığı hususundadır. Yine Tandoğan Resmi'nin verdiği şahadete göre baraka şahadet verildiği günden takriben 2 sene 2 ay evvel yani takriben Ocak 1970'de inşa edilmiştir. Halbuk-i istinaf edenin aleyhine getirilen suç barakanın
1 Şubat 1971 ve 28 Ocak 1972 tarihleri arasında inşa edildiğidir.
Bidayet Mahkemesi Ceza Usulü Kanunu tahtinde yetkilerini kullanarak istinaf eden aleyhine getirilen 2. davadaki ithamnamenin yetkili- makam kısmı ile ilgili kısmını verilen şahadet ışığında belki tadil edebilirdi. Hiç şüphe yoktur ki böyle bir tadilat yapılmış olsaydı tadil edilmiş ithamname üzerinden müdafaasını yapmak için istinaf edene fırsat verilecekti. Bazı hallerde Yüksek Mahkeme- Sanığı Bidayet Mahkemesi tarafından mahkûm olunabileceği bir suçtan kabahatlı bulup mahkûm etmeye yetkisi vardır. Bunu yapabilmek için Bidayet Mahkemesi huzurunda bir Sanık aleyhine herhangi bir suç için sarih şahadet olması lazımdır. Bu meselede ikinci d-avada ithamnamede belirtilen tarihler arasında Sanığın herhangi bir inşaat yaptığı sabit olmamıştır. Buna ilâveten Sanığın yapmış olduğu baraka inşaatının hangi sahada, yani Belediye hudutları dahilinde mi yoksa Belediye hudutları haricinde mi olduğu husus-unda sarih şahadet mevcut değildir. Bu durumda Yüksek Mahkeme İstinaf Mahkemesi olarak istinaf edeni Fasıl 96, Yol ve Binaları Düzenleme Kanunu tahtinde başka herhangi bir suç işlediğine dair kabahatlı bulup mahkûm edemez.
Yukarıda izah olunan sebepl-erden dolayı istinaf edenin itham olunduğu şekilde her iki davada da kabahatlı bulunup mahkûm edilmemesi gerekirdi. Bunun için istinaf kabul edilir ve Bidayet Mahkemesinin mahkûmiyet kararı iptal edilir.
- Yüksek Mahkeme
12 Temmuz 1972.
Full & Egal Universal Law Academy