- Konsolide edilmiş
Ceza İstinaf No.14/73 ve 15/73
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
Ülfet Emin, Hâkim ve Ahmet İzzet, Hakim.
- Ceza İstinaf No. 14/73
- (Dava No. 1619/73)
-
İstinaf eden: Hasan Ahmet Harman, Lefkoşa
ile -
Aleyhine istinaf edilen: Türk Emniyet Müdürlüğü
arasında
İstinaf eden namına: A.M.Berberoğlu.
Aleyhine istin-af edilen namına: Kıdemli Savcı Vedat Aziz.
Ceza İstinaf No. 15/73
(Dava No. 1619/73)
İstinaf eden: Baş Savcılık
-
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: Hasan Ahmet Harman, Lefkoşa
arasında
İstinaf eden namına: Kıdemli S-avcı Vedat Aziz.
Aleyhine istinaf edilen namına: A.M.Berberoğlu.
Fasıl 154 Ceza Yasası - Yasa'nın 59(a) ve 48(a)
maddelerine aykırı müfsit gayesi bulunan ve Kıbrıs
Türk Yönetimi Yürütme Kuruluna karşı nefret uyandırma
ve Kı-brıs Türk Yönetimi Yürütme Kurulunu küçük
düşürme maksadına matuf beyanname tasarrufu
- Yasa'nın 59(a) ve 48(e) maddelerine aykırı müfsit
gayesi bulunan ve Kıbrıs Türk Halkı arasında hoşnut-
suzluk yaratma mak-sadına matuf beyanname tasarrufu.
Ceza Usulü - Şahadet - İspat - Müfsit gayesi bulunan
beyanname tasarrufu suçunda meşru mazaret iddiası -
Meşru mazaret iddia eden Sanığın bunu ispat etmekle
yükümlü olması.
OLAY: Sanığın 1973 -yılında Lefkoşa'da evinde bir adet
beyanname bulundu.
Sanık, Fasıl 154 Ceza Yasası'nın 59(a), 48(a) ve
- 48(e) maddelerine aykırı müfsit gayesi bulunan ve
Kıbrıs Türk Yönetimi Yürütme Kuruluna karşı nefret
uyandırmak ve Kıbrıs Türk Yönetimi Yürütme Kurulunu
küçük düşürmek maksadına matuf bir adet beyanname
tasarruf etme-k suçuyla itham edilerek mahkûm oldu.
- Sanığa K.L.50.- para cezası verildi. Sanık ayrıca
sulhu muhafaza etmesi için iki yıl müddetle K.L.200.-
kefalete bağlandı.
- Sanık, mahkûmiyet ve ceza aleyhine istinaf etti.
- Başsavcılık ise verilen cezanın aşikar surette
yetersiz olduğunu ileri sürerek istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, beyannemeyi kapısının altında
bulduğunu ileri sürerek beyannameyi tasarrufunda
bulundurmakt-a meşru mazereti olduğunu beyan eden
Sanığın bunu ispatla yükümlü olduğunu; Sanığın polis
tarafından sorgulandığında bu mazareti ileri sürme-
diğini göz önünde bulundurarak bu iddianın doğru
olmadığı sonucuna vardı v-e mahkûmiyet aleyhine
yapılan istinafı reddetti.
Yüksek Mahkeme, 8/73 ve 9/73 sayılı Ceza istinaf-
lardaki prensipleri tekrarlayarak ceza ile ilgili
istinafları reddetti.
--------------- -
- Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Hâkim Ülfet Emin vermiştir.
-
H Ü K Ü M
Ülfet Emin: 14/73 sayılı istinafta istinaf eden (mahkûm) 12 Temmuz 1973 tarihinde Lefkoşa Kaza Mahkemesi tarafından Fasıl 154, Ceza Kanununun 59(a) ve 48(a) maddelerine aykırı olarak 6 Nisan 1973 tarihinde Lefkoş-a'da Alay Bey Sokak, 46 numaralı ikametgâhı dahilinde müfsit gayesi olan ve Kıbrıs Türk Yönetimi Yürütme Kuruluna karşı nefret uyandırma ve Kıbrıs Türk Yönetimi Yürütme Kurulunu küçük düşürme maksadına matuf, davada tafsilâtı verilen bir adet beyanname ya-ni 26 Mart 1973 tarihli 5 sayılı C.T.P. Bültenini tasarrufunda bulundurmaktan kabahatli bulunarak mahkûm edildi. (İthamnamede 6. dava). Mahkûm ayni mahkeme tarafından ayni tarihte Ceza Kanununun 59(a) ve 48(e) maddelerine aykırı olarak müfsit gayesi olan -ve Kıbrıs Türk halkı arasında hoşnutsuzluk yaratma maksadına matuf davada tafsilâtı verilen 1 adet beyannameyi ayni tarih ve mahalde tasarrufunda bulundurmaktan kabahatli bulunarak mahkûm edildi (İthamnamede 7. dava). Mahkûm 6. dava için K.L.50.- para cez-asına çarptırıldı. 7. dava için ise iyi ahlâk sahibi olması ve sulhu koruması için iki sene müddetle K.L.200.- kefalete bağlandı.
- Mahkûm Bidayet Mahkemesinin hükmünü aşağıdaki sebeplerden dolayı hatalı olduğunu ileri sürerek mahkûmiyet ve ceza aleyhine istinaf eyledi.
1. Bidayet Mahkemesi mahkûmun meşru mazaret iddiasına inanmadığı bulgusuna varırken, mahkûmun kanuni hakkı-nı kullanması hususunu mahkûmun aleyhine değerlendirmekle hata etmiştir.
-
- 2. Bidayet Mahkemesi davanın gerçekleri muvacehesinde, hafifletici sebepleri nazarı itibara alsaydı daha hafif bir ceza kesmiş olacaktı. Kesilen ceza fahiş surette ağırdır.
-
- Diğer taraftan Baş Savcılık verilen cezanın davanın ahval ve şeraiti muvacehesinde aşikâr surette kifayetsiz olduğunu ileri sürerek ceza aleyhine istinaf eyledi. Her iki istinaf da konsolide edildi.
-
- İlk önce 1. istinaf sebebini ele alalım. Mahkûm Bidayet Mahkemesinde şahadet vermiş ve emare bülteni gece yarısından sonra eve geldiğinde kapının altında bulduğunu, onu alıp yatak odasındaki kütüphanenin üzerine koyduktan sonra yattığını, sabahleyin k-alkıp işine gittiğini, dükkânda olduğu bir sırada ve daha bülteni okumaya fırsat bulmadan gelen İddia Makamı şahidi 1 Ali Ahmet'in evini aramak istemesi üzerine eve gidip emare bülteni adı geçen şahide verdiğini söylemiştir. Mahkûmun mahkemeye vermiş oldu-ğu işbu şahadetle dava konusu bülteni tasarrufunda bulundurmakta meşru mazareti olduğunu iddia ettiği görülüyor. Bidayet Mahkemesi mahkûmun meşru mazaret hususunda verdiği şahadete inanmamıştır ve Bidayet Mahkemesi bu hususta aynen şunları söylemiştir:-
-
"Evde emare bülteni teslim ettikten sonra sanığa
kanuni ihtarda bulunan İddia Makamı şahidi 1 Ali
Ahmet'e 'Bunun müfsit olup olmadığını ne bileyim,
yayınlanmadan evvel polis niye tedbir almadı'
şeklinde ke-ndini savunmak ihtiyacını duyan ve dava
okunduğunda sadece 'Beyannamenin müfsit olduğunu
kabul etmem' şeklinde cevap veren sanık, Mahkemede
duruşması sırasında iddia ettiği gibi hakikaten
bülteni o sabah kapının altın-da bulmuş olsaydı bunu
derhal evde kanuni ihtarı müteakip, veya karakolda
veya dava okunduğunda polise söylerdi, söylemesi
beklenirdi. Sanık bunu yapmamakla ve bu iddiayı ilk
defa Mahkemede duruşması esnasında ileriye sürmekl-e
bunun sonradan düşünülüp öne sürülen bir müdafaa
olduğu kanaatına varmış bulunuyorum ve sanığın bu
hususta söylediklerine inanmıyorum."
- Ceza Kanununun 59(a) maddesi tahtinde meşru mazaret iddia eden herhangi bir şahsın meşru mazaretini mahkemede isbat etmesi gerekir. İsbat yükü kendisinindir. Hiç şüphe yoktur ki 59(a) maddesi tahtinde itham edilen herhangi bir şahsın isbat külfeti, İ-ddia Makamının isbat külfeti kadar ağır değildir. Ancak bu gibi hallerde suçla itham olunan şahıs söylediklerinin makul şüpheden ari bir şekilde doğruluğunu isbat etmek mecburiyetinde olmamakla beraber söylediklerinin doğru olabileceği hususunu Mahkemede -isbat etmesi gerekir.
Alt kademedeki mahkemelerin şahitlere inanıp inanmama hususunda vardıkları herhangi bir kanaata Yüksek Mahkeme müdahale etmez meğer ki Mahkemenin inanmamakla hata işlediği hususunda Yüksek Mahkeme ikna olunsun. Hata yapıldığını- ileri süren taraf Yüksek Mahkemeyi ikna etmesi gerekir. Mahkûmun kendisine kanuni ihtar yapıldığı zaman ve polis tarafından kendisine dava okunduğunda söyledikleri nazari itibara alındığında Bidayet Mahkemesinin şahide inanmamakla herhangi bir hata işled-iğine kanaat getirmedik. Mahkûmun bülteni teslim ettiği an söyledikleri ve dava okunduğunda verdiği cevap nazarı itibara alındığında mahkûmun yemin tahtinde mahkemede söylediklerinin doğru olma ihtimali olmadığı aşikârdır kanaatındayız. Bu nedenle 1. isti-naf sebebi reddolunur.
-
- Cezanın aşikâr surette fahiş veya aşikâr surette kifayetsiz olduğu iddialarını ele alelim. Bidayet Mahkemelerinin herhangi bir şahsı suçlu bulduklarında cezayı takdir ve tesbit ederken hangi prensipler dahilinde hareket etmeleri gerektiği 8/73 ve 9/7-3 sayılı konsolide edilmiş istinaflarda sarahaten belirtilmiştir. Ayni hususları bu istinafta da tekrarlamayı fuzuli görüyoruz. Bidayet Mahkemesi cezayı takdir ve tesbit ederken mahkûmun kabahatlı bulunduğu suçların yürürlükteki Kanunumuza göre vahim suçl-ar olduğunu, toplumumuzun ylllardır sürdürmekte olduğu ölüm kalım davamızın bu kritik döneminde toplum fertleri arasında itimadı, karşılıklı sevgi ve dayanışmayı ve kardeşlik bağlarını zedelememek, Kıbrıs Türk Yönetiminin ve onun Yürütme Kurulunun itibarın-ı içeride ve dışarıda en yüksek seviyede tutmak icab ettiğini nazarı itibara alarak müfsit gayesi bulunan yayınları tasarruflarında bulunduranların çok ağır bir şekilde cezalandırılmaları gerektiği kanaatını izhar etti. Bidayet Mahkemesi hükmünde mahkûmun- leyhinde olan hususları incelerken mahkûmun 24 yaşında olduğunu, sabıkası olmadığını, tasarrufunda sedece bir tek müfsit bülten bulundurduğunu, günde K.L.1.500 mil ücretle çalıştığını, yakında evlenmek için hazırlık yapmakta olduğunu, tahkikat sırasında 3- gün tutuklu kaldığını, davanın bütün ahval ve şeraitini nazari itibara aldığını belirterek mahkûmu hapse göndermemeye karar verdi. Kanaatımızca Bidayet Mahkemesi cezayı takdir ve tesbit ederken nazarı itibara alması gereken tüm mühim faktörleri gerek amm-e menfaatinin korunma hususunu gerekse mahkûmun leyhine olabilecek mühim faktörleri nazarı itibara almıştır. Dolayısıyle Bidayet Mahkemesi cezayı takdir ve tesbit ederken 8/73 ve 9/73 sayılı konsolide edilmiş istinaflarda belirtilen prensipler dahilinde h-areket etmiş ve gerekli mühim faktörleri nazarı itibara almıştır. Acaba buna rağmen Bidayet Mahkemesinin tesbit ve takdir ettiği ceza aşikâr bir surette fahiş veya aşikâr bir surette kifayetsiz midir? Bidayet Mahkemesinin amme menfaati ve mahkûmun leyhin-e alınabilecek hususlar bakımından söyledikleri ve davanın tüm ahval ve şeraiti nazarı itibara alındığında Bidayet Mahkemesinin takdir ve tesbit ettiği cezanın herhangi bir müdahaleyi gerektirecek nitelikte aşikâr surette fahiş veya kifayetsiz olduğuna ikn-a olunmadık.
Bu nedenle mahkûmun mahkûmiyeti ve ceza aleyhine yaptığı istinaf reddolunur. Baş Savcılığın da cezanın aşikâr surette kifayetsiz olduğu hususunda yaptığı istinaf reddolunur.
-
Yüksek Mahkeme
9 Ağustos 1973.
Full & Egal Universal Law Academy