-YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA Ceza İstinaf No. 31/73
(Dava No. 3180/73, Lefkoşa)
M.Necati Münir, Başkan, Ülfet Emin ve
Ahmet İzzet, Üye.
İstinaf eden: Derviş Halil, Lefkoşa
(Sanık)
- - ile -
Aleyhine istinaf edilen: Türk Emniyet Müdürlüğü
a r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Gürsel E. Kadri, Rifat Mehmet ve Mustafa Varol.
Aleyhine istinaf edilen namına: Argun F. Korkut.
Fasıl 154- Ceza Yasası - Yasa'nın 171(a) maddesine aykırı
tabiat kurallarına aykırı cinsi münasebette bulunma.
Ceza Usulü - Şahadet - Teyit Edici Şahadet - Cinsel suç-
larda sadece Müştekinin şahadetine dayanarak Sanığı
mahkûm etmenin salim olmamas-ı - Teyit edici şahadetin
suçun işlendiğini ve işlenen suçun Sanık tarafından
işlendiğini gösterir nitelikte olması gerektiği.
OLAY: Sanık, iki farklı tarihte, iki farklı yerde Müşteki
ile tabiat kurallarına aykırı cinsi münasebet-te
bulunmakla itham edildi. Bidayet Mahkemesi, cinsel
suçlarda sadece Müştekinin şahadeti ile Sanığı mahkûm
etmenin salim olmadığını dikkate aldı. Ancak teyit
edici şahadetin mevcut olduğu bulgusunu yaparak
Sanığı her iki- suçtan mahkûm etti. Sanığa birer yıl
hapis cezası verildi.
Sanık, mahkûmiyet aleyhine istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, cinsel suçlarda sadece Müştekinin
şahadet ile Sanığı mahkûm etmenin salim olmadığını,
mahkûm etmek için ar-anan teyit edici şahadetin suçun
işlendiğini, ve işlenen suçun Sanık tarafından işlen-
diğini gösterir nitelikte olması gerektiğini belirtti
2. davada Bidayet Mahkemesinin kabul ettiği teyit
edici şahadetin suçun Sanık tarafından -işlendiğini
gösterir nitelikte olduğunu dikkate alan Yüksek Mah-
keme 2. dava aleyhine yapılan istinafı reddetti. 1.
davada ise teyit edici şahadetin bu nitelikte olma-
dığını kabul ederek verilen mahkûmiyet kararını iptal
etti.-
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
Rex V. Baskerville 12 Cr. App. R. s.81.
H Ü K Ü M
İstinaf eden (sanık) 6.12.1973 tarihinde Lefkoşa Kaza Mahkemesi tarafından Fasıl 154, Ceza Kanununun 171(a) maddesine aykırı olarak 10--19 Eylül 1973 tarihleri arasında Lefkoşa'da Kurtbaba sokağındaki bir evde Lefkoşalı Yılmaz Hasan ile tabiat kurallarına aykırı yani anüs'den cinsi münasebette bulunduğundan ve 19 Eylül 1973 tarihinde Lefkoşa'da Yeni Cami ile Fuzuli Sokakları kavşağındaki b-ir kahvehanede Lefkoşalı Yılmaz Hasan ile tabiat kurallarına aykırı yani anüs'den cinsi münasebette bulunduğundan kabahatlı bulunarak her iki suçtan ayrı ayrı, her iki ceza beraber çekilmek şartı ile, birer yıl hapse mahkûm edildi.
İstinaf eden Biday-et Mahkemesinin huzurundaki şahadet sanığı şüpheden ari olarak mahkûm etmeye yeterli olmadığı halde sanığı mahkûm etmekle ve teyid edici şahadet olmamasına rağmen teyid edici şahadetin var olduğuna karar verip sanığı mahkûm etmekle hata ettiğini ileri süre-rek, mahkûmiyet aleyhine istinaf eyledi.
Bidayet Mahkemenin bulgusuna göre olgular kısaca şöyledir: Müşteki 26 Kasım 1958 doğumlu olup duruşma gününden önce bir seneden beri Yeni Cami'deki Mustafa dayının kahvesine gidiyordu. Kahveciden veresiye sig-ara ve diğer şeyler alarak K.L.44.- borcu birikmişti. Eylül ayında işsiz ve parasızdı. 0 gün kahvede iken kahveciden bir sigara aldı. Kahveci kendisine sigarayı verirken birşeyler söyledi. Bunun üzerine ve kahvede oturan sanığın çağırması üzerine sanığı-n yanına gidip oturdu. Sanık ile beraber iki bira içtiler. Parayı sanık ödedi. Ertesi gün müşteki kahvede yine sanık ile karşılaştı. Sanık kendisine tekrar bira ısmarladı ve kahveciden istediğini alıp yemesini, arzu ederse sigara almasını, parasını ödeye-ceğini söyledi. Müşteki o tarihten sonra günde iki paket sigarayı sanığın hesabına almaya başladı. Bir gece de sanık müşteki ile müştekinin arkadaşı Kenan'a yemek ısmarladı. Sanığın hesabına yiyip içmek bir hafta kadar sürdü. Sanık müştekiye kaldığı ot-el odasını tarif etti ve kendisini ziyaret etmesini söyledi. Ertesi gün müşteki saat 2.30'da sanığın Kurtbaba sokağındaki otelde kaldığı odaya gitti. Sanık iç donu ve fanila ile yatıyordu. Sanık giyindi, bira getirdi ve içtiler. Birayı içtikten sonra s-anık müştekiye cinsi münasebette bulunmak için K.L.1.- verdi. Müşteki kabul etti ve sanık müşteki ile tabiat kurallarına aykırı yani anüs'den cinsi münasebette bulundu. Bundan sonra müşteki kahvede sanık ile buluşmaya ve sanığın hesabına sigara almaya de-vam etti. Tahminen bir hafta sonra 19 Eylül 1973'de müşteki sanık ile kahvede buluştu, yiyip içtiler, hesabı sanık ödedi. Kahvede ikisi ve kahveciden başka hiç kimse kalmayınca sanık müştekiye kahvedeki musandraya çık-malarını teklif etti. Yukarıya çıkt-ılar, beraber bir bira daha içtiler ve sanık cinsi münasebette bulunmalarını teklif etti. Müşteki kabul etti. Sanık müşteki ile tabiat kurallarına aykırı anüs'den cinsi münasebette bulundu.
Sanık Mahkemede yemin tahtında şahadet vermedi ancak olduğ-u yerden yemin vermeden konuştu. Sanık itham olunduğu suçu işlediğini inkâr etti ve ilâveten kazandığı para ile kendisinin geçinemediğini, bu nedenle gençlere ısmarlamasının doğru olamayacağını, ayrıca 1963'de geçirdiği bir fıtık ameliyatından beri zekeri-nin kalkmadığını, dolayısıyle bu suçu işleyemeyeceğini iddia etti.
Müdafaa şahidi olarak çağırılan Dr. Kaya Bekiroğlu ise sanığı muayene ettiğini ve sanığın cinsel organlarının normal olduğunu, ereksiyon ile fıtık ameliyatının hiçbir ilgisi olmadığın-ı söylemiştir.
Bidayet Mahkemesi sanığın ereksiyon ile ilgili söylediklerinin Dr. Kaya Bekiroğlu'nun şahadeti ışığında doğru olmadığını belirtti. Bidayet Mahkemesi müştekinin olayları kesinlikle ve kendine güvenerek anlattığına kanaat getirerek müşte-kinin şahadetini güvenilecek bir şahadet olarak kabul etti. Mamafih Bidayet Mahkemesi cinsel suçlarda yalnız müştekinin veya bir suç ortağının şahadetine dayanarak herhangi bir şahsı mahkûm etmenin salim olmadığı prensibine uyarak teyid edici şahadet a-ramanın daha uygun olacağı kanaatına vardı. Bu gibi davalarda teyid edici şahadetin müşteki veya suç ortağının suç ile ilgili söylediklerinin doğruluğunun olasılı (probable) olduğunu gösteren veya gösterebilen nitelikte olması gerekir. Başka bir deyimle -teyid edici şahadetin suçun işlendiğini ve işlenen suçun sanık tarafından işlendiğini gösterir nitelikte olması gerekir. Bu hususta Rex v. G. Baskerville 12 Cr.App.R.81 davasında Lord Scrutton C.J. s.89'da şunları söyledi:-
"What is required is - some additional evidence
rendering it probable that the story of the accomp-
lice is true and that it is reasonably safe to act
upon it."
s.91'de ise şunları söyledi:-
"We hold that evidence in corroboration must be
- independent testimony which affects the accused by
connecting or tending to connect him with, the crime
In other words, it must be evidence which implicates
him, that is, which confirms in some material parti-
cular not only the e-vidence that the crime has been
committed, but also that prisoner committed it .....
The nature of the corroboration will necessarily
vary according to the particular circumstances of
the offence charged. It would be in a -high degree
dangerous, to attempt to formulate the kind of evi-
dence which would be -regarded as corroboration,
except to say that corrobo-rative evidence is eviden-
ce which shews or tends to shew that the story the
accomplice that the accused committed the crime is
true, not merely that the crime has been committed,
but that it was committed by the accused."
-Bidayet Mahkemesi müştekinin şahadetinin bağımsız şahadet tarafından desteklendiği kanaatına varmıştır ve teyid edici şahadet olarak aşağıdakilerini göstermiştir:-
1. 7. şahit Kenan Ahmed'in müşteki ile birlikte makarna yemek yediklerini ve parasını -sanığın ödediğini söylemesini.
2. Sanığın 8. şahit Turgay İbrahimle "madem ki kabul etmezsin bana başka bir çocuk bul ve kullanayım. Benim eve getir ve masraflarını karşılayacağım" demesini.
3. Sanığın 9. şahit polis eri Öncel Güney'e "Bunlar -Mustafanın işidir. Her gidene bu çocuğu (yani müştekiyi) ısmarlar, puşttur, bana da bu hususta teklifte bulundu" demesini.
4. Sanığın polise verdiği gönüllü ifadesinde kabul ettiği hususlarını.
Şimdi de Bidayet Mahkemesinin teyid edici şahadet- olarak yukarıda belirtilen şahadetin hakikatta teyid edici şahadet olup olmadığını araştıralım. İlk önce yukarıda şahadet olarak belirtilen teyid edici şahadetin 2. dava yani 19 Eylül 1973'de işlenen suçta teyid edici şahadet niteliğinde olup olmadığını a-raştıralım. 7. şahit Kenan Ahmed şahadetinde müşteki ile makarna yediğini ve parasını sanığın ödediğini söylemiştir. Ancak ayni şahit şahadetinde yemeği sanığın ödediğini kendisine müştekinin söylediğini söylemiştir. 7. şahidin şahadeti müştekinin makarna- yediğini desteklemekle beraber yemek parasını sanığın ödediğini desteklememektedir. Çünkü bu şahit sanığın yemek parasını ödediğini bizzat görmemiş, ancak müştekinin söylediklerini belirtmiştir. Kaldı ki yemek parası hususunda şahidin söylediklerinin doğ-ru olduğu kabul edilse dahi bu olay sanık ile 19 Eylül'de işlendiği iddia olunan suç arasında bağlantı kurar mı? Kanaatimizce bu şahadet 19 Eylül'de işlendiği iddia olunan suçun sanık tarafından işlendiğini gösterir nitelikte değildir. 8. şahit Turgay'ın -sanığın kendisine söyledikleri nazarı itibara alındığında, söylenenlerin 19 Eylül'de işlendiği iddia olunan suçun sanık tarafından işlendiğini gösterir nitelikte değildir. 9. şahit polis erinin sanığın kendisine söyledikleri de nazarı itibara alındığında s-öylenenlerin 19 Eylül 1973'de işlendiği iddia olunan suçun sanık tarafından işlendiğini gösterir nitelikte değildir.
Sanık gönüllü bir ifade vermiştir. Sanığın gönüllü ifadesi Emare II olarak Mahkemeye ibraz edilmiştir. Sanık verdiği gönüllü ifadede- şunları söylemiştir:-
"19.9.1973 tarihinde saat 23.30 raddelerinde
kahvehanede ben, Yılmaz isimli bir çocuk, Ersin,
Turgay ve Mustafa bulunuyordu. Ben, Ersin ve
Turgay ile bir masada oturup Mustafa'nın bu utan-
- mazlıklarını konuşuyorduk........ Bir ara bana
Mustafa çağırdı ve yanına gittiğim zaman bana 'ben
kahveyi kapayacağımı söyleyeceğim, onlar kaçsın ve
Yılmazı alalım yukarı çıkalım ve kullanalım dedi.
Ben de Mustaf-a'ya 'ben yoğum, sen al yukarı çıkart
bildiğin gibi yap' dedim ........... Daha sonra
Mustafa 'kahveyi kapayacağım' dedi ve Ersin,
Turgay ve Yılmaz kahveden ayrıldılar fakat Yılmaz
kahvenin bir kapısından çıktı, - diğer kapısından
yine kahveye girdi. 0 zaman Mustafa bana 'kapata-
lım kahveyi ve musandraya çıkalım' dediği zaman
'ben bu işte yoğum' dedim ve yüznumaraya girip
işedim. Çıktığımda Mustafa kahvenin kapılarını -
kapamıştı. Ben Mustafa'ya 'ben kaçıyorum bana bir
paket sigara ver' dedim. ........ Bunun üzerine
ben oradan kaçtım. 20.9.1973 tarihinde saat 18.00
raddelerinde yine kahvede Mustafa'ya '... benim
hesabıma- Yılmaz'a birşey vermeni istemem' dedim.
Daha sonra ise Yılmaz kahvehaneye geldi ve bana
'Mustafa'dan bir paket sigara istedim ve vermez'
dedi. Ben de o zaman Mustafa'ya benim hesabıma
bir paket sigara vermesini -söyledim."
- Müşteki 19 Eylül 1973 ile ilgili suçu anlatırken o gece kahvede 2-3 kişi olduğunu, daha sonra onların kaçtığını, yalnız kendisinin sanığın ve kahvecinin kaldığını, sanığın kendisine yukarıda musandraya çıkmalarını teklif ettiğini ve musandraya sanıkla- çıktıklarını, ondan sonra sanığın kendisini kullandığını, işlerini bitirdikten sonra kahveciden bir paket sigara aldığını söyledi. Görülüyor ki müştekinin 19 Eylül 1973'deki suç ile ilgili musandraya çıkıncaya kadar anlattıkları, sanığın gönüllü ifadesi i-le desteklenmektedir. Sanığın ifadesinde belirttikleri, 19 Eylül 1973'de işlenen suç ile ilgili müştekinin suçun işlenmesinden hemen öncesine kadar söylediklerini desteklemektedir. Kanaatımızca sanığın ifadesi müştekinin suçun sanık tarafından işle-ndiğine dair söylediklerinin doğruluğunun olasılı olduğunu gösterir niteliktedir. Bu nedenle 19 Eylül 1973'de işlenen suçta suçun sanık tarafından işlendiğine dair teyid edici şahadet mevcuttur.
-
Daha önce belirttiğimiz gibi Bidayet Mahkemesi müştekinin şahadetini güvenilir şahadet olarak kabul etmiştir. Suçun sanık tarafından işlendiğine dair güvenilir şahadeti destekleyen teyid edici şahadet mevcut olduğuna göre Bidayet Mahkemesi sanığı 2.- davada mahkûm etmekle herhangi bir hata yapmış değildir. Bu nedenle 2. dava ile ilgili yapılan istinaf reddolunur.
Şimdi de 1. dava ile ilgili yapılan istinafı ele alalım. Bidayet Mahkemesi yalnız müştekinin şahadetine istinad ederek sanığı mahkûm- etmeyi uygun bulmadığından sanığın suçu işlediğine dair teyid edici şahadetin mevcut olması gerekir. Bidayet Mahkemesi daha önce belirttiğimiz gibi sanığın suçu işlediğine dair müştekinin şahadetinin 4 hususta teyid edildiğini belirtmiştir. Bu 4 husus ay-rıntılı olarak hükmümüzde daha önce belirtilmiştir. Bu 4 hususu ayrı ayrı ele aldığımızda herhangi bir hususun sanığın suçu işlediğini gösterir nitelikte olmadığı kanaatındayız. Bidayet Mahkemesinin belirttiği 4 hususun teyid edici şahadet olduğu hususun-da bulgusu hatalıdır. Bu gibi hallerde yani Bidayet Mahkemesi teyid edici şahadet aradığı hallerde Bidayet Mahkemesinin tesbit ettiği teyid edici şahadet teyid edici değilse ve davada başka herhangi bir teyid edici şahadet mevcut değilse, sanığın kabahatl-ı bulunup mahkûm edilmemesi gerekir. Tüm zabıtları esaslı bir şekilde tetkik ettik. 1. davadaki suçun sanık tarafından işlendiğine dair herhangi bir teyid edici şahadet olmadığı kanaatına vardık. Bu nedenle 1. dava ile ilgili istinafın kabul edilmesi ger-ekir.
Netice olarak 1. dava ile ilgili yapılan istinaf kabul edilir. Mahkûmiyet kararı iptal edilir. 2. dava ile ilgili yapılan istinaf reddolunur. 1. davada istinaf kabul edildiği cihetle 2. davadaki hapislik cezasının mahkûmiyet tarihinden başlama-sı uygun görülür.
Yüksek Mahkeme
22 Şubat 1974.
373
Full & Egal Universal Law Academy