-YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA Ceza istinaf No. 30/73
- (Dava No. 3183/73, Lefkoşa)
-
M.Necati Münir, Başkan, Ülfet Emin ve
Ahmet İzzet.
İstinaf eden: Ahmet Hasan Bullici, Lefkoşa
(Sanık)
ile -
Aleyhine istinaf edilen: Türk Emniyet Müdürlüğü
A r a s ı n d a
İsti-naf eden namına: Menteş Aziz ve Talât Kürşat.
Aleyhine istinaf edilen namına: Argun F. Korkut.
Fasıl 154 Ceza Yasası - Yasa'nın 171(a) maddesine aykırı
tabiat kurallarına aykırı cinsi münasebette bulunma.
Ceza Usulü - Şahadet - Cinsel suçlarda sade-ce müştekinin
şahadetine dayanarak Sanığı mahkûm etmenin salim
olmaması - Mahkemenin Suç Ortağının veya Müştekinin
şahadetine kati olarak inandığı haller - Mahkemenin
sadece Müştekinin şahadeti ile Sanığı mahkûm edebil-
mesi- için bu şahadetle mahkûm etmenin salim olmadığı
hususunda kendi kendini ikaz etmesi gerekir - Müşte-
kinin ayni zamanda Suç Ortağı olması - Teyit edici
şahadetin yokluğu.
OLAY: Sanık, Müşteki ile tabiat kurallarına aykırı cinsi
mü-nasebette bulunmakla itham edildi. Bidayet Mahke-
mesi sadece Müştekinin şahadetine dayanarak Sanığı
mahkûm etti. Sanığa 1 yıl hapis cezası verildi.
Sanık mahkûmiyet ve ceza aleyhine istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, teyit- edici şahadet yokluğunda
sadece Müşteki veya Suç Ortağının şahadeti ile Sanığı
mahkûm etmenin salim olmadığını belirtti. Müştekinin
şahadetindeki çelişkileri de dikkate alan Yüksek
Mahkeme suçun makul şüpheden ari olarak ispat edi-le-
mediği kanaatına vardı ve mahkûmiyeti iptal etti.
Atıfta Bulunulan Bilimsel İçtihatlar:
1. Taylor on Evidence 12. baskı Vol.1 s.55.
H Ü K Ü M
İstinaf eden (sanık) 10.12.1973 tarihinde Lefkoşa Kaza Mahkemesi tarafından F-asıl 154, Ceza Kanununun 171(a) maddesine aykırı olarak 16 Eylül 1973 tarihinde Girne'de Lefkoşalı Erbil Ali ile tabiat kurallarına aykırı yani anus'dan cinsi münasebette bulunduğundan kabahatlı bulunarak 1 yıl hapse mahkûm edildi. Sanık Bidayet Mahkemesi-nin, diğer şeyler meyanında, suç ortağı olan müştekinin şahadetini destekleyici şahadet olmaksızın kabul etmekle hata ettiğini, tüm şahadet eleştirilip uygun bir değerlendirme testine tabi tutulduğu zaman sanığın mahkûmiyetini gerektirecek şahadetin bulunm-adığını, müştekinin suç ortağı olduğu hususunda istinad ettiği bulguların yanlış olduğunu ileri sürerek mahkûmiyet ve ceza aleyhine istinaf eyledi.
Cinsel suçlarda yalnız müştekinin şahadetine veya herhangi bir suçta yalnız suç ortaklarının şahadetin-e dayanarak herhangi bir şahsı mahkûm etmek salim değildir. Ancak bu gibi hallerde yalnız müştekinin veya suç ortağının şahadetine dayanarak bir şahsı mahkûm etmenin salim olmadığı hususunda Mahkeme kendi kendine ihtar yaparsa ve suç ortağının veya müştek-inin verdiği şahadetin doğruluğuna kati olarak kanaat getirirse o zaman Mahkeme böyle bir şahsı itham olunduğu suçtan mahkûm edebilir. Bidayet Mahkemesi yukarıda belirttiğimiz hukuki prensibi göz önünde tutarak kendi kendine gereken ihtarı yaptığını, müşte-kinin şahadetini destekleyecek başka şahadet olmamasına rağmen müştekinin şahadetinin doğruluğuna inandığını belirtti ve sanığı mahkûm etti. Bidayet Mahkemesi müştekinin suç ortağı olup olmadığı hususunda karara varırken müştekinin bir ingiliz ile cinsi m-ünasebette bulunması sanığın işlediği suçu hemen takip ettiği ve suçun bir devamı gibi olduğu için müştekiyi suç ortağı olarak kabul etti. İstinaf eden Bidayet Mahkemesinin suç ortaklığı hususundaki bulgusunun yanlış olgulara istinad ettiğini ileri sürdü. -İstinaf eden müştekinin sanığın işlediği suçta Mahkemenin istinat ettiği olgulardan başka olgulara dayanarak suç ortağı bulunması gerektiğini ileri sürdü. Müştekinin bu davada suç ortağı olup olmadığı mühim rol oynamamaktadır. Çünkü
bir an için müşteki s-uç ortağı addolunmasa dahi, suç cinsel bir suç olduğu cihetle teyit edici şahadet bakımından ayni kurallara tabidir.
Sanığın aleyhine yalnız müşteki şahadet vermiştir. Bidayet Mahkemesi huzurunda verilen şahadete göre müşteki psikopat ve geri -zekalı birisidir. Müştekinin verdiği tüm şahadet başka herhangi bir şahadet tarafından desteklenmemektedir. Başka bir deyimle müştekinin verdiği şahadetin herhangi bir kısmı esasa müteallik olsun veya olmasın, herhangi bir şahadet tarafından desteklenmiş- değildir.
Bu davada, Mahkemenin bulgusuna göre, olgular kısaca şöyledir: Müşteki 17 yaşında olup 7 seneden beri sanığı tanımakla beraber sanıkla 16 Eylül 1973'e kadar hiç konuşmamıştı. Müşteki 16 Eylül 1973'de Yeni Camide Mustafa Halil'in kahvesine- gittiğinde sanığın bir İngiliz ile içki içtiğini gördü. Bunlara ilâveten kağıt oyunu oynayan 4-5 kişi daha vardı. Kahveci müştekiye sanığa arkadaşlık etmesini ve ingilizi Girne'ye götürmelerini söyledi. Sanık da müştekiyi masasına davet etti. Müştekiye- bir kadeh içki ısmarladılar ve sanık ile İngiliz de kadehlerindeki içkileri içtiler. Daha sonra kalkıp otomobile girdiler, takriben saat 8.30'da Girne'ye vardılar. Girne'ye vardıklarında 6'ncı mil yoluna döndüler ve köprüyü geçince sağa dönerek bahçeli b-ir eve geldiler. Mutfak odasına geldiklerinde İngiliz birer içki döktü. İçince yukarı çıktılar. Yukarıda iki tek kişilik karyola vardı. İngiliz ışığı söndürdü ve pancurları açtı. O gece ay ışığı vardı. Sanık müştekiye soyunmasını teklif etti. İngiliz d-e dahil soyundular. Yalnız kilotla kaldılar ve karyolaya oturdular. İngilizin kilotları çıkarmalarını da teklif etmesi üzerine sanık ile müşteki kilotlarını çıkardılar. Sanık müştekiye kendisi ile cinsi münasebette bulunacağını, müştekinin de İngiliz il-e cinsi münasebette bulunacağını söyledi. Müşteki kendisinin böyle hastalığı olmadığını söyledi. Bunun üzerine sanık müştekiyi kaktırdı ve müşteki yatağın içine düştü, sanık müştekinin iki ayağını aldı, üstüne doğru çekti ve müştekiyi kullanmaya başladı.- Duhul oldu, müşteki sızladı. Sanığın spermleri müştekinin ayakları üstüne aktı. Sanık müştekiye İngiliz ile cinsi münasebette bulunmasını söyledi. İngiliz yatıyordu müşteki de İngilizin yanına gidip İngiliz ile cinsi münasebette bulundu. Bundan sonra -sanık ile müşteki evden ayrıldılar Lefkoşa'ya geldiler. Buluştukları kahvenin yanında müşteki indi. Müşteki şahadetinde, o geceden maada başka birisinin kendisini kullanmadığını söyledi.
Teyid edici şahadeti gerektiren suçlarda sadece müştekinin şa-hadetine dayanarak mahkûm etmenin salim olmadığı hukuk prensibi göz önünde tutulduğunda sadece müşteki veya suç ortağının şahadetine dayanılacaksa müşteki veya suç ortağının şahadetinin büyük bir itina ile incelenmesi gerekir. Bir şahidin doğruyu söyleyip- söylemediğine kani olmak birçok hususlara bağlıdır. Birçok hallerde şahidin söyledikleri başka tatminkâr şahadet tarafından teyid edilirse o şahidin doğru söylediği meydana çıkabilir. Bu nedenledir ki bilhassa ceza davalarında esas şahidin söyledikleri, -mümkün olduğu hallerde, başka şahadet tarafından teyid edilmesi yönüne gidilmektedir. Herhangi bir davada herhangi bir şahidin söylediklerini teyit etme bakımından başka herhangi bir şahadet yoksa, o zaman böyle bir şahidin ilk istintakında ve mukabil i-stintakı sırasında söyledikleri ile herhangi bir tenakuz olup olmadığı araştırılır. Bu hususta Taylor On Evidence 12. baskı, Vol. I s.55'de şunlar yer almaktadır:-
"This belief is strengthened by our knowledge of
the narrator's reputation f-or veracity and intelli-
gence, by the absence of conflicting testimony and
by the presence of that which is corroborating and
cumulative."
Sanığın avukatı müştekinin esas istintakı esnasında verdiği şahadetle mukabil istintak esn-asında verdiği şahadet arasında veya bağımsız doktor şahadeti arasında esaslı tenakuzların mevcut olduğunu belirtti. Sanığın avukatı esas tenakuzları şöyle özetledi:
1. Müşteki hayatında 16 Eylül 1973'den maada pasif olarak cinsi münasebette bulunma-dığını belirtti. Halbuki kendisini 22 Eylül 1973'de muayene eden Dr Bekiroğlu müştekinin en azdan 4-5 defa pasif olarak cinsi münasebette bulunduğu kanaatında olduğunu söyledi.
2. Müşteki istintakında sinir hastahanesinde kalmadığını, bir seneden be-ri doktora gitmediğini söyledi. Halbuki kendisini 26 Mayıs 1969'da muayene eden Dr. Salih Ramadan'ın verdiği şahadete göre müşteki 26 Mayıs 1969'dan 30 Mayıs 1969'a kadar Ruh Hastahanesinde yattı, kendisini 10 defa poliklinik hastası olarak ve en son 5 Ha-ziran 1973'de gördü.
3. Müşteki hadiseden bir hafta sonra polis tarafından arandığını ve bunun üzerine polise gittiğini belirtti halbuki meseleyi tahkik eden PÇ 412 Mehmet Muhammed müştekinin bizzat kendisinin polise geldiğini ve yazılı şikâyette bul-unduğunu, polis tarafından hiçbir zaman aranmadığını belirtti.
4. Müşteki esas istintakında sanığın kendine soyunmasını teklif ettiğini ve İngiliz de soyunduğunu belirttiği halde, mukabil istintakında mecbur edildiği için soyunduğunu belirtti.
-Sanığın avukatı istinafın duruşmasında müşteki şahadetinde kahvehanede sanık, İngiliz ve kahveciye ilâveten 4-5 kişi olduğu halde herhangi birisinin şahadet vermek için çağırılmadığını, Girne'de müştekinin tarif ettiği bir evin mevcut olup olmadığı hususun-da müştekininkinden maada şahadet olmadığını ileri sürdü.
Müştekinin verdiği şahadetin teste tabi tutulan bazı kısımlarının doğru olmadığı sarahaten görülmektedir. Müştekinin geri zekâlı bir psikopat olduğunu, müştekinin şahadetinde söylediklerinin -meselâ kahvede buluştukları, Girne'deki ev hususunda tarafsız şahadet verilebileceği halde, tarafsız şahadet verilmediğini, vaka gününde müşteki ile sanığı beraber gösterecek müştekinin şahadetinden maada şahadet olmadığını, kendi şahadetinin bazı kısımlar-ının tarafsız iki doktor şahit tarafından desteklenmediğini, esas istintakında verdiği şahadet ile mukabil istintakında ayni konuda verdiği şahadet arasında çelişki olduğunu ve suçun bir cinsel suç olduğunu nazarı itibara alarak sanık aleyhine verilen şaha-detin ceza davalarında aranan ikna edici şahadet olamayacağı kanaatındayız. Sanık aleyhine verilen şahadetin doğru olma ihtimali varsa da sanığın mahkûm edilebilmesi için verilen şahadetin makul şüpheden ari bir şekilde doğru olması gerekir. Kanaatımızca- tüm şahadet incelendiğinde sanık aleyhine suç makul şüpheden ari bir şekilde isbat edilmediği kanaatına varmak daha uygun olur ve bu nedenle
sanığa şüphe menfaatı verilerek sanığın beraat etmesi gerekirdi.
Yukarıda belirtilenlerin ışığında istinaf k-abul edilir. Sanık aleyhine verilen mahkûmiyet ve ceza emri iptal edilir.
Yüksek Mahkeme
31 Ocak 1974.
3-67
Full & Egal Universal Law Academy