- Ceza İstinaf No. 3/74
(Dava No. 420/73; Lefke)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: M. Necati Münir, Başkan, Ülfet Emin ve
Ahmet İzzet.-
İstinaf eden: Veçhi Hüseyin Tahsildar, Bağlıköy.
(Sanık)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Türk Emniyet Müdürlüğü
a r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Gürsel E.- Kadri.
Aleyhine istinaf edilen namına: Argun F. Korkut.
Fasıl 154 Ceza Yasası - Yasanın 306(a) maddesine aykırı çalınmış
olduğunu bildiği keçileri zimmetine geçirme.
Hırsızlık malı tasarrufunda bulundurma - Suçun üç unsuru - Suç
unsurlarından biri o-lan çalınmış olduğunu bildiği malı tasarrufuna alma (guilty knowledge)in meselede var olup olmaması.
Ceza Usulü - Müdafaa - Sanığın müdafaası - Hırsızlık mal kabulü
suçunda Sanığın müdafaası - Sanığın malı elde ederken çalınmış olduğunu bilmediğine iliş-kin makul izahatının müdafaa oluşturması - Müdafaa olarak verilen izahatın doğru olma ihtimalinin mevcut olması halinde Sanığın beraat ettirilmesi.
Ceza Usulû - İspat - İddia Makamının suçun tüm unsurlarını şüpheden
ari olarak ispat etmesi - Hırsızlık m-al kabulü suçunda Sanığın malı hırsızlık olduğunu bilerek tasarrufuna aldığının İddia Makamınca şüpheden ari bir şekilde ispat edilmesi gerekir.
Recent possession Prensibi - Çalıntı mal çalındıktan kısa bir süre
sonra anığın tasarrufunda bulunursa ve Sa-nık malı nasıl elde ettiği hususunda makul bir izahat veremezse Sanığın malın çalıntı olduğunu bildiği farzolunur.
Kefalet - Sanığın İlk Mahkemece mahkûmiyet yanında sulhu koruması, iyi
ahlâk sahibi olması için 1 yıl süre ile kefalete bağla.nması.
Ceza- Usulü - Yargılama - Yargılama usulünde Sanığın kendine ait eşyayı
tanıyabilmesi için Mahkemece izlenebilecek yöntem.
Tanıma - Sanığın diğer eşyalar arasından kendine ait olanı tanıyıp
tanıyamaması.
Hırsızlık aıal kabulû suçu - Bazı hallerde Sanığın -malın hırsızlık
olduğunu bildiği farzolunur - Sanığın malı çok ucuza satın alması veya çalınmış mal tasarrufunda olduğu halde yoktur demesi veya çalındıktan çok kısa bir süre sonra makul izahat veremeyerek tasarrufunda malı bulundurması (recent possessio-n) gibi hallerde malın hırsızlık olduğunu bildiği addolunur.
Beraat - Sanığın, malın tasarrufu ile ilgili izahatının doğru olması
nedeniyle beraat etmesi.
OLAY: Müşteki ile Sanığın davarı kuyu başında buluştular. Oradan
ayrılan Müştekinin 4 keçisi kayb-oldu. Müşteki 3 keçisinin derilerini Sanığınkeçi sattığı şahısta gördü ve polise giderek bu derileri aldı.
Sanık gönüllü ifadesinde, bir başka şahıstan boğazlamak için
keçi aldığını ve derilerin bu boğazladığı keçilerden çıktığını
söyledi.
İlk Mahkeme San-ığı itham edildiği hırsızlık malı hırsızlık olduğunu bildiği halde zimmetine alma suçundan suçlu bularak
K.L.250.- para cezasına, ödenmemesi halinde 4 ay hapse ve1 yıl süre ile kefalete bağladı.
Sanık suçun şüpheden ari bir şekilde ispat edilmediğirıi il-eri sürerek mahkûmiyet aleyhine istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, hırsızlık mal kabulü suçunun 3 unsurunun da
İddia Makamınca ispat edilmesi gerektiğini belirtti. Sarıığın keçilerin nasıl tasarrufuna geçtiğine ilişkin izahatının diğer şahadetle tam o-larak desteklendiği ve dolayısıyle Sanığın çalıntı malı elde ederken hırsızlık olduğunu bilmediğini kanıtladığı kanaatine varan Yüksek Mahkeme mahkûmiyeti iptal ederek Sanığın beraatine karar verdi.
_________________-_
HÜKÜM
M. Necati Münir, Başkan: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Hâkim Ülfet Emin verecektir.
Ülfet Emin, Hâkim: İstinaf eden (sanık) 31.12.1973 tarihinde Lefkoşa Kaza Mahkemesi tarafından, Fasıl 154, Ceza Kanunu'nun 306(a) maddesine aykırı olarak-, 7 Eylül 1973 tarihinde Bağlıköy'de "Kolimbos" mevkünde Bağlıköylü Arife Rayıf'a ait K.L.3O.- kıymetinde iki adet sidere renk ve bir adet siyah litse renk keçileri, hırsızlık olduklarını bildiği halde zimmetine aldığından kabahatlı bulunarak derhal ödenme-k üzere K.L.250.- para cezası, K.L.3O.- tazminat ve K.L.5.500 mil masraf ödemesine emir verildi. Aksi takdirde sanık 4 ay hapse mahkûm edildi. Bunlara ilâveten ayrıca sanık sulhu koruması, iyi ahlâk sahibi olması için bir sene müddetle K.L.200.- kefalete b-ağlandı.
Sanık, suçun şüpheden ari bir şekilde isbat edilmemesine, veya suç unsurlarının birinin veya birkaçının isbat edilmemesine rağmen Bidayet Mahkemesinin sanığı mahkûm etmekle hata işlediğini ileri sürerek mahkûmiyet aleyhine istinaf eylemiştir.
Bi-dayet Mahkemesi huzurunda verilen şahadet ve Bidayet Mahkemesi hakiminin bulgularına göre 7 Eylül 1973'de müştekinin davarı ile sanığın davarı öğleye doğru bir su kuyusu başında buluştular. Ayni gün sanık kuyudan ayrıldıktan sonraki zamanlarda müştekinin 4- keçisi ortadan kayboldu. 8 Eylül 1973 tarihinde sanık Pendaya salhanesinde 26 keçi boğazladı ve bir canlı keçiyi de Pendayalı bir Ruma sattı. Ayni gün sanık boğazladığı 26 keçinin derilerini 3. şahit Mehmet İsmail Gigik'e sattı. Müşteki 9 Eylül 1973 tarih-inde polise giderek kaybolan 4 keçisi ile ilgili polise şikâyet yapmıştır. Bunun üzerine müşteki polis ile beraber İddia Makamı şahidi No.3'ün ambarına gittiler ve orada müşteki 3 keçinin derisinin kendine ait olduğunu ileri sürerek 3 keçi derisini, orada -mevcut olan takriben 50 keçi derisinden ayırdı. İddia Makamı şahidi No.3 müştekinin ayırdığı işbu 3 keçi derisinin bir gün ewel sanıktan satın aldığı derılerden olduğunu şahadetinde belirtti.
Sanık polis tarafından çağırıldığı 11 Eylül 1973'de polise bir -gönüllü ifade vermiştir. Verdiği gönüllü ifadede 7 Eylül 1973 tarihinde Aplıç' lı çoban Selçuk Osmanda.n Pendayada boğazlamak için 28 keçi aldığını, bu keçileri Bağlıköy'e götürürken bir tanesinin geri kaldığını, geri kalan bu keçiyi daha sonra Selçuğun bu-larak kendisıne verdiğini, bu keçilerden bir tanesinin Bağlıköy'de boğazlandığını, geriye kalan 27 tanesini 8.9.1973 tarihinde Pendaya'ya götürdüğünü, orada 26 tanesini salhaneda boğazladığını ve bir tanesini de canlı olarak bir Ruma sattığını belirtti. Bo-ğazladığı 26 keçinin derilerini de İddia Makamı Şahidi No.3'e sattığını kabul etti.
Bidayet Mahkemesi huzurunda Selçuk Osman bizzat şahadet vermiştir. Selçuk Osman şahadetinde sanığın ifadesini tamamen desteklemiştir. Bidayet Mahkemesi Selçuğun şahadetini- tezekkür ederken Mahkemenin sorularına verdiği cevaptan mada, diğer şahadetini kabul etmemiştir. Bidayet Mahkemesinin sorularına verdiği cevapta ise aynen şunlar yer almaktadır:-
"Ben kasaphaneye takriben 8'e doğru gittim. Yolda saat 7 sularında buluşmuşt-uk. Sanık ile konuşmadık. Kasaphanede hiç konuşmadık. 10 tane kadar boğazlanmış hayvaxı vardı orda Benim hayvanlarımdı bunlar, kimisi yüzülmüş, kimisi yüzülmedikti. Deriler orda idi. Derilere bakmadım. Hayvanlarım Hep ufaktı. 26 tane deriyi teslim ettik. T-eslim ettiğimiz derilere bir bir bakmadım. Veçhi teslim etti, derileri, ben yakında değildim. 26 tane olduğunu saydım.
Teslim alıp verme sanık ile Mehmet dayı arasında oldu. İyi eminim ki benimdirler. Benim sattıklarım arasında 3 yaşında ve büyük olan da v-ardr."
3. şahit ise mahkemede verdiği şahadette sanığın ayni gün Pendaya'da bir Ruma canlı bir keçi sattığını söyledi.
Sanığın itham olduğu 8 suçtan kabahatlı bulunması için İddia Makamının suçun 3 unsurunu makul şüpheden ari bir şekilde isbat etmesi ger-ekir. Bunlardan 1'incisi dava konusu olan keçilerin çalınmış olması, ikincisi bu keçilerin sanığın tasarrufunda bulunması, üçüncüsü ise sanık bu keçileri tasarrufuna alırken bu keçilerin çalınmış ve/veya gayri kanuni bir şekilde elde edildiğirıi bilmiş olm-ası. (guilty knowledge).
Bidayet Mahkemesi huzurunda kabul ettiği şahadete göre İddia Makamı şahidi No.3'ün ambarından alınan 3 keçi derisi, müştekinin kaybolan keçilerine aitti. Bu derilerin Pendaya salhanesinde boğazlanan hayvanlardan gelmiş olduğu da s-arihtir. Dolayısıyle bu keçiler 7 ve 8 Eylülde canlı olarak sanığın tasarrufunda bulunmakta idi. Bundan görülüyor ki İddia Makamı isbat etmesi gereken suçun l. ve 2. unsurunu makul şüpheden ari bir şekilde isbat etmiştir. Geriye kalan unsur 3. unsurdur. İd-dia Makamının bu unsuru da yani sanığın keçileri tasarrufuna aldığı zaman işbu keçilerin çalınmış veya gayri kanuni bir şekilde elde edilmiş olduğunu bildiğini isbat etmesi gerekir. Bu hususta İddia Makamı direkt herhangi bir şahadet ibraz etmiş değildir. -İddia Makamı yalnız sanığın çalınmış olan keçileri, çalındıktan kısa bir zaman sonra tasarrufunda bulundurduğundan sanığın bu keçilerin hırsızlık olduğunu bilmesi gerektiği prensibine dayanmaktadır, yani "recent possession" prensibi. Hiç şüphe yoktur ki ça-lınan bir mal, çalındıktan kısa bir zaman sonra herhangi bir şahsın tasarrufunda bulunursa ve o şahıs tasarrufunda bulundurduğu malın tasarrufuna nasıl geçtiği hususunda doğru olabilecek bir izahat veremezse, o zaman böyle bir şahıs bu gibi malı tasarrufun-a aldığında hırsızlık veya gayri kanuni bir şekilde elde edildiğini bildiği addolunur. Bu meselede ise sanık kaybolan keçilerin tasarrufuna nasıl geldiği hususunda polise derhal bir izahat vermiştir. Polise vermiş olduğu bu izahat sanığın gönüllü ifadesind-e mevcuttur ve bu gönüllü ifade Mahkemeye şahadet olarak ibraz edilmiştir. Daha ewel belirttiğimiz gibi sanığın gönüllü ifadesinde ileri sürdükleri İddia Makamı şahidi No.2 Selçuk ve satılan bir canlı keçi hususunda İddia Makamı Şahidi No.3 tarafından tama-men desteklenmiştir. Kanaatımızca sanık tasarrufunda bulunan 3 keç,inin nasıl tasarrufuna geldiği hususunda makul bir izahat vermiştir. Verilen izahatın doğru olma ihtimali olması kâfidir. Kaldı ki bu davada kanaatımızca sanığın verdiği izahat yalnız doğru- olma ihtimalinde olmayıp, kesinlikle doğru olduğu İddia Makamı şahidi No.2 Selçuk ve canlı keçi hususunda İddia Makamı şahidi No.3 tarafından isbat edilmiştir. Bu nedenle İddia Makamı sanığın dava konusu keçileri tasarrufuna aldığı zaman dava konusu keçil-erin çalınmış veya gayri kanuni bir şekilde elde edilmiş olduğunu bildiğini makul şüpheden ari bir şekilde isbat edememiştir. Bunun için sanığın kabahatlı bulunup mahküm edilmemesi gerekir. Bidayet Mahkemesi sanığı mahkûm etmekle hata etmiştir.
Bu nedenl-e istinaf kabiıl edilir. Bidayet Mahkemesinin mahkûmi- yet kararı iptal edilir.
Yüksek Mahkeme
18 Şubat, 1974.
Full & Egal Universal Law Academy