-YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA Ceza İstinaf No.23/72
- (Dava No.99/72; Lefkoşa)
-
M.Necati Münir, Başkan ve Ahmet İzzet, Üye.
İstinaf eden: Aynur Akif, Lefkoşa
(Sanık)
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: Türk Emniyet Müdürlüğü
arasında.
İstinaf e-den namına: Menteş Aziz.
Aleyhine istinaf edilen namına: Vedat Aziz.
Fasıl 154 Ceza Yasası - Bu Yasa'nın 243. maddesine
aykırı darbederek yaralama.
Şahadet - İstinaf Mahkemesinin, Alt Mahkemenin şahadet
hususunda vardığı kanaatı - bozması için, varılan
kanaatın doğruluğundan şüphe etmesi kâfi olmayıp,
varılan kanaatın yanlış olduğuna kanaat getirmesi
gerekir - Varılan kanaatın kat'i olarak yanlış
olduğuna dair İstinaf Mahkemesini ikna yükümlül-üğü.
OLAY: Sanık, Müşteki ile yolda karşılaştı ve münakaşa
sonunda onu darbederek yaraladı. Bidayet Mahkemesi,
Müştekiye ve İddia Makamı Tanığı doktora inanarak,
Sanığı mahkûm etti ve bir sene müddetle sulhu
muhafaza- etmesi kaydı ile K.L.100.- kefalete bağladı.
Sanık, mahkûmiyet aleyhine istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, hukuk ve ceza davalarında, Alt
Mahkemenin şahadet hususunda vardığı kanaatın yanlış
olduğuna dair istinaf eden tarafınd-an ikna edilme-
dikçe, Alt Mahkemenin olgularla ilgili bulgularına
müdahale edilemiyeceği görüşünü vurguladı ve istinafı
reddetti
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
Stelios Michael Simadhiakos v. The loice 1961
C.L.R.6-4 s.88.
2. Ceza istinaf 9/68.
- 3. Ceza istinaf 2/69.
-
----------------
H Ü K Ü M
İstinaf eden (sanık) 30 Haziran 1972 tarihinde Lefkoşa Kaza Mahkemesi tarafından Fasıl 154, Ceza Kanununun 243. maddesine aykırı olarak 27 Aralık 1971 ta-rihinde, Lefkoşa'da, Lefkoşalı Meyil Hüseyin'i darbederek hakiki bedensel incinmesine sebep olmak suçundan mahkûm edilerek bir sane mühletle sulhu muhafaza etmek kaydı ile K.L.100.- kefalete bağlandı.
İstinaf eden mahkûmiyet aleyhine istinaf ederek m-ahkûmiyet kararının hatalı olduğunu, istinaf edenin beraat ettirilmesi gerektiğini ve Mahkemenin sanığa inanmamakla ve müştekiye inanmakla hata ettiğini iddia etmiştir.
Bidayet Mahkemesi tarafından inanılıp ve kabul edilen İddia Makamı şahidi No.2 mü-şteki Meyil Hüseyin'in şahadetine göre vak'a özetle şöyle yer almıştır:-
İstinaf eden ile müştekinin araları şahsi sebeplerden dolayı üç seneden beri iyi değildi. 27 Aralık 1971 günü ö.s. saat 6.30'da istinaf eden ile müşteki Tanzimat Sokağında karşı-laştılar. İstinaf eden müştekiye "Kanserli, hastalıklı orosbu" diye küfretti. Müşteki "kime söylen" diye sorunca istinaf eden "oğlumuza hastalık verdin" dedi. Müştekinin şahadetine göre bunun üzerine istinaf eden elindeki çanta ile müştekinin ağzına vurd-u, müşteki kendisini kaybederek yere düştü ve yere başının vurulduğunu hissetti. Tekrar kendine geldiğinde kendisini Dr. Yüksel Tüccaroğlu'nun kliniğinde buldu.
Yine Bidayet Mahkemesinin inandığı İddia Makamı şahidi No.l Dr. Yüksel Tüccaroğlu şahade-tinde vak'a günü ö.s. saat 6.45 raddelerinde müştekiyi baygın halde kliniğinde gördüğünü, ona derhal tıbbi müdahalede bulunduğunu, müştekinin başında ve vücudunun muhtelif yerlerinde yara ve bereler bulunduğunu, durumun ciddi olduğunu, müştekinin bir kafa -travması geçirdiğini ve bayılması bu kafa travması neticesi olduğunu, yaraların yeni olduğunu ve bir yaranın kanar vaziyette olduğunu belirtmiştir.
Bidayet Mahkemesi vak'a ile ilgili tüm şahadeti dinleyip gözden geçirdikten sonra şu kanaata varmıştır-:-
"Müşteki şahadetine bütün hakikatları göz önünde
tutarak doğru olduğuna ve doğruyu söylediğine kani
oldum ........... Sanığın şahadetinin doğruluğuna
inanmıyorum."
İstinaf edenin avukatı İddia Makamı şahid-i No.2 müşteki Meyil Hüseyin'in şahadeti ile İddia Makamı Şahidi No.l Dr. Yüksel Tüccaroğlu'nun şahadeti arasında tenakuzlar olduğunu ve gerek bu tenakuzlardan ve gerekse bu şahadetlerinde mübalâğa olduğundan dolayı Bidayet Mahkemesi müştekinin ve Dr. Yüks-el Tüccaroğlu'nun şahadetine inanmaması gerektiğini iddia etmiştir.
Şahitleri görüp dinleyen Bidayet Mahkemesi huzurunda olan tüm şahadet nazarı itibara alındığında ve Bidayet Mahkemesi müştekinin ve Dr. Yüksel Tüccaroğlu'nun şahadetine inandığı göz -önünde tutulduğunda, Bidayet Mahkemesi istinaf edeni itham olunduğu suçtan kabahatli bulmakla bir hata işlemiş değildir. Bir istinaf Mahkemesi alt kademedeki bir Mahkemenin şahadet hususunda vardığı kanaatı bozması için varılan kanaatın doğruluğundan şüph-e etmesi kâfi olmayıp, varılan kanaatın yanlış olduğuna kanaat getirmesi lâzımdır ve bunun kat'i olarak yanlış olduğuna dair İstinaf Mahkemesini ikna etmek gerek hukuk davaları gerekse ceza davalarında istinaf edene düşer. (Bak. Stelios Michael Simadhiako-s v. The Police 1961 C.L.R. 64 sayfa 88, Ceza İstinaf No.9/68 vF. Ceza İstinaf No.2/69). Bu hususta Bidayet Mahkemesinin vakıalarla ilgili bulgularının hatalı olduğuna dair ikna edilmiş değiliz.
Bu sebepten dolayı mahkûmiyet aleyhine yapılan işbu -istinaf reddolunur.
Yüksek Mahkeme
21 Eylül 1972.
Full & Egal Universal Law Academy