-YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA Ceza İstinaf No.29/72
(Dava No. 221/72; Lefkoşa)
M.Necati Münir, Başkan, Ülfet Emin ve
Ahmet İzzet.
İstinaf eden: Mehmet Osman Kulle, Lefkoşa.
(Sanık)
- - ile -
Aleyhine istinaf edilen: Türk Emniyet Müdürlüğü
arasında.
İstinaf eden namına: Menteş Aziz tarafından Hasan Murat.
Aleyhine istinaf edilen namına: Taner Erginel.
Fasıl 332 Motorlu Vas-ıtalar ve Yol Trafik Yasası- Yasanın
6. maddesine aykırı gereken dikkat ve ihtimamı
göstermeksizin sürme.
Ceza Usulü - Şahadet - Şahitlere inanma - Bidayet
Mahkemesinin şahitlere inanmama konusunda yaptığı
bulgunun- İstinaf Mahkemesi tarafından değiştirilmesi
- Bir şahidin söyledikleri yine kendi şahadeti veya
başka şahadet tarafından tekzip edilirse veya verilen
diğer ikna edici şahadet tarafından kâfi derecede
desteklenmiyorsa, İstinaf -Mahkemesi, Bidayet Mahkeme-
sinin şahitlere inanma konusundaki bulgusunu değiş-
tirebilir - İddia Makamının davasını makul şüpheden
ari olarak ispat etme yükümlülüğü.
OLAY: Sanık-, 1971 yılında Lefkoşa'da arabasını gereken
- dikkat ve ihtimamı göstermeksizin sürüp kazaya neden
olmakla itham edil-di. Bidayet Mahkemesi, Müşteki ve
tanıklarına inandı, Sanığa inanmadı ve Sanığı mahkûm
ederek K.L.7.- para cezasına çarptırdı.
İstinaf eden, Bidayet Mahkemesinin şahadeti yanlış
değerlendirdiğini öne sürerek mahkûmiyet aley-hine
istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, İddia Makamının davasını, makul
şüpheden ari olarak ispat etmesi gerektiğini, Bidayet
Mahkemesi huzurundaki şahadet tetkik edildiğinde,
kazanın Müştekinin iddia ettiği gibi olmasına i-mkân
ve ihtimal olmadığını belirtti ve istinafı kabul
ederek mahkûmiyeti iptal etti.
----------------
H Ü K Ü M
M.Necati Münir, Başkan: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın- Hâkim Ülfet Emin verecektir.
Ülfet Emin, Hâkim: İstinaf eden 30.9.1972'de Lefkoşa Kaza Mahkemesi tarafından 12 Ekim 1971 tarihinde Lefkoşa'da Girne Caddesinde EG 582 plâkalı arabayı gereken azami dikkat ve ihtimamı göstermeksizin sormaktan kabahatli- bulunarak K.L.7.- para cezasına çarptırıldı. İstinaf eden aleyhine getirilen ithamı Bidayet Mahkemesinde kabul etmedi.
İstinaf eden, Bidayet Mahkemesinin istinaf edene ve müdafaa şahitlerine inanmamakla, istinaf edenin polise verdiği ifade, davaya v-erdiği cevap ve şahadeti arasında tezat bulunduğu hususundaki bulgusuna varmakla, müştekinin şahadetine inanmakla, PE.1475 Burhan Halil'in şahadetini müştekinin şahadetini teyid edici şahadet
olarak kabul edip değerlendirmekle ve tüm şahadet göz önüne alın-dığında istinaf edenin dikkatsiz olduğunu gösterir yeterli şahadetin mevcut olduğunu bulmakla hata işlediğini ileri sürerek mahkûmiyet aleyhine istinaf eylemiştir.
İddia Makamı davasını isbat etmek için iki polis ile müştekiyi şahit olarak çağırmıştı-r. Müştekinin Mahkemeye verdiği şahadete göre EZ 292 plâkalı arabasını Lefkoşa'da Atatürk Meydanından Girne kapısı istikametine doğru saatta 10-15 mil süratle sürmekte iken Girne kapısı yanında istinaf edenin arabası yolun sol tarafında başka bir arabanın- arkasında durmakta iken ani olarak herhangi bir işaret vermeden önündeki arabayı dolaşmak üzere sağa doğru çıkış yaptığını ve aniden durduğunu, kendisinin hemen fren yaptığını, ancak mesafe kısa olduğu için duramadığını ve istinaf edenin arabasına çarptığ-ını söylemiştir. Vak'adan sonra kaza yerine giden PE.1890 Mustafa Nazım şahadetinde istinaf edenin ve müştekinin huzurunda kaza ile ilgili ölçüler alındığını ve bu ölçülere dayanarak bir plân hazırladığını belirterek, plânı Emare olarak Mahkemeye ibraz et-ti. Polisin şahadetine ve ibraz olunan emareye göre kaza yerindeki yolun genişliği 44 ayak 8 inçtir. Gidiş istikametine göre istinaf edenin arabasının sol ön kenarı yolun sol tarafındaki yaya kaldırımından 18 ayak mesefede idi. Sol arka tarafı ise yolun- sol tarafındaki yaya kaldırımından 16 ayak 9 inç uzakta idi. Müştekinin sürdüğü EZ 292 plâkalı arabanın sol ön kenarı ise, yolun sol yaya kaldırımından 15 ayak 6 inç ve sol arka kenarı ise 14 ayak 4 inçlik bir mesafede idi. İstinaf edenin arabasının geni-şliği 5 ayak 4 inç, müştekinin arabasının genişliği ise 5 ayaktı. Bundan açıkça görülüyor ki her iki arabanın da sol yaya kaldırımı ile diyagonal pozisyonları ayni idi, ancak istinaf edenin arabası sol yaya kaldırımından müştekinin arabasına nisbetle, 2 ay-ak 6 inç kadar daha fazla uzaktı. PE.1890 vaka mahalline gittiğinde kazanın nasıl olduğu hususunda, istinaf edenin Girne kapısı istikametinde seyretmekte iken, önünde gitmekte olan başka bir arabanın durması üzerine önünü görebilmek için o arabanın arkası-ndan sağ tarafına çıkış yaptığı sırada kazanın vukubulduğunu söylediğini, şahadetinde belirtmiştir. İstinaf eden sağa doğru çıkış yaptığı yeri polise göstermiş ve polise göre, bu dışarıya çıkış noktası sol yaya kaldırımından 12 ayak içeride bir mesafede id-i. Bu nokta istinaf edenin arabasının sol arka kenarından diyagonal olarak 8 ayak uzakta idi. Bu nokta ile müştekinin arabasının sol tarafına olan direkt mesafe ise 3 ayak 6 inçtir. PE.1890'ın şahadetine göre iki arabanın arkasında fren izi yoktu. Müşte-kinin arabasının ön tarafından istinaf edenin arabasının arka kısmına kadar olan mesafe 4 ayak 8 inçti. Çarpma noktası müştekinin arabasının durduğu yerin hemen önünde idi. PE.1890 istinaf edenin kaza yerinde kaza ile ilgili söylediklerini, mesele mühim o-lmadığı için not defterine geçirmediğini ancak konuşma kısa olduğu için ne söylediğini hatırladığını belirtmiştir. Kaza olduğu an Girne Caddesinde İnönü Meydanında görevli bulunan PE.1475 Burhan Halil'e göre karşı yönden gelen arabalara geçmek imkânı verme-k için Atatürk Meydanından Girne Kapısına doğru giden trafiği durduttu ve tam bu sırada bir araba çarpma sesi işitti. Dönüp arkaya baktığında bir arabanın diğer arabaların hizalarından sağa, yolun ortasına doğru çıkış yapıp durduğunu ve o arabanın hemen ar-kasında başka bir arabanın toslamış vaziyette olduğunu gördü. Polis derhal vak'a mahalline gitti ve PE.1890 vaka mahalline gelinceye kadar orada kaldı. Bu şahit istinaf edenin PE.1890'a kazanın istinaf edenin önündeki arabanın ani durduğu için ona çarpmam-ak için 1-2 ayak yolun içine çıkış yaptığını ve önde polisi görünce ani fren yaptığını ve tam bu esnada arkadan gelen arabanın kendisine tosladığını söylediğini belirtmiştir. Bu şahide göre çarpmadan sonra istinef edenin arabasının sağ arka lâmbası, koruy-ucu siper demiri ve arka kapısı hafif hasara uğradı. Müşteki Taşkent Cemal'a göre ise kazanın nasıl olduğu hususunda PE.1890 istinaf edene sorduğunda, istinef eden polise şunları söyledi: "Önümdekini dolaştım ve polis dur işareti verince ben de durdum ve -arkadan gelip arabama vurdu." Müşteki Mahkemeye verdiği şahadetinde istinaf edenin arabasını, çıkış yaptığı sırada, ilk defa gördüğünü, istinaf edenin arabasının başka bir arabanın yolun kenarında durması gerektiğini, çünkü istinaf edenin kendi önünde gitm-ediğini ve kendi önünde gitmediğine göre durması gerektiğini söyledi. Müşteki şahadetinde önde giden araba ile kendi arabasının arasındaki mesafenin bir arabalık mesafe olduğunu, istinaf eden sağa çıkış yaptığında, kendi arabası ile istinaf edenin arabası- arasındaki mesafenin tahminen 10 ayak olduğunu ve çarpmadan sonra istinaf edenin arabasının sol arka feneri, siper demiri ve arka kapısının hasara uğradığını, kendisinin istinaf edenin arabasının çıkışını görür görmez fren yaptığını, yerde hafif stop izle-ri olduğunu, stop izlerini PE.1890'a gösterdiğini şahadetinde belirtti.
İstinaf eden Mahkeme huzurunda bizzat şahadet vermiştir. Verilen bu şahadete göre kendisi Girne Kapısına doğru giderken İnönü Çemberinin yanındaki Adacıkta duran polis İnönü Mey-danından gelen arabalara yol vermek için dur işaretini verdiğini, kendisinin önünde giden iki arabanın durduğunu, bundan dolayı kendisinin de onların arkasında durduğu bir sırada müştekinin arkadan gelip kendi arabası ile arka tarafına çarptığını söyledi. - Ayrıca yolda giderken durmazdan önce yolun içerisinde yayalar olduğu için onları dolaşmak mecburiyetinde kaldığını ve bunun için 2-3 ayak kadar bir çıkıntı yaptığını söyledi. Kendisinin arabasının sol tarafta parkedilmiş olduğunu kabul etmedi. İstinaf ed-en polise 15.10.1971'da kaza ile ilgili bir açık ifade verdi. Bu ifade Emare 2 olarak polis tarafından ibraz edilmiştir. Bu ifadede istinaf eden aynen şöyle söyledi:-
"Girne kapısına yaklaşmakta olduğumuz bir esnada
önümde ayni istikam-ette plâka numarasını bilmediğim
bir araba sürücüsü, kaldırımdan tahminen 1.5 metre
ana yola doğru seyrden yayaları dolaştı. Ben bu
vasıtadan tahminen iki metre geriden bu vasıtayı
takip ediyordum. Bu esnada Atatürk - Meydanından
Girne Kapısına seyreden bir konvoy vardı ve ben de
bu konvoyun içerisindeydim. Karşıdan gelen vasıta-
lar yoktu, önde ayni istikamete seyreden araba
sürücüsü bu yayaları dolaştıktan sonra ben de fazla
-sağ tarafıma çıkış yapmayacağımdan herhangi bir işa-
ret vermeden, bu yayaların tahminen yarım metre
açıklarından dolaşmak üzere olduğum bir esnada
arkadan ayni istikamette seyreden plâka numarasını
bilmediğim bir arab-a sürücüsü arabasının ön kısmı
ile arabamın arka kısmına tosladı ve bu toslama
sonucu beni ön kısmına itti tahminen 3 ayak kadar.
Ben önceki arabaya çarpmamak için hemen dümeni bir
yiro sağa çevirip tekrar arabamın şekli-ni düzelttim
ve bunu yapmakla önümdeki arabaya çarpmadım."
İstinaf edene 2.11.1971 tarihinde dava okundu ve bu davaya bir cevap verdi. Verdiği cevap Emare 3 olarak ibraz edildi. Verdiği cevap aynen şöyledir:-
"Ben bilâkis çok yavaş v-e dikkatli sürerdim çünkü
yol yayalarla doluydu. Önümdeki vasıtanın arkasında
duruyorken arkamdan gelen vasıta bana çarptı. Önüm-
deki arabaya çarpmamak için uğraştım ve ona
çarpmadım."
İstinaf eden iki şahit çağırm-ıştır. Bu iki şahidin verdiği şahadet de istinaf edenin şahadetini esaslı noktalarda desteklemektedir.
Bidayet Mahkemesi hükmünde müştekiyi şahadet verirken yakından görmek fırsatını bulduğunu ve müştekinin çok iyi tesir bıraktığini, sorulan sorular-a verdiği cevaplar, olayı anlatış tarzı inandırıcı olduğu ve bu şahidin doğru dürüst bir şahit olduğu kanaatına vardığını belirtti. Mahkeme hükmünde istinaf edenin kazanın nasıl olduğu hususunda muhtelif tarihlerde farklı izahatlar verdiğini ve şahadeti e-snasında sorulan sorulara cevap verirken mütereddit bir hali olduğunu, zabıtlara geçmesi imkân olmayan yüz ifadelerinin ve tavır ve hareketlerinin itimad telkin etmediğini göz önünde tutarak, istinaf edenin doğruyu söyleyen bir şahit olduğu intibaını yarat-madığı kanaatına vardı. Bidayet Mahkemesi istinaf edenin şahitlerinin verdiği şahadeti de tezekkür ettikten sonra istinaf eden ile iki şahidinin şahadetine inanmadığını belirtti. Bidayet Mahkemesi istinaf edenin işaret vermeden ani sağa çıkış yapıp durma-sı sonunda ve mesafe çok kısa olduğu için müştekinin arabasını durdurmaya fırsat bulmadan istinaf edenin arabasına tosladığına kanaat getirdiğini ve bundan dolayı istinaf edeni makul şüpheden ari olarak itham olunduğu suçtan kabahatli bulduğunu hükmünde be-lirtti.
Bir davada şahadet veren şahitlere inanıp inanmama hususu Bidayet Mahkemesinin yetkisi dahilindedir ve Bidayet Mahkemesi şahitlerin şahadet verirken takındığı tavır ve hareketleri görmek fırsatında bulunduğundan bunların doğru söyleyip söylem-ediği hususunda karar vermek bakımından daha avantajlı bir durumdadır. Ancak bir şahidin söyledikleri yine kendi şahadeti ile veya başka şahadet tarafından tekzip edilirse veya verilen diğer ikna edici şahadet tarafından kâfi derecede desteklenmiyorsa İst-inaf Mahkemesi Bidayet Mahkemesinin şahitler hususunda varmış olduğu kanaate müdahale edebilir. Bu davada Bidayet Mahkemesi istinaf edene ve şahitlerine daha evvel belirttiğimiz sebeplerden dolayı inanmadığını hükmünde sarehaten belirtmiştir. Bunların ve-rdiği tüm şahadet incelendiğinde bu şahitlere inanmamak için gereken şahadetin mevcut olduğu kanaatında olduğumuzdan dolayı Bidayet Mahkemesinin bu hususta varmış olduğu kanaata müdahale etmek doğru değildir. Ancak istinaf edenin ve şahitlerinin verdiği ş-ahadet kabul edilmediğine göre, verilen diğer şahadet nazarı itibara alındığında, istinaf edeni makûl şüpheden ari bir şekilde mahkûm edecek kadar yeterli olması gerekir. Bu bir ceza davasıdır ve İddia Makamı davasını makul şüpheden ari olarak isbat etm-esi gerekir. İddia Makamı, şahidi olarak şahadet veren polis eri kazadan hemen sonra istinaf edenin söylediklerini not defterine mesele mühim olmadığı için, kaydetmediğini ancak istinaf adenin söylediklerini, kısa olduğu için, hatırladığını belirtmiştir. K-anaatımızca herhangi bir meseleyi, kazayı mühim ve gayri mühim diye ayırmak doğru değildir. Bir kaza zuhur ettiğinde, polis tarafından o kaza her ne kadar da gayri mühim addedilse bile, kazayı yapanlar için mühim addolunabilir. Kanaatımızca bu gib-i hallerde kazadan hemen sonra kazayı yapanların söyledikleri ve kazada müşahade edilenler ileride mahkemede mühim rol oynayacağını göz önünde tutarak, polisin kaza ile ilgili olan şahısların söylediklerini ve müşahade ettiklerini not defterlerine geçirmel-eri daha uygundur. Nitekim bu yapılmış olsaydı PE. 1475 Mahkemede şahadet verirken istinaf edenin sağ arka lâmbasının hasara uğradığını yemin tahtinde söylemeyecekti çünkü hakikatta hasara uğrayan sağ arka lâmba değil, sol arka lâmbadır. Bu davada şahade-t veren polislerden biri kaza ile ilgili bir ifede verdiğini, ancak bu ifadesini Mahkemede ibraz edecak durumda olmadığını söylemiştir. Eğer hakikaten bir ifade yazmışsa bu polisin yazdığı ifadeyi Mahkemeye ibraz edecek bir durumda olmadığının sebebini anl-ayamadık.
Bu davada istinaf edenin mahkûm olabilmesi için vakanın müştekinin anlattığı gibi olduğuna Mahkemenin makul şüpheden ari bir şekilde kanaat getirmesi gerekirdi. Bidayet Mahkemesi bunun böyle olduğuna makul şüpheden ari bir şekilde kanaat g-etirdiğini hükmünde belirtmiştir. Ancak Bidayet Mahkemesi huzurunda olan şahadeti tetkik ettiğimizde vakanın müştekinin anlattığı gibi olmasına imkân ve ihtimal olmadığı kanaatındayız. Bunun da sebebi daha evvel belirttiğimiz gibi müşteki şahadetinde ön-ünde giden araba ile kendi arabasının arasındaki mesafenin bir arabalık mesafe olduğunu ve müşteki saatte 10-15 mil süratle gitmekte iken istinaf edenin arabası yolun kenarında parkedilmiş bir anda aniden çıkış yaparak bu bir arabalık mesafe içerisine girm-esinin imkânı olmadığı ve şayet bu mesafeye girebilmişse müştekinin istinaf edenin arabasının sağ yan tarafına çarpması gerektiğidir. Buna ilâveten müştekinin arabasının fren izleri bıraktığını ve bu fren izlerini ölçüyü alan polis erine gösterdiğini söyl-emesine rağmen, ölçüyü alan polisin herhangi bir arabanın fren izi bırakmadığını söylediğini de göz önünde bulundurmak gerekir. Yukarıda izah ettiğimiz sebeplerden dolayı kazanın müştekinin iddia ettiği gibi olmasına imkân ve ihtimal yoktu. Bunun için Bid-ayet Mahkemesinin müştekinin bu husustaki şahadetini kabul etmesi hatalıdır.
Yukarıda izah ettiğimiz sebeplerden dolayı istinaf edenin aleyhine getirilen suç bir ceza davasında gerektiği bir şekilde yani makul şüpheden ari bir şekilde isbat edilemedi-ğinden, istinaf edenin beraat etmesi gerekir.
Netice olarak işbu istinaf kabul edilir. Bidayet Mahkemesinin mahkûmiyet kararı iptal edilir.
Yük-sek Mahkeme
14 Aralık 1972.
Full & Egal Universal Law Academy