- Konsolide edilmiş
Ceza İstinaf No.19/73 ve 21/73
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
M.Necati Münir, Başkan ve Ahmet İzzet, Hâkim
-
Ceza İstinaf No.19/73
(Dava No. 1802/73; Lefkoşa)
İstinaf eden: Ahmet Mithat Berberoğlu, Lefkoşa
- ile -
Aleyhine istinaf edi-len: Türk Emniyet Müdürlüğü
arasında.
İstinaf eden şahsen hazır.
Aleyhine istinaf edilen namına: Kıdemli Savcı Vedat Aziz.
-
Ceza İstinaf No. 21/73.
(Dava No. 1082/73; Lefkoşa)
İstinaf eden: Baş Savcılık
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: Ahmet -Mithat Berberoğlu, Lefkoşa
arasında.
İstinaf eden namına: Kıdemli Savcı Vedat Aziz.
Aleyhine istinaf edilen şahsen hazır.
Fasıl 154 Ceza Y-asası - Yasa'nın 59(a), 48(a) ve 48(e)
- maddelerine aykırı müfsit gayesi bulunan ve Kıbrıs
Türk Yönetimi Yürütme Kuruluna karşı nefret uyandırma
ve Kıbrıs Türk Yönetimini küçük düşürme ve Kıbrıs
Türk Halkı arasında hoşnutsuzluk yaratma maksadına
matuf müfsit- gayesi bulunan yayın tasarrufu.
-
Fasıl 155 Ceza Usulü Yasası - Yasa'nın 147(3) maddesi
altında hapislik cezasının muvakkaten kaldırılması
Para cezasının ödenmesi için mühlet verilmesi.
OLAY: Sanık, müfsit gayesi bulunan yayın bulundurmaktan
K.L.50-0.- para cezasına mahkûm edildi. Sanık para
cezasını ödemediği için hapse gönderildi. Sanık
Bidayet Mahkemesinden para cezasının ödenmesi için
mühlet ve hapislik cezasının geçici olarak kaldırıl-
masını talep etti. Bi-dayet Mahkemesinin bu talebi
reddetmesi üzerine Sanık red kararını istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme; Bidayet Mahkemesinin verdiği esas
cezanın para cezası olduğunu ve bu cezanın daha
sonra hapse dönüştüğünü dikkate alarak h-apislik
cezasının Fasıl 155'in 147(3) maddesine göre geçici
olarak kaldırılamayacağını karara bağladı. Yüksek
Mahkeme ayrıca para cezasının ödenmesi için Bidayet
Mahkemesi tarafından Sanığa 10 gün mühlet verildi-
ver-ildiğini, mahkûmun cemaatın önde gelen avukat-
larından biri olduğunu ve para cezasını ödeyemeyecek
durumda olduğuna dair ikna olunmadığını belirtti ve
red kararını onayladı.
--------------
- K A R A R
- Dünkü oturumun sonunda mahkûm Fasıl 155, Ceza Usulü Kanununun 147(3) maddesi tahtinde Mahkemeye müracaat ederek; (1) hapisliğinin hüküm gününe kadar muvakkaten kaldırılmasını ve/veya bu madde tahtinde veya 157. madde tahtinde kefaletle serbest - bırakılmasını; ve
(2) Bidayet Mahkemesi tarafından kesilen K.L.500.- para cezasını ödemek için istinaf kararının verileceği tarihe kadar mühlet verilmesini talep etmiştir.
-
- Mahkûm 3 Ağustos 1973 tarihinde tasarrufunda müfsit gayesi bulunan beyanname bulundurmak suçundan kabahatli bulunarak K.L.500.- para cezasına veya ödemediği takdirde bir sene hapislik cezasına çarptırılmıştı. Bidayet Mahkemesi bilâhare cezanın ödenme-si için mahkûma 10 gün mühlet vermiş fakat mahkûm bu sure zarfında cezayı ödememiş ve bu mühletin istinaf kararının verileceği tarihe kadar uzatılmasını talep etmiştir. Bu ikinci talebi Bidayet Mahkemesi reddetmiştir. Bunun üzerine dünkü oturumun sonunda- mahkûm yukarıda bahsettiğimiz istidayı yapmıştır.
-
- Fasıl 155, Ceza Usulü Kanunu'nun 147. maddesinin (3). fıkrası aynen şöyledir:-
-
"Subject to the provisions in subsections (1) and
(2) of this section, the Supreme Court may make such
order and issue such directions in respect of
further proceedings and of the custody of the
appellant or -his release on bail or the suspension
of the payment of any penalty as it may deem fit."
- Bidayet Mahkemesinin kestiği esas ceza hapislik olmayıp para cezası olduğu için kanaatımızca 147(3) maddesi tahtinde mahkûm-un talep ettiği gibi hapislik cezasını muvakkaten kaldırmaya salâhiyetimiz yoktur kanaatındayız. Ayni sebeple para cezasını ödemeyip de hapse giren bir mahkûmu gerek bu madde gerekse 157. madde tahtinde kefaletle serbest bırakmak salâhiyetimiz yoktur. Kez-a Fasıl 155, Ceza Usulü Kanununun 136. maddesine göre para cezasını ödemeyip hapse giren bir mahkûmun bu hususta istinaf hakkı yoktur.
Bidayet Mahkemesi tarafından kesilen K.L.500.- para cezasının ödenmesi için mühlet verilmesi ile ilgili, mahkûmun i-kinci talebine gelecek olursak bu davanın ahval ve şeraiti tahtinde istenilen mühleti aşağıdaki sebeplerden dolayı vermemeyi uygun gördük.
1)Bidayet Mahkemesi mahkûma para cezasının ödenmesi için 10 günlük bir mühlet vermiştir.
-
- 2) Bu 10 günün hitamından sonra mahkûm hapiste olmakla beraber akrabaları veya tanıdıkları vasıtası ile bugüne kadar bu paranın temini için teşebbüse geçebilirdi. Bunu yaptığına dair bize bilgi verilmiş değildir.
3) Mahkûmun Türk Cemaatının ile-ri gelen avukatlarından biri olduğunu nazarı itibara alarak kesilen para cezasını ödeyemeyecek bir durumda olduğuna dair ikna olunmadık.
Yukarıdaki sebeplerden dolayı mahkûmun talebi reddolunur.
Yüksek Mah-keme
24 Ağustos 1973.
-
Konsolide edilmiş
Ceza İstinaf No.19/73 ve 21/73
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
M.Necati Münir, Başkan ve Ahmet İzzet, Hâkim-.
Ceza İstinaf No: 19/73
(Dava No. 1802/73; Lefkoşa)
İstinaf eden: Ahmet Mithat Berberoğlu, Lefkoşa
ile -
Aleyhine istinaf edilen: Türk Emniyet Müdürlüğü
- arasında
İstinaf eden şahsen hazır.
Aleyhine istinaf edilen namına: Kıdemli Savcı Vedat Aziz.
Ceza İstinaf No. 21/73
(Dava No. 1802/73; Lefkoşa)
İstinaf eden: Baş Savcılık-
ile -
Aleyhine istinaf edilen: Ahmet Mithat Berberoğlu, Lefkoşa
arasında.
İstinaf eden namına: Kıdemli Savcı Vedat Aziz
Aleyhine istinaf edilen şahsen hazır.
Fasıl 154 Ceza Yasası - Yasa'nın 5-9(a), 48(a) ve 48(e)
maddelerine aykırı müfsit gayesi bulunan ve Kıbrıs
Türk Yönetimi Yürütme Kuruluna karşı nefret uyandırma
ve Kıbrıs Türk Yönetimini küçük düşürme ve Kıbrıs
Türk Halkı arasında hoşnutsuzluk yaratma mak-sadına
- matuf yayın tasarrufu - Zımni (constructive)
- tasarruf.
Fasıl 155 Ceza Usulü Yasası - Yasa'nın 74(1)(c) maddesine
göre İddia Makamının davası hitam bulduğunda Mahkeme-
nin, Sanığı müdafaasını yapmaya davet edecek
yeterlikte şahadet olduğu takdirde, Sanığı müdafaa-
sını- yapmaya davet etmesi gerekir - Yasa'nın 84.
maddesine göre, ithamnamede tadilât yapıldıktan
sonra, Sanıktan davaya cevap vermesi istenmeli ve
duruşmaya devam etmeye hazır olup olmadığı sorulmalı.
OLAY: 26 Mart 1973'te Lefkoş-a'da Cumhuriyetçi Türk
Partisi Merkezinde çok sayıda müfsit gayesi bulunan
yayın bulundu. İstinaf eden Parti Genel Başkanı, bu
müfsit gayesi bulunan yayınları tasarrufunda bulun-
durmakla itham edildi. İstinaf eden Bid-ayet
Mahkemesi tarafından suçlu bulunarak K.L.500.- para
cezasına çarptırıldı ve 2 yıl süreyle K.L.300.-
- kefalete bağlandı.
- İstinaf eden, mahkûmiyet ve ceza aleyhine istinaf
- etti.
-
SONUÇ: Yüksek Mahkeme şu gerekçelerle istinafı reddetti:
Bidayet Mahkemesi, istinaf edenin, ithamnamedeki
diğer bir Sanıkla birlikte yargılanmasına karar
vermekle hata etmedi, çünkü istinaf eden aleyhine
sadece kendi aleyhine elzem- olan şahadetler değerlen-
dirildi.
İddia Makamının davası bittikten sonra, Fasıl
155 Ceza Usulü Yasası 74(1)(b) ve 74(1)(c) gereğince
istinaf eden müdafaasını yapmaya çağrılmıştır. Bu
safhada Müdafaa avukatı maruzatı old-uğunu beyan
etmiştir ve o ana kadar Mahkeme huzurunda,
Cumhuriyetçi Türk Partisi merkezinde müfsit gayesi
bulunan yayın bulunduğu ve istinaf edenin
Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı olduğu
- hususunda şahadet vardı. Bu durumda Bidayet Mahke-
mesi, istinaf edeni müdafaasını yapmaya çağırmakla
hata etmemiştir.
3) Bidayet Mahkemesi, istinaf edenin Cumhuriyetçi
Türk Partisi genel merkez binasının müsteciri olduğu -
bulgusunu yapmakla hata etmedi, çünkü istinaf eden
kurucu üye sıfatı ile kira sözleşmesini imzalamıştı.
Esasen istinaf edenin hukuken müstecir olup olmaması
bu davada önemli değildir.
4) Bidayet Mahkemesinde ithamname üç defa- tadil
edilmişti. İkinci tadilâttan sonra, ithamname istinaf
edene okunmuş, ancak duruşmaya devam edip edemiyeceği
sorulmamışsa da, üçüncü tadilâttan sonraki usulsüzlüğü
gidermiştir.
5) Müfsit gayesi bulunan bültenler, Cumhur-iyetçi
Türk Partisi genel merkezinde bulunduğundan ve istinaf
eden Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı oldu-
ğundan, Bidayet Mahkemesinin bültenlerin istinaf
edenin tasarrufunda olduğu bulgusu hatalı değildir.
6) Verilen - ceza, suçun vehamati nedeniyle fahiş
değildir.
Baş Savcılığın, cezanın aşikâr surette kifayetsiz
olduğuna ilişkin istinafı da reddedildi.
-----------------
H Ü K Ü M-
- İstinaf eden (1. sanık) Lefkoşa Kaza Mahkemesinde Fasıl 154, Ceza Kanununun 59(a), 48(a) ve 48(e) maddelerine aykırı olarak 6 Nisan 1973 tarihinde Lefkoşa'da Osman Paşa Caddesinde Mirata Apartmanında kâin parti genel merkez binası dahilinde Cumhuriyet-çi Türk Partisi Genel Başkanı olması sıfatı ile müfsit gayesi bulunan ve Kıbrıs Türk Yönetimi Yürütme Kuruluna karşı nefret uyandırma ve Kıbrıs Türk Yönetimini küçük düşürme ve Kıbrıs Türk halkı arasında hoşnutsuzluk yaratma maksadına matuf 5 sayılı ve 26 -Mart 1973 tarihli 112 adet Cumhuriyetçi Türk Partisi bültenini tasarrufunda bulundurmak suçlarından yargılanmış ve kabahatlı bulunarak 3 Ağustos 1973 tarihinde K.L.500.- para cezasına mahkûm edilmiş ve 2 sene müddetle sulhu korumak için K.L.300.- kefalete -raptedilmiştir.
-
İstinaf eden Cumhuriyetçi Türk Partisinin Genel Başkanıdır. Bu parti 31 Aralık 1970 tarihli ve Yönetim Kurulu Başkanı sıfatı ile istinaf eden tarafından imzalanan müracaatı müteakip 20 Ocak 1971 tarihinde tescil edilmiştir. İlk müracaatta partinin m-erkezinin adresi 4, Ankara sokak, Lefkoşa olarak bildirilmiştir. Bilâhare kayıt düzeltmesi yapılarak parti merkezinin adresi Osman Paşa Caddesi No.1, Daire 2 olarak gösterilmiştir.
6 Nisan 1973 tarihinde Polis Müfettiş Muavini Oğuz Niyazi başkanlı-ğında ve PE.483 Hüseyin M. Aziz ve PE.196 Öncel Üney'in refakatında Cumhuriyetçi Türk Partisinin merkez binası Mahkemeden alınan bir arama müzekkeresine istinaden araştırılmıştır. Bu araştırma neticesi toplantı salonunda bulunan bir çelik dolabın kilitli -olmayan üst çekmecesinde 14 adet ve teksir odası olarak kullanılan bir odanın duvar dolaplarında 98 adet 5 sayılı ve 26 Mart 1973 tarihli bülten bulunmuştur. Bültenlerin başlıkları matbaada basılmış, diğer yazılar ise teksir ile yazılmıştır. Bu arama Cum-huriyetçi Türk Partisinin Genel Sekreteri Naci Talât huzurunda yapılmıştır. Ayni gün öğleden sonra Polis Baş Müfettişi Behiç Dilaver istinaf edeni dairesine aratmış ve ona Cumhuriyetçi Türk Partisi merkez binasından 112 adet 5 sayılı ve 26 Mart 1973 tarih-li bülten bulunduğunu söylemiş ve bültenler ile ilgili, yazılı veya şifahi bir şey söylemek isteyip istemediğini sormuştur. Buna cevap olarak istinaf eden
"yazılı bir şey söylemeye lûzum görmüyorum. Bütün tutumumuz meşrudur başka bir şey söylemek ihti-yacı yoktur. Bültenlerimiz çıkarılırken memleketin yetkililerine gönderildikten sonra halka ve üyelere tevzi edilir" diye cevap vermiştir.
Bilâhare, 7 Mayıs 1973 tarihinde istinaf edene yazılı dava tebliğ edilmiştir. Buna cevap olarak da istinaf ed-en şöyle demiştir. "Kabul etmiyorum. Mahkeme huzuruna çıkarıldığım tekdirde söyleyeceklerimi orada söylerim."
İddia Makamının yukarıda bahsedilen mahiyetteki şahadetine karşılık istinaf eden duruşma esnasında 16 Şubat 1973 tarihinde Cumhurbaşkan Mu-avinliği seçimlerinde adaylığını geri çektikten sonra dinlenmek için Türkiye'ye gittiğini, 18 veya 19 Mart 1973 günü tekrar Adaya avdet ettiğini, 3-5 gün istirahattan sonra yazıhanesine uğradığını ve Mart ayı sonuna kadar merkeze uğramadığını bildirmiştir.- Daha sonra Mahkeme tarafından sorulan suallere karşılık 6 Nisan 1973 tarihine kadar Parti binasına uğramadığını söylemiştir. İstinaf eden ayrıca Merkez binasının kapısının, dosya dolabının veya çelik dolabın anahtarlarının kendisinde olmadığını, parti ö-rgütü içindeki mevcut vazife taksimi çerçevesinde bülten ve sair yayınlarla meşgul olmadığını, bu hususta ayrı Yayın Komitesi olduğunu ve bu komiteye kendisinin dahil olmadığını, yazıların tesbitinin, hazırlanıp yazılmasının, teksir edilmesinin ve dağıtılm-asının tamamıyle Komiteye ait olduğunu, binaya herhangi bir an girmek istediğinde giremediğini, ancak bir program dahilinde belli saatlarda nibetçi tarafından açıldığı zaman diğer üyeler gibi girebildiğini ilâve etmiştir. İstintakta ise istinaf eden Yayın- Komitesinin bir Başkanı, bir başkan yardımcısı ve bir üyesi olduğunu, teknik bir komite olduğu için Genel Başkanlığa tabi olmadığını, bu Komitenin genel idare kurulu tarafından seçildiğini ve şimdiki komitenin seçilmesinde kendisinin de yer aldığını, Yayı-n Komite Başkanının Gene İdare Komitesinde görevli olduğunu ve bu suretle herhangi bir isteğini Genel İdare Komitesine sunabildiğini ve görüşülmesini sağlayabildiğini ifade etmiştir.
Bidayet Mahkemesi ibraz edilen bütün şahadeti dinledikten sonra b-ültenlerin istinaf edenin tasarrufunda veya en az zimni tasarrufunda ("constructive possession") bulunduğu ve bültendeki yazıların fesat doğurucu nitelikte veya müfsit gayeli olduğu kanaatına vararak istinaf edeni 2 davadan kabahatlı bulmuştur.
Biday-et Mahkemesinin bu hükmünden istinaf eden gerek mahkûmiyet, gerekse ceza aleyhine istinaf etmiştir. Başsavcılık ise cezanın kifayetsiz olduğu hususunda bir istinaf dosyalamıştır. İstinaf edenin (1. sanığın) istinaf sebepleri özet olarak şöyledir:
- 1) Bidayet Mahkemesi 1. sanık (istinaf eden) tarafından yapılan ayrı duruşma talebini kabul etmemekle ve dava ile ilişkisi olmayan (irrelevant) ve dolayısıyle kabul edilmemesi gereken (inadmissible) şahadet kabul edip söz konusu şahadeti değerlendirme-kle hata etmiştir.
-
17 Temmuz 1973 tarihindeki duruşma başlamadan evvel istinaf eden Mahkemeye müracaat ederek ayni İthamnamede ikinci bir şahsın, yani Naci Talât'ın da suçlandırıldığı sebebiyle her iki sanığın duruşmalarının ayrı ayrı yapılmasının daha uygun olacağını- iddia etmiştir. Bidayet Mahkemesi, sanıklardan biri aleyhine ibraz edilebilen ve diğeri aleyhine ibraz edilmeyen şahadet sadece aleyhine ibraz edilen sanık için kabul edildiğine göre sanıklara herhangi bir adaletsizlik olmayacağı sebebi ile istinaf edeni-n müracaatını reddetmiştir. İstinaf eden Bidayet Mahkemesi hakiminin bu beyana rağmen istinaf eden aleyhine olmayan şahadeti istinaf eden aleyhine kullandığını, ayrı duruşma olsaydı 1., 2. ve 4. şahitlerin şahadet vermeyeceğini iddia etmiştir. Kanaatımız-ca bu iddia varid olamaz. Tutanaklar tetkik edildiği zaman görülecektir ki istinaf eden Cumhuriyetçi Türk Partisinin Genel Başkanı sıfatı ile dava edildiği için ve Parti binasında bulunan bültenlerin, Genel Başkan sıfatı ile istinaf edenin tasarrufunda ol-duğunu isbat etmek için 1., 2. ve 4. şahitlerin istinaf edenin davası için de şahadet vermeleri elzemdi. Bu sebeple bu üç şahit tarafından verilen şahadet istinaf eden için herhangi bir haksızlığa yol açmış değildir.
- 2) Bidayet Mahkemesinin, İddia Makamı davasını kapatır kapatmaz, Midafaaya fırsat vermeksizin, ibraz olunan şahadette ilk nazarda istinaf edeni müdafaasını yapmaya davet edecek yeterlikte şahadet olduğu (prima facie case) bulgusu hatalıdır.
-
Fasıl 155, Ceza Usulü Kanununun 74(1)(2) maddesine göre İddia Makamının davası hitam bulduğunda Mahkeme sanığı müdafaasını yapmaya davet edecek nitelikte şahadet olduğu takdirde sanığı Müdafaasını yapmaya davet etmelidir ve kendisine haklarını bildir-melidir. İstinaf edenin iddiasına göre İddia Makamının davası hitam bulduğunda sanığı müdafaasını yapmaya davet edeceği hususunda maruzatta bulunmaya fırsat vermediğini iddia etmiştir. Kanaatımızca bu iddia mesnetsizdir. İddia Makamının davası hitam bul-ur bulmaz müdafaa avukatı eğer böyle bir maruzatta bulunmak niyetinde ise hemen ayağa kalkıp bu hususta müracaatını madde 74(1)(b) tahtında yapması gerekir. Yapmadığı takdirde ise hakim madde 74(1)(c) tahtında hareket etmekle mükelleftir. Bu davada da is-tinaf eden tarafından herhangi bir müracaat yapılmamıştır. Bu sebeple hakimin tuttuğu yol hatalı değildir.
İstinaf eden keza şahadetin o esnada sanığı müdafaasını yapmaya davet edecek nitelikte olmadığını ve bunun aksine karar veren Mahkemenin hata- ettiğini iddia etmiştir. Tutanaklardan görüleceği gibi o raddede Mahkeme huzurundaki şahadet istinaf edenin Cumhuriyetçi Türk Partisinin Genel Başkanı olduğu ve Cumhuriyetçi Türk Partisinin genel merkez binasında davada mevzu bahis olan Bültenlerin bulun-duğunu göstermektedir. Şunu da hatırdan çıkarmamak lâzımdır ki o ana kadar Mahkeme huzurunda istinaf edenin 6 Nisan 1973 tarihine kadar Parti merkezine uğramadığı hakkındaki şahadeti ortada yoktu. Bunu istinaf eden bilâhare müdafaası esnasında ortaya atm-ıştır. Hatta iddiasının bu olduğu bile İddia Makamı şahitlerinin istintakı esnasında Ceza Usulünün öngördüğü şekilde ortaya koymamıştır. Bu sebeple Bidayet Mahkemesinin takip ettiği usul hatalı değildir.
- 3) Bidayet Mahkemesi istinaf edeni Cumhuriyetçi Türk Partisi genel merkez binası müstecirlerinden biri olarak kabul etmekle hata etmiştir.
-
Bidayet Mahkemesi hükmünde Cumhuriyetçi Türk Partisi genel merkez binasının genel idare kurulunda bulunan kurucu üyeler tarafından kiralandığından ve istinaf edenin de kurucu üyeler arasında bulunduğu için icar mukavelesini imza ettiğinden bahsetmekt-edir. Kanaatımızca bu, Bidayet Mahkemesi huzurunda verilen şahadetle kabili teliftir. Kaldı ki istinaf edenin hukuken müstecir olup olmaması davada fazla bir rol oynamamaktadır. Cumhuriyetçi Türk Partisinin bir dernek veya teşekkül olduğu ve Türk Cemaat- Meclisinin 6/1961 sayılı Kanununa göre tescil edildiği ve icar senedinin kurucu üyeler ve bunlar arasında istinaf eden tarafından imzalandığı sarihtir.
- 4) Bidayet Mahkemesi, Fasıl 155 madde 83 tahtında yapılan tadilâtlardan bir tanesinde Fasıl 155, madde 84 hükümleri uyarınca gerekli muameleyi yapmamıştır. Bu suretle tüm duruşma batıldır.
-
Duruşma esnasında İddia Makamı tarafından İthamnameye 3 defa tadilât yapılmıştır. Fasıl 155, Ceza Usulü Kanununun 84. maddesine göre, her tadilât yapıldıktan sonra Mahkeme sanığa tadil edilmiş şekliyle İthamnameye cevap vermesini istemeli ve duruşma-ya devam etmeye hazır olup olmadığını sormalıdır. Birinci tadilâttan sonra Mahkeme 84. madde tahtında hareket etmiştir. 2. tadilâttan sonra ise sanıktan davaya cevap vermesi istenmiş ise de duruşmaya devam etmeye hazır olup olmadığı sorulmamıştır. Fakat- hemen sonra yapılan 3. tadilâttan sonra dava en son tadil edilmiş şekliyle sanığa okunmuş ve cevap verdikten sonra duruşmaya hazır olup olmadığıı sorulmuştur. Bu sebeple 2. tadilâttan sonraki usulsüzlük, 3. tadilât usulü veçhile yapıldığı için ve 2. tadi-lâtı da ihtiva ettiği için, giderilmiştir. Bunun böyle olduğunu istinaf eden de istinafın duruşmasında teslim etmiştir.
5) İstinaf edenin esas istinaf sebebi tasarruf hakkındadır. İstinaf edenin iddiasına göre Bidayet Mahkemesinin tasarruf hakkın-daki bulgusu şahadete dayanmadığı ve istidlâllere dayandırıldığı için hatalıdır. Keza Bidayet Mahkemesi ibraz edilen şahadet ışığında mahkûmun tasarrufunda 111 adet bülten bulundurduğu iddiasını kabul etmekle hata etmiştir.
İstinaf eden yukarıda da -belirtildiği gibi şahadetinde Türkiye'den 18 veya 19 Mart'ta avdet ettiğini ve Mart ayı sonuna kadar Parti genel merkezine uğramadığını söylemiştir. Daha sonra Mahkeme tarafından sorulan suallere cevaben bu ifadesini değiştirerek 6 Nisan 1973 tarihine kad-ar Parti merkez binasına uğramadığını, 5 sayılı bülteni parti binasında görmediğini ve bunu ilk defa başka bir davanın duruşması esnasında Mahkemede gördüğünü söylemiştir. Bu sebeple istinaf eden parti binasında bulunan bültenlerin kendi tasarrufunda bulu-nduğunun addedilemeyeceğini iddia etmiştir. Maalesef Bidayet Mahkemesi bu hususta herhangi sarih bir bulgu yapmamıştır. Fakat böyle olmakla beraber istinaf edenin izahatının Bidayet Mahkemesi hakimini tatmin etmediği tutanaklardan istihraç edilebilir. B-idayet Mahkemesi hakimi hükmünde s.37'de şöyle demektedir:-
- "Görüleceği gibi, 1. sanık (istinaf eden)
- Türkiye'den döndükten sonra hangi tarihte Parti
binasına gittiği hususunda emin değildir."
- Mahkeme huzurunda verilen şahadetten şu vakıalar açıkça ortaya çıkmaktadır. İstinaf eden Cumhuriyetçi Türk Partisinin Genel Başkanıdır. Türk Cemaat Meclisinin 6/1961 sayılı Kanununun 10. maddesine göre Mahkeme muamelelerinde Yönetim Kurulu Başkanı b-ulunan bir dernek veya teşekkül, Yönetim Kurulu Başkanı tarafından temsil edilir ve davalar onun tarafından veya aleyhine ikame edilir. Emare olarak ibraz edilen Cumhuriyetçi Türk Partisi Tüzüğünün 29. maddesine göre Partiyi Genel Başkan temsil eder ve ha-ysiyet divanları dışında kalan bütün Parti örgütünün tabii başkanıdır. Madde 30'a göre Genel Başkan Genel İdare Kurulunun Başkanıdır ve iç ve dış politika konularını ilgilendiren konuları görüşmek üzere Genel İdare Kurulunu toplantıya çağırabilir. Genel -İdare Kurulunun yetkileri arasında şunlar da vardır: Partinin genel politikasının tesbiti, parti umdelerini ve programının yayınlanması. Madde 53, Partinin bütün idare kurullarının esas görevlerini sıralamaktadır. Madde 54 ise şöyle demektedir:-
-
"Parti örgütü 53. maddede yazılı hususların
gerçekleşmesini sağlamak amacı ile uygun yerlerde ve
zamanlarda siyasi toplantılar düzenler. Gazete,
dergi, kitap gibi araçlarla yayınlar yapar."
- Madde 55'e göre her idare kurulu yukarıdaki konular hususunda yaptığı çalışmalarla elde ettiği sonuçlar hakkında üst kademeye rapor verir ve Genel İdare Kurulu bu konulara dair bütün örgütün çalışmalarının sonuçlarını bir rapor halinde toplar ve bunu -Parti Meclisine verir.
-
Yukarıdakilerden görülecektir ki istinaf eden diğer komiteler de dahil Yayın Komitesinin tabii başkanıdır ve Genel Başkan olmak hasebi ile bu komitenin faaliyetlerinden Tüzüğe göre, haberdardır veya haberdar olmalıdır. Keza Yayın Komitesinin üyeleri-ni seçenler arasında kendisi de vardır.
Sanık şahadetinde Türkiye'de iken bir demeç verdiğini ve bu demecin 5 sayılı bültende neşredildiğini ifade etmiştir. Demecinin neşrolunduğu bülteni istinaf edenin görme ihtimali nazarı itibara alınacak hususla-rdan biridir. Nazarı itibara alınacak diğer bir husus da şudur. Parti binasında bulunan bültenler ayrı bir odada birisine ait bir çekmecede kilitli olarak değil de Genel Başkan da dahil bütün üyelerin serbestçe girip çıktığı toplantı odasında kilitsiz çe-lik dolabın üst çekmecesinde Partinin Tüzüğü ile birlikte bulunduğuna dair şahadet vardır.
Kanaatımızca bütün bunlar muvacehesinde Bidayet Mahkemesi bültenlerin istinaf edenin Parti Genel Başkanı sıfatıyle tasarrufunda olduğu bulgusuna varabailirdi-.
6) Son olarak istinaf eden cezanın fahiş olduğunu iddia etmiştir. Bu meyanda istinaf eden Bidayet Mahkemesinin kendisine salâhiyeti dahilinde olan en yüksek para cezasını kestiğinden şikâyet etmiştir.
Bu gibi suçların ne kadar vahim olduğunu- son zamanlarda karar verdiğimiz birçok istinaflarda belirtmiştik. Bu mühim davalarda hakimin takdirine göre ya ağır bir para cezası veyahut da hapislik cezası kesilmelidir. Bidayet Mahkemesi ceza hakkında şunları söylemiştir:-
"Sanıkların tasar-ruflarında bulunan bültenlerin
- adedi, muhteviyatı ve muhtemel tesirleri ve meselenin
diğer bütün ahval ve şeraitini nazarı itibara aldık-
- tan sonra, hapislikle cezalandırılmaları gereken
sanıkları, büyük bir tereddüt sonunda, hapse gönder-
memeye karar verdim."
- Bundan da görüleceği gibi Bidayet Mahkemesi istinaf edeni hapse göndermeyi düşünüyordu fakat davanın diğer faktörlerini nazarı itibara alarak büyük bir tereddütle para cezası kesmiştir. İstinaf edeni hapse göndermediği içindir ki Bidayet Mahkemesi pa-ra cezasının azamisini kesmiştir. Bu durum muvacehesinde kanaatımızca Bidayet Mahhkemesinin takdirine müdahale etmek doğru olmaz.
-
Netice olarak istinaf edenin (1. sanığın) mahkûmiyet ve ceza aleyhine ve Başsavcılığın da yalnız ceza aleyhine yapmış olduğu istinaf reddolunur.
Yüksek Mahkeme
1 Eylül 1973
- 329
Full & Egal Universal Law Academy