-YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
İstinaf eden: Ahmet Mehmet, Baf, şimdi Limasol
ile
Aleyhine istinaf edilen : Türk Emniyet Müdürlüğü
arasında.
(Ceza İstinaf No. 2/70, Dava No. 230/69)
İstinaf edilen namına: A. M. Berberoğlu
Aleyhine istinaf edilen namına: Ved-at Aziz
Tecavüz - Ahlaka aykırı tecavüz - Fasıl l54 Ceza Yasası madde 151.
Şahadet - Yeminsiz şahadet - Fasıl 9 Şahadet Yasasının 9. maddesi - Yeminsiz şahadet veren yaşı küçük birisinin şahadetinin desteklenmesi gereği.
Teyid - Şahade-tin - teyid edilmesi - Cinsel suçlarda şîkâyetçinin şahadetinin desteklenmesi gereği - Sanığın itirafının desteklenmesi sart değilse de itirafın içeriğinin doğruluğu hakkında Mahkemenin kanaat getirmesi gereği - Sanığın kendisine yazılı dava tebliğ olunduğ-u zaman itirafı baskı altında yaptığını iddia etmesi - Doğru olduğu tesbit edilen bir itirafın desteklenmeye muhtaç başka bir şahadeti destekleyebilmesi.
H Ü K Ü M
İstinaf eden (sanık) Limasol Kaza Mahkemesinde Fasıl 154 Ceza Kanunu, madde 15-1 ve 35'e aykırı olarak 25 Nisan 1969 ile 28 Nisan 1969 tarihleri arasında Düzkaya'da (Evdim'de) Düzkayalı Nilgün Salih'e gayri kanuni olarak edebe mugayir tecavüz etmek suçundan kabahatli bulunmuş ve 9/12/1969 tarihinde 2 ay hapse mahkûm olunmuştur. Bu m-ahkûmiyet kararından sanık 10/12/1969 tarihinde istinaf etmiştir. İstinaf sehebleri aynen şöyledir :-
".1) Having regard the evidence adduced it was unreasonable to conviet the accused.
(2) The trial Court erred in admitting the Confession as evidence.-
(3) There was a substantial miscarriage of justice.
(4) The trial Court erred in finding that the prosecution proved their case against the aecused beyond reasonable doubt and the accused was entitled to the benefit of doubt."
İlk olarak 2. isti-naf sebebini alacak olursa, sanık duruşma esnasında 29/4/l969 tarihinde polise verdiği İkrarı (Emare 1) inkâr etti ve bunun tehdit ve zorla alındığını iddia etti. Bu hususta ayrı bir duruşma ("trial within trial") yapıldı ve Bidayet Mahkemesi Hakimi İkra-rın gönüllü olarak verildiği kararına vardı. Bu ara kararın verildiği 31/10/l969 tarihinden sonra sanık bilgisine gelen yeni şahadeti İstinafın duruşmasında ibraz etmek için 2/70 sayılı ve 10/2/1970 tarihli bir istida dosyaladı. Bu istida 26/2/1970 tarihin-de işitildi ve diğer sebebler arasında, çağırılması istenen yeni şahidin vereceği şahadetin Bidayet Mahkemesinin ilgili kararına tesir edecek mahiyette olmadağı sebebiyle reddolundu. Bilâhare istinaf edenin avukatı bu istinaf sebebi üzerinde israr etmedi. -Tutanakları ve Bidayet Mahkemesi Hakimin veıdiği Kararı inceledikten sonra Bidayet Mahkemesinin bu kararının doğru olduğu kanaatına vardık.
Diğer istinaf sebeblerine gelince, istinaf edenin avukatı genellikle sanığın ikrarı ile yeminsiz şahadet ver-en 11 yaşında Nilgün Salih'in şahadeti arasında bir çok tenakuzların mevcut olduğunu ve Nilgün Salih'in şahadetinin itimada şayan olmadığını iddia etmiştir. Savcılık ise her teferruatın desteklenmesinin gerekmediğini, sadece sanığın işlenen suça methaldar- olduğunu gösteren birkaç esas hususun teyid edilmesinin luzumlu olduğunu iddia etmiştir. Bidayet Mahkemesi Hakiminin bu husustaki kanaati Hükmünde söyle izah edilmektedir :-
"Nilgün'ün Mahkeme huzurunda verdiği ifade 2 - 3 husus hariç tamamı ile sanığın -
polise verdiği ifadeye uymaktadır. Müşteki Nilgün'ün şahadeti esaslı istintaka tabi tutulduğu halde sarsılmamıştır. Zikrettiğim, başlıca fark şunlardır. Nilgün mevzuu bahis günde vaka anında kırmızı pantolonunu giydiğini hatırlayamamıştır. Sonra sanığı-n ilkin kendisine çağırdığını söyleyerek sanığın polise verilen ifadesinden farklı bir ifade vermiştir. Kanaatımca zikrolunan bu farklar ve buna benzer bir kaç cüzi fark teferruattadır ve vakanın esasına tesir etmez. Aradan 6 - 7 ay kadar bir zaman geçtiği-ni ve müştekinin yaşını da göz önünde tutarak bu farklar normaldir kanaatindeyim.
Ayni şekilde kızın vakanın günü hususunda yanıldığını da makûl görüyorum, esasen müşahade ettiğime göre tarih ve günlerden pek anlamamaktadır. Kanatimce müşteki Nilgün esas -itibarı ile doğru söylüyor, ve böyle bir vaka vuku bulmuştur."
Fasıl 9, Şahadet Kanununun 9. maddesi yeminsiz şahadet veren yaşı küçük birisinin şahadeti hakkında şöyle demektedir :-
"No person shall be convicted of an offence upon the unsworn evid-ence of a child of tender years unless such unsworn evidence is corroborated by material evidence implicating the accused."
Buna ilâveten umumi adaba aykırı suçlarda da müştekinin yaşına bakmadan şahadetinin teyid ("corroboratet") edilmesi icab etmek-tedir. (Bak, Makris alias Betinos v. The Police, 1961 C.L.R. 330)
Bu istinafta karara bağlanacak noktalardan biri, küçük Nilgün Salih'in verdiği şahadetin itimada şayan olup olmadığı ve yukarıda bahsettiğimiz iki yönden teyid edilip edilmediğidir. N-ilgün Salihin şahadeti hakkında Bidayet Mahkemesi hakiminin kanaatına atıfta bulunduk. Bu kanaatın yanlış olduğuna dair istinaf eden tarafından ikna edilemedik.
Nilgün Salih'in şahadeti sanığın İkrarı tarafından desteklenmektedir. Her ne kadar da bu -İkrarın teyid ("corroborate") edilmesi kanunen şart değilse, muhteviyatının doğruluğu hakkında Mahkemenin kanaat getirmesi lazımdır. R v. Sykes, 8.Cr.App.R. 233, 236 davasında Ceza İstinaf Mahkemesi aşağıdaki prensipleri tasvip etmiştir :-
"A man may be co-nvicted on his own confession alone; there is no law against it. The law is that if a man makes a free and voluntary confession which is direct and positive, and is properly proved, a jury may, if they think fit, convict him of any crime upon it. But seldo-m, if ever, the necessity arises, because confessions can always be tested and examined, first by the police, and then by you and us in Court, and the first question you ask when you are examining the confession of a man is, is there anything outside it to- show it wos true? is it corroborated? are the statements made in it or fact so far as we can test them true? was the prisoner a man who had the apportunity of committing the murder? Is his confession possible? is it consistent with other facts which hav-e been ascertained and which have been, as in the case proved before us?
Aynı prensipler Regina v. Sfongaras davasında da -iktibas edilmiştir. (Bak. 22 C.L.R. 113, 120.)
Sanığın İkrarının doğru olup olmadığını tesbit etmek için Nilgün Salihin yeminsiz ve teyide muhtaç şahadetinin yeterli olup olmadığı hakkında 26/2/1970 tarihindeki istinaf duruşmasının sonunda her iki ta-rafın avukatının görüşlerini sorduk. Bu maksat için duruşmayı bugüne tehir ettik. İstinaf edenin avukatı bugün şahsen bulunamadığı için görüşlerini belirtmedi. Bu sebeple yalnız Savcılığın görüşlerini dinleyebildik.
Mahkemede söylenenleri ve davanın -diğer bütün hususlarını inceledikten nonra R. v Syces v. Eforgaros davalarındaki prensiblere göre sanığın İkrarının doğru olduğu kanaatına vardık. Bidayet Mahkemesi Hakiminin vardığı kanaat da aynıdır. Bu kanaatın yanlış olduğuna dair ikna edilmedik. İkrar-ın doğru olduğunu gösteren ek bir husus da şudur :
Sanık, mevzu bahis İkrarından 6 gün sonra yani 5/5/69 tarihinde kendisine okunan davaya şu cevabı vermiştir (Emare 3) : "Hayır kabul etmiyorum, Mahkemede konuşacağım. Polise verdiğim ifad-e doğrudur." Bu cevabın tehdit veya zorla alındığı idda edilmedi. Emare 3 mahkemeye ibraz edildiğinde de hiç bir itirazda bulunulmadı. Yalnız, sanık şahadet verdiğinde, polise verdiği ifadenin yalan olduğunu Tahsin Çavuşa söylediğini, fakat Tahsin Çavuşun -"yalandır" yerine "doğrudur" diye yazdığını, iddia etmiştir. Unutulmamalıdır ki bu husus Tahsin Çavuşa istintakta hiç sorulmamıştır. Netice olarak Emare 3 şahadet olarak zabıtlara geçiriştir. Bununda önemi, sanığın ikrarının (Emare 1'in) doğru olduğunu ken-disinin 6 gün sonra teyid etmesidir.
Doğru olduğu tesbit edilen bir ikrar kanaatımızca teyide muhtaç olan diğer şahadetlerden (mesela suç ortaklarının şahadetlerinden veya yeminsiz ikinci bir çocuğun şahadetinden) farklı bir durumdadır. Doğru olduğu -tesbit edilen bir ikrar teyide muhtaç baska bir şahadeti teyid edecek niteliktedir kanaatindeyiz. (Bak, Credland v. Konwlar, 35 Cr. App.R.48; R.v. Arnold (1949 W.N.184; ve Archbold, 36 Edn., para. 1289,a.478 ve para.2905, s.1090).
Netice olarak Mahke-menin doğru olduğuna kanaat getirdiği Sanığın ikrarı (Emare 1) Nilgün Salihin yeminsiz şahadetini teyid edebilecek niteliktedir ve teyid eder kanaatındayız.
Bu sebeplerden dolayı istinaf reddolunur.
Bidayet Mahkemesin verdiği iki ay hapis cezas-ının verildiği tarihten itibaren başlaması emrolunur.
Tarih : 17 Mart, 1970.
Full & Egal Universal Law Academy