-YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA Ceza İstinaf No: 19/71
(Dava No: 3806/71)
M.Necati Münir, Başkan ve
Ahmet İzzet, Üye-.
İstinaf eden: Dilâver Hasan Vekkos,
(Sanık)
ile -
Aleyhine istinaf edilen: Türk Emniyet Müdürlüğü,
arasında
İstinaf eden bizzat hazır.
Aleyhine istinaf edilen namına: Zaim M. -Necati.
Fasıl 154 Ceza Yasası - Fasıl 154 Ceza Yasası'nın 309. madde-
sine aykırı hırsızlık olduğundan şüphe edilen mal tasar-
rufu.
Fasıl 155 Ceza Usulü Yasası - Fasıl 155 Ceza Usulü Yasası'nın
135(b) maddesi - Suçunu kabul eden Sanığ-ın bazı hallerde
mahkûmiyet aleyhine istinaf edebilmesi.
OLAY: Sanık, çalınmış 12 şişe viskiyi tasarrufunda bulundur-
makla itham edildi ve suçunu kabul etti. Sanığın aleyhin-
deki diğer 5 suç da nazarı itibara alındıktan sonra
- Sanığa 6 ay hapis cezası verildi.
Sanık, mahkûmiyet aleyhine istinaf etti. Sanık, isti-
nafta, ayni suç nedeniyle Rum Mahkemesinde yargılandığını
ve akli muvazenesinin bozuk olması nedeniyle beraat etti-
ğini öne sürdü.
SONUÇ:- Yüksek Mahkeme, Sanığın suçunu kabul ettiğini, suçunu
kabul eden bir Sanığın, mahkûmiyet aleyhine, yalnız Fasıl
155 Ceza Usulü Yasası'nın 135(b) maddesi altında istinaf
edebileceğini,madde 135(b)nin ise ithamnamede iddia edilen
vakala-rın bir suç teşkil etmediği iddiası ile istinaf
imkânı verdiğini dikkate aldı ve istinafı reddetti.
Yüksek Mahkeme, akli muvazenesi dikkate alındığında
Sanığa verilen 6 aylık hapis cezasının fahiş olabilece-
ği görüşünü if-ade etti. Ancak ceza aleyhine istinaf yapıl-
madığından bu hususta karar vermedi.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihat:
1. Klanarou v. District Officer (1963) 1 C.L.R.47
H Ü K Ü M
- İstinaf eden (sanık), Lefkoşa Kaza Mahkemesinde Fasıl 154, Ceza Kanununun 309. maddesine aykırı 17 Şubat 1971 tarihinde Lefkoşa'da makulen hırsızlık eşya olduğuna dair şüphe olunan K.L.21.- değerinde 12 adet viskiyi tasarrufunda bulundu-rmakla itham edilmiştir. 28 Temmuz 1971 tarihinde Sanık Mahkeme huzuruna geldiğinde bu ayni suç için Rum Mahkemesi tarafından mahkûm edilip cezalandırıldığını iddia etti ve Bidayet Mahkemesi bu iddianın doğru olup olmadığını tetkik ederek Mahkemeye mal-ûmat vermek için İddia Makamına emir verdi. 23 Ağustos 1971 tarihinde İddia Makamı Mahkemeye Birleşmiş Milletler aracılığı ile Rum Yönetiminden tahkikatta bulunulduğunu ve alınan bilgiye göre Sanığın Rum Mahkemesinde tutuklu bulunduğu bir anda kaçması üze-rine Mahkeme edilmiş ve hapis cezasına çarptırılmış olduğunu ve bu dava mevzuu viskilerden dolayı Mahkemeye verildiğine veya cezalandırıldığına dair herhangi bir bilgi alınmadığını bildirdi. Dava Sanığın talebi üzerine 7 Eylül 1971 tarihi-ne tehir olundu ve bilâhare Sanığın avukatının talebi üzerine tekrar tehire uğradıktan sonra 21 Eylül 1971 tarihinde Sanık davayı kabul etti ve bunun üzerine Bidayet Mahkemesi Sanığı mahkûm ederek, Sanığın geçmiş 5 suçunu da nazarı itibara ala-rak Sanığı 6 ay hapis cezasına çarptırdı.
-
- Sanık mahkûmiyet aleyhine istinaf ederek ayni suç için Rum Mahkemesinde Mahkeme edildiğini ve akli muvazenesi bozuk olduğu nedeni ile beraat ettirildiğini iddia etti.
-
- Aleyhine istinaf edilenin avukatının da ileri sürdüğü gibi, bir Sanık suçunu kabul ettikten sonra mahkûmiyet aleyhine ancak Fasıl 155, Ceza Usulü Kanununun 135. maddesinin (b) fıkrası tahtinde istinaf edebilir. Yani ithamnamede iddia ed-ilen vakaların bir suç teşkil etmediğini ileri sürerek istinaf edebilir. (Bak Klonarou v. District Officer, (1963) 1 C.L.R.47). Bu davada ise Sanık suçunu kabul ettiği için daha önceden başka bir Mahkeme tarafından mahkûm edildiğini bir istinaf -sebebi olarak ileri süremez.
-
- Bu sebepten dolayı mahkûmiyet aleyhine yapılan bu istinaf reddolunur.
-
- Sanık ceza aleyhine herhangi bir istinafta bulunmuş değildir. Şayet ceza aleyhine de istinaf etmiş olsaydı bütün ahval ve şerait tahtinde ve Sanığın akli muvazenesini nazarı itibara alarak 6 ay kesilen hapislik cezasının fahiş olup olmaması bir teze-kkür konusu olabilirdi. Lâkin ceza aleyhine böyle bir istinaf yapılmadığı için 6 aylık hapislik cezasına müdahale etmeye yetkimiz yoktur. Bu böyle olmakla beraber Sanığın cezaevinde kaldığı müddetçe tıbbi tedaviye tabi tutulmasının faydalı olacağı- kanaatindeyiz ve bu hususta böyle bir tedavi için ilgili makamlar tarafından gereken yar-dımın, yapılmasını tavsiye ederiz.
- Yüksek Mahkeme
22 Ekim 1971.
Full & Egal Universal Law Academy