- Ceza İstinaf No. 20/75
(Dava No. 215/75; Mağusa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: Ülfet Emin, Ahmet İzzet ve Şakir S. İlkay.
İstinaf eden: Emir Ali Y-usuf, Otluk.
(Sanık)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Türk Emniyet Müdürlüğü
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Talât Kürşat.
Aleyhine istinaf edilen namına: Cel-âl Karabacak.
Dikkatsiz araç sûrme - Fasıl 332 Motorlu Vasıtalar ve Yol Trafik
Yasası - Yasanın 6. maddesine aykırı dikkatsiz ve ihmalkârane araç sürme.
Trafik Kazası - Yaralanma - Dikkatsiz vasıta sürerek bir kişiye çarpıp
yaralanmasına neden olma.
-
Trafik Kazssı - Trafik kazalarında dikkatsizliğin tespiti - İlk
Mahkemenin dikkatsiz vasıta kullanılıp kullanılmadığını tespit ederken tüm hal ve şartlara göre sürücünün makul ve tedbirli birisinin (reasonable and prudent) göstereceği dikkat ve ihtimamı- (care and attention) gösterip göstermediğini araştırması gerekir.
Makul ve tedbirli sürüş.
Süratin azaltılmamasının ihmal olup olmaması.
Sûrat - Süratin tespiti - Sürat tespitinde fren izlerinden
yararlanılması - Sürat ile ilgili bilgiler içeren Traf-ik Kitaplarındaki listeler - Bu listelere göre 20 mil sürat yapanın 20 ayak, 30 mil sürat yapanın 45 ayak fren izi bırakması - Polisin bu bilgilerle çelişen sürat tespiti.
Klâkson çalma - Klâkson çalmamanın kendiliğinden bir ihmal olmaması -
Diğer dikka-tsizlik veya ihmalkârane sürüş tespitinde klâkson çalmamanın yardımcı eleman olması - Tüm hal ve şartlara göre klâkson çalmanın gerekip gerekmemesi.
Klâkson çalma yasağı - 4 Aralık 1974'de yayınlanan 1974 Motorlu
Araçlar ve Yol Nizamnamesinin 57(1)(s) m-addesi - İskân edilmiş bölgelerde sürücülerin korna ve klâkson çalmaması veya kullanmamasını öngörmektedir.
Şahadet - Süratle ilgili bilirkişi olmayan şahadetle şahadetin
değerlendiri1mesi.
1959 Trafik Araçları Nizamatı (yürürlükten kalktı) - Nizamatın- 58
(1)(o) maddesine göre gündüzün kesinlikle lüzum ettiği hallerde, klâkson kullanılmasına izin vermesi.
Kıbrıs Ana Yolları Kılavuzu (Cyprus Highway Code) - Kılavuzun 36.
paragrafı - İngiliz Highway Code'un ilgili paragrafı ile aynı olması - Paragraf-ın ansızın yola atılan kimseler için sürücülerin hazırlıklı olmasını öngörmesi - Yasal bir kural olmamakla beraber makul dikkatin gösterilip gösterilmediğinin tespitinde dikkate alınabilmesi.
İstinaf - İlk Mahkemenin mahkûmiyet kararına karşı istinaf - İs-tinaf
Mahkemesinin yanlış olan mahkûmiyet kararını iptal etmesi.
21/74 sayılı Motorlu Araçlar ve Yol Trafik Yasası - 1.1.1975'te
yürürlüğe giren bu Yasanın bu davaya, kaza daha önceki bir tarihte vukubulduğu için uygulanamaması.
OLAY: 13 yaşında olan- Müşteki yolun solunda duran otobüsün ön
kapısından indi. Yolun karşı tarafına geçmek için otobüsün arkasına geçti. Hızlıcabir şekilde geçmek üzereyola atıldığında arabası ile gelmekte olan Sanık ona çarptı. Kaza sonucu Müşteki yarala.ndı. Sanık Müştek-iyi alıp hastahaneye götürdü.
Sanık arabasını dikkatsiz ve ihmalkârane sürüp bir çocuğun
yaralanmasına sebebiyet vermekle itham edildi.
İlk Mahkeme Sanığıotobüsün arkasındanbirinin atılabileceğini gözönünde bulundurarak25-30 mil olan süratini daha da a-zaltmamaktan, klâkson çalmamaktan ve dikkatini otobüse ve civara gerektiğişekilde vermemekten kabahatlıbularak para
cezasına çarptırdı.
Sanık, Ilk Mahkeme huzurundaki şahadetdoğru birteste
tabi tutulduğunda kazada ihmal ve dikkatsizliğiningörülemeyece-ğini ve İlkMahkemenin aksine bir yargıyavarmaklahatalı hareket ettiğini ileri sürerek istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, çoğunluk kararında bu gibi davalarda
Mahkemelerin tümhal ve şartlar gözönünde bulundurulduğunda,
sürücünün makul ve t-edbirli (reasonable and prudent) birisinin
göstereceği dikkat ve ihtimamı gösterip gösteımediğini
araştırması gerektiğini belirtti. Bu davada kaza yerinin tenha
bir yer olduğu dikkate alındığında 3. vitesle 25 mil azami
süratla seyreden Sanı-ğın süratini daha da azaltmasının
beklenemeyeceğini, klâkson çalmamanın yalnız başına bir
ihmalkârlıksebebi olmadığını ve Sanığın Müştekiyi görünce
fren yaptığını dikkatealan Yüksek Mahkeme Sanığın kazayı
önlemek içinmakul ve tedbirli b-ir sürücünün göstermesi gereken
dikkat ve ihtimamı gösterdiği sonucuna vardı. İlk Mahkemenin
aksine bir yargıya varmakla hata ettiğini belirten çoğunluk.
kararı istinafın kabulüne ve mahkûmiyetin iptaline hükmetti.
Azınlık kararı ise Kıb-rıs Ana Yolları Kılavuzu
(Kanunu)'nun 36. paragrafında sürücülere "bir taşıt vasıtası
arkasından veya bir maniadan çıkan kimseler için hazırlıklı
olunuz" dendiğini, bunun kanun kuralı olmamakla beraber makul
dikkatın gösterilip gösterilme-diğinin kararlaştırılmasında
dikkate alınabileceğini belirtti. Bu kuralın meseleye
uygulanması halinde Sanığın tedbirli davranarak süratini
azaltması ve ikaz için klâkson çalması gerektiğini belirten
azınlık kararı İlk Mahkemenin de bu yarg-ıya varmakla hata
etmediği görüşüne vardı.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
1- Taylor v. Rogers (1952) 2 Q.B. s.54.
2- Gostas Andreu v. The Police (1972) 5 J.S.C. s.526.
3- Gostas Ioannou Triftarides v. The Police (1968) 11 J.S.C.
- s.1224 sayfa 1228 ve 1230.
4- Wintle v. Bristol Tramways and Arriage Co. Ltd. (1917) 86
L. J. K. B. s. 240.
5- Barton v. Knoules (1951) C.A. s.214.
6- Kuzik v. Hastings (1948) 1 W.W.R. 188 E. and Empire Digest
(1954) Ed. Vol.36.
7- -Qualcost v. Haynes (1959) 2 All E.R. s.38 sayfa 45.
Atıfta Bulunulan Bilimsel İçtihatlar:
Charlesworth On Negligence 5. bask-ı s.504.
Charlesworth On Negligence 3. baskı p.94 para.167.
_________________
H Ü K Ü M
Ülfet Emin, Hâkim:
İstinaf eden (sanık) 14/5/1975'de Mağusa Kaza Mahkemesinde 13 Aralık 1974 tarihinde Otl-uk ana yolunda CX 409 plâka numaralı arabayı Fasıl 332 Motorlu Araçlar ve Yol Trafik Kanunlarının 6. mad= desine aykırı olarak dikkatsiz ve ihmalkârane sürüp Otluk sakinlerinden 13 yaşında Ünal Ahmet'in yaralanmasına sebebiyet vermesinden kabahatlı bulunar-ak K.L.S.- para cezasına mahküm edildi.
İstinaf eden İlk Mahkemenin mahkûmiyet kararının aşağıdaki sebeplerden dolayı hatalı olduğunu ileri sürerek mahkûmiyet aleyhine istinaf eyledi:-
Sanığın klâkson kullanmadığı hususunda İlk Mahkemenin bulgusu
- hatalıdır.
Sanığın kullanmakta olduğu aracın süratinin 25-30 mil olarak
İlk Mahkeme tarafından tesbit edilmesi hatalıdır.
İlk Mahkeme sanığın dikkatsiz olduğuna hükmetmekle hataya
düşmüştür.
Mahkeme huzurunda verilen şahadet doğru bir teste tabi- tutulduğu zaman İlk Mahkeme sanığı mahkûm etmekle hataya düşmüştür.
İlk Mahkeme hukuki geçer prensipleri uygulamada hataya düşmüştür.
İlk Mahkemenin bulgularına göre 13/12/1974 tarihinde ö.s. saat 13.30 civarında İddia Makamı No.l TC 705 plâka numaralı -otobüsü kullanmakta idi. Müşteki İddia Makamı şahidi No. 2 de otobüsün içinde bulunmakta idi. Otobüs Otluk köyü içinde eski okulun karşısında bazı talebelerin inmesi için, Karpaz istikametine bakarken, yolun sol tarafında durdu. Otobüsün durduğu yerde yolu-n asfalt genişliği 18 ayak 3` inçti ve kaza yerinde yol düzdü. Otobüsün sol ön ve arka tekerlekleri bankette, sağ ön ve arka tekerlekleri ise asfalt üzerinde idi. Otobüs durduktan sonra müşteki otobüsün ön kapısından indi toprakta yürüdü ve otobüsün arka t-arafına geçerek yolun karşı tarafına geçmeğe teşebbüs etti. Müşteki yolda birşey olup olmadığını görmek için yolun sağ tarafına yani Magosa istikametine baktı, yolun sol tarafına yani Karpaz istikametine ise bakmadı sadece kulağı ile kontrol etti. Müşteki -herhangi bir vasıta veya boru sesi duymadığından hızlıca bir şekilde elinde çantası olduğu halde karşıya geçmek istedi fakat otobüsün arkasından çıkarken Karpaz istikametinden gelen ve sanığın sürdüğü CX 409 plâka numaralı arabanın sağ ön kısmı ile çarpışt-ı ve yaralandı. Kazadan sonra sanık 13 yaşında olan müştekiyi arabasına alarak Mehmetçik Hastahanesine götürdü. İlk Mahkemenin bulgusuna göre kazanın olduğu yer meskûn bir bölgedir. Sanık arabasını 25-30 mil civarında sürmekte ve bahse konu otobüsün kendis-ine göre yolun sağ tarafında durduğunu görmüştü. Sanık kazadan sonra Polise bir ifade verdi. Bu ifade Em. II olarak Mahkemeye ibraz edildi. Sanık ifadesinde aynen şunları söyledi:-
"13 Aralık 1974 tarihinde saat 13.30 - 14.00 raddelerinde
CX 409 plâkalı a-rabam ile Otluk köyünün ana yolundan Batrıç istikametine gitmekte iken tahminen 25 mil saatta giderdim ve yolun sol tarafından giderdim ve üçüncü videz ile gidiyordum. Otluk köyünün eski okuluna gitmeden Mağusa istikametinden gelen ve içerisinde yolcu olan- TC 705 numaralı Yolcu Otomobilinin de tam eski okulun yanında durduğunu gördüm. Ben durmakta olan bu otomobilin yanından geçtim ve ani olarak duran otomobilin arka kısmından koşarak gelen bir erkek çocuğun ani olarak yolun soluna yani benim tarafıma geçme-ğe çalışırken sol ayağı benim arabamın sağ ön fenerine vurdu ve ani olarak yolun sağ kısmına düştü. Ben ani olarak stop bastım, videz değiştim ve tahminen 20 ayak gittikten sonra durdum. ............ Ben durmakta olan TC 705 numaralı arabaya yanaştığım zam-an yolda yürüyen kimseyi görmedim ne de bu arabadan birisinin indiğini gördüm. Bu çocuk arabadan indiyse yine bilmem yalnız elinde bir okul çantası tutuyordu ve tam benim geçtiğim sırada duran arabanın arkasından benim tarafıma geçmek için koştuğu saat ara-bama çarptı, elindeki çantası ile benim sağ ön kanadın üzerinde olan aynaya vurduğunu ve onu kırdığını farkettim."
İlk Mahkeme sanığın otobüsün park edildiğini gördükten sonra otobüsün arkasından birisinin atılabileceğini göz önünde bulundurarak süratini -daha da azaltması ve klâkson çalması gerektiği kanaatına vardı. Sanık otobüsü gördüğü halde bunları yapmamış ve bilâkis otobüsün arkasından atlayan bir çocuğu farketmediğinden bu kazanın vuku bulduğuna bu hususun da sanığın dikkatini otobüs ve civara gerek-tiği şekilde vermediğini gösterdiği kanaatına varmıştır.
İlk Mahkemenin hükmünden görüleceği gibi Mahkeme sanığın üç hususta dikkatsiz ve ihmalkâr olduğu kanaatına varmıştır.
l. Otobüsün arkasından birisinin atılabileceği göz önünde
bulundurularak sa-nığın süratini daha da azaltması,
2. Bu durumda klâkson kullanması,
3. Sanığın dikkatini otobüse ve civara gerektiği şekilde vermesi.
Kazadan sonra İddia Makamı Şahidi No.3 P.Ç. 1883 kaza mahallini ziyaret etti ve kaza ile ilgili bir plân hazırladı. Bu pl-ân Em. I olarak Mahkemeye ibraz edildi. İbraz olunan Em.I'e göre çarpma noktası Karpaz istikametine bakarken asfalt yolun sol kenarından 10 ayak 7 inç ve sağ kenarından 7 ayak 8 inç içerde idi. Çarpma noktasından asfalt yolun sol kenarına dikey bir hat çiz-ildiğinde otobüsün arka tarafının işbu dikey hatta en yakın mesafesi 15 ayaktı. Plâna göre Karpaz istikametine bakarken yolun sol tarafında 4 ayak 10 inç bir banket vardı. Sol tarafında ise 6 ayak 4 inç bir banket vardır. Mamafih bu bankette çarpma noktası-nın karşısında bir seki vardır.
Bu gibi davalarda Mahkemeler kazanın oluş şeklini, tüm ahval ve şeraiti göz önünde bulundurarak, sürücünün makul ve tedbirli birisinin (reasonable and prudent) göstereceği dikkat ve ithimamı (care and attention) gösterip gö-stermediğini araştırması gerekir. Test objektif bir testtir. Bu hususta Bak - Taylor v. Rogers (1952) 2 Q.B. 54.
İlk Mahkeme huzurunda olan şahadete göre kazadan önce sanık arabasını 3. vitesle kullanmakta ve sürati 25 mil civarındaydı. İlk Mahkeme sanığı-n süratinin 25-30 mil civarında olduğu hususunda bir bulgu yapmıştır. Öyle anlaşılıyor ki Mahkeme bu bulgusunu yaparken İddia Makamı Şahidi No.3 P.Ç. 1883'ün şahadetine istinat etmiştir. İddia Makamı şahidi No.3 sürat hususunda sanığın süratinin 25-30 mil -civarında olduğunu söyledi ve sebeb olarak da fren ve vites tatbik edildiği hallerde 25 mil süratle hareket eden bir arabanın 8-10 ayakta durması gerektiğini göstermiştir. Hiç şüphe yoktur ki şahidin sebeb olarak gösterdiği husus yani 25 mil süratle hareke-t eden bir arabanın
8-10 ayakta durması gerektiği hususu hatalıdır. İyi havalarda, kuru yollarda ve frenleri mükemmel olan bir arabanın hani belli süratle hareket ederken fren yaptığı hallerde kaç ayak mesafede duracağı hususunda yapılan denemelere istina-t ederek birçok tarfik kitablarında listeler hazırlanmıştır. Bu listelere göre saatta 20 mil süratle hareket eden araba 20 ayak fren izi bırakmaktadır. 30 mil süratle giden bir araba ise 45 ayak fren izi bırakmaktadır. Görülüyor ki Polis Çavuşunun 25 mil s-ürat yapan bir arabanın 8-10 ayakta durması gerektiği hususundaki görüşü kesinlikle hatalıdır. İddia Makamı Şahidi No.l Mahkemeye verdiği şahadette kazadan sonra sanığın arabasının otobüsten tahminen S-10 ayak uzakta olduğunu söylemiştir. Görülüyor ki gere-k Mahkemeye ibraz edilen plâna göre gerekse Iddia Makamı Şahidi No. 1'in şahadetine göre sanığın arabası otobüsün arkasından sadece 5-10 ayak uzakta idi. Bu da kesinlikle gösteriyor ki sanığın kaza anında sürati sanığın belirttiği 25 milden kesinlikle daha- fazla olamazdı. Bilâkis daha az olabilirdi. Yine bu durum kesinlikle gösteriyor ki sanık çocuğun otobüsün arkasından fırlamasını gördüğü an fren yapmış ve çok kısa bir mesafede durmuştur. Sanığın makul ve tedbirli bir sürücü olarak otobüsü gördükten sonra- süratini daha fazla azaltması gerekir miydi? İddia Makamı Şahidi No.l'e göre kazanın olduğu yerde fazla trafik yoktu. Asfalt kısım 18 ayak 3 inç genişlikte düz bir yoldu, asfalt yolun içinde veya bankette otobüsten mada herhangi bir yayanın veya manianın -olduğu hususunda Mahkeme huzurunda herhangi bir şahadet yoktur. Bilâkis şahadet olarak ibraz olunan sanığın Polise verdiği ifadede sanık yolda yürüyen birisinin olmadığını, arabadan birinin indiğini görmediğini söylemiştir. Diğer taraftan otobüs sürücüsü m-üştekinin otobüsün ön kapısından indiğini, kazanın otobüsün hareket etmek üzere iken meydana geldiğini söylemiştir. Bu da açıkça gösteriyor ki müşteki sanık otobüse yanaşmazdan çok önce otobüsün ön kapısından inmiş ve otobüsün yan tarafından yürüyerek otob-üsün arkasına geçmiştir. Kanaatımca bu ahval ve şerait tahtında arabasını 3. vites ile azami 25 mil süratle sürmekte olan sanığın süratini daha da azaltması gerekmiyordu. Sanık süratini daha da azaltmamakla makul ve tedbirli birisinin, bu ahval ve şeraiti -ta.htında, göstermesi gereken dikkat ve ihtimamı göstermediği addolunamaz. O ahval ve şerait tahtında sanık makul ve tedbirli bir sürücü olarak göstermesi gereken dikkat ve ihtimamı göstermiştir.
Acaba sanığın, içinde bulunduğu ahval ve şerait tahtında, m-akul ve tedbirli bir sürücü olarak klâkson çalması gerekli miydi? Bazı çok istisnai hallerde bir sürücü yolu kullanan başka şahıslara ihtar etmesi bakımından, herhangi bir kanun veya tüzüğe aykırı olmamak şartı ile, klâkson çalması uygun olabilir. Ancak kl-âkson çalmamak kendiliğinden bir ihmalkârlık sebebi değildir fakat klâkson çalmamak bazı hallerde herhangi bir şahsın ihmalkâr olup olmadığı hususu incelenirken diğer sebeplerle beraber nazarı itibara alınabilir. Bu hususta Charlesworth on Negligence, S. B-askı, Sayfa504'de şunlar yer almaktadır: -
"The ommision to sound a horn or a bell is'a collateral fact only, and not an independent act of negligence'; by itself
it is not evidence of negligence, but it may be taken into ac- count, with other circumstanc-es, in determining whether the driver or rider was negligent."
Birçok memleketlerde iskân edilmiş bölgelerde klâkson çalmak yasaklanmıştır. Nitekim Kıbrıs'ta da Motorlu Araçlar ve Yol Trafik Kanunu uyarınca 4 Aralık, 1974'de yayınlanan 1974 Motorlu Araçla-r ve Yol Nizamnamesinin 57(1)(s) nizamı uyarınca herhangi bir sürücünün herhangi bir Belediye Meclisi veya İnkişaf Encümeninin iskân edilmiş bölgeleri dahilinde hiçbir surette aracın kornasını kullanmaması öngörülmektedir. Sanığın kaza olmazdan hemen önce -ve kaza olurken içinde bulunduğu ahval ve şerait yani yolun düz olduğu, yolun genişliği, yolun içinde herhangi bir şahıs bulunmadığı ve diğer hususlar göz önünde tutulduğunda sanığın makul ve tedbirli bir sürücü olarak klâkson çalmasının gerekmediği kanısı-ndayım. İlk Mahkeme sanığın otobüse ve civara gerektiği şekilde dikkatini vermediği kanaatına vardı. Kanaatımca sanığın otobüsün yan ve arka tarafında olan şahısları görmesi imkânsızdı ve herhangi makul ve tedbirli bir sürücünün dikkatini durmakta olan bir- otobüsün yan tarafında ve arkasında olan bir şahsa dikkatini vermesi makul ve tedbirli bir sürücüden beklenmez. Rum Yüksek Mahkemesinin verdiği kararlar bağlayıcı olmamakla beraber Rum Yüksek Mahkemesinin bazı kararlarına atıfta bulunmayı yararlı buluyoru-m. Gostas Andreu v. The Police (1972) 5 J.S.C. 526 davasında olgular istinaf konusu davaya benzemektedir. O davadaki sanık arabasını Lefkoşada sürmekte iken yolun kenarında arka arkaya 20 ayak mesafe ile park edilmiş iki otobüsün arasından 8 yaşında bir ço-cuk çıkarak yolun karşı tarafına geçmek istemesi üzerine sanığın arabasının sağ tarafına çarptı. Kaza yerinde yolun genişliği 19 ayak 6 inçti. Sanığın arabasının sürati kaza anında 20 mil idi. Sanığın geldiği taraftan ileride okul olduğuna dair bir işaret -vardı. Sanık ilk Mahkeme tarafından gereken dikkat ve ihtimamı göstermediğinden kabahatlı bulundu. Rum Yüksek Mahkemesi ise a ahval ve şerait tahtında sanığın suçu bulunmadığı kanaatına vararak sanığı beraat ettirdi. Yine Rum Yüksek Mahkemesinin Costas Ioa-nnou Triftarides v. The Police (1968) 11 J.S.C. 1224 davasına atıfta bulunmayı yararlı gördüm. O davada sanık ayni kanunun ayni maddesi tahtında dikkatsız ve ihmalkârane sürüşten itham olmuştu. Davadaki sanık arabasını yolda sürerken bir köyün varoşlarında- yolun kendisine göre sağ tarafında duran bir araba gördü. Duran araba karşı istikametten gelmişti. Sanık arabasını 30 mil süratle sürmekte idi. Yol ıslaktı ve sanık park edilmiş arabayı geçmek isterken 11 yaşında bir kız duran arabanın arka tarafından fır-layarak yolun karşı tarafına geçmeğe teşebbüs etti. Sanık f ren yaparak kazayı önlemek istedi ise de kazayı önleyemedi ve kız arabaya çarparak yaralandı. İlk Mahkeme sanığın o ahval ve şerait tahtında süratini azaltması ve klâkson çalması gerektiği kanaatı-na vararak sanığı kabahatlı bularak mahkûm etti. Kaza yerinde asfalt yolun genişliği 11 ayaktı. Her iki tarafta dörder ayak genişliğinde banket bulunmakta idi. Rum Yüksek Mahkemesinde Vassiliades P, sayfa 1228'de şunları söyledi:-
"In the present çase, I a-m afraid, I cannot see how it can be said that the driver was shown to have been carelessly
driving. The conviction was rested on the fact that, in the circumstances, the driver did not reduce his speed of 30 miles on hour, apprehending that a child might -come suddenly across the road, f rom behind the stationary car. In my opinion there was nothing which should reasonably cause such apprehension in the circumstances; and the conviction based on the finding that the driver was careless because he did not ha-ve it, cannot be sustained.
The driver, in my opinion, did nothing which could constitute the offence of careless driving;"
Tria-ntafyllides J. ise sayfa 1230'da şunları söyledi:
"Nor can I find that there was any lack of care on his part in not noticing the children concerned, because at the time, they were hardly within the normal limits of his vigilance, as they were between the -car parked, as aforesaid, on his offside and the berm of the road; and, actually, as found by the trial Court, the child knocked down dashed into the road, and in f ront of the oncoming car of the appellant, f rom behind the parked car."
Josephides J. is-e aynen şunları söyledi:-
"He found that the appelant was driving at about 30 miles per hour, entering a village, and that the accident accured when a child tried to cross the road from behind a car which was parked on the right-hand side of the road in r-elation to the direction he was proceeding at the time. The Judge further found that there was a driver in the stationary car, that the left door was open and this ought to have been seen by the appelant who should have been put on his guarâ Stress should -be laid on the finding of the trial Judge that the child dashed from behind the stationary car and that there is no finding by the learned Judge that there were any children either in the said car or alighting from it at the material time.
On those finding-s of fact, the Judge's conclusion, that the appellant 'failed to reduce his speed in anticipation and apprehension of any eventually in approaching a car parked on his offside', cannot be sustained. There is no absolute duty on a driver, as I see it, to re-duce speed, irı anticipation of any eventuality, whenever he sees a stationary car parked on his offside. It is always a question of fact depending on the circumstances of the case. The duty cast on the driver of a motor-vehicle is to observe ordinary care- towards persons using the road whom he could reasonably foresee as likely to be affected."
Umumi bir yolu ister araba ile ister yaya olarak kullanan her şahıs kendi ve yolu kullanan başkalarının emniyeti bakımından gereken dikkati ve ihtimamı göstermesi -gerekir. Bu istinafta kanaatımca sanık makul ve tedbirli bir sürücünün göstermesi gereken dikkat ve ihtimamı göstermiştir. Çünkü geniş ve düz bir yolda 3. vitesi kullanarak yolun görebildiği kısmında başka herhangi bir şahıs olmadığı, kendi tarafının serbe-st olduğu bir anda azami 25 mil süratle seyretmekte ve yolun kenarında park edilmiş otobüsün arkasından müştekinin aniden çıkması ile sanık kazayı önlemek için frenlerini kullanmakla gerekeni yapmıştır. Kanaatımca kaza müştekinin umumi bir yolu kullanırken- gereken dikkat ve ihtimamı göstermemesinden meydana gelmiştir. Müştekinin yolun karşı tarafına geçmeye teşebbüs etmezden önce yolda başka bir vasıtanın gelip gelmediğini araştırması ve ancak başka bir vasıta gelmediğine emin olduktan sonra yolu katetmeğe -başlaması gerekirdi. Sanığın kazaya en ufak bir katkısı dahi olmamıştır.
Bu nedenle istinafın kabulü ve İlk Mahkemenin mahkûmiyet kararının iptal edilmesi taraftarıyım.
Ahmet İzzet, Hâkim:
Sayın Ülfet Emin'in verdiği hükümle hemfikirim. Başka birşey ilâv-e etmek istemiyorum.
Şakir S. İlkay, Hâkim:
Mağusa Kaza Mahkemesi müstenifi, Fasıl 332, Motorlu Araçlar ve Yol Trafik Kanunu'nun 6. maddesine aykırı olarak, CX 409 plâkalı arabayı, 13.12.74 tarihinde, dikkatsizce sürüp 13 yaşlarında Ünal Ahmedin yaralanma-sına sebebiyet vermekten suçlu bulup mahkûm etti ve iC.L.S.- cezaya çarptırdı. Istinaf sadece mahkûmiyet aleyhine yapılmıştır.
Kaza neticesi Lefkaralı olup şimdi Otluk'ta ikamet eden ve Yeni İskele (Trikomo) Ortaokulu I. sınıf öğrencisi olan Ünal Ahmet is-imli bir erkek çocuk yaralanmıştır.
Bahse konu kaza 21/74 sayılı Motorlu Araçlar ve Yol Trafik Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 1.1.1975'den önce vukubulduğu içindir ki müstenif (sanık) aleyhine dava eski kanun tahtında getirilmiştir.
Kaza günü, yani 13/12/1-974 tarihinde, Ünal Ahmet ve diğer 5-6 öğrenci ö.s. 1.30'da Şakir Hüseyin isimli şoförün sürdüğü TCS 705 plâkalı otobüs ile, diğer günlerde olduğu gibi, Yeni İskele'den Otluk'a gittiler. Otobüs iCarpaz istikametinde yolun solunda durdu ve orada Ünal Ahmet -dahil bazı öğrenciler indi. Otobüsün, durduğu şekilde, iki sol tekerleği banketin içinde iki sağ tekerleği de asfalt yolun içinde idi. Biraz ötede ana yola açılan hemen hemen karşılıklı iki yan yol mevcuttu.
Otobüsün, yolcuların inmesi için, biri önde bir-i arkada olmak üzere solda iki kapısı vardır. Ünal Ahmet ön kapıdan bankete inip
otobüsün arkasına geçti. Orada, kendi dediğine göre, sağa baktı solu da kulağı ile kontrol etti ve sağdan yol boş olduğu ve soldan da 'herhangi bir vasıta sesi, boru falan ses-i' duymadığı için yolu normal yürüyüşten biraz daha hızlı olarak katedip karşı tarafa geçmeğe teşebbüs etti. Otobüsün arkasından yolun içine girdiği sırada Karpaz istikametinden gelmekte olan ve sanığın kullandığı CX 409 plâkalı araba kendisine çarptı ve s-ol ayağı üç yerinden kırıldı.
Kaza otobüs şoförü hareket etmek üzere iken vukubuldu. Otobüs şoförü kazanın nasıl vukubulduğunu görmedi, fakat duyduğu çığlık neticesi aşağıya inince Ünal Ahmeti sanığın kucağında buldu. Sanık Ünal Ahmeti Mehmetçik hastahanes-ine götürdü Otobüs de oradan ayrıldı. Sanık Mehmetçik'ten Otluk'a P.Ç. 1883 Karagözlü ile birlikte döndü. Sanık orada çavuşa kırık ayna parçalarının bulunduğu çarpışma noktasını ve otobüsün durduğu yeri gösterdi. Çavuş gerekli ölçüleri alarak kaza yerinin -bir skeç-plânını hazırladı.
Kazanın vuku bulduğu yerde yol düz olup asfalt kısmı 18'3" genişliğindedir. Karpaz istikametinde yolun solundaki banketin genişliği 4'10", sağındakinin ise genişliği 6'4"tir. Daha önce belirtildiği gibi kaza yerinden biraz ötede- Karpaz istikametinde ana yola açılan hemen hemen karşılıklı iki de yan yol mevcuttur. Mahkemede şahadet veren otobüs şoförü bu iki yan yolun otobüsün gerisinde kaldığını iddia etmiş ise de gerek şahadet gerekse kaza yerinin Emare I skeç-plânı tezekkür edi-ldiğinde şoförün bu hususta hataya düştüğü ve bu iki yolun otobüsün, durduğu şekilde, gerisinde değil de önünde kaldığı görülür. Kaza yerinde alınan ölçülere göre Emare I üzerinde 'A' olarak gösterilen çarpışma noktası otobüsün takip ettiği istikamete göre- asfalt yolun sol kenarından 10' 7" içerde idi.
P.Ç. Karagözlü, Mahkeme huzurundaki şahadetinde, köyün giriş ve çıkışında sürat tahdidi levhalarının bulunduğunu ve kazanın vuku bulduğu yolda süratin saatta 30 mil ile tahdit edilmiş olduğunu, sanığın arabas-ının sağ ön camı ile sağ ön kanadındaki aynanın kırıldığını, sağ ön kanadın yan kenarının hafif battığını ve kaza yerinde baktığı halde fren izi görmediğini ifade etti. Bu şahit, kendisine tevcih edilen bir soruya cevaben kanaatımca sanığın süratinin 25-30- mil civarında olduğunu söyledi.
Sanık Kaza Mahkemesi huzurunda şahadet vermedi sadece olduğu yerden yeminsiz bir beyanda bulunarak daha önce Polise verdiği ifadeye ilâve edeceği bir şey olmadığını belirtti. Sanık bu ifadesinde, diğer şeyler meyanında, saa-tta 25 mil süratle yolun solunda seyrettiğini, eski okula gitmeden Mağusa istikametinden gelen ve içinde yolcu olan TCC 705 plâkalı yolcu otomobilinin de okulun yanında durduğunu gördüğünü, durmakta olan otomobilin yanından geçtiğini ue ani olarak duran ot-omobilin arkasından koşarak gelen bir çocuğun kendi tarafına geçmeye çalışırken sol ayağının kendi arabasının ön fenerine vurduğunu ve çocuğun yere düştüğünü söyledi. Bu hususta ifadesinin ilgili kısmı aynen şöyledir:-
"13 Aralık 1974 tarihinde saat 13.30--14.00 raddelerinde CX 409 plâkalı arabam ile Otluk köyünün ana yolundan Batrıç istikametine gitmekte iken tahminen 25 mil saat'ı giderdim ve yolun sol tarafından giderdim ve üçüncü videz ile gidiyordum. Otluk köyünün eski okuluna gitmeden Mağusa istikameti-nden gelen ve içerisinde yolcu olan TCC 705 numaralı Yolcu Otomobilinin da tam eski okulun yanında durduğunu gördüm. Ben durmakta olan bu otomobilin yanından geçtim ve ani olarak duran otomobilin arka kısmından koşarak gelen bir erkek çocuğun ani olarak yo-lun soluna yani benim tarafıma geçmeğe çalışırken sol ayağı benim arabamın sağ ön fenerine vurdu ve ani olarak yolun sağ kısmına düştü. Ben ani olarak stop bastım, videz değiştim ve tahminen 20 ayak gittikten sonra durdum."
Kaza Mahkemesi, huzurundaki şah-adete göre, sanığı kabahatlı bularak mahkûm etti.
İstinaf ihbarnamesinde Kaza Mahkemesinin sanığın klâkson çalmadığı, süratinin 25-30 mil olduğu ve kaza yerindeki park edilmiş otobüsü gördüğü hususundaki bulgularının şahadete dayanmadığı, hatalı olduğu ve- sanığın Mahkeme huzurundaki şahadete göre suçlu bulunamayacağına dair 5 sebep ileri sürülmüştür.
Kaza Mahkemesi hükmünde şöyle demiştir:
"Şahadetten tebellür etmiştir ki müşteki Ünal Ahmet otobüsün arkasından çıkıp yolu geçmeğe çalışmadan önce sol tarafın-ı yani Karpaz istikametini kontrol etmeden hareket etti. Bu şahıs ortaokul I'inci sınıf talebesidir. Sadece kulağı ile kontrol ettiğini iddia etti. Yine şahadetten belirmiştir ki sanık o gün CX 409 plâkalı arabasını Mağusa istikametinde sürüyordu ve klâkso-n çalmadı. Bahse konu yol Mağusa-Karpaz anayoludur. Kaza mahalli meskûn bir bölgedir. Kazanın olduğu yerde anayola çıkan ara yollar da vardır. Sanık 25-30 mil civarında sürmekteydi. Sanık bahse konu otobüsün kendisine göre yolun sağ tarafında durduğunu dah-a önce görmüştü. İddiasına göre otobüsün yanından geçerken otobüsün arkasından fırlayan çocuk gelip arabanın sağ ön kısmına çarpmıştır. Bu dava ile ilgili ahval ve şeraiti nazarı itibara alıp sanığın dikkatsiz ve ihmalkârane sürüş yapıp yapmadığı hususunda- bulgu yapmak gerekmektedir. ................
-Kanaatimce bu davada sanık otobüsün park ettiğini gördükten sonra otobüsün arkasından birisinin atılabileceğini göz önünde bulundurarak süratini daha da azaltmalı ve klâkson çalmalıydı. Sanık otobüsü gördüğü halde bunları yapmamış ve bilâkis otobüsün arkas-ından atlayan bir çocuğu farketmediğinden bu kaza vuku bulmuştur. Bu da sanığın dikkatini otobüse ve civara gerektiği şekilde vermediğini gösterir kanısındayım.
-İddia Makamı davasını makûl şüpheden ari olarak ispat etmiştir. Sanık suçlu bulundu."
Kaza Mahkemesinin sanığın klâkson çalmadığına dair bulgusu Ünal Ahmet'in şahadetine dayanmaktadır. Bu şahit yolu katetmeğe teşebbüs etmeden önce herhangi bir boru ses-i duymadığını söylemiştir. Bunu tekzip edici başka bir şahadet ise mevcut değildir. Esasen sanık da Polise vermiş olduğu ve Mahkemeye ibraz edilen ifadesinde klâkson çaldığını iddia etmiş değildir. Binaenaleyh Mahkemenin bu husustaki bulgusu şahadete dayan-makta olup hatalı değildir.
Sanığın kazadan önce durmakta olan otobüsü görmüş olduğuna dair bulgusu sanığın Polise yapmış olduğu ifadeye dayanmaktadır. Sanık ifadesinde kendisi okulun yanına gelmeden Mağusa istikametinden gelen ve içinde yolcu bulunan oto-büsün okulun yanında durduğunu gördüğünü söyledi. Binaenaleyh Mahkemenin bu bulgusu da hatalı değildir.
Sanığın süratinin 25-30 mil civarında olduğuna dair bulgu P.C. Karagözlü'nün şahadetinde belirttiği kanaata dayanmaktadır. Sanığın arabasını seyrederke-n görmediğine ve bir bilirkişi olduğuna dair şahadet bulunmadığına göre l9ahkemenin bu şahidin kanaatına dayanarak bulgu yapması hatalıdır. Sanığın sürati, kendi ifadesinde söylediği üzere 25 mil olarak kabul edilmeliydi. Görüleceği gibi Mahkemenin bulgus-u ile sanığın kabul ettiği sürat arasında pek bir fark yoktur. Aradaki fark o kadar azdır ki sanığın süratinin saatta 25-30 mil yerine 25 mil olmasının meselenin tüm olguları ışığında neticeye, kanaatımca, tesiri yoktur.
Kaza Mahkemesine göre sanık otobüs-ü gördükten sonra arkasından birinin yola atılabileceğini göz önünde bulundurarak süratini daha da azaltmalı idi. Sanığın, kaza sırasında sürati tahdit edilmiş süratten fazla değildi. Mamafih, bir sürücünün arabasını sadece tahdit edilmiş sürat tahtinde sü-rmesi kâfi değildir; arabasını, bütün ahval ve şerait muvacehesinde, makul bir süratte sürmesi, gerektiği takdirde de durması, lâzımdır.
Yine Kaza Mahkemesine göre sanık klâkson ealmalı idi. O zaman yürürlükte olan fakat Şimdi kaldırılmış bulunan 1959 Tra-fik :raçları Nizamatının 58(1-)(o) nizamı, gündüzün kesinlikle lîızum ettiği hallerde, klâkson kullanılmasına cevaz vermekte idi. Her ne kadar da klâkson çalmamak kendiliğinden dikkatsizlik sayılmazsa da, dikkatsizliin mevcut olup olmadığı kararlaştırılır-ken nazarı itibara alınabilir. Gör.- Wintle v. Bristol Tramways and arriage Co. Ltd. (1917) 86 L.J.K.B.240. Bir sürücünün arabasını dikkatsizce sürüp sürmediğini kararlaştırırken klâkson çalmamasının ne dereceye kadar nazarı itibara alınıp alınmayacağı m-eselesinin ahval ve şeraitine bağlıdır. Barton v. Knowles (1951) C.A.214 davasında davalı sürücünün gittiği istikamette sağında parkedilmiş bir arabayı geçerken klâkson çalmış olması gerekti ine hükmedilmiştir. Keza Gör.- Kuzik v. Hastingş (1948) 1 W.W.R. -188 as reported in the English And Empire Digest, 1954 Ed. Vo1.36, p.102.
Kıbrıs Ana Yolları Kılavuzu sair adı ile Kanunu (Cyprus Highway Code)'un 36. paragrafı şöyledir:-
".... Ansazın yola koşan çocuklar için yahut kaldırımdan aşağz inenler veya bir ta-Şıt vasıtası arkasından veya bir maniadan çıkan kimseler iç.in hazırlıklı olunuz...."
İngilteredeki Yol Kılavuzu da, bu hususta aynidir. Gör.- Charlesworth on Negligence, 3rd Ed., p.94 para I67.
Bu gibi kılavuzlarda zikredilen kurallar kanuni kural olmam-akla beraber aklıselime dayandıklaıı cihetle makul dikkatin gösterilip gösterilmediğini kararlaştırmak maksadı ile nazarı itibara alınabilirler. Gör.- Qualcast v. Haynes (1959) 2 All E.K. 38 at 45.
Bu meselede Kaza Mahkemesi, yukarıda sözü edilen Kuraldan- ismen bahsetmemiş olmakla beraber, hükmünden anlaşıldığına göre, sanığın arabasını dikkatli sürüp sürmediğini kararlaştırırken böyle bir kuralı ve sanığın bu kurala göre hareket etmemiş olduğunu göz önünde bulundurmuştur.
Yukarıda sözü edilen kural bu mes-eleye uygulandığında sanığın arabasını makul surette dikkatli sürmemiş olduğu ve kazanın vukuuna en azından katkıda bulunduğu görülür. Sanığın, içinde yolcu olduğunu ve karŞıdan gelerek yolun kenarında durduğunu gördüğü otobüsü geçerken, otobüsten inmesini- makul surette beklemesi gerektiği yolcuların otobüsün arkasından veya önünden yola girmesi ve bilhassa çocukların ani ola:rak yola koşması tehlikesinin mevcut olduğunu bilmesi ve bunu bekleyip tedbirli davranarak süratini azaltıp arabasını daha yavaş sürm-esi ve bu gibi şahısları ikaz içirz klâkson çalması gerekirdi. Halbuki sanık arabasını, meselenin tüm olguları ışığında, makul şekilde yavaş sürmemiş ve otobüsün arkasından yola girmesi veya atılması muhtemel yolcu ve bilhassa çocukları ikaz için gerokli o-lduğu halde klâkson çalmamıştır.
Yukarıda söylenenlerden görüleceği giLi Kaza Mahkemesi, huzurundaki şahadete göre, sanığı suçlu bulup mahkûm etmekle hata işlemiş değildir.
Netice itibarı ile istinafın reâdolunması gerektiği görüşündeyim.
Ülfet Emin, Hâ-kim: Netice olarak oy çokluğu ile istinaf kabul edilir ve mahkûmiyet iptal edilir.
(Ülfet Emin) (Ahmet İzzet) (Şakir S. İlkay)
Hâkim. Hâkim. Hakim.
1 Ağustos, 1975.
Full & Egal Universal Law Academy