- Ceza İstinaf No. 2/74
(Dava No. 474/73; Baf)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: M. Necati Münir, Başkan, Ülfet Emin ve
Ahme-t İzzet.
İstinaf eden: Kemal Mehmet Zaim, Aydın, Baf.
(Sanık)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Türk Emniyet Müdürlüğü,
a r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Gürsel -E. Kadri adına Vedat Derviş.
Aleyhine istinaf edilen namına: Argun F. Korkut.
Fasıl 154 Ceza Yasası - Yasanın 306(a) maddesine aykırı çalınmış
olduğunu bildiği koyunları zimmetine geçirme.
Hırsızlık malı tasarrufunda bulundurma - Suçun unsurları: a) m-alın
çalınmış olması b) malın Sanığın tasarrufunda bulunması c) Sanığın bu malı alırken malın çalındığını veya yasal olmayan bir şekilde elde edildiğini bilmesi.
Ceza Usulû - Müdafaa - Hırsızlık mal kabulünde Sanığın müdafaası
Sanığın malı elde ederke-n çalınmış olduğunu bilmediğine ilişkin makul izahatının müdafaa oluşturması - Müdafaa olarak verilen izahatın doğru olma ihtimalinin mevcut olması halinde Sanığın beraat ettirilmesi.
Ceza Usulü - İspat - İddia Makamının suçun tüm unsurlarını şüpheden
a-ri olarak ispat etmesi - Hırsızlık mal kabulü suçunda Sanığın malı hırsızlık olduğunu bilerek tasarrufuna aldığının İddia Makamınca şüpheden ari bir şekilde ispat edilmesi gerekir.
Hırsızlık mal kabulû suçu - Sanığın malı hırsızlık olduğunu bilerek
kabu-l etmesi veya tasarrufuna alması - Sanığın çok ucuza malı satın almış veya çalınmış mal tasarrufunda olduğu halde yoktur demesi gibi hallerde malın hırsızlık olduğunu bildiğinin kabul edilmesi.
Beraat - Sanığın İstinaf Mahkemesince, malı tasarrufu ile ilg-ili
verdiği izahatın doğru olma olasılığı bulunduğundan beraat ettirilmesi.
Müştekinin koyumlarını tespit edebilmesi - Test yöntemi.
OLAY: Müştekinin 21 adet koyunu çalındı. Bu koyunlardan 14 tanesi
Sanığın tasarrufunda bulundu.
Sanık 14 adet koyunu -hırsızlık olduğunu bildiği halde zimmetine geçirmekle itham edildi.
İlk Mahkeme 14 koyunun Müştekiye ait olduğu kanaatine vardı. Sanığın koyunları tasarrufuna nasıl geçirdiği konusunda verdiği izahatı da kabul etmeyen İlk Mahkeme Sanığı suçlu bularak 16 ay- hapse mahkûm etti ve ayrıca koyunların Müştekiye iadesini emretti.
Sanık suçun şüpheden ari bir şekilde ispat edilmediğini, İlk Mahkemenin bulgularının şahadetle desteklenmediğini ileri sürerek mahkûmiyet aleyhine istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, suç-un en önemli unsurunun Sanığın koyunları
tasarrufuna alırken çalınmı olduğunu bilip bilmediği hususu olduğunu, bu hususun da Iddia Makamı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, Sanığın malı nasıl tasarrufuna geçirdiği hususunda makul bir izahat vermemes-i halinde Mahkemenin Sariığın malın çalındığını bildiği kanısına varabileceğini fakat bu davada İlk Mahkemenin Sanığın izahatını yeterince inceleyip değerlendirmediğini, şahadet incelendiği zaman Sanığın verdiği izahatın doğru olma olasılığının mevcut oldu-ğunun görüldüğünü belirtti ve Sanığın mahkûmiyetini iptal etti.
Atıfta Bulunulan Yargıssl İçtihatlar:
Vechi Hüseyin Tahsildar ile Türk Emniyet Müdürlüğü arasındaki
3/74 sayılı Ceza İstinaf.
2. Mehmet Ekrem ile Türk Emniyet Müdürlüğü arasındaki 29/73 -
sayılı Ceza İstinaf.
3. Rex v. Isaac Schama and Jacob Abramovitch II. Cr.App.R. s.44
sayfa 49.
4. Rex v. Henry Field IV Cr.App.R. s.190 sayfa 192.
____________________
HÜKÜM
M. Necati Münir,- Başkan: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Hâkim Üfet Emin verecektir.
Ülfet Emin, Hâkim: Sanık (istinaf eden) 18.10.1973 tarihinde Baf Kaza Mahkemesi tarafından Fasıl 154, Ceza Kanunu'nun 306(a) maddesine aykırı olarak 25.8.1973 tarihinde, Aydın'da Su-suzlu Halit Hüseyin'e aıt K.L.210.- kıymetinde 14 adet koyunu, hırsızlık olduğunu bildiği halde, tasarrufuna geçirdiğinden kabahatlı buliınarak 16 ay hapse mahkûm edildi. Emare olarak ibraz edilen 14 koyunun müştekiye iade edilmeleri emrolundu.
Sanık diğe-r şeyler meyanında, suçun veya bazı unsurlarının şüpheden ari bir şekilde isbat edilmediğini, Bidayet Mahkemesinin bulgularının şahadetle desteklenmediğini ileri sürerek mahkûmiyet aleyhine istinaf eyledi.
Bidayet Mahkemesinin bulgusuna göre müşteki 18 il-e 19 Ocak 1973 tarihleri arasında Susuz'un 'Birgolisto' mevkündeki ağıllarında 95 baş davarını muhafaza etmekte idi. Müşteki 19 Oca.k 1973 günü saba.hı davarından 21 koyunun eksik bulunduğunu gördü, bütün gün davarını aradı bulamadı ve polise şikâyet etti.- Daha sonra Ağustos ayında Gazi Baf Emniyet mensupları kaybolan 21 koyunun sanığın tasarrufunda olduğu hususunda bilgi almışlar ve aynı gün polis müşteki ile beraber Aydın'a gitmişlerdir. Orada sanığı bulmuşlar, sanığa davarının nerede olduğunu sormuşlar, -sanık davarının köy açıklarında olan derede olduğunu bildirmesi üzerine dereye doğru yol aldılar. Ancak yolun uzak olacağını anlayan PÇY Fikri Arslan polis aracını almak maksadı ile geri döndü ve bu meyanda sanığın davarını köy yanında mektep avlusu altınd-aki bademlikte çocuklarının beklediğini görmesi üzerine sanık ve polis ekibine çağırdı ve hep birlikte müşteki de dahil, davarın yanına gittiler. Müşteki davarı görür görmez davardan 3 koyununu tanıdı. Davar yaygın olduğu için davarın toplatılması uygun gö-rüldü. Sanığın da mutabakatı ile 34 parçadan oluşan davar sanığın ağılına sürüldü. Köy muhtarı ve azası mahal'le çağırıldı ve orada müşteki sanığın tasarrufunda olan 34 koyundan 14 tanesinin kendine ait olduğunu tanıdı. 14 koyun polis tarafından alınarak G-azi Baf Emniyet Karakoluna nakledilâi ve polis tarafından muhafaza edildi. 27 Ağustos 1973 tarihinde polis bir arama müzekkeresi tahtinde sanığın mandrasını yoklamış ve mandrada 4 koyun postu bulunmuştur. 4 koyun postundan 3 tanesinin müşteki kendi koyunla-rının postları olduğunu tanıdı. Sa.nık polise verdiği ifadede 14 koyunu Gazi Baf'ın Rum hayvan pazarından 1 Nisan günü Cemal Adem ile Durmuş Enver'in huzurunda satın aldığını söylediğinden dolayı, bu iki şahıs İddia Makamı tarafından şahit olarak çağırıldı-. Her iki şahıs da böyle bir günü hatırlamadıklarını beya.n ettiler. Sanık Mahkemede yeminsiz ve kısa bir ifade verdi ve sözü geçen hayvanları Kasaba'dan satın aldığını beyan etti.
İstinaf esnasında istinaf edenin avukatı müştekinin dava konusu koyunların- kendine ait olduğu hususunda yaptığı teşhisin kesin bir teşhis addolunamayacağını ve yapılan teşhisin makul şüpheden ari bir şekilde doğru olacağı kanaatına varılmaması gerektiğini ileri sürdü. Buna sebep olarak da müşteki koyunların kendine ait olduğunu -iddia ederek sanığın davarından ayırdıktan sonra, ayni koyunların başka bir davara karıştırılması ve müştekinin yine ayni koyunları diğer davardan da ayırıp ayıramayaçağı denetlenmesi icab ettiğini göstermiştir. Hakikaten müştekinin sanığın davarından yapt-ığı ayrımın doğru olduğunu göstermek babında müştekinin ayırdığı hayvanları müştekiden gizlice işaretledikten sonra ayrılan hayvanları başka bir davara karıştırıp müştekiden yeniden hayvanlarını ayırmasını istemek makul bir hareket olabilirdi ve bu yapılmı-ş olsaydı müştekinin teşhis hususunda söylediklerinin kesinlikle doğru olduğu meydana çıkardı. Mamafih, bu yapılmadığından müştekinin yaptığı teşhisin doğru olmadığı manasına gelmez. Müştekinin kendi hayvanlarını tanıyıp tanımama hususu Mahkeme tarafından -karara bağlanması gereken bir husustur ve şayet Bidayet Mahkemesi tüm şahadet ışığında müştekinin hayvanlarını makul şüpheden ari bir şekilde tanıdığına kanaat getirirse Mahkeme, teşhisin doğru olarak yapıldığına kanaat getirebilir.
Bidayet Mahkemesi şaha-detten dinlediklerine ve gördüklerine istinaden 14 koyunun müştekiye ait olduğuna şüphesi olmadığını ve ibraz olunan şahadet sonucu sanığın bunları, gayri meşru olarak ale geçirildiğini bildiği halde, tasarrufuna aldığına şüphesi olmadığını belirtti. Buna -sebep olarak da Bidayet Mahkemesi aynen şunları söyledi:
"Çünkü sanık Emare 3-16 davarından alınırken, Emare 17 ve 23' de beyanlarda bulunurken, makul cevap ve davranışlarda bulunmamış, bilhassa eline nasıl geçtikleri hakkında vermiş olduğu izahat kendi be-yan eylediği hemköylüsü iki şahit Durmuş Enver ve Cemal Adem tarafından teyid edilmemiştir."
Bu gibi suçlarda herhangi bir şahsın kabahatlı bulunması için Ceza İstinaf No.3/74 Veçhi Hüseyin Tahsildar v. Türk Emniyet Müdürlüğü dâvasında söylediğımiz gıbı I-ddıa Makamının suçun üç unsurunu makul şüpheden ari bir şekilde isbat etmesi gerekir. Bunlardan birincisi koyunların çalınmış olması, ikincisi koyunların sanığın tasarrufunda bulunması, üçüncüsü ise sanığın bu koyunları tasarrufuna alırken bu koyunların ça-lınmış veya gayrı kanun bir şekilde elde edildiğini bilmiş (guilty knowledge) olmasıdır.
Bidayet Mahkemesi huzurunda verilen tüm şahadet ve Bidayet Mahkemesinin bulguları göz önünde tutulduğunda dava konusu 14 koyunun müştekiden çalındığı, bu koyunların -sanığih tasarrufunda bulunduğu makul şüpheden ari bir şekilde isbat edilmiştir. Geriye kalan en mühim suç unsuru sanığın koyunları tasarrufuna alırken bu koyunların çalınmış olduğunu bilip bilmemesi hususudur. Bu hususun da İddia Makamı tarafından makul şü-pheden ari bir şekilde isbat edilmesi gerekir. Hiç şüphe yoktur ki bu husus birçok hallerde görgü şahidi ile isbat edilemez. Çünkü malı çalan hırsız bilinmemektedir. Bu nedenledir ki görgü şahidi olmayan hallerde herhangi bir şahidin çalınmış malı tasarruf-una alırken malın çalınmış olduğunu bilmesi hususunda, tasarrufuna nasıl, nerede ve hangi fiata aldığı halleri mühim rol oynamaktadır. Meselâ eğer böyle bir şahıs çalınmış olan malı normal fiatından çok aşağıya bir fiata satın aldığı isbat edilirse, o zama-n bu gibi malı satın alan şahsın bu gibi malın çalınmış olduğunu bildiği addolunabilir. Bazı hallerde çalınmış malı tasarrufunda bulunduran şahıs bu gibi malın tasarrufunda olduğunu inkâr ederse veya buna benzer hallerde böyle bir şahsın malın çalınmış old-uğunu bildiği addolunabilir. Herhangi bir ceza davasında herhangi bir sanık herhangi bir hususta herhangi bir izahat vermek mecburiyetinde olmamakla beraber bazı hallerde herhangi bir suç ile itham olunan herhangi bir şahıs suçlu olmadığını veya yaptığı ey-lemin suç olmadığını göstermek içirı izahat vermesi gerekebilir. Bu gibi hallerde böyle bir şahsın verdiği izahatın doğru olduğu hususunu makul şüpheden ari bir şekilde isbat etmesi gerekmez. Bu hususta Yüksek Mahkeme Ceza İstinaf No.29/73 Mehmet Ekrem v. -Türk Emniyet Müdürlüğü davasında şunları söyledi:
"Bazı davalarda sanık herhangi bir hususu isbat etmekle mükellef olmamakla beraber suçu işlemediğini gösteren veya yapılan eylemin suç olamayacağını gösteren bazı izahatlar ileri sürebilir. ....... değer t-aşıyan şahadetin mevcut olduğu hallerde sanığın ileri sürdüğü hususların veya izahatın doğru olduğunu isbat etmekle mükellef değildir. Sanık bu gibi hususların şüphe yaratıcı nitelikte veya bu gibi hususların doğru olduklarını ihtımal dahilinde olduğunu gö-sterirse sanığın beraat ettirilmesi gerekir."
Çalınmış herhangi bir malı tasarrufunda bulunduran herhangi bir şahıs tasarrufu hakkında herhangi bir makul izahat vermezse Mahkeme böyle bir şahsın tasarrufunda bulundurduğu malı tasarrufuna alırken çalınmış -olduğunu bildiğini addedebilir ve böyle bir şahsı mahkûm edebilir. Mamafih böyle bir şahıs tasarrufunda bulundurduğu mal için herhangi bir izahat verirse Mahkemenin bu izahatı tetkik etmesi ve bu izahatın doğru olma olasılığının mevcut olup olmadığını teze-kkür etmesi gerekir. Mahkeme verilen izahatın kesinlikle doğru olduğuna kanaat getirmesi icab etmez. Verilen izahatın şüphe yaratacak nitelikte olması veya doğru olma olasılığının mevcut olması kâfidir. Bu hususta Re v. Isaac Schama and Jacob Abramovitch I-I Gr.App.R.44, sayfa 49 da şunlar yer almaktadır:-
"Where the prisoner is charged with receiving recently stolen property, when the prosecution has proved the possession by the prisoner, and that the goods had been recently stolen, the jury should be told- that they may, not that they must, in the absence of any reasonable explanation, find the prisoner guilty. But if an explanation is given which may be true, it is for the jury to say on the whole evidence whether the accused is guilty or not; that is to s-ay, if the jury think that the explanation may reasonably be true, though they are not convinced that it is true, the prisoner is entitled to an acquittial, because the Crown has not discharged the onus of proof imposed upon it of satisfying the jury beyon-d reasonable doubt of the prisoner's guilt. That onus never changes, it always rests on the prosecution."
Rex v. Henry Field 4 Cr.App.R. 190 davasında sanık 13 iCasım 1909'da çalınan bir caketi 3 Aralık 1909'da tasarrufunda bulundurdu. Sanık caketi bir re-hinciye 10 şiline rehin vermeyi teklif ettiğinde yakalandı. Sanık yakalandığında caketi daha önce Petticoat Lane' den 18s. 6p.'ya aldığını söyledi. Halbuki caketin kıymeti K.L.3.- idi. Sanık Bidayet Mahkemesinde 3 yıl hapse mahkûm edildi. İstinafta ise san-ığın verdiği izahatın doğru olma olasılığının mevcut olduğu nedeni ile istinafı kabul edilerek sanık beraat ettirildi. O davada s.192'de Lawrence J. şunları söyledi:-
"This man could not have stolen the coat. He came out of prison five days after the coat- had been stolen, and three weeks later the coat was found on him. He gave an account to the jury of how he came by it. His account may be true. It was not put carefully to the jury. It would have been better to direct the jury to return a verdict of not g-uilty."
-Bidayet Mahkemesi sanığın koyunların gayri meşru olarak ele geçirildiğini bildiğine şüphesi olmadığını belirtti ve buna sebep olarak da sanığın makul cevap ve makul davranışlarda bulunmadığını, eline nasıl geçtiği hakkında verdiği izahatın sanığın beyan ey-lediğı hemköylüleri iki şahit tarafından teyid edilmediğini göstermiŞtır. Dava zabıtlarından görülüyor ki 25 Ağustos 1973'de polis müşteki ile beraber Aydın köyüne gittiğinde ve müşteki kendine ait olan hayvanları sanığın davarından ayırdıktan sonra sa.nık- polise Ben bu hayvanları Rum çarşısından aldım' dedi. Sanık derdest edilip Baf Emnıyet Müdürlüğüne götürüldü ve orada iken polise 27 Ağustos 1973'de gönüllü bir ifade verdi. İşbu ifade Emare 17 olarak şahadet olarak Mahkemeye ibraz edildi. Sanık verdiği i-fadede 14 koyunu Nisan ayında bir Cumartesi günü Bafta Rum çarşısında bir Rumdan K.L.B4.-ya satın aldığını belirtti. Ayni ifadesinde sanık Rumun ilk önce koyun başına K.L.7.talep ettiğini kendisinin hepsini K.L.6.-dan almayı teklif etmesi üzerine Rumun kab-ul ettiğini söyledi. Ondan sonra koyunları traktörün trollisine koyarak köye getirdiğini söyledi. Sanık ayni ifadesinde hayvanların hırsızlık olduğunu bilmediğini, bilmiş olsaydı kendisine beleş verseler de almayacağını, 10 seneden beri hayvan alış verişi -yaptığını, başına böyle bir felâket gelmediğini söyledi. 25 Eylül 1973'de sanığa dava okunduğunda sanık yine cevap olarak bir ifade verdi. Verdiği ifade Emare 23 olarak Mahkemeye ibraz edildi. Bu ifâdesinde bu hayvanları satın alırken Cemal Adem ve Durmuş -Enver ile Polo isminde bir tornocu gâvurun da şahit olduğunu söyledi. Cemal Adem ve Durmuş Enver İddia Makamı tarafından şahit olarak çağırıldılar. Bunlardan Cemal Adem Mahkemeye verdiği ifadede bir gün sanık ile Rum çarşısında buluştuklarını, kendisinin i-çeri girdiğini, sanığın dışarıda kaldığını, kendisi dışarı çıktığında sanığın oradan ayrıldığını, birşey alıp almadığını görmediğini söyledi. Durmuş Enver ise sanık ile bir gün Rum çarşısında buluştuğunu ve sanığın bir koyun satın aldığını gördüğünü söyled-i. Sanığın 14 koyun satın aldığını görmediğini söyledi. Yine İddia Makamı tarafından çağırılan köyün kır bekçisi Elmaz Salih ise sanığın davarını bazı günde iki defa bazı gün hiç görmediğini söyledi ve sanığın davarının ansızdan çoğaldığını ansızdan azaldı-ğını görürdü. Şahit sanığırı davarının Nisanda çoğaldığını gördüğünü belirtti.
-
Bidayet Mahkemesi huzurunda yukarıda bahsettiğimiz şahadetten görülüyor ki sanık, müşteki koyunlarını sanığın davarından ayırırken derhal polise bu koyunları Bafta Rum çarşısından aldığını söyledi. Buna ilâveten iki gün sonra verdiği gönüllü ifadede ayni -hususları tekrarladı. Dikkat edilecek olursa sanık 25 Ağustos'ta verdiği cevapta ve 27 Ağustosta verdiği gönüllü ifadede bu koyunları alırken herhangi
bir şahit olduğunu bahsetmedi. Ancak 25 Eylülde davaya cevap olarak ifade verirken koyunları satın aldığı-na dair şahitleri de olduğunu bahsetti. Kanaatımızca bu şahitlerden biri sanığın o gün koyun almadığını söylemedi. Bilâkis o gün sanığın Rum çarşısında olduğunu teyid etti. Diğer şahit ise 14 koyun satın aldığını görmemekle beraber çarşıdan sanığın bir koy-un satın aldığını söyledi. Diğer taraftan köyün kır bekçisinin verdiği şahadet, öyle anlaşılıyor ki Bidayet Mahkemesi tarafından hiç nazarı itibara alınmadı. Kır bekçisi sanığın davarının Nisan ayında çoğaldığını sarahaten belirtti. Bidayet Mahkemesinin hu-zurunda bu koyunların Nisan ayında fiatlarının K.L.6.-dan yüksek olduğu hususunda herhangi bir şahadet yoktur. Yegâne şahadet koyunların Ocak ayında çalındıklarında gebe oldukları için kıymetlerinin K.L.lS.- olduğu ve müştekinin şahadet verdiği gün yani 10- Ekim 1973'de ise koyunların kıymetinin K.L.lO.- olduğu hususunda müştekinin verdiği şahadettir. Nisrı içerisinde yani sanık koyunları satın aldığını iddia ettiği zaman koyunların fiatı ne olduğu veya olabileceği hususunda herhangi bir şahadet yoktur. Kan-aatımızca tasarruf hakkında sanığın verdiğı izahatın değerlendirilmesi Bidayet Mahkemesi tarafından tam yapılmadı ve Bidayet Mahkemesi sanığın vermiş olduğu izahatrn doğru olma ihtimalinin mevcut olduğunu tezekkür etmedi.
Mahkeme huzurunda Bidayet Mahkeme-sinin kabul ettiği tüm şahadet ışığında sanığın tasarruf hususunda vermiş olduğu izahatın doğru olma olasılığının mevcut olduğu kanaatındayız. Bu nedenle Bidayet Mahkemesi sanığı mahkûm etmemesi gerekirdi.
Yukarıda izah olunan sebeplerden dolayı istinaf k-abul edilir. Bidayet Mahkemesinin mahkûmiyet kararı iptal edilir.
Yüksek Mahkeme
6 Mart, 1974.
Full & Egal Universal Law Academy