-YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA Ceza İstinaf No. 22/72
- (Dava No.89/72;Baf)
M.Necati Münir, Başkan, Ülfet Emin ve
-Ahmet İzzet, Üye.
-
İstinaf eden: Ayer Arif, Baf
(Sanık)
ile -
-Aleyhine istinaf edilen: Türk Emniyet Müdürlüğü
-
arasında.
İstinaf eden namına: Aziz Altay.
Aleyhine istinaf edilen namına: Zaim M. Necati.
Fasıl 54 Patlayıcı Maddeler Yasası - Yasaya aykırı,-
izinsiz patlayıcı madde tasarrufu.
Fasıl 154 Ceza Yasası - Yasanın 91(c) maddesine aykırı
mala zarar verme tehdidi - Yasanın 80. maddesine
aykırı aleni bir yerde silâh taşıma.
Fasıl 155 Ceza Usulü Yasası - Yasanın 74(1)(c) madd-esine
uygun Sanığa haklarının izah edilmemesi hali - Sanığa
haklarının izah edilmemesinin esaslı adaletsizlik
oluşturup oluşturmaması Yasanın 145(1)(b) maddesi-
nin şart bendine göre mahkûmiyet kararının iptal
edilmesi.-
Fasıl 155 Ceza Usulü Yasası - Yasanın 85(1) maddesine
göre kısmen ispat edilenlerin başka bir suç oluştur-
ması halinde ithamnameyi tadil etmeksizin bir Sanığın
mahkûm edilebilmesi.
OLAY: Sanık, kendisine ait olup şikâyetç-iler tarafından
bağlı tutulan bir keçinin serbest bırakılmasını sağ-
lamak için şikâyetçiler üzerine av tüfeği çevirdi.
Sanık izinsiz patlayıcı madde tasarrufu, mala zarar
verme tehdidi ve aleni yerde silah taşıma suçlarından
- mahkûm edilerek çeşitli para cezalarına çarptırıldı.
Sanık mahkûmiyet aleyhine istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme Fasıl 155 Ceza Usulü Yasası'nın
74(1)(c) gereğince, Sanığa hakları izah edilmemiş
bile, 145(1)(b) maddesini-n şart bendi gereğince
bütün ahval ve şerait gözönünde bulundurulduğunda ve
özellikle Sanık avukatının Sanığın yemin tahtında
şahadet vereceğini söylediği dikkate alındığında,
esaslı bir adaletsizlik olmadığı görüşünü kabul e-tti.
Yüksek Mahkeme ayrıca ithamnamede suçun tafsilâtı
ideal bir şekilde yazılmamakla birlikte, Fasıl 154
Ceza Yasası'nın 91(c) maddesinin öngördüğü suç unsur-
larının yer aldığını kabul etti ve bu nedenle
mahkûmiyet a-leyhine yapılmış istinafı reddetti.
Bidayet Mahkemesi huzurunda Sanığın 6 adet canlı
fişenk tasarruf ettiğine dair şahadet olmadığını
sadece bir canlı fişenk taşıdığına dair şahadet
olduğunu dikkate alan Yüksek Mahkeme -Sanığın 6 adet
fişenk tasarrufundan mahkûmiyetini iptal etti ve
Fasıl 155 Ceza Usulü Yasasının 85(1) ve 145(1)(c)
maddelerinin verdiği yetkiye dayanarak Sanığı 1 adet
canlı fişenk taşımaktan mahkûm etti.
- ----------------
H Ü K Ü M
İstinaf eden (sanık) 26 Haziran 1972 tarihinde Baf Kaza Mahkemesi tarafından 5 Mart 1972'de Çakırlar köyünde ilgili makamdan ruhsatı olmaksızın tasarrufunda patlayı-cı madde yani 6 adet canlı fişenk bulundurmaktan (ithamnamede 2. dava) ve ayni tarih ve mahalde Orhan Osman ve Hüseyin Osman kardeşlerine elinde taşıdığı bir av silâhını onlara karşı çevirerek tehdit yolu ile kendisine ait bağlı tuttukları bir keçiyi serbe-st bırakılmasını sağladığından (ithamnamede 3. dava) ve ayni tarih ve mahalde halk arasında kanuni sebep olmaksızın herhangi bir şahsa terör yaratacak bir şekilde silâh taşıdığından (ithamnamede 4. dava) kabahatli bulunarak, 2. davadan K.L.5.-, 3. davadan -K.L.25.- ve 4. davadan K.L.5.- para cezasına mahkûm edildi.
İstinaf eden diğer şeyler meyanında, aşağıdaki sebeplerden dolayı Bidayet Mahkemesinin hükmünün hatalı olduğunu ileri sürerek mahkûmiyet kararı aleyhinde istinaf eylemiştir.
1) İddia M-akamı davasını kapattıktan sonra sanığı müdafaaya davet edecek yeterlikte (prima facie) şahadet mevcut olmadığı halde Bidayet Mahkemesi sanığı müdafaasını yapmaya davet etmekle hataya düşmüştür.
2) Bidayet Mahkemesi sanığı müdafaasını yapmaya davet e-tmeye karar verdikten sonra sanığın şahadet vermek hususundaki kanuni haklarını kendisine izah etmemekle hataya düştüğünden sanığın mahkûmiyeti batıldır.
3) 3. davada sanığın itham edildiği suçun esas unsuru olan şahsa, şöhrete veya m-ala zarar tehdidi iddiası ithamnamede yer almadığı halde bu iddiaların ithamnamede mevcut olduğunu farzederek ve bu hususta şahadet mevcut olmadığı halde sanığı mahkûm etmekle Bidayet Mahkemesi hataya düşmüştür.
4) 4. davada suçun esas unsurları olan- alenen (in public) ve kanuni sebep olmaksızın iddiaları isbat edilmediği halde Bidayet Mahkemesi şahadeti yanlış ve hatalı değerlendirip sanığı mahkûm etmekle hataya düşmüştür.
5) Bidayet Mahkemesi sanığı 3. davada suçlu bulup cezalandırdıktan sonra- sanığın itham olunduğu diğer suçlar ayni suçun bir kısmını teşkil ettiğinden ve ayni vakalara dayandığından 2. ve 4. davalardaki suçlardan cezalandırmakla hataya düşmüştür.
6) Genel olarak verilen geçerli şahadet muvacehesinde Bidayet Mahkemesi sanı-ğı itham edildiği suçlardan mahkûm etmekle hataya düşmüştür.
İddia Makamı tarafından verilen şahadeti esaslıca tetkik ettik. Sanığı müdafaaya davet edecek yeterli (prima facie) mevcut olduğu aşikârdır. Bunun için İddia Makamı davasını kapadıktan so-nra Bidayet Mahkemesi sanığı Müdafasını yapmaya davet etmekle hata yapmış değildir. Bu sebepten dolayı 1. istinaf sebebi reddolunur.
2. istinaf sebebine gelince, Fasıl 155, Ceza Usulü Kanununun 74(1)(c) maddesine göre İddia Makamının davası kapandı-ktan sonra Bidayet Mahkemesi sanığın aleyhine, sanığın müdafaasını yapmak için, yeterli şahadet olduğu kanaatınde ise Mahkeme sanığı müdafaasını yapmaya davet eder ve sanığa istediği takdirde olduğu yerden yeminsiz ifade vermeye, ki böyle bir halde İddia M-akamı tarafından istintaka tabi tutulmayacaktır, veya istediği takdirde yemin tahtinde şahadet verebileceğini ki bu takdirde şahit olarak diğer tarafın istintakına tabi tutulacağını bildirir. İstinaf edenin avukatı Mahkemenin sanığa yukarıda 74(1)(c) madde-si tahtinde sanığa gereken bilgi verilmediğini iddia etmiş ve bundan dolayı bütün istimaın batıl olduğunu iddia etmiştir. Dava dosyasında zabıtlarda Mahkemenin 74(1)(c) maddesindeki hususların sanığa bildirildiğine dair herhangi bir kayıt yoktur. Sanık -kendisini mahkûm edecek kâfi derecede şahadet olmadığı hususunda İddia Makamının davası kapandıktan sonra müdafaasını yapmaya çağıracak aleyhine yeterli şahadet olmadığını Bidayet Mahkemesinde iddia etmiştir. Bidayet Mahkemesi ise sanığı bütün davaları üz-erinden müdafaaya çağıracak kadar şahadetin mevcut olduğu sonucuna vardı ve sanığı müdafaasını yapmaya çağırdı. Bunun akabinde dosyada olan kayıtlara göre sanığın avukatı şunları söyledi:-
"Sanık yemin tahtinde şahadet verecektir."
Sanığın avu-katı bu beyanatı yapması için ya Bidayet Mahkemesi tarafından sanığa 74(1)(c) maddesi tahtindeki hakları izah edildi veya Bidayet Mahkemesi sanığı müddafaasını yapmaya çağırırken sanığın avukatı 74(1)(c) maddesi tahtindeki sanığın haklarını göz önünde tuta-rak sanığın yemin tahtinde şahadet vermeyi tercih ettiğini Mahkemeye derhal bildirmiş olması gerekir. Hiç şüphe yoktur ki eğer Mahkeme sanığı müdafaasını yapmaya çağırırken 74(1)(c) maddesi tahtinde haklarını izah etmişse ve zabıtlarda izah ettiğine dair -herhangi bir kayıt yapmamışsa Bidayet Mahkemesi 74(1)(c) maddesinin öngördüğü hükümleri yerine getirmiş olur. Ancak Bidayet Mahkemesi sanığa hakları hususunda herhangi bir izahat vermemişse 74(1)(c) maddesinin öngördüğü şartları yerine getirmiş olmaz, ve -bu durumda Bidayet Mahkemesi bir hata işlemiş olur. Sanığın avukatı İstinaf Mahkemesinde sanığın 74(1)(c) maddesi tahtindeki haklarının sanığa izah edilmediğini iddia etmişse de bunların hakikaten böyle olduğuna dair yemin tahtinde kat'i bir şahadet yoktu-r. Bu gibi hallerde kanaatımızca sanığın yapmış olduğu iddianın doğru olduğunu desteklemek için ya sanığın veya avukatının zabıtlarda görülmeyen bu hususu yemin varakası ile desteklemeleri gerekirdi. İstinaf Mahkemesinde İddia Makamı namına bulunan Savcı -Mahkemenin sanığın haklarını sanığa izah edip etmediği hususunda kati bir şey söylemiş değildir. Bazı hallerde 74(1)(c) maddesinde öngörülen şartlar yerine getirilmediğinde bütün duruşma batıl addolunur ve böyle bir duruşmaya istineden verilen mahkûmiyet -hükmü iptal edilir. Ancak bu husus her davanın kendi özel ahval ve şeraitine bağlıdır. Bu davada sanık Bidayet Mahkemesinde bir avukat tarafından temsil edilmekte idi ve İddia Makamının davası kapanıp Bidayet Mahkemesi tarafından sanık müdafaasını yapmay-a çağrıldıktan sonra sanığın avukatı sanığın yemin tahtinde şahadet vereceğini söylemiştir ve sanık yemin tahtinde şahadet vermiştir. 74(1)(c) maddesinin hükümleri yerine getirilmediği hallerde İstinaf Mahkemesi davanın bütün ahval ve şeraitini göz önünde -tutarak esaslı adaletsizlik olmadığı kanaatına varırsa Bidayet Mahkemesi bir hata işlemekle beraber mahkûmiyet kararını Ceza Usulü Kanununun 145(1)(b) maddesinin şart bendi tahtinde iptal etmeyebilir. Daha evvel de belirttiğimiz gibi bu davada sanık bir a-vukat tarafından temsil edilmekte idi ve sanığın avukatı bizzat sanığın yemin tahtinde şahadet vereceğini bildirmesi üzerine sanık yemin tahtinde şahadet vermiştir. Kanaatımızca bu ahval ve şerait tahtinde esaslı bir adaletsizlik olmamıştır. Bundan dolayı- 145(1)(b) maddesinin şart bendine dayanarak bu sebepten dolayı mahkûmiyet kararını iptal etmeyiz.
Şimdi de 3. istinaf sebebini ele alalım. İstinaf edenin avukatı 3. davada suçun gerekli unsurlarının ithamnamede yer almadığını veya şahadetle bu unsur-ların isbat edilmediğini ileri sürmüştür. 3. dava, Ceza Kanununun 91(c) maddesi tahtinde sanığın aleyhine getirilmiştir. Bu maddeye göre sanığın kabahatlı bulunabilmesi için sanığın herhangi bir şahsı, o şahsın kanunen yapmaya mecbur olmadığı bir işi yapm-asını veya kanunen yapmaya yetkili olduğu bir işi yapmamasını sağlamak maksadı ile, herhangi bir şahsı, şahsa zarar yapmakla tehdit etmesi gerekir. İthamnamede suçun tafsilâtı aynen şöyle yer almıştır:-
"Sanık 1. davada zikrolunan ayni tarih ve ma-halde
Çakırlar köyunde (şikâyetçiler) Orhan Osman ve
Hüseyin Osman kardeşlerine elinde taşıdığı bir av
silâhını onlara karşı çevirerek tehdit yolu ile
kendisine ait bağlı tuttukları bir keçiyi serbest
bırak-ılmasını sağladı."
Kanaatımızca suçun tafsilâtı ideal bir şekilde kaleme alınmamışsa da 91(c) maddesinin öngördüğü suç unsurlarını ihtiva etmektedir. Kanaatımızca suçun tafsilâtında şahsa zarar iddiası aynen yer alması gerekmez. Yeter ki şahsa zarar- yapılabileceği hususu tafsilâtta zikrolunsun. Kanaatımızca suçun tafsilâtında yer alan "elinde taşıdığı bir av silâhını onlara karşı çevirerek tehdit yolu ile" ibaresi suçun işlenmesi için gereken unsurları ihtiva etmektedir. Kanaatımızca bir av silâhını -bir şahsa karşı çevirip o şahıs veya şahıslara karşı silâhı tutmak o şahsı zararla tehdit etmektir. Sanığın evinden gidip aldığı elindeki silâhı müştekilerin üzerine çevirdiğine dair kâfi derecede şahadet mevcuttur. Bundan dolayı bu hususta Bidayet Mahkem-esi herhangi bir hata işlemiş değildir.
4. istinaf sebebine gelince, sanığın aleyhine getirilen halk arasında kanuni sebep olmaksızın herhangi bir şahsa terör yaratacak bir şekilde silâh taşıma suçunda (4. dava) İddia Makamının bu suçun aleni bir yer-de işlendiğine dair isbat etmesi gerekir. İthamnamede sanık halk arasında bir silâh taşımakla suçlandırıldı halbuki bu suçun istinad ettiği Ceza Kanununun 80. maddesine göre herhangi bir şahsın herhangi bir silâhı aleni bir yerde taşıması gerekir. Tüm şah-adet incelendiğinde sanığın silâhı aleni bir yerde taşıdığına dair şahadet yoktur. Bundan dolayı sanık 4. davadan kabahatlı bulunmaması gerekirdi. Bidayet Mahkemesinin bu suç ile ilgili mahkûmiyet kararını iptal etmek gerekir.
Şimdi de 5. istinaf s-ebebini ele alalım. Kanaatımızca bu sebep İstinaf Mahkemesinde tezekkür edilemez çünkü ceza ile ilgili bir istinaf sebebidir. Halbuki sanık istinaf ihbarnamesinde yalnız mahkûmiyet aleyhine istinaf eylemiştir. Ceza aleyhine herhangi bir istinaf dosyalama-mıştır.
6. istinaf sebebine gelince, 3. davadan sanığı kabahatlı bulacak kâfi derecede şahadet mevcuttur ve Bidayet Mahkemesi, huzurundaki geçerli şahadete dayanarak, sanığı bu suçtan kabahatli bulmakla herhangi bir hata işlemiş değildir. Ancak sanı-ğın aleyhine getirilen 2. davada ilgili makamdan ruhsatı olmaksızın tasarrufunda patlayıcı madde yani 6 adet canlı fişenk bulundurmaktan kabahatli bulunup mahkûm edilemezdi çünkü tüm şahadet incelendiğinde sanığın o gün kat'i olarak 6 canlı fişenk taşıdığı-na dair şahadet yoktur. Diğer taraftan ise sanığın taşıdığı tüfeğin patladığına dair kat'i şahadet vardır. Tüfeğin patlaması için hiç olmazsa 1 fişengin tüfekte bulunması şarttır. Dolayısıyle sanık 2. davada tasarrufunda yalnız canlı 1 fişenk bulundurma-ktan kabahatli bulunabilirdi. Bunun için sanık ilgili makamdan ruhsat almaksızın tasarrufunda patlayıcı madde yani 1 adet canlı fişenk bulundurmaktan kabahatlı bulunması gerekirdi. Ceza Usulü Kanununun 85(1) maddesine göre herhangi bir suçun bir kısmı is-bat edilirse ve bu isbat edilen kısım bir suç ise, ithamname tadil edilmeksizin isbat edilen suç için mahkeme tarafından kabahatli bulunabilir. 6 fişenk bulundurmak suçundan mahkûmiyet kararını, Ceza Usulü Kanununun 145(1)(c) maddesi tahtinde iptal eder ve- bunun yerine istinaf edenin 5 Mart 1972 tarihinde Çakırlar köyünde ilgili makamdan ruhsatı olmaksızın tasarrufunda patlayıcı madde yani 1 adet canlı fişenk bulundurmaktan suçlu bulur ve K.L.1.- cezaya mahkûm ederiz.
Netice itibarıyle istinaf eden ta-sarrufunda 6 fişenk bulundurma davasındaki (Bidayet Mahkemesindeki ithamnamede 2. dava), mahkûmiyet iptal edilir ve onun yerine tasarrufunda 1 canlı fişenk bulundurmak suçundan kabahatli bulunup K.L.1.- cezaya mahkûm edilir. Tehdit davası (Bidayet Mahkeme-sindeki ithamnamede 3. dava) hususunda yapılan istinaf reddolunur. Terör davasında
(Bidayet Mahkemesindeki ithamnamede 4. dava) yapılan istinaf kabul edilir ve mahkûmiyet kararı iptal edilir.
Yüksek Mahkem-e
3 Ağustos 1972.
Full & Egal Universal Law Academy