-YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA Ceza İstinaf No:19/72
(Dava No. 1211/72; Lefkoşa)
M.Necati Münir, Başkan, Ülfet Emin ve
Ahmet İzzet, Üye.
İstinaf eden: Eray Mehmet, Ortaköy
- (2. sanık)
- - ile -
Aleyhine istinaf edilen: Türk Emniyet Müdürlüğü
arasında.
İstinaf eden namına: Gürsel E. Kadri.
Aleyhine istinaf edilen namına: Zaim M. Necati.
Fasıl 154 Ceza Yasası - Yasanın 89. madd-esine aykırı
kavgada yer alma - Yasanın 95. maddesine aykırı umumi
bir yerde, sulhu bozacak harekette bulunma.
Fasıl 159 Tehlikeli Silâhlar (Yasaklama) Yasası -
Yasanın 2,3(1), (2) ve (3) maddelerine aykırı umumi
bir -yerde tecavüzi silâh taşıma.
Tecavüzi Silâhın Tanımı - özel olarak şahsa veya mala
zarar vermek için yapılmamış olsa da, bu niyetle kul-
lanılması ile bir aletin tecavüzi silâh tanımına
- girmesi.
-
Meşru Müdafaa - Olay yerinden ayrılıp, kürek alıp geri
gelen Sanığın bu müdafaadan yararlanamaması.
Fasıl 155 Ceza Usulü Yasası - Yasanın 46(3) maddesi ve
Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasının 12(2) maddesi uyarın-
ca bir şahsın ayni olgula-rdan 2 defa cezalandırıla-
maması ve bu nedenle bir davada ceza kesildikten
sonra ayni olgulara istinat eden diğer davalardan
ceza verilememesi.
OLAY: Sanıklar, 1972'de, Ortaköy'de, umumi bir yerde
kavgada yer aldıla-r. Sanık 1'in kendisine bıçak
çektiğini gören Sanık 2 koşarak olay yerinden ayrıldı
ve bir kürekle gelerek Sanık 1'in omuzuna ve eline
vurdu. Bidayet Mahkemesi Sanık 2'yi kavgada yer al-
maktan 1,5 ay, tecavüzi silâh taşımakt-an 1 ay ve
- rahatsızlıktan 10 gün hapis cezasına çarptırdı.
- Sanık 2 mahkûmiyet ve ceza aleyhine istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, mahkûmiyet aleyhine istinafı
- reddederken şu nedenlere dayandı:
- 1- Kürek, şahsa veya mala zarar vermek için imal
edilmiş olmamakla birlikte, bu niyetle kullanılırsa,
- Fasıl 159 Tehlikeli Silâhlar (Yasaklama) Yasasının 2.
maddesi kapsamında, tecavüzi silâh sayılır.
- 2- Olay yerinden ayrılıp, kürek aldıktan sonra
tekrar olay yerine gelen Sanık 2 nefsi müdafaadan
- yararlanamaz.
- Yüksek Mahkeme, ceza aleyhine yapılan istinafı ise
- aşağıdaki nedenlerle kabul etti:
- 1- Rahatsızlık davasında hiç ceza kesilmemesi
gerekirdi, çünkü kavgada yer almanın olguları rahatsız-
lık davasının olgularını da kapsamaktadır ve Sanık 2
kavgada yer alma davasından mahkûm olmuş ve cezalan-
- dırılmıştır.
- 2- Davanın bütün ahval ve şeraiti ve kavganın ne
şekilde başladığı göz önünde bulundurularak, kavgada
yer alma davasından verilen ceza 1,5 aydan 1 güne ve
tecavüzi silâh bulundurma davasından verilen ceza 1
aydan 17 güne in-dirildi.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
1.Dudley Leighton Petrie v. Regina (1961) 45 Qr. App.R.
s.72
2.Ioannis Michael Peflus and Other v. The Republic
(1961) C.L.R. 340.
----------------
- H Ü K Ü M
İstinaf eden (Bidayet Mahkemesinde 2. sanık), Lefkoşa Kaza Mahkemesi tarafından 26 Haziran 1972 tarihinde Fasıl 154, Ceza Kanununun 89. maddesine aykırı olarak 26 Ocak 1972 tarihinde, Ortaköy'de, umumi bir yerde, bir kavgada ye-r aldığından (1.dava), Fasıl 159 Tecavüzi Silâhlar Kanununun 2 ve 3(1), (2), (3) maddelerine aykırı olarak 1. davada zikrolunan tarih ve mahalde, kanuni salâhiyeti veya makûl mazareti olmaksızın, umumi bir yerde, üzerinde tecavüzi silâh, yani bir kürek taş-ıdığından (3. dava), ve Fasıl 154, Ceza Kanununun 95 ve 20. maddelerine aykırı olarak 1. davada zikrolunan tarih ve mahalde, umumi bir yerde, makûl sebep olmaksızın sulhu bozacak tavrı harekette bulunmaktan, yani yüksek sesle bağırıp çağırıp rahatsızlık et-mekten (4. dava), mahkûm edilerek 1. davadan, yani kavga davasından 1 1/2 ay, 3. davadan, yani Fasıl 159 Tecavüzi Silâhlar Kanunu tahtindeki suçtan 1 ay ve 4. davadan, yani rahatsızlık davasından, 10 gün hapse mahkûm edilmiştir. Bidayet Mahkemesinde emare- olarak ibraz edilen bıçak ile kürek de müsadere edilmiştir.
İstinaf eden Bidayet Mahkemesinin bulgularının hatalı olduğunu ve şahadetle desteklenmediğini ve kesilen cezaların aşikâr surette fahiş olduklarını iddia ederek, mahkûmiyet ve ceza aleyhine- istinaf eylemiştir.
Davanın vakıaları, Bidayet Mahkemesinin bitaraf şahit olarak kabul ettiği ve inandığı iddia Makamı 1. şahidi Ahmet Mustafa tarafından şöyle izah edilmiştir:-
"26.1.1972'de saat 3-3.15'de Ortaköy'de Hüsnünün
kahv-esi yanında dururdum, bir kalabalık sesi işit-
tim o tarafa gittim. Sanık No.1'i ve sanık
No.1'in karısı Cemaliye'yi gördüm. Sanık No.2 de
orada idi. Münakaşa ederlerdi. Sanık No.l karı-
sının üzerine saldı o- da ona, Eray sanık No.2
sanık No.1'sen cesurmun bre' dedi ve sanık No.1
tutup çekti arkasından urubalarından, sanık No.1
ona vurmağa çalıştı ben ara yerlerine girdim ve
kendilerini ayırt ettim. Kendilerini bırak-ınca
ben orda iken yine birbirlerine saldılar. Birbir-
lerini göğsünden tuttular vursunlar diye ben yine
araya girdim ayırt ettim. Asfalta çıktılar bunlar
kavgayı hususi bir evin önünde yapıyorlardı yolda
birbir-lerine yüksek sesle sövmeye başladılar ondan
sonra yine asfalt içinde kavga etmeye başladılar.
Ben ve Türkiyeli bir Üsteğmen aralarına girip
ayırt ettik. Sanık No.1 1-2 adım geriledikten
sonra sakkonun -iç cebinden bir bıçak çekerek
'senin kanını içeceğim' dedi ve sanık No.2'nin
üzerine saldı. Eray ise 'Sen bana bıçak çeken ha'
diyerek koştu kahvenin yanından bir kürek getirdi.
Şahit tanıtma 'A' bıçağ-ı gördü tanıdı 'B' yi
küreği gördü ve tanıdı. Aralarında 3 adım mesafe
vardı birisi elinde bıçak sanık 2'nin elinde kürek
vardı. Eray kürekle vurdu sanık No.1'in omuzuna
ve ikinci defa bıçak tutan eline vurdu. Ta-m o
saat Mehmet polis geldi araya girdi. Sanık
No.1'in ellerini arkadan tuttu ve ben de bıçağı
elinden aldım. Mehmet polise teslim ettim. Oraya
20-25 kişi toplanmıştı. Küreği de Mehmet polis
aldı-. Daha sonra polisler geldi ve kavga edenleri
alıp gittiler."
Her ne kadar da İddia Makamı 1. şahidi Ahmet Mustafa, Cemaliye Salih'in (iddia Makamı Şahidi No.3) Mehmet Cemal'in (1. sanığın) karısı olduğunu söylemişse de, Cemaliye Salih'in ver-diği şahadetten görüleceği gibi Cemaliye Salih eski kocası olan 1. sanık Mehmet Cemal'dan 1971'de ayrılarak vaka tarihinde istinaf eden (2.sanık) ile beraber yaşamakta idi. Vakıalarla ilgili şunu da belirtmek gerekir ki, gerek iddia Makamı 1. şahidi Ahmet- Mustafa'nın şahadetinin istintak kısmında verdiği şahadetten ve gerekse İddia Makamı 3. şahidi Cemaliye Salih'in şahadetinden görüleceği gibi bu üç göz şahidi ilkin bıçağı Mehmet Cemal'ın (1. sanığın) çektiği hususunda mutabık kalmışlardır.
İstinaf -edenin avukatı 3. dava ile ilgili bahis konusu küreğin Fasıl 159, Tecavüzi Silâhlar Kanununun öngördüğü "Tecavüzi silâh", yani "offensive weapon" tarifine girmediğini iddia etmiştir. Bu Kanunun 2. maddesinde bulunan "tecavüzi silâhın" yani "offensive weap-on"un tarifi aynen şöyledir:-
" 'offensive weapon' means any article made or
adapted for use for causing injury to the person or
damage to property, or intended by the person having
it with him for such use by him;"
- Yukarıda iktibas ettiğimiz tarifte görüleceği gibi "property" kelimesinden sonra bir virgül mevcuttur; bu virgül ile tefsir iki bölüme ayrılıyor. Tarifin birinci kısmın'a göre bir alatin ya özel olarak şahsa veya mala zarar yapmak için yapılmış olması v-eya o maksat için adapte edilmiş olması gerekir. Tarifin ikinci kısmı ise bahis mevzuu olan aletin o niyetle, yani şahsa veya mala zarar yapmak niyeti ile, kullanılmasını öngörüyor. Fasıl 159'un 2. maddesinde bulunan "offensive weapon"un tarifi İngiltere-'de Prevention of Crime Act, 1953 Kanununun 1(4) maddesinde bulunan tarifin benzeridir.
İngiltere'de Dudley Leighton Petrie v. Regina (1961) 45 Cr. App.R. 72 davasında "tecavüzi silah"ın (offensive weapon) tarifi etraflıca eleştirilmiştir. 0 davada H-akim Salmon sayfa 76 ve 77'de şöyle demiştir:-
"It is clear that the definition section of the
Act contemplates offensive weapons of, at any rate,
two classes, namely (a) an article which per se is
an offensive weapon th-at is to say, an article made
or adapted for use for causing injury to the
person; and (b) an article which though it is not
made or adopted for such use, is carried with the
intent so to use it. A cosh, a knuckledu-ster, and
a revolver are examples of articles in the first
class. A sandbag and a razor are examples of ar-
ticles in the second class. No jury could find
that a sandbag was in the first class, because
- there would be no evidence to support such a
finding. It seems to this court that the same is
true about an ordinary razor. There are some
articles which are equivocal, for example, knives.
It would a-lways be for a jury to say whether a
knife was made or adapted for use for causing
injury to the person. It would depend upon the
view the jury took of the knife.
It is absolutely essential in summing up to the -
jury in a case of this sort not to muddle up the
definition of "offensive weapon" because if the
article in question is an offensive weapon per se,
once possession in a public place is proved, the
onus shift-s to the defence to prove, on a balance
of probability, that there was lawful authority or
reasonable excuse for carrying the weapon. If the
accused fails to discharge the onus, the jury must
convict him. On the other hand-, if the article is
something like a sandbag or a razor, the onus is on
the prosecution to show that it was carried with
the intention of using it to injure. The onus
remains on the prosecution throughout, and if at
- the end of the day the jury are left in doubt about
the intent of the accused he is entitled to be
acquitted."
-- Bu istinafta 3. dava ile ilgili bahis konusu olan kürek, iktibas ettiğimiz "offensive weapon" tarifinin ikinci kısmına girer kanaatındayız. Kavga esnasında veya istinaf edenin küreği kullanmaya başladığı an kürek istinaf edenin elinde bulunmuş olsayd-ı belki o zaman "offensive weapon"un tarifinin ikinci kısmında öngörülen niyet mevcut olmadığı niyetle, kürek tarifin kapsamına girmediği iddia edilebilirdi. Lâkin bu davada Bidayet Mahkemesi huzurundaki şahadetten sarih olarak görüleceği gibi kürek kavga- esnasında istinaf edenin elinde olmayıp istinaf eden küreği kavgada -bir alet olarak kullanmak için kavga yerinden ayrılıp almıştır ve bu da istinaf edenin küreği hangi niyetle kullanmak istediğini göstermektedir. Kanaatımızca, bu sebepten dolayı kürek Fasıl 159'un 2. maddesinde yer alan "tecavüzi silâh" ("offensive weapon-") tarifinin ikinci kısmının kapsamına girer ve Bidayet Mahkemesinin 3. davadaki mahkûmiyet kararı hatalı değildir.
İstinaf edenin avukatı mezkûr küreğin istinaf eden tarafından nefsi müdafaa için kullanıldığını ileri sürmüştür. Kanaatımızca bu iddi-a mesnetsizdir. Aleyhine istinaf edilen tarafından ileri sürüldüğü gibi, istinaf eden küreği almak için kavga mahallinden ayrılmak fırsatı bulduğu gibi kavga mahallini tamamıyle terkedebilirdi ve nefsi müdafaa yapmak için kavga yerine tekrar dönüp kürek i-le iştirak etmesi icab etmezdi.
Yukarıda verilen sebeplerden dolayı mahkûmiyet aleyhine yapılan istinaf reddolunur.
- İstinafın ceza aleyhine yapılan kısmına gelince, bu davanın bütün ahval ve şeraiti nazarı itibara alındığında ve bilhassa Bidayet Mahkemesinin bitaraf şahit olarak kabul ettiği iddia Makamı 1. şahidi Ahmet Mustafa ve diğer iki İddia Makamı şahidinin d-e teyid ettiği gibi bıçağı ilk olarak 1. sanık Mehmet Cemal'ın çektiğini ve kavganın ne şekilde başladığını ve davanın bütün ahval ve şeraitini nazarı itibara aldığımızda, 1. ve 3. davalarda kesilen ceza-lar aşikâr surette fahiştir kanaatındayız. 4. davada, yani rahatsızlık davasında, Bidayet Mahkemesi istinaf edeni mahkûm etmekle beraber bu dava için, hiç ceza kesilmemesi gerekirdi, çünkü 1. davada itham konusu olan ve mahkûmiyet kararı verilen kavganın v-akıaları 4. davadaki (rahatsızlık davası) vakıalarını da kapsamaktadır. Ioannis Michael Pefkos Others v. The Republic (1961) C.L.R. 340 davasında s.370 ve 371'de Yüksek Mahkeme şöyle demiştir:-
"As to counts 4, 5, 6, 7 and 8, i.e. the charges -
of carrying and using a pistol and a revolver, and
possessing rounds of ammunition, although technically
the first appellant is guilty on those charges,
nevertheless, as the same facts and circumstances
formed part -and parcel of the attempted armed robbery
charged of which he had been convicted and sentenced
I consider that no sentence should have been passed
upon those counts. (Cf. Article 12, paragraph 2, of
the Constitution and s-ection 40, sub-section (3), of
the Criminal Procedure Law, Cap.155)."
Anayasanın 12. maddesinin 2. fıkrası ve Fasıl 1-55 Ceza Usulü Kanununun 40. maddesinin (3). fıkrasını göz önünde tutarak kanaatımızca 4. davadan herhangi bir ceza kesilmemesi gerekirdi.
1. ve 3. davada kesilen cezalara gelince, sanığın hiç sabıkası olmadığını ve kavganın ne şekilde başladığını ve -davanın bütün ahval ve şeraiti göz önünde tutulduğunda kanaatımızca istinaf edene 1. dava için bir gün hapislik cezası kâfidir ve bu davadan kesilen 1.5 ay hapislik cezasını, mahkûmiyet tarihinden başlamak üzere 1
güne tadil ederiz. 3. davada ise, biraz ön-ce belirttiğimiz gibi istinaf edenin tecavüzi bir alet kullandığından bu davanın 1. davadan daha ciddi bir durumu vardır. Lâkin öyle olmakla beraber Bidayet Mahkemesinin kestiği 1 ay. hapislik cezası aşikâr surette fahiştir ve belki de para cezası veya bi-r ihtar bu dava için kâfi gelebilirdi. Lâkin davanın bütün ahval ve şeraitini ve istinaf edenin bugüne kadar 17 gün hapiste kaldığını nazarı itibara alarak, kanaatımızca 17 gün 3. dava için yeterli bir cezadır. 3. davada kesilen 1 ay hapislik cezasını yine- mahkûmiyet tarihinden 17 güne tadil ederiz. Biraz önce belirttiğimiz gibi 4. davadan ise, mahkûmiyet kararı kalmakla beraber, herhangi bir ceza kesilmemesi gerektiği için 4. davada kesilen 10 gün hapislik cezasını iptal ederiz.
Netice olarak, ceza a-leyhine yapılan istinaf kabul
olunur ve,
1. davada kesilen 1.5 ay hapislik cezası 1 güne
tadil olunur.
3. davada kesilen 1 ay hapislik cezası 17 güne
tadil olunur.
4. davada kesilen 10 gün hapislik cezası iptal
olunur.
1-. ve 3. davalardaki hapislik cezaları mahkûmiyet tarihinden başlamak üzere beraber çekilecektir.
Yüksek Mahkeme
12 Temmuz 1972.
Full & Egal Universal Law Academy