-YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA Ceza İstinaf No:24/71
(Dava No:80/71)
M. Necati Münir, Başkan, Ülfet Emin ve
Ahmet İzzet, Üye.
İstinaf eden: Mehmet Hüseyin
(Sanık)
ile -
Aleyhine- istinaf edilen: Türk Emniyet Müdürlüğü,
arasında
İstinaf eden namına: Menteş Aziz
Aleyhine istinaf edilen namına: Vedat Aziz.
Fasıl 332 Motorlu Vasıtalar ve Yol Trafik Yasası - Yasanın 6.
maddesine -aykırı dikkatsiz sürüş.
Ceza Usulü - Şahadet - Muhasım tanık - Muvafık olmayan tanık.
OLAY: Sanık, Gönendere-Sütlüce arasındaki asfalt yolda, viraj
üzerinde, bir m-otosikletliye çarparak ölümüne neden oldu.
Sanık Bidayet Mahkemesi tarafından, dikkatsiz sürüş
suçundan mahkûm oldu ve K.L. 30.- para cezasına çarp-
tırıldı.
Duruşmada, Sanığın akrabası olan 3. Tanık, Sanığın
- yolun solundan, 2. Tanık ise yolun sağından gittiğini
iddia ettiler.
- Sanık, kendi leyhine şahadet veren tanıklara inanmamak
ve diğer tanıklara inanmakla Bidayet Mahkemesinin hata
ettiğini ileri sürerek, mahkûmiyet aleyhine istinaf etti.
-SONUÇ: Yüksek Mahkeme, muhasım tanık yapılmayan 3 numaralı
İddia Makamı Tanığının, muvafık olmayan tanık olduğunu,
Bidayet Mahkemesinin bu Tanığa inanmamakla hata etmedi-
diğini, çünkü İddia Makamının 2 numaralı Tanığının verdiği
şaha-detin tüm şahadet nazarı itibara alındığında daha
makûl olduğunu kararlaştırdı ve istinafı reddetti.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
1. R. v. Fraser (1956) 40 Cr. App. R. s.163
Atıfta Bulunulan Bilimsel İçtihatlar:
Phipso-n on Evidence 11. Baskı s.637 p.1535, 1536.
H Ü K Ü M
- Sanık 25/9/1971'de Mağusa Kaza Mahkemesi tarafından 10 Ocak 1971 tarihinde Mağusa Kazasında Lefkoşa-Sütlüce yolunda 20-21 mil arasında BQ 930 plâkalı arabayı Fasıl 332, Seyrüsefer Yol Trafik Kanunları, madde 6'ya aykırı, dikkatsiz sürdüğünd-en kabahatlı bulunarak mahkûm edildi ve K.L.30.- para cezası ödemesi emrolundu.
-
- Sanık Bidayet Mahkemesinin İddia Makamı nam ve hesabına şahadet veren 3 numaralı şahidin şahadetine inanmamakla ve İddia Makamının 2 numaralı şahidinin şahadetine inanmakla ve bu şahidin ibraz ettiği plâna değer vermekle ve geçerli şahadete istinade-n Sanığı kabahatlı bulup mahkûm etmekle hata işlediğini ileri sürerek mahkûmiyet aleyhine istinaf eyledi.
-
- Meselenin vakıaları kısaca şöyledir: 10.1.1971 tarihinde Sanık BQ 930 numaralı arabasını Gönendere-Sütlüce istikâmetinde Gönendere-Sütlüce asfalt yolunda saat takriben ö.s. 5.30 raddelerinde sürmekte idi. Ayni saatte Necmeddin Sadak da 943-7 plâkalı motosikletini ayni yolun üstünde Sütlüce'den Gönendere'ye doğru sürmekte idi. Bu yolun 20-21' inci mili arasında bir virajda araba ile motosiklet çarpışmış ve bu kaza neticesi olarak motosiklet sürücüsü ölmüştür.
-
- İddia Makamı Sanığın aleyhine getirilen suçu ispat etmek için 5 şahit çağırmıştır. Bunlarden 3 numaralı şahit kaza anında Sanığın arabasında bulunmakta idi. Bu şahit Sütlüce köyünün muhtarı olup Sanığın da kayın biraderidir. Bu şahidin Mahkemeye v-erdiği şahedete göre Sanık yolun sol tarafını takip etmekte idi. Viraja gelmeden önce karşıdan ışıklı bir vasıtanın gelmekte olduğunu gördüğünü, Sanığın karşıdan gelen ışığı gördüğünde ışıklarını dip yaptığını ve karşıdan gelen vasıtanın San-ığın arabasının üzerine dağru geldiğini, Sanığın ani olarak sola büktüğünü, fakat karşıdan gelen vasıtanın Sanığın arabasının ön sağ çamurluğuna gelip çarptığını ve Sanığın arabasının hendeğe gittiğini ifadesinde belirtti. İddia Makamının 2. -şahidi ise Polis Müfettişi Hakkı Behiç'tir ve kazadan sonra ayni gün takriben saat 23.10'da kaza mevkiine gittiğini, Sanığın arabasının, motosikletin nerede olduğunu gördüğünü, bir plân hazırladığını şahadetinde ifade etmiştir. Bu şahidin Mah-kemeye verdiği şahadet ve hazırladıği plâna göre Sanığın arabası virajdan hemen önce ve hatta virajda iken yolun sol tarafında olmayıp bilâkis yolun sağ tarafında gitmekte idi. Buna sebep olarak da şahit Sanığın arabasının asfalt yol üzerinde bıraktığ-ı fren izlerini göstermiştir. Vaka yerinde asfalt yolun genişliği 17 ayak 5 inçtir. Sanığın arabasının sol tekerleklerinin yol üzerinde bıraktığı fren izlerinin başlangıç noktası ise yolun sağ tarafından 8 ayak içeridedir. Dolayısıyle sol tekerleklerin- başlangıç fren izleri yolun asfalt sol kenarından 9 ayak 5 inç içerdedir. Bu şahidin Şahadeti kabul edildiği takdirde Sanığın arabasının yolun sağ tarafında hareket ettiği açıkça görülmektedir. Bu şahit plânı hazırlarken fren izlerini Sanığa göstermiş- ancak Sanık fren izlerinin kendi arabasına ait olmadığını iddia etmiştir. Şahit ise fren izlerinin asfalt yolun kenarına kadar devam ettiğini, ondan sonra ise otomobilin durduğu yere kadar devam eden tekerlek izlerinin fren izlerinin bir devamı olduğu-nu tesbit ettiğini şahadetinde söylemiştir.
-
Sanık Mahkemede şahadet vermemiş ancak yeminsiz verdiği ifadede polise verdiği ifadeden başka bir şey söylemek istemediğini Mahkemeye belirtmiştir. Sanığın polise verdiği ifade Mahkemeye ibraz edilmiştir. Sanık bu ifadesinde viraja gi-tmeden ışıklarını dip yaptığını, karşıdan gelen vasıtaya 15-20 yarda kalarak bu gelen vasıtanın bir motor olduğunu anladığını, bu sırada yolun ortasından biraz sola taraf kısmında gittiğini, motorun üzerine doğru süratle geldiğini bunun üzerine sto-p sıktığını ve daha da sola doğru dümeni kestiğini fakat tam virajın üzerinde motorlunun arabanın ön sağ çamurluğunun yan tarafına çarptığını söyledi.
- Bidayet Mahkemesi şahadeti değerlendirirken İddia Makamının 2 numaralı şahidinin verdiği şahadeti doğru olarak kabul etmiş ve İddia Makamının 3 numaralı şahidine ise inanmamıştır ve Sanığı itham olduğu suçtan mahkûm etmiştir.
-
- İstinaf esnasında istinaf edenin avukatının başlıca iddiası İddia Makamı nam ve hesabına şahadet veren 3 numaralı şahidin Sanığın polise verdiği ifadeyi desteklediğini ve işbu şahidin yani 3 numaralı şahidin şahadetinin İddia Makamı şa-hidi olduğu için Mahkeme tarafından kabul edilmesi gerektiğini iddia etti. Hiç şüphe yoktur ki İddia Makamı nam ve hesabına şahadet veren bir şahidin şahadeti Sanığın iddiasını desteklerse ve doğru veya doğru olması ihtimal dahilinde ise bu gibi şahadet-in Sanığın leyhine alınması gerekir. Ancak İddia Makamının verdiği başka şahadetle bu gibi şahadetin doğru olmadığı tespit olunursa, bu gibi şahadeti kabul etmemekle ve bu gibi şahadete herhangi bir ehemmiyet vermemekle Bidayet Mahkemesi herhangi bir ha-ta işlemiş olmaz. İddia Makamının çağırdığı herhangi bir şahit İddia Makamının davasını ispat etmek bakımından ya müsbet veya menfi olabilir. Böyle bir şahidin şahadeti İddia Makamının davasını ispat etmek bakımından menfi ise, bu gibi şahit ya muhasım (-hostile) şahit veya da muvafık olmayan (unfavourable) şahit olur. Muhasım ve muvafık olmayan şahit arasında fark vardır. İddia Makamı tarafından çağrılmakla beraber İddia Makamı leyhine şahadet vermeyen her şahit muhasım şahit addolunamaz. Bir şahidi-n muhasım şahit olarak addolunabilmesi için Mahkemeye yemin tahtinde verdiği şahadetin doğru olmadığını ve kat'i olarak yalan söylediğini, yemin tahtinde verdiği şahadete zıt daha önceden ifade verdiğini, kendisini çağıran tarafa karşı hasmane hareket et-tiğini, şahidi çağıran tarafın Mahkemeyi ikna etmesi gerekir ve Mahkemeyi ikna ettiği takdirde Mahkemenin müsaadesi ile kendi şahidini istintaka (cross-examination) tabi tutabilir. İstintaktan sonra şahidin doğru söylemediği meydana çıkarsa bu gibi ş-ahit Mahkeme tarafından muhasım şahit addolunabilir. Şahit kendisini çağıran tarafın leyhine şahadet vermemekle beraber muhasım şahit değilse, kendisini çağıran tarafın şahidi istintak etmeye (cross-examination) hakkı yoktur. Ancak böyle bir şahidin -şahadetine zıt başka şahadet verebilir ve bu hususta da başka şahitler çağırabilir. Bu hususta Phipson on Evidence 11th Edn. s.637 para.1535'de şunlar yer almaktadır:-
-
"When the witness adverse i.e., hostile: procedure.
A witness is considered adverse only when, in the opinion
of the judge, he bears a hostile animus to the party
calling him and so does not give his evidence fairly
- and with a desire to tell the truth to the court; he
is not adverse in the statutory sense when his testi-
mony merely contradicts his proof or because it is un-
favourable to the party calling him."
ve para.1536'-da şunlar yer almaktadır:-
"contradicting witness when not hostile. Notwith-
standing section 3 supra, a party may, as of right,
without obtaining such opinion or leave, contradict his
own witness, whether adverse in -the above sense or not,
by other evidence relevant to the issue, and thus in-
directly discredit him."
- Herhangi bir şahit şahadetini verirken İddia Makamının elinde olan önceden verilmiş ifadeye esaslı bir şekilde zıt şahadet verirse, İddia Makamının, bu gibi şahidin Mahkeme tarafından muhasım şahit addolunması için Mahkemeye derhal müracaat- etmesi gerekir. Bu hususta Goddard L.C.J. R. v. Fraser (1956) 40 Cr. App. R. s.163'de şunları söyledi:-
-
"If the prosecution have information in their posses-
sion which shows that the evidence which a witness cal-
led for the prosecution has given is in flat contradict-
ion of a previous statement which he has made and so
- entitles the prosecution to cross-examine, they should
apply for leave to cross-examine and not leave it to
the judge to do so, because it is counsel's duty to
cross-examine in such circumstances."
-- Bu meselede 3 numaralı şahidin Mahkemeye yemin tahtinde verdiği şahadete zıt önceden polise başka bir ifade verip vermedi-ği bilinmemektedir. Eğer polise önceden böyle bir ifade vermişse İddia Makamının bu ifadeyi Mahkemenin bilgisine getirmesi ve bu şahidi istintaka (cross-examine) tabi tutması için Mahkemeden izin istemesi gerekirdi. Bu yapılmadığı için bu şahit -muhasım şahit addolunamaz. Ancak daha evvel de belirttiğimiz gibi muvafık olmayan şahit addolunabilir. Bu gibi şahidin şahadetini değerlendirirken Mahkeme huzurunda olan tüm şahadeti göz önünde tutmak gerekir. Bu gibi şahidin şahadetine zıt -olan şahadet, tüm şahadet nazarı itibara alındığında, daha makûl ise Mahkeme diğer şahadetin doğru olduğunu kabul edebilir ve muvafık olmayan şahidin şahadetini kabul etmeyebilir. Bu meselede İddia Makamı tarafından çağrılan 2 numaralı şahidin, Sanığın ar-abasının fren izlerinin asfalt yoldaki durumu hakkında verdiği şahadet Sanığın arabasının kat'i olarak kaza anından hemen evvel ve kaza anında asfalt yolun sağ tarafında gitmekte olduğunu göstermektedir. Bir vasıtanın sürücüsü bir viraja girmek- üzere iken ve virajda, mümkün olduğu kadar yolun sol tarafını tutması gerekir. Bu husus Seyrüsefer Yol Trafik Kanunları'nın 3(1) maddesi tahtinde yapılan Nizamnamenin 58. Nizamında belirtilmektedir. İddia Makamının 2 numaralı şahidine göre çarpışma noktas-ı Emare 2 olarak ibraz edilen plânda gösterilen "K" noktası yolun (Sütlüce tarafına bakarken) sağ tarafında idi. Hatta Sanığın çarpışma noktası olduğunu iddia ettiği "L" noktası dahi asfalt yolun tam ortasında idi. "K" ve "L" noktaları virajın tam -üstündedir ve bu noktalarda asfalt yolun genişliği 17 ayak 5 inç'tir. Sanığın arabasının genişliği ise 5 ayaktır. Bu da açıkça gösteriyor ki Seyrüsefer Yol Trafik Kanunları tahtinde yapılan Nizamnameler tahtinde Sanık virajı dönerken yolun -mümkün olduğu kadar sol tarafını tutmakta değildi. İddia Makamının 2 numaralı şahidinin Mahkeme huzurunda verdiği şahadet ve ibraz ettiği plân ve bu şahide Sanık tarafından Mahkemede sorulan sualler nazarı itibara alındığında bu şahidin şahadetinin- doğru olduğuna şüphe yoktur. Bunun için İddia Makamının 3 numaralı şahidinin kazadan evvel ve kaza anında Sanığın yolun tamamıyle sol tarafını tuttuğu hususunda verdiği şahadet doğru olamaz. Bidayet Mahkemesi bu şahidin şahadetine inanmamakla hat-a işlemiş değildir, bilâkis doğru hareket etmiştir.
-
- Yukarıda izah olunan sebeplerden dolayı işbu istinaf reddolunur.
-
Yüksek Mahkeme
30 Aralık 1971.
Full & Egal Universal Law Academy