- YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
İstinaf eden: Ali Süleymen,
ile
Aleyhine istinaf edilen : Türk Emniyet Müdürlüğü
arasında.
(İstinaf No. 25/70, Dava No. 3491/70)
İstinaf edilen namına: Kıvanç M. Rıza ve Gürsel Kadri.
Aleyhine istinaf edilen namına : Vedat Az-iz
Sahtekârlık yaparak eşya temin etme - Fasıl 134 Ceza Yasasının 297 ve 298 maddeleri - 298. mâddenin yorumu - Kişi sözcüğünün Yürütme Kurulu ve Maliye Dairesini de kapsaması.
Olguların ilğili bulgu - İlk Mahkemenin olgularla ilgili bu-lgusunu yargıtayın değiştirebileceği haller - Bulgunun yanlış olduğunu ve delillerle desteklenmediğini istinaf edenin kanıtlaması gereği.
İthamnamenin düzeltilmesi ve yeni dava ilâvesi - Fasıl 155 Ceza Usûl Yasasının 85(4) maddesi - Yeni dava ilavesin-de aranan şartlar - Yüksek Mahkemenin yeni dava ilâve ederek Sanığı mahkûm etmesi - Fasıl 155 Ceza Usûl Yasasının 145(l)(c) maddesi.
Dolandırma niyeti - Sahtekârlık yaparak eşya temin etme suçunda dolandırma niyetinin suçun unsurlarından biri olması -ve bu gibi suçlarda sahte bir beyan ile para veya eşya temin edilirse dolandırma niyetinin varlığı kabul edilir. İddia Makamı tarafından isbatlanması gereği - Sanığın yaptığı açıklamanın doğru olma ihtimali varsa Sanığın isbat yükünü yerine getirmiş sayıl-ması.
H Ü K Ü M
Necati Münir, Başkan :
Sanık 17/9/1970 tarihinde Lefkoşa Kaza Mahkemesi tarafından Fasıl 154 Ceza Kanununun 297 ve 298. maddeleri tahtında, sahte yazılı bir beyanat ila forma doldurmak sureti ile, dolandırmak niyeti ile Geçici- Türk Yönetimi Yürütme Kuruluna bağlı Maliye Dairesinden 27 Şubat 1970 de ₤3.430 mil aldığından kabahatlı bulunarak ₤25.- para cezasına ve sahte yazılı beyanatla forma doldurmak sureti ile, dolandırmak niyetiyle Geçici Türk Yönetimi Yürütme Kuruluna bağlı -Maliye Dairesinden 7 Temmuz l970 de ₤0.450 mil aldığından kabahatlı bulunarak ₤10.- para cezasına çarptırıldı.
Sanık Bidayet Mahkemesinin hükmünü aşağıdaki sebeblerden dolayı hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf eyledi :-
1. İthamnamede sanığ-ın l. suçu 27 Şubat 1970 tarihinde ve 2. suçu da 7/7/1970 tarihinde işlediği iddia edildiği halde, ilgili davalarda ibraz edilen bütün emareler ve şahadet bahis konusu suçların, eğer varsa bile, sırası ile en erken 5/3/1970 tarihi ile 8/7/1970 tarihinde - işlendiklerini göstermektedir.
2. Bidayet Mahkemesi bahis konusu suçların işlenmesi için gerekli unsurların tesibitinde hata etti. Şöyle ki dava konusu 'false pretence'lerin başka bir şahsa yapıldığı ve bu başka bir şahsın mezkur 'false pretence'le-re esas itibarıyle istinad ederek söz konusu ödemeleri sanığa yaptığı hususunda şahadet olmadığı halde bu hususa hiç değinmeden sanığı mahkûm etmekle hataya düştü.
3. İbraz edilen bütün emareler ve şahadet 1. suç ile ilgili olarak sanığın ₤33.975 mi-l için Kıbrıs Türk Kooperatif Merkez Bankası Ltd. üzerine kesilmiş 162488 sayılı ve 28/2/70 tarihli bir çek aldığını gösterdiği mahkum olabilmesi için, alelâde bir ihmalkârlığın kafi olmadığı hususunu nazarı itibara almamakla hataya düşmüştür.
4. Bi-dayet Mahkemesi sanığı 2. suçtan mahkum ederken sanığın bahis konusu 450 mili makul bir yanlışlık dolayısıyle taleb edip edemeyeceği hususunu gerekli bir şekilde incelemeden ve bu hususta verilmiş olan şahadeti gayri makul bir surette değerlendirerek gerek-çesiz denebilecek bir karar vermekle hataya düşmüştür. Bidayet Mahkemesi, keza bu hususta sanığın mahkûm olabilmesi için, alelâde bir ihmalkarlığının kâfi olmadığı hususuna nazarı itibara almamakla hataya düşmüştür.
5. Bidayet Mahkemesi, sanığın 2.- suç konusu olan 450 mili dürüst ve makul bir yanlışlık dolayısıyle taleb etmiş ve almış olabileceği hususunu gerekli bir şekilde incelememek ve yanlışlık hususunu genel mahiyette incelerken de söz konusu yazılışlığın dürüst vo makul olup olmayacağı husus-una bakacağına, yanlışlığın makul şartlar altında yapılıp yapılmadığına bakmakla ve bu hususta hiç şahadet olmadığı halde sanığın bu kadar çok yanlışlık yaptığını bulmak ve bu bulgunun tesiri altında kalarak hareket etmekle hataya düşmüştür.
6. Bida-yet Mahkemesi huzurundaki şahadeti değerlendirmekte hata etmistir.
7. Bidayet Mahkemesinin bulguları ve mahkumiyet kararları verilen sahadet muvacehesinde makul değildir. Bidayet Mahkemesi tüm şahadet muvacehesinde sanığa "benefit of doubt" olsun -vermemekle hataya düşmüştür.
Ewwla şahadet ile ilgili istinaf sebeblerinin ve 7.sini eleştirmeyi uygun gördüm. Bu iki sebeb ithamnamedeki her iki davayı da alakadar eder.
Sanık aleyhine getirilen ithamnamede 1. davada 27/2/1970 tarihinde ₤8.93-0 mil para temin etmekle suçlandırıldı. Bu davada sanığın sahte olarak 5/2/70 tarihinde Girne ve Kazafana'ya 14/2/70 de Gaziveren, Çamlıköy ve Lefke'ye, 15/2/70 de Muratağa köyüne, 25/2/70 tarihinde Ay İrini, 26/2/70 tarihinde Abohor, Kalavaç ve Mağosaya,- evlendirme memurlarını teftişe gitmiş gibi götererek yolluk ve maişet formasnı doldurarak ₤8.930 mil temin ettiği, halbuki hakikatta ve gerçek olarak zikrolunan işbu tarihlerde bahsi geçen köy ve kasabalara hiç bir teftişe gitmediği iddia edildi. Bidayet -Mahkemesi ise verilen sahadeti dinledikten sonra sanığın 5/2/70 tarihinde Girne ve Kazafanaya, 25/2/70 tarihinde Ay-İriniye gitmediği kanaatına vardı ve dolandırmak niyeti ile sahtekârane bir şekilde K.G.T.Y'. Yürütme Kuruluna bağlı Maliye Dairesinden ₤3.4-30 mil aldığı kanaatına vardı. Sanık mevzuu bahis köylere gittiğini şahadetinde ve Polise verdiği açık ifadede iddia etmiştir. Bidayet Mahkemesi ise sanığın mevzuu bahis köylere sözü geçen tarihlerde gittiğinin doğru olmadığı kanaatına vardı. Bidayet Mahk-emesi bu hususta hükmünde şıınları söyledi :
"(3) Sanık açık ifadesinde Girzne ve Kazafana evlendirme memurlarının ziyaret edip gördüğünü söyledi. Evlendirme memurlarının şahadetinden sonra sanık Kazafana ile Girneye gittiğini Kazafana evlendirme memurun-u köyde bulmadığını ve Girne'den geçerken dört yol yanında bir kahvehanede durup birisine Evlendirme Memurunu sorduğunu, ve şahıs Rum olduğu için memuru bilmediğini söyleyince ve zaten vakit geç olduğu için Lefkoşaya dönmüş. Bu baştan savma bir iddiada-n başka bir şey değildir çünkü evlendirme memurunu arayan ve hakikaten vazife yapmak isteyen bir memur o evlendirme memurunun evini arar ve alelade ayak üstü bir Ruma sormaz. Sanığın bu iddialarının doğru olmadığına kanaat getirerek Mahkemeyi aldatmağa ça-lıştığı hükmüne vardırm.
(4) Sanık Subat, 1970'in Mali yılının son ayı olduğunu bildiği halde eskiden hiç uğramadığı köylere uğrayıp bu sene yolluk olduğu için gitmek istiyor fakat şahidi desteban Rüsteme göre Ayrinide evlendirme memurunu bulmayınca ve k-endisine kat'i olarak yarım saat sonra geleceğini söyleyince yalnız kahvede 5 veya 10 dakika oturmuş ve 4.45 de köyden ayrılımış. Bunu Halil Hasan Atakanın şahadeti ile mukayese ettiğimde hem sanığın hem desteban Rüstemin Mahkemeye yalan söyledikleri meyd-ana çıkar.
Sanık Mahkemede hasta olduğu için bayıldığını söylemiştir. Polis Müfettişi ise sanıktan yollukları talep edince sıkıntıdan ve heyecandan bayıldığını söylemiştir. Sanık açık ifadesini verirken hastalığın tesiri altında olduğunu söylemiştir fakat -Mahkeme yakından ifadeyi incelediğinde sanığın ne kadar dikkatli davrandığını ve emin olmadığı yerda hatırladığıma göre ibaresini kullandığını görmüştür.
(6) Sanığın Mahkemeye çağırmış olduğu desteban Rüstem zabıtlardan görüleceği gibi doğru söylememiştir -ve Mahkeme bunu sanığın davasını omuzlamak için ileriye atılan hazırlanmış bir gönüllü sahit olarak kabul etmektedir."
Sanığın avukatı İstinafta Bidayet Mahkemesinin sanığın polise verdiği açık ifadeye gerektiğinden fazla ehemmiyet verdiğini ve açık- ifadenin sanığın şok tesiri altında verildiğini nazarı itibara almadığını iddia etti. Bundan maksat sanığın polise verdiği ifadenin, serbest ve gönüllü bir ifade olmadığı ise, sanığın bu ifadenin Bidayet Mahkemesinde ibraz edilirken itiraz etmesi gerekir-di. Böyle bir itiraz yapılmadığna göre açık ifadenin serbest ve gönüllü olarak verildiği kabul edilir. Bu böyle olduğuna göre bir şahsızı herhangi bir hususta dava gününden evvel serbest ve gönüllü olarak verdiği ifade ve yaptığı beyanatlar muteber şahadet- olarak kabul edilir ve buna diğer şahadet gibi ehemmiyet verilebilir. Dava gününden evvel verilen serbest ve gönüllü ifade ve beyanatlar dava gününde yemin tahtinde verilen şahadet ile kıyaslanabilir ve yemin tahtinde verilen şahadetin doğru olap - olmadığı hususu incelenirken bu gibi ifade veya beyanatlar nazarı itibara alınır. Şahadette ve Bidayet Mahkemesinin hükmünde görüldüğü gibi sanık polise verdiği ifadede Girne ve Kazafana'yı ziyaret ettiğinde Girne ve Kazafana evlendirme memurların-ı gördüğünü söyledi. Halbuki daha sonra yemin tahtinde şahadet verirken evlendirme memurlarını görmediği çünkü bu köylere gittiğinde evlendirme memurlarının köyde olmadıkılarını öğrendiğini ileri sürdü. Unutmamak lâzımdır ki yemin tahtinde verilen bu şah-adet evlendirme memurlarının Mahkemede sanığı mevzuu bahis günlerde veya herhangi bir zamanda köylerinde görmediklerini şahadetlerine söyledikten sonra verilmistir. Ay-İrini köyüne gitmek hususunda sanık açık ifadesinde Halil Atakan ile beraber gittiğini -iddia etmiştir. Halbuki yemin tahtindeki şahadetinde onunla gitmediğini söylemiştir. Halil Atakan şahadetinde sanık ile beraber Luricinadan takriben 4.30 veya 5.00 sularında döndüğünü söylemiştir. Sanık ise daha erken döndüğünü ve ondan sonra yalnız başın-a Ay-İriniye 4.30 raddelerinde gittiğini iddia etmiştir. Verilen şahadet muvacehesinde mevzubahis köylere sanığın gitmediği husunda Bidayet Mahkemesinin vardığı kanaatı destekleyen kâfi derecede sahadet mevcuttur. Vakıalar hususunda Bidayet Mahkemesinin v-ardığı herhangi bir kanaatı İstinaf Mahkemesinin bozması için varılan bu kanaatın yanlış olduğunun veya verilen şanadet tarafından desteklenmediğini sanığın isbat etmesi gerekir. Kanaatımca sanık bu hususta İstinaf Mahkemesini ikna edememiştir ve daha önce- de belirttiğim gibi Bidayet Mahkemesinin bulgusunu destkleyecek kâfi derecede şahadet mevcuttur. Bidayet Mahkemesinin sanığın 5/2/70 tarihinde Girne ve Kazafanaya ve 25.2.70 tarihinde Ay-İriniye gitmediği hususunda vardığı kanaat hatalı değildir.
B-idayet Mahkemesinin İtthamnamedeki 2. dava için yaptığı bulgu hususundaki görüşümü istinaf sebeblerinin 4 ve 5. sini ele alırken eleştirmeyi daha uygun gördüm, ve şimdi istinaf sebeblerinin 4 ve 5. cisini ele alıyorum.
Bu sebebler ithamnamedeki 2. da-va ile ilgilidir. Bu davaya göre sanık 9 Haziran 1970 tarihinde Cemaat Mankemesi oturumları ile ilgili Hakim Niyazi Bey'e refakât ederek Mağusaya gitmediği halde, sahte olarak gittiğini, doldurduğu formada göstererek, dolandırmak niyeti ile K.G.T.Y. Yürütm-e Kuruluna bağlı Maliye Dairesinden 7/7/1970 de 450 mil temin etti. Sanık Bidayet Mahkemesi huzurunda verdiği şahadette hakikaten 9 Haziran 1970 tarihinde Hakim Niyazi Bey ile beraber Mağusaya gitmediğini kabul etmiştir ancak yolluk talebnamesinde bu husus-ta yanlışlık eseri olarak bir taleb yaptığını iddia etmiştir. Sanık polise verdiği açık ifadede ise Mağusaya Hakim Niyazi Bey ile gittiğinin doğru olduğunu söylemiştir. Bidayet Mahkemesi bu hususu yani sanığın 9 Haziran 1970 de Mağusaya gitti diye ğösterme-si hususunu ve 450 mil almasını iyi niyetle yapıp yapmadığını incelemiştir. Bidayet Mahkemesi hükmünde şunları söylemiştir:-
"Buna göre şayet yapacağım bulgulara göre sanık iyi niyetle ve yanlışlıkla bu 450 mili aldıysa 2. davadan beraat etmesi gerekecekt-ir. Fakat bunu bulmak için de huzurumdaki şahadeti tümü ile inceleyip sanığın niyetinin ne olduğunu bulmak gerekir."
Bidayet Mahkemesi sanık aleyhine verilen şahadeti inceledikten sonra hükmünde şunları söylemiştir :-
"İkinci davada sanık yanlışlık e-seri ile 450 mil aldığını iddia etmistir. Mankeme şahadet muvacehesinde sanığın bu iddiasını inceledi ve doğru olmadığını bularak reddetti. Böylece sanığı ikinci davadan da mahkûm ederim."
Bidayet Mahkemesinin bu husustaki bulgusunun İstinaf Mahkemes-i tarafından bozulması için İstinaf edenin Bidayet Mahkemesinin şahadeti incelerken yanlış hsreket ettiğini veya bulgusunu destekleecek şahadet olmadığı hususunda İstinaf Mahkemesini ikna etmesi gerekir. İstinaf eden bu hususta İstinaf Mahkemesini benim k-anaatımca ikna edememiştir. Bidayet Mahkemesinin bu husustaki bulgusunu destekleyen kâfi derecede şahadet mevcuttur kanaatındayım.
Şimdi de istinaf sebeblerinin 2. sini ele alıyorum İstinaf edenin avukatı dava konusu 'false pretence'lerin başka bir ş-ahsa yapıldığı ve bu başka bir şahsın mezkûr 'false pretence'lere esas itibarıyle istinad ederek söz konusu ödemeleri sanığa yaptığı hususunda şahadet olmadığını ve Bidayet Mahhemesinin bu hususa hiç değer vermeden sanığı mahkum etmekle hataya düştüğünü i-leri sürdü. Sanığın l. dava için 27 Şubat 1970 tarihinde bir yolluk talebnamesi hazırladığı ve bunu imza ettiği ve Maliye Dairesine verdiği hususunda Mahkemede sahadet mevcuttur. Sanığın hazırladığı ve imza ettği formada 5.2.70 tarihinde Girne ve Kazafanay-a, 25.2.70 tarihinde Ay-İriniye gittiği sahte olarak gösterilmektedir. Formada gösterilen ve diğer yerlere sanığın gittiği Mahkemeye verilen şahadetten sabit olmuştur. Maliye Dairesi sanığın vermiş olduğu yolluk talebnamesine istinad ederek sanığa ₤-33.975 mil kıymetinde 28 Şubat 1970 tarihli bir çek vermiştir. Sanık maliye Dairesine yolluk talebnamesini vermekle Maliye Dairesine sahte bir beyanname yaptığı aşikârdır. Maliye Dairesi de bu kısmen sahte beyanameye dayanarak sanığa ₤33.975 mil kıymetinde- bir çek vermiştir. Bu sahte beyannameler olmamış olsaydı sanığa verilecek olan çekin miktarı ₤30.545 mil olacaktı. Fasıl 154, Ceza Kanununun 298. maddesinde yer alan "şahıs" kelimesi Kanunun 4. maddesine göre bütün şirketleri ve hergangi bir şahıslar gur-ubunu ve Hükümeti ihtiva eder. Kanaatimce G.K.T.Y. Yürütme Kurulu ve/veya ona bağlı olan Maliye Dairesi Ceza Kanununun 4. maddesinde yer alan "şahıs" sınıfına girmektedir. Bu mülahazalar 2. dava için de varittir. Bundan dolayı 2. İstnaf sebebinde ileri sür-ülen iddialar reddolunur.
Şimdi istinaf sebeblerinin 1'incisini ele alalım. Bidayet Mahkemesi sanığı ithamnamede olan suçlardan kabahatlı bulmuş ve mahkûm etmiştir. İthamnamede birinci davadaki suçun 27/2/1970 tarihinde işlendiği iddia edildiği görül-mektedir. Halbuki Bidayet Mahkemesine verilen sahadetten birinci davadaki suçun 27/2/1970 tarihinde işlenmdiği aşikâr bir surette görülmektedir. Kanaatımca birinci davadaki suç ancak çekin ve/veya panın alındığı zamanda işlenmiştir. Verilen şahadete göre- çek 28/2/70 ile 5/3/70 arasındaki tarihlerde (her iki tarih de dahil) verilmiştir ve çek Mart 1970'de bozulmuştur.
İthamnamedeki 2. davadaki suçun ise 7 Temmuz 1970 tarihinde işlendiği iddia edildiği görülmektedir. Halbuki Bidayet Mahkemesine veril-en şahadetten sanığın 450 mili 8 Temmuz 1970 de aldığı görülmektedir. Kannatımce 2. davadaki suç ancak paranın alındığı gün yanı 8 Temmuz 1970 de işlenmiştir. Bu böyle olduğuna göre Bidayet Mahkemesi sanığın ithamnamesinin her iki davada suçlandırıldığı gi-bi kabahatlı bulup mahkum edemezdi. Bundan dolayı İstinaf Mahkemesinin her iki davadaki mahkumiyet kararını iptal etmesi gerekir. Mamafih, Fasıl 155, Ceza Usul Kanununun 145 (1) (c) maddesi tahtinde Yüksek Mahkeme istinaf edeni Bidayet Mahkemesinde verilen- şahadet muvacehesinde, Bidayet Mahkemesinin sanığı mahkum edebileceği herhangi bir suçtan mahkum edebilir ve cezalandırabilir. Yüksek Mahkeme bu madde tahtinde hareket ederek istinaf edeni herhangi bir suçtan mahkum edebilmesi için Bidayet Mahkemesinin sa-nığı böyle bir suçtan mahkum edebileceğine kanaat getirmesi lazımdır.
Bidayet Mahkemesinde 1'nci dava ile ilgili verilen şahadet tüm olarak incelendiğinde sanığın 27 Şubat 1970 tarihinde yolluk talebnamesinde 5 Şubat 1970 tarihinde Gürne ve Kazafana-ya ve 25/2/70 tarihinde Ay-İriniye gittiğini sahte olarak gösterdiği sabit olunmuştur. Sanığın imza ettiği işbu yolluk talebnamesini K.G.T.Y. Yürütme Kuruluna bağlı Maliye Dairesine verdiği ve dolandırmak niyeti ile 28/2/1970 ile 5/3/70 tarihleri arasında -(her iki tarih de dahil) Maliye Dairesinden ₤33.975 mil kıymetinde bir çek aldığı ve 5 Mart 1970 de bu çeki Bankada bozduğu ve parayı aldığı sabit olmuştur. Sanığın 27/2/70 tarihli yolluk talebnamesinde yaptığı taleplerin, Kazafana-Girne ve Ay-İrini husus-undaki yolluk talebleri hariç doğru olduğu sabit olunmuştur. Sahte olarak gösterdiği yolluk talepleri hariç sanığın Maliye Dairesinden ₤30.545 mil almaya hakkı olduğu da sabit olmuştur. Bu böyle olduğuna göre kanaatimce istinaf eden Fasıl 154. Ceza Kanunun-un 298. maddesi tahtinde yolluk ve maiset tahsisatı almak için 27/2/70 tarihli yolluk talebnamesinde yaptığı beyannamede diğer yolluk talebleri yanında 5/2/70'de Kazafana ve Girne'ye ve 25/2/70 tarihinde Ay-İrini'ye arabası ile gittiğini sahte olarak göste-rerek, dolandırmak biyeti ile K.G.T.Y. Yürütme Kurulu Maliye Dairesinden 28/2/70 ile 5/3/70 tarihleri arasında (her iki tarih de dahil) almaya hakkı olduğu ₤30.545 mil yerine ₤33.975 mil kıymetinde 28/2/70 tarihli 162488 numaralı bir çek alarak 3.430 mil t-emin etiğinden bir suç işlemiştir.
2. dava ile ilgili mahkemey everilen şahadet tüm olrak incelendiğinde sanığın 7 Temmuz 1970 tarihli yolluk talebnamesinde yaptığı beyannamede 9/6/70 tarihinde hakim ile beraber Mağusa'ya gittiğini sahte olarak göste-rdiği sabit olmuştur. Sanık ayni yolluk taelbnamesinde 16 Haziran 1970' Lefke'ye ve 22 Haziran 1970'de Mağusaya Hakim ile beraber gittiği gösterilmiştir. Bu son iki yolluk talebinin doğru olduğu verilen şahadet muvacehesinde sabit olmuştur. Sanık 7/7/70 ta-rihli yolluk talebnamesi ₤1.350 mil taleb etmiştir. Halbuki hakikatta sanığın almaya hakkı olduğu yalnız 2 yolluk talebi olduğuna göre 900 mildir. K.G.T.Y. Yürütme Kuruluna bağlı Maliye Dairesi swanığın 7 Temmuz 1970 tarihli yolluk talebnamesinde gösterile-nlere istinad ederek sanığa 8 Temmuz 1970 de ₤1.350 mil ödemiştir. Bu böyle olduğuna göre kannatımca istinaf eden Fasıl 154, Ceza Kanununun 298. maddesi tahtinde yolluk ve maişet tahsisatı almak için 7 Temmuz tarihli yolluk talebnamesinde yaptığı beyanname-de, diğer yolluk talebleri yanında, 9 Haziran 1970 de Mağusa'ya Hakim ile gittiğini sahte olarak göstererek dolandırmak niyeti ile K.G.T.Y. Yürütme Kurulu Maliye Dairesinden 8 Temmuz 1970 tarihinde almaya hakkı olduğu 900 mil yerine ₤1.350 mil aldı ve 450 -mil temin etiiğinden bir suç işlemiştir.
Sanık yolluk talebnamelerinde gösterin diğer yolluk diğer yolluk taleblerini doğru yapmakla beraber yolluk talebnamelerinde sahte olarak başka yerlere gittiğini göstermekle ve bunun neticesi olarak sanığın al-maya hakkı olduğu miktardan daha fazla bir miktar almakla, Ceza Kanunun 298. madesi tahtinde bir suç işler. (Bak Witchell (1798) 2 East P.C. 830 ve Rv. Thomson, L,C 233). Bu durumda Bidayet Mahkemesinin Ceza Usulu Kanununun 54 (4) maddesi tahtinde hareket- ederek ithamnameye yeni davalar ilave ederek sanığın mahkum edilip edemiyeceği hususta ortaya çıkar. Kanaatimce Bidayet Mahkemesinin bunu yapabilmesi için aşağıdaki dört şartın mevcut olması gerekir.
1. Dava hattında şahadet muvacehesinde ithamname-de mevcut olmayan herhangi bir suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olması;
2. İthamname dahil edilmeksizin sanığın böyle bir suçtan mahkum edilememesi;
3. Sanığın yeni suçtan mahkum olduğunda, ithamnamede olan suçtan daha fazla cezaya m-aruz kalmamalıdır. Yani yeni suç için Kanunun öngördüğü cezadan daha yüksek olmamalıdır.
4. İthamnamenin tadil edilmesi ile sanık müdafaasında herhangi bir zarar (prejudice) görmemelidir.
Daha evvel belirttiğim gibi sanığın ithamnamede mevcut- olmayan suçları işlediği sabit olmuştur. Kanaatimce sanık işbu yeni suçlardan ithamname dahil edilmeksizin yani yeni dava ilave edilmeksizin mahkum olunamaz. Sanığın ilşlediği sabit olan işbu yeni suçların cezası ithamnamede sanığın aleyhine getirilen asl-i suçların cezasından kanunen daha fazla değildir. En mihim husus yeni bir suçun ithamnameye ilavesi ile sanığın müdafaasından zarar görüp görmeyeceği hususudur.
Kanaatimce Bidayet Mahkemesinde verilen şahadet tüm olarak incelendiğinde yeni davaları-n ithamnameye ilave edilmesi ile sanığın sanığın müdafaasında herhangi bir zarar görmeyeceği aşikardır. Sanığın ithamnamede suçlandırıldığı 1. dava dolandırma niyeti ile yolluk talebnamesinde sahte olarak yaptığı beyannamelerden dolayı temin ettiği paradan- ileri geldiği aşikârdır. Esas ithamnemede birinci davada yanlış olan husus paranın temin edildiği tarihtir. Verilen şahadette sanığın sahte beyanname doldurarak temin ettiği para hususunda herhangi bir fark mevcut değildir. Esasen sanığın müdafaasının p-arayı temin edip etmeme hususu ile herhangi bir ilgisi yoktur. Sanık parayı temin ettiğini kabul etmiştir. Mamafih sanığın yegane iddiası bu parayı yolluk talebnamesinde gösteriği gibi mevzuu bahis köylere gittiği için almaya hakkı olduğudur. Bu hususta da-ha evvel de belirttiğim gibi Bidayet Mahkemesi sanığın mevzuu bahis köylere gitmediği kanaatına vardı ve bundan dolayı gitmediği köylere gitmiş gibi göstermesi sahte bir beyannaedir ve bu sahte beyannamenin neticesi olarak dolandırmak niyeti ile K.G.T.Y. Y-ürütme Kuruluna bağlı Maliye Dairesinden bir miktar para temin ettiği hususunda Bidayet Mahkemesi kanaat getirrniştir. Sanığın ithamnamede suçlardırıldığı 2. dava yolluk talebnamesinde sahte olarak yaptığı beyanname dolayısıyle temin ettiği maradan ileri g-eldiği aşikardır. Esas ithamnamede, 2. davada da yanlış olan husus paranın temin edildiği tarihtir. Sanık bu parayı yani 450 mili aldığını kabul etmiştir. Sanığın Bidayet Mahkemesindeki iddiası bu parayı dolandırmak niyeti ile almadığ ve yanlışlık eseri o-larak aldığıdır. Bidayet Mahkemesi ise bu paranın yani 450 milin yanlışlık eseri olarak alındığına kanaat getirmemiş ve sanığın bu parayı dolandırmak niyeti iIe aldığına kanaat getirmiştir.
Netice olarak Fası1 155, Ceza Usulu Kanununun 145 (1) (c) m-addesi tahtinde sanık aleyhine birinci ve ikinci davada verilen mahkûmiyetin iptal edilmesi ve ayni madde tahtinde şu davaların 3. ve 4. dava olarak ithamnameye ilâve edilerek sanığın o davalardan mahkûm edilmesi gerektiği
kanaatındayım:-
"3. Sanık y-olluk ve maişet tahsisatı almak için 27/2/70 tarihli yolluk talebnamesinde yaptığı beyannamede, diğer yolluk talebleri yanında, 5/2/70 de Kazafanaya ve Girneye ve 25/2/70 tarihinde Ay-İriniye arabası ile gittiğini sahte olarak göstererek dolandırmak niyet-i ile K.G.T.Y.
Maliye Dairesinden 28/2/70 ile 5/3/70 tarihleri arasında (her iki tarih de dahil) almaya hakkı olduğu ₤30.545 mil yerine ₤33.975 mil kıymetinde 28 Şubat 1970 tarihli l62488 numaralı bir çek alarak ₤3.430 mil temin etti.
4. Sanık yollu-k ve maişet tahsisatı almak için 7 Temmuz 1970 tarihli yolluk talebnamesinde yaptığı beyannamede, diğer yolluk talebleri yanında, 9 Haziran 1970 tarihinde Cemaat Mahkemesi Hakimi ile Magosaya gittiğini sahte olarak göstererek, dolandırmak niyeti ile K.G.T-.Y. Maliye Dairesinden 8 Temmuz 1970 tarihinde almaya hakkı olduğu 900 mil yerine ₤1.350 mil alarak 450 mil temin etti."
3. davanın ilâve edilmesi kanaatına vardığımdan 3. istinaf sebebinde ileri sürülen iddialar kendiliğinden düşer kanaatındayım.
Ül-fet Emin:
Yüksek Mahkeme Başkanının okuduğu hükümde ithamnamedeki l. dava ile ilgili hususlarla hemfikirim. 2. davada mahkûmiyet aleyhine yapılan istinafın kabul edilmesi taraftarıyım. Sanığın aleyhine getirilen 2. dava aynen şöyledir:
7 Temmuz- 1970 tarihinde Lefkoşa'da K.G.T.Y. Yürütme Kurulunu dolandırmak maksadı ile sahte olduğu malûmu dahilinde olan yazılı bir evrak ile beyanat yaparak 450 mils para temin etti, yani bir yolluk ve maişet tahsisatı talebnamei doldurarak 9 Haziran 1970 tarihin-de Mahkeme oturumları i1e ilgili Hakim Niyazi beyin arabası ile hakime refakat ederek Mağusa'ya gitmiş gibi zikrederek 450 mils devre tahsisatı temin etti. Halbuki hakikat ve gerçek olarak işbu tarihte Mağusa'ya herhangi bir işlem için gitmedi.
Sanık- polise verdiği açık ifadede Mağusaya Hakim Niyazi Bey ile gittiğini söylemiştir mamafih mahkemede verdiği şahadette bunun böyle olmadığını ve yanlışlık yüzünden böyle bir talebde bulunduğunu iddia etmiştir. Sanık Mahkemeye verdiği şahadette Cemaat Mahkeme-si Hakimi Mağusa ve Lefkeye gittiği zamanlarda kendisinin daima refakat ettiğini ve bundan dolayı her ay yolluk ve maişet tahsisatını talep ederken umumiyetle hakimin diary'sine bakarak hakimin Mağusaya ve Lefkeye gittiği günler için kendisinin de yolluk v-e maişet talep ettiğini beyan etmiştir. Umumiyetle Yolluk ve Maişet formaları seyahatın yapıldığı ay sona erdikten sonra doldurulmaktadır. Hakim Niyazi Mahkemeye şahadet vererek sanığın Mağusaya ve Lefkeye % 99 ½ beraber gittiğini, söyledi. Sanık d-olandırmak suçu ile itham edilmektedir. Bu gibi suçlarda dolandırma niyeti suçun esas unsurlanndan biridir ve bu unsurun tddia Makamı tarafindan makul şüpheden ari olarak isbat edilmesi gerekir. Dolandırma suçlarında ilk nazarda sahte olan bir beyanat neti-cesi para veya çalınabilecek eşya temin edildiği hallerde dolandırmak niyetinin mevcut olduğu kabul edilir. Mamafih ilk nazarda sahte olduğu görülen bir beyanat var olmakla beraber beyanatı yapan şahıs tatminkârane bir izahat verebildiği takdirde dolandır-mak niyeti olmadığı sayılabilir. Bu davada ilk nazarda sanığın 7 Temmuz 1970 de hazırladığı ve imzaladığı yolluk talebnamesinde 9 Haziran 1970 de Mağusaya hakim Niyaziye refakat ettiğini göstermesi doğru değildir, sahtedir. Mamafih, sanık bunu yaparken yan-i talebnameyi doldururken kendisinin hakim Niyazi ile beraber Mağusaya gittiğine inandığından yaptığını, dolayısıyle bir yanlışlık eseri olarak yaptığını söylemiştir. Sanığın ileri sürdüğü bu yanlışlık acaba verilen şahadet muvacehesinde makul sayılabilir- mi, sayılamaz mı hususu ortaya çıkar. İddia Makamı tarafından sanığın Mağusaya gitmesi hususu doğru olmadığı, dolayısıyle yolluk talebnamesinde Mağusaya gidildiği gösterilmesinin sahte olduğunu isbat etmiştir. Bu böyle olduğuna göre sanık bu talebnameyi- doldururken yani beyanname yaparken, dolandırmak niyetinde olmadığını isbat etmesi sanığa düşer. Sanığa düşen bu isbat külfeti İddia Makamına düşen isbat külfeti gibi değildir. İddia Makamının davasını makul şüpheden ari olarak isbat etmesi gerekir, halb-uki sanığın verdiği izahatın doğru olma ihtimali (probability) varsa sanık üzerine düşen isbat külfetini yerine getirmiş sayılır. Bu hususta R.v. Garr Briant (1943) K.B. s.612 de şunlar yer almaktadır:-
"In our judgement, in any case where, either by sta-tute or at common law, some matter is presumed against an accused person unless the contrary is proved', the jury should be directed that it is for them to decide whether the contrary is proved, that the burden of proof required is less than that required -at the hands of the prosecution in proving the case beyond a reasonable doubt, and that the burden may be discharged by evidence satisfying the jury of the probability of that which the accused is called upon ti establish."
-Bidayet Mahkemesinin sanığın 2. dava için verdiği izahatı ve yaptığı iddiayı nazarı itibara alması gerekirdi. Halbuki Bidayet Mahkemesi bunu yaptığına dair hükmünde herhangi bir kayıt mevcut değildir. Bidayet Mahkemesi bu husus için hükmünde notların 8. sa-yfasında şunları sövledi :-
"Buna göre şayet yapılan bulgulara göre sanık iyi niyetle ve yanlışlıkla bu 450 mili aldıysa, ikinci davadan beraat etmesi gerekecektir. Fakat bunu yapmak için de huzurumdaki şahadeti tümü ile inceleyip sanığın niyetinin ne oldu-ğunu bulmak gerekir.
Bidayet Mahkemesi hükmünde daha sonra sanık aleyhine olan şahadeti uzun uzadıya incelemiştir. Mamafih, Bidayet Mahkemesinin hükmünde de yer alan bu şahadet incelemesi birinci dava için verilen şahadete hasredilmiştir. Bidayet Mah-kemesi ikinci dava için bulgusunu yaparken şunları söyledi :-
"İkinci davada sanık yanlışlık eseri ile 450 mil aldığını iddia etmiştir. Mahkeme şahadet muvacehesinde sanığın bu iddiasını inceledi ve doğru olmadığını bularak reddetti."
Kanaatimce Bida-yet Mahkemesi sanığın iddiasının doğru olmadığını bulmakla yalnız bu sebepten sanığın iddiasını reddetmesi doğru değildir. Daha önce belirttiğim gibi sanığın yanlışlık hususunda söylediklerinin doğru olma ihtimali olup olmadığını incelemesi gerekirdi. Bida-yet Mahkemesi bu hususu inceleyip bu husus hakkında herhangi bir fikirde bulunmadığından kanaatimce bir hata işlemistir. Tüm olarak verilen şahadet muvacehesinde, bugüne kadar sanığın hakime refakat ettiği zamanlarda yolluk ve maişet tahsisatını taleb eder-ken takib ettiği usul, yanlış olmakla beraber, ve hakim Niyazi'nin verdiği şahadet nazarı itibara alındığında, sanığın Mağusa'ya 9 Haziran 1970'de gittiğini göstererek taleb ettiği tahsisatın bir yanlışlık eseri olarak taleb edildiği ihtimal dahilindedir. -Bu ihtimalin sanık leyhine alınması ve yolluk talebnamesinde bu husus için yolluk talebinde bulunmakla K.G.T.Y. Maliye Dairesini dolandırmak niyetinde olmadığı kanaatına varılması gerekir, kanaatındayım.
Yukarıda izah ettiğim sebeplerden dolayı Biday-et Mahkemesi sanığı ikinci davada suclu bulup mahkûm etmekle hataya düştü. Sanığın ikinci davada mahkûmiyetinin iptal edilmesi ve beraat ettirilmesi gerekir kanaatindeyim.
Ahmed İzzet : Sayın Başkanın verdiği hükümle hemfikirim. İstinafın reddolunması tara-ftarıyım.
Necati Münir, Başkan :
Netice olarak Yüksek Mahkeme 17.9.70 tarihinde Lefkoşa Kaza Mahkemesi tarafından sanık aleyhine 1. ve 2. davada verilen mahkûmiyetleri oy birliği ile iptal eder ve oy birliği ile aşağıdaki 3. dava'nın ve oy çoğunluğu -i1e 4. davanın, 3. ve 4. dava olarak ithamnameye ilâve edilmesini emreder :-
"3. Sanık yolluk ve maişet tahsisatı almak için 27/2 /70 tarihli yolluk talebnamesinde yaptığı beyannamede, diğer yolluk talebleri yanında, 5/2/70'de Kazafana ve Girne'ye ve- 25/2/70 tarihinde Ay-İrini'ye arabası ile gittiğini sahte olara.k göstererek dolandırmak niyeti ile K.G.T.Y. Maliye Dairesinden 28/2/70 ile 5/3/70 tarihleri arasında (her iki tarih dahil) almaya. hakkı olduğu ₤30.545 mi1 yerine ₤33.975 mi1 kıymetinde 28 -Şubat 1971 tarihli 162488 numaralı bir çek alara.k ₤3.430 mil temin etti
4. Sanık yolluk ve maişet tahsisatı almak icin 7 Temmuz 1970 tarihli yolluk talebnamesinde yaptığı beyannamede, diğer yolluk talebleri yanında, 9 Haziran 1970 tarihinde Cemaat M-ahkemesi Hakimi ile Magosaya gittiğini sahte olarak göstererek, dolandırmak niveti ile K.G.T.Y. Malive Dairesinden 8 Temmuz 1970 tarihinde alınaya hakkı olduğu 900 mi1 yerine ₤1.350 mil olarak 450 mil temin etti."
Yüksek Mahkeme oy birliği ile ilâve -olunan 3. davada ve oy çoğunluğu ile ilave olunan 4. davada sanığı kabahatlı bulur ve mahkûm eder.
Sanığa kesilecek ceza hususunda ilave olunan suçların ithamnamede olan esas suçların hemen hemen aynısı olduğunu, yalnız bir tarih farkı olduğunu ve Sa-vcılığın da Bidayet Mahkemesinin kestiği cezanın kifayetsizliği hakkında bir iddiası olmadığını nazarı itibara alarak Bidayet Mahkemesinin kestiği aynı cezayı vermeyi uygun gördük. 3. davada oy birliği ile ₤25.- ve 4. davada oy çokluğu ile ₤10.- ceza ödeme-si emrolunur.
Tarih : 7 Kasım 1970
Full & Egal Universal Law Academy