-YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA Ceza İstinaf No:26/71
(Dava No: 1008/71)
M.Necati Münir, Başkan, Ülfet Emin ve
Ahmet İzzet, Üye.
İstinaf eden: Sevilây Ahmet
(Sanık)
ile -
Aleyhin-e istinaf edilen: Başsavcılık
arasında.
İstinaf eden namına: Menteş Aziz.
Aleyhine istinaf edilen namına: Zaim M. Necati.
Fasıl 154 Ceza Yasası - Yasanın 214(a) maddesine aykırı adam
öldürmeye teşebbüs - Yasanın- 366. maddesine aykırı malûli-
yete veya vahim incinmeye sebep olmak maksadı ile bıçakla-
layıp yaralama - Öldürmeye teşebbüs ve yaralamada niyetin
farklı olması.
Ceza - Cezanın ağırlığı.
OLAY: Sanık, Müştekiden boşandıktan sonra, çocuğu iç-in nafaka
talep etti. Nafaka meselesinin görüşüleceği gün Sanık
annesi ile birlikte Mahkeme binasına geldi ve annesinin
de teşviki ile çarşıya gidip sivri burunlu büyük bir
bıçak satın alıp geldi. Ayakkabılarını çıkarıp - gizlice
Sanığa arkadan yaklaştı ve iki kürek kemiği arasına
bıçağı sapladı.
Bidayet Mahkemesi Sanığın niyetinin yalnız öldür-
mek olduğu hususunda şüphe izhar etti ve Sanığı
öldürmeye teşebbüsten beraat -ettirdi. Sanığın vahim incin-
incinmeye neden olmak niyetiyle bıçak darbesi vurduğuna
kanaat getirdi ve Sanığı 6 ay hapse mahkûm etti.
- Sanık mahkûmiyet ve ceza aleyhine istinaf etti.
-SONUÇ: Yüksek Mahkeme, öldürmeye teşebbüsteki niyetle, vahim
incinmeye neden olacak yaralamadaki niyetin farklı oldu-
ğunu vurguladı ve bu meselede vahim incinmeye neden olma
niyetinin ispatlandığını saptayarak mahkûmiyet aleyhindeki
-istinafı reddetti.
Ceza aleyhindeki istinaf ise, değişik gerekçeler-
le ve oy çokluğu ile reddedildi.
H Ü K Ü M
M. Necati Münir, Başkan:
- Sanık Mağusa Ağır Ceza Mahkemesinde 1962 yılının 3 sayılı Kanununun 6. maddesi ile tadil edilen Fasıl 154, Ceza Kanununun 214(a) ve 266. maddelerine aykırı, Mağusa'da, 3 Haziran 1971'de kanuna aykırı bir şekilde Sazlıköylü -Durmuş Ahmedi bıçaklayarak öldürmeye teşebbüs etmekle ve ayni tarih ve mahalde malûliyetine veya vahim incinmesine sebep olmak maksadı ile Sazlıköylü Durmuş Ahmedi bıçaklayarak kanunsuz olarak yaralamakla suçlandırıldı. Ağır Ceza Mahkemesi Mahke-meye verilen şahadet muvacehesinde Sanığı 1. davadan beraat ettirdi, 2. davadan ise Sanığı kabahatlı bularak mahkûm etti ve 6 ay hapislik cezası kesti.
-
- İstinaf eden Ağır Ceza Mahkemesinin Sanığın müştekinin vücudunu vahim incinme yapmak niyeti ile bıçakladığı hususundaki bulgusunun hatalı olduğunu ve her ihtimale binaen meselenin bütün ahval ve şeraiti nazarı itibara alındığında 6 ay hapisl-ik cezasının alenen fahiş olduğunu iddia etti.
-
- Sanık ile müşteki 1970 yılında evlendiler ve karı koca olarak 4 ay beraber yaşadılar. 4 ay sonra müşteki tayfa olarak çalışmak için Ada haricine çıktı, Sanık ise ailesinin yanında ikamet etmeye devam etti. Müştekinin gaybubeti esnasında Sanığın işbu e-vlilikten bir erkek çocuğu oldu ve ayni zamanda müştekiden boşanmak için de Türk Aile Mahkemesinde bir boşanma davası ikame etti ve müştekinin gıyabında lehine boşanma emri aldı. Daha sonra müşteki Adaya döndü ve Sanığın doğurduğu çocuğun kendisinden olmad-ığını iddia etti. Sanık müştekinin çocuğuna nafaka ödemesi için Türk Aile Mahkemesinde dava açtı. Müşteki çocuğa nafaka ödememekte ısrar etti ve bu yüzden dolayı Türk Aile Mahkemesindeki dava birkaç defa tehir oldu. Nafaka davası 3 Haziran 1971 tarihinde T-ürk Aile Mahkemesi huzurunda Mağusa'da görüşülüp karara bağlanacaktı. Sanık annesi ile beraber Mahkeme binasının dışındaki avluda, müşteki ise Mahkeme binasının önündeki yolun öteki tarafında Antika Dairesine ait Kemer altındaki basamaklarda birkaç k-işi ile birlikte oturup bekliyorlardı. Bu vaziyette iken gerek Sanık gerekse müşteki yanlarında bulunan kişilerle haklı olduklarına dair konuşmalar yapmakta ve arada sırada birbirlerine lâf atmakta idiler. Bu böyle devam ederken bir ara Sanık -ile annesinin gizli konuştukları görüldü ve onun akabinde Sanık oradan ayrılarak Zehra Tahir'in çalıştığı tuvalet salonuna gitti, ondan büyük bir burunlu ekmek bıçağı istedi. Zehra Tahir kendisine burunlu ekmek bıçağı bulunmadığını ancak- küçük ekmek bıçağı olduğunu söylemesi üzerine Sanık oradan ayrıldı ve çarşıya yürüdü. Sanık Belediye çarşısı dışında bulunan Mehmet Cemil'den iki şiline bir burunlu büyük ekmek bıçağı satın aldı ve Mahkeme önüne geldi. Sanık Mahkeme ön-ündeki asfalt yoldan geçerek solda olan toprak yola girdi yolun kenarında ayakkabılarını ayağından çıkardı, eline bıçağı aldı ve hiçbir kimsenin sezmemesi için sessizce yürüdü ve müştekinin basamakta oturduğu bir anda, müştekinin arkasına iki omuz kür-eği arasına bir bıçak darbesi vurdu. Bıçaklamadan hemen sonra müşteki arkasına baktı ve Sanığı gördü. Vücudunda kalan bıçağı çıkarmak için çaba harcadı. 0 an Sanık elini bıçağın sapından geri çekmiş durur vaziyette idi. Müşteki bıçak yarasından sonra diz ü-stü yere çöktü ve bu esnada bıçak öne doğru düştü. Sanığın annesi o an Sanığa 'bir bıçak kâfi gelmez, bıçağı al da 3,4 tane daha sok' dedi. Sanık annesinin bu tavsiyesine uymadı ve bu yaptıklarından yarı şok bir duruma girdi. Müşteki hastahaneye kaldırıld-ı ve daha sonra Dr. Kaya Bekiroğlu tarafından ameliyat edildi. Ameliyat esnasında göğüs kafesindeki bir damarın kesildiği ve bu yaranın 3 cm. uzunluğunda ve takriben 3 cm. derinliğinde keskin bir yara olduğu tespit edildi. Müşteki hastahanede 11 gün yattı-, şimdi tamamıyle iyileşmiştir.
-
- Ağır Ceza Mahkemesi Sanığın niyetinin yalnız ve yalnız müştekiyi öldürmek olduğuna şüphe izhar ederek Sanığı 1. davadan yani öldürmeye teşebbüs davasından beraat ettirdi. Ancak Sanığın müşteki ile aralarındeki zıddiyeti ve o günkü -hareketlerini nazarı itibara alarak en ufak bir şüpheleri dahi mevcut olmadan Sanığın bıçakla müştekinin vücuduna vahim incinme yapmak niyeti ile bıçak darbesi vurduğu kanaatına vardılar.
-
- İstinaf eden Ağır Ceza Mahkemesinin niyet hakkındaki bulgusunun hatalı olduğunu ileri sürdü. İstinaf eden, Ağır Ceza Mahkemesi Sanığın müştekiyi öldürmeye teşebbüs niyeti olmadığı kanaatına vardıktan sonra Sanığın müştekiyi malûliyetine veya vahim inc-inmesine sebep olmak niyeti ile yaraladığını bulmasının hatalı olduğunu iddia etti. İstinaf eden her iki suçun da ayni vehamette olduğu göz önünde tutulması ve her iki suçta da niyetin ayni derecede ispat edilmesi gerektiğini iddia etti. Kanaatimce istina-f edenin bu iddiası mesnetsizdir çünkü her iki davada aranan niyet ayni niyet değildir. Mahkeme huzurunda verilen ve Mahkeme tarafından kabul edilen tüm şahadet incelendiğinde Sanığın müştekiyi malûliyetine veya vahim incinmesine sebep olmak- niyeti ile bıçakladığını bulmak için kâfi derecede şahadet olduğu görülür. Ağır Ceza Mahkemesinin 2. davada niyet hususundaki kanaatlarını bozmak için herhangi bir sebep görmüyorum. Bundan dolayı mahkûmiyet aleyhine yapılan isti- nafın reddolunması -taraftarıyım.
-
- Ceza aleyhine yapılan istinafa gelince, Yüksek Mahkemenin İstinaf Mahkemesi olarak alt kademedeki bir Mahkemenin verdiği cezayı hangi şartlar altında tadil edebileceği bundan evvel verilmiş birçok istinaf kararlarında belirtilmiştir. Bu ş-art ve prensipleri burada tekrarlamayı lûzumsuz görüyorum. Bütün ahval ve şerait nazarı itibara alındığında bu davada 6 ay hapislik cezası hiç de fahiş değildir, hatta bu 6 ay hapislik cezası hafiftir de denilebilir. Böyle olmakla beraber Bidayet Ma-hkemesinin takdir hakkına müdahale edecek kâfi derecede bir sebep görmüyorum. Ceza aleyhine yapılan istinafın da reddedilmesi taraftarıyım.
-
Ülfet Emin, Üye:
- Ağır Ceza Mahkemesi Sanığı 1. davadan yani öldürmeye teşebbüs davasınden suçlu bulmadı ve buna sebep olarak da Sanığın müştekiyi öldürmeye niyeti olmadığı gösterildi. Ağır Ceza Mahkemesi Sanığın annesinin bu olayda Sanığa akıl hocalığı yaptığını, San-ığı teşvik ettiğini, Sanığın müştekiyi bıçakla bir defa bıçakladıktan sonra elinde fırsat olduğu halde yalnız bir bıçak vurduğunu, annesinin devamlı ısrarına rağmen bıçağı alıp ikinci ve üçüncü darbeyi vurmadığını, Sanığın bıçaklama olayından son-ra şok ve histerik duruma girdiğini, annesinin peşinden ayrılmadığını, Sanığın polise, müştekiyi öldürmek için bıçakladığını söylemesini ancek Mahkemede bunu reddetmesini ve bıçağı nerede bulduğu hususundaki iddiasının yanlış olduğunu nazarı itib-ara alarak Sanığın niyetinin yalnız ve yalnız müştekiyi öldürmek olduğunda şüpheleri olduğu kanaatına vardılar. Ağır Ceza Mahkemesi Sanığın öldürmeye teşebbüs niyetinin var olup olmadığı hususunda ileri sürdükleri bütün sebepler Sanığın müştekiyi va-him incinmesine sebep olacak niyetin var olup olmadığı hususuna da şamil olduğu kanaatindeyim. Ağır Ceza Mahkemesinin öldürmeye teşebbüs niyeti hususunda nazarı itibara aldığı sebepler göz önünde tutulduğunda Sanığın müştekinin vahim incinmesine sebe-p olma niyeti olduğu kanaatimce şüphelidir. Mamafih, Sanığın müştekiyi gayri kanuni olarak yaraladığı sabit olduğundan ve Sanığın avukatının kabul ettiği gibi Sanığın müştekiyi gayri kanuni yaralama suçundan Ceza Kanununun 234(a) maddesi tahtinde -kabahatlı bulunabileceğini ve bu madde tahtinde kabahatlı bulunduğundan bütün ahval ve şerait nazarı itibare alındığında kesilen 6 ay hapislik cezasının makûl olduğu göz önünde tutulduğunda mahkûmiyet kararı hususunda yapılan istinafın re-ddine tereddütle taraftar olmaya karar verdim.
-
- Ceza meselesine gelince bütün ahval ve şerait nazarı itibara alındığında kesilen 6 ay hapislik cezası makûl bir cezadır. Ceza hususundaki istinafın da reddine taraftarım.
-
Ahmet İzzet, Üye:
- Ben de mahkûmiyet aleyhine yapılan istinafın reddolunması gerektiği kanaatindeyim, ve bu hususta Sayın Başkanın söylediklerine ilâve edecek birşeyim yoktur. Yalnız, ceza aleyhine yapılan istinaf hakkında Sayın Başkan ve üyenin söyledikleri ile hemfiki-r değilim. Sanığın mahkûm olduğu suç Ceze Kanununun en vahim suçlarından birisi sayılabilir. Vak'anın bütün hafifletici yönlerini göz önünde tutsak bile Sanığın 12 aydan yani 1 seneden az mahkûm olunmaması gerektiği kanaatindeyim.
-
M. Necati Münir, Başkan:
- Netice olarak mahkûmiyet aleyhine yapılan istinaf oy birliği ile reddolunur. Ceza aleyhine yapılan istinaf ise oy çoğunluğu ile reddolunur ve hapislik cezası mahkûmiyet tarihinden itibaren başlayacaktır.
-
Yüksek Mahkeme
17 Kasım 1971.
Full & Egal Universal Law Academy