-YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
İstinaf eden : İbrahim Kasım,
ile
Aleyhine istinaf edilen : Türk Emniyet Müdürlüğü,
arasında.
(İstinaf No. 24/70, Dava No. 712/70)
İstinaf eden namına : H. Cahit Yılmazoğlu.
Aleyhine istinaf edilen namına : Zaim M. Necati.
- Yaralama - Fasıl 154 Ceza Yasasının 234 (a) maddesi.
Cezanın ağırlığı - Ceza tesbitinde prensipler : 1) Kamu yararı, 2) Sanığın ıslahı, 3) Suçun ağırlığı, 4) Sanığın karakteri ve, 5) Meselenin tüm önemli faktörleri - İstinaf Mahkemesinin İlk Ma-hkemenin verdiği cezayı değiştirirken göz önünde tuttuğu prensipler : 1) İstinaf Mahkemesi İlk Mahkemenin verdiği cezadan farklı bir ceza verme temayülünde olsa bile cezaya müdahale etmez. İlk Mahkeme yanlış prensiplere dayanmışsa veya önemli faktörleri gö-z önünde tutmamışsa müdahale eder, 3) Ceza açıkça ağır veya hafifse müdahale eder - İlk Mahkemenin sanığı hapse göndermek niyetinde olması halinde hangi faktörleri göz önünde tutarak sanığı hapse gönderdiğini hükmünde açıkca belirtmesi gereği.
H Ü K Ü -M
İstinar eden (sanık) 7/8/1970 de Lârnaka Kaza Mahkemesi tarafından 3 Ağustos 1970 tarihinde, Lârnaka'da, Lârnaka'lı Ahmet Mehmet Hoca'yı kanuna aykırı olarak burunlu bir cep çakısı ile sol böbrek nahiyesinden yaraladığından, Fasıl 154, Ceza Kanu-nunun 234(a) maddesi tahtinde suçlu bulunarak 6 ay hapislik cezasına mahkûm edildi. İstinaf eden işlediği suçu Lârnaka Kaza Mahkemesinde kabul etmiştir.
İstinaf eden kesilen 6 ay hapislik cezasının aşağıdaki sebeplerden dolayı ağır olduğunu iddia ede-rek kesilen ceza aleyhine istinaf eyledi :-
1. Mahkemenin suçluya kestiği ceza suçla ilgili ve suçun işlenmesine tekaddüm eden durum ve şartlar nazara alındığında belirli surette ağırdır.
2. Mahkemenin suçluya kestiği ceza sanığın şahsı ile il-gili hususlar ve tahfif edici haller göz önünde bulundurulduğunda belirli surette ağırdır.
Sanık 38 yaşında ve 5 çocuk babasıdır. Sanık 2. Bölüğe bağlı mücahittir. Müşteki Ahmet Mehmet Hoca da ayni Bölükte mücahittir. Sanık mücahitliğe ilâveten ailes-inin geçimini temin etmek için seyyar dondurmacılık, geceleyin çips satma ve Lârnaka'da bir de bakkaliye dükkânı işletmektedir.
Müşteki sanığın dükkânından alış veriş etmekte idi ve 3 aydan beri sanığa ₤2.100 mil borcu vardı. Sanık alacağını müştekiden bi-rçok defalar taleb ettiği halde müşteki borcunu sanığa vermedi. 3 Ağustos 1970 tarihinde mücahitlerin ödeme günü idi. Sanık 2. Bölük karargâhına gitti ve ödeme yapılan odada oturdu. Müşteki maaşını aldı ve mücahit kantinine olan borcunu ödedi. Müşteki- oradan ayrılmak üzere iken sanık ayağa kalkarak müştekinin yanına gitti ve alacağı olan parayı taleb etti. Müşteki borcunu, o an ödeyebilecek durumda olmadığını, mamafih daha sonra ödeyeceğini söyledi. Sanık bu vaidden tatmin olmadı ve müşteki ile münakaş-aya başladı. Bunun üzerine orada hazır olan Takım Komutan Vekili müdahalede bulundu ve sanığı odadan dışarıya çıkardı. Sanık dışarıya çıktığımda "Zaten siz beni mahvettiniz, utanmazlar, ayarsızlar" v.s. şeklinde bağırmaya başladı. Müşteki arkadaşlarının ö-nünde maruz kaldığı bu durumdan asabı bozuldu ve "gâvole, gâvole" diyerek oradan bir sandalye kaptı ve sanığın üzerine doğru yürüdü. Takım Komutan vekili derhal müştekinin önüne geçti ve sanığa doğru daha fazla saldırmasını önledi. İddia Makamına göre bu e-snada 5 - 6 adım uzakta durmakta olan sanık derhal cebinden çakısını çıkardı ve müştekinin üzerirıe doğru yürüdü. ve müştekiyi arkasından, yaraladı. Müşteki doktor tarafından muayene edildi ve doktor raporuna göre sol böbrek nahiyesinde 1 cm. uzunluğunda v-e içe doğru 1 mm. uzunluğunda bir yara ve aynı yaraya paralel olarak 1 cm. uzunluğunda 2 mm. uzunluğunda başka bir yara tesbit, edildi. Sanık ise odadan dışarıya çıkarıldıktan sonra müştekinin eline bir sandalye aldığını ve çığlık atarak ke-ndisine hücum ettiğini ve kendisi Altay Komutanın arkasına saklandığını ve müştekinin kendisine hücuma devam etmeye çalıştığı bir sırada cebindeki çakıyı çıkararak çakının ağzını müştekiyi korkutmak için açtığını ve bu durumda iken müşteki üzerine salmaya -devam ettiğini ve sanık da müştekiyi ittiğini, o anda çakının müştekiye girdiğini iddia etti.
Yukarıda balirtilen vakıalardan açıkça görülüyor ki bıçaklamanın nasıl olduğu hususunda İddia Makamı ve sanığın anlattıkları arasında bir fark mevcuttur. B-idayet Mahkemesi cezayı keserken bıçaklamanın nasıl ve ne vakit olduğu hususunda sarih bir bulgu yapmış değildir. Ancak mahkeme cezayı keserken meselenin bütün ahval ve şeraitini nazarı itibara aldığını hükmünde belirtmiştir.
Bir Mahkeme suçlu buldu-ğu bir şahsa suçun vehameti ile mütenasıp uyguu bir ceza vermesi gerekir. Mahkeme uygun cezanın ne olacağını tesbit ederken genellikle aşağıdaki prensipler dahilinde hareket etmesi gerekir :-
(1) Amme menfaatını korumak. Bu bakımdan kesilecek cezan-ın sanığa ve başkalarına ibret verici ölmasını sağlamak.
(2) Sanığın islâhını ve cemiyete faydalı bir insan olarak iadesini temin etmek.
(3) Suçun vehametini nazarı itbara almak ve bunu yaparken de suçun nasıl ve hangi şartlar altında işlend-iğini göz önünde bulundurmak.
(4) Sanığın karakterini, sosyal ve şahsi durumunu ve kesilecek olan hapislik cezasının sanığın himayesine ve yardımına muhtaç olan kimselere yapacağı tesiri nazarı itibara alımak.
(5) Meselenin bütün mühim faktörl-erini nazarı itibara almak.
(Bak Ceza lstinaf No. 3/67, 4/68, 7/69, 13/69 ve R. v. Kenneth John Ball 35 Cr. App. R.164).
Genellikle uygun hapislik cezasının tesbiti Bidayet Mahkemesinin takdirine bırakılmış bir husustur. Ancak Bidayet Mahkemes-i uygun cezanın ne olacağını tesbit ederken yukarıda belirttiğimiz prensipler dahilinde hareket etmesi gerekir. Yüksek Mahkeme, İstinaf Mahkemesi olarak, alt kademedeki mahkemenin verdiği cezayı genellikle tadil etmez ancak bazı prensipler dahilinde hareke-t ederek cezayı tadil edebilir. Bu prensipler genellikle
sunlardır :
l. İstinaf Mahkemesi davaya direkt olarak kendisi bakmış olsaydı, satnıklara Bidayet Mahkemesinin verdiği cezadan farklı bir ceza vermek temayülünde olsa dahi, yalnız bu sebapten -Bidayet Mahkemesi'nin, kestiği cezaya müdahale etmez.
2. Bidayet Mahkemesinin ceza kesmek hususunda takdir hakkına İstinaf Mahkemesinin müdahale etmesi için Bidayet Mahkemesinin ceza keserken bazı yanlış prensiplere dayanarak hareket ettiğine veya -bazı mühim faktörleri nazarı itibara almadığına İstinaf Mahkemesinin kanaat getirmesi ve ikna olunması gerekir.
3. Davanın bütün ahval ve şeraitini göz önünde tutarak kesilen cezanın aşikâr bir surette fahiş (manifestly excessive) veya çok az olduğu- halde İstinaf Mahkemesi Bidayet Mahkemesinin kestiği cezayı değiştirebilir.
(Bak Ceza İstinaf No. 7/69 ve R. v. Kenneth John Ball 35 Cr. App. R. 164 ve Regina v. Sofoclis Georghiou 22 C.L.R. 147).
Bidayet Mahkemesi bu davada 6 ay hapislik cez-asını keserken hangi faktörleri nazarı itibara aldığını hükmünde söylememiş, ancak cezayı keserken meselenin bütün ahval ve şeraitini nazarı itibara aldığını söylemekle iktifa etmişitir. Bir Mahkeme herhangi bir sanığı hapse göndermek niyetinde ise hangi f-aktörleri nazarı itibara alarak sanığı hapse göndermeye karar verdiğini hükmünde sarahaten belirtmesi gerektiği kanaatindeyiz. Bidayert Mahkemesi yukarıda iktibas ettiğimiz prensipler dahilinde hareket etmiş olsaydı ve meselenin bütün ahval ve şeraitini, m-ühim faktörlerini, sanığın hiç sabıkası olmadağını, sanığın evli ve 5 çocuk babası olduğunu, suçun işleniş tarzını ve müştekinin yaralarının durumunu nazarı itibara almış olsaydı 6 ay hagislik cezası kesmemesi icab ederdi kanaatindeyiz. Şayet Bidayet Ma-hkemesi yukarıda söylediğimiz bütün faktörleri nazarı itibara almış ise ve yine buna rağmen 6 ay hapislik cezası kesmiş ise, kanaatimizce hiç şüphe yaktur ki kesilen ceza aşikâr bir surette fahiştir.
Yukarıda izah olunan sebeplerden dolayı Bidayet M-ahkemesinin kesmiş olduğu 6 ay hapislik cezasını, mahkûmiyet tarihinden başlamak şartı ile, 6 haftaya indiririz.
Tarih : 22 Ağustos, 1970.
Full & Egal Universal Law Academy